Sayfa yolu
Sertaç Kayar Time listesine giren fotoğrafını anlattı
Yayın Tarihi: 27.11.2023 , 12:58 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Time Dergisi, 2023 yılının en iyi 100 fotoğrafını belirledi. 2023 yılında dünyanın birçok yerindeki toplumsal olaylardan seçtiği fotoğraflar arasında Türkiye'den de fotoğraflar yer alıyor. Time Dergisi'ne göre, Türkiye'nin 2023 yılındaki gündemleri arasında en belirleyici olanı 6 Şubat depremi. Türkiye'den listeye giren fotoğraflar, depremde çekilenler arasından seçilmiş bu nedenle.
Listeye giren fotoğraflardan birisi de Sertaç Kayar'a ait. Sertaç Kayar, özellikle de bölge haberleriyle tanınan gazetecilerden. Kendisinin deprem sürecinde Diyarbakır'da yaptığı haberler ve çektiği fotoğraflar, o dönem hem depremin yaşattığı yıkımı belgelemiş, hem de dayanışmayı kayıtlara almıştı. Sertaç Kayar, Time Dergisi'nin 2023 yılının en iyi 100 fotoğrafı arasına aldığı fotoğrafın öyküsünü soL'a anlattı
Savaş ile deprem arasındaki ince çizgi
Sertaç Kayar, fotoğrafı, depremin ilk günü sabah saatlerinde Diyarbakır’da çekmiş. Yaralı çocuğun 7 saat sonra enkaz altından çıkarıldığı anda kayda aldığı bu fotoğrafı anlatırken yaşanan büyük yıkımdan söz ediyor.
Depremin ve savaşın yarattığı duygular farklı olsa da, kadraja yansıyan çok fazla ortak özelliği var. Sertaç Kayar'a bu ayrımı soruyorum. Zira kendisi "Hendek Savaşları" olarak bilinen 2015 yılındaki Kürt illerinde yaşanan yıkıma tanıklık eden gazetecilerden. Kayar deprem ile savaş arasındaki ayrımı şu sözlerle anlatıyor:
"2015 yılında yaşanan sürece de tanıklık ettim. Silvan, Sur, İdil, Cizre, Şırnak, Nusaybin, Yüksekova gibi çatışmaların yaşandığı tüm ilçelere giderek yaşanan süreci ve yıkımı bir gazeteci olarak yerinde görerek tanıklık ettim. Gerçekten korkunç zamanlardı. 6 Şubat depremindeki yıkım görüntüleriyle nerdeyse aynıydı. Depremdeki yıkımın fotoğraflarını çekerken o manzara bir kez daha gözümde canlanmıştı. Depremle arasındaki tek fark havada barut kokusunun olmamasıydı diyebilirim. Yıkım, ölüm, gözyaşı, ağıtlar, siren sesleri vs hepsi aynıydı."
'Çocuğun yüzündeki acıyı görünce sarsıldım'
Neler hissettin peki bu fotoğrafı çekerken? Hatırlıyor musunuz o anları?
"Depremin şokunu henüz üzerimden atamamışken kendimi sahada buldum. Yıkılan binaları gezerken fotoğrafı çektiğim Tesisler mevkiine geldim. Burada biraz fotoğraf çekerken, enkaz altında yaralıların çıkarılmaya çalışıldığını öğrendim. Ben de o anı çekebilmek için beklemeye geçtim.
Tabi beklerken defalarca alandan uzaklaştırılmaya çalışıldım, çekim yapmam engellenmeye çalışıldı. Israrlı bekleyişimi sürdürüp yaşanan yıkımı her boyutuyla çekmek istiyordum. Yaklaşık bir saat sonra görevlilerin yaralı birini çıkardığını gördüm, o kargaşa içerisinde fotoğrafı çekmeye çalışırken, çıkarılan yaralının küçük bir kız çocuğu olduğunu fotoğraf makinasının vizöründen gördüm. Bağrışmalar, siren sesleri vs bir an donup kalmıştı bende. Sadece çocuğa odaklanmıştım. Çocuğun yüzündeki acıyı görünce sarsıldım. O sırada gözümün yaşardığını fark etmemiştim bile. Donup kaldım bir süre. Yaşlı bir amca elini omzuma koyup ‘tamam’ deyince toparlandım. Çocuğun yaralı çıkarılması herkeste olduğu gibi bende de enkaz altında kalanların yaralı çıkarılacağı umudu yarattı."
'Tanışmaya cesaret edemedim'
Sertaç Kayar o günleri anlatırken tüm yaşananlar tekrar insanın gözünden bir film sahnesi gibi canlanmaya başlıyor. İnsanların yaşadıkları çaresizlik, bir başınalık, yıkıntılar arasında aranan yaşamlar ve her şeye rağmen devam eden umut. Kurtarılan çocuğun adı Arin'miş. Arin ile tanışma şansın oldu mu diye soruyorum kendisine. Ancak Sertaç Kayar buna cesaret edemediğini ifade ediyor. Zira halen birçok yara sarılabilmiş değil. Sertaç Kayar bu süreci şu sözlerle anlatıyor:
"Fotoğrafı çektikten sonra bir arkadaş aracılığı ile çocuğun durumunu ve adının Arin Jinda olduğunu öğrendim. Annesini, babasını ve küçük kardeşini kaybetmişti. Hastanede tedavi gördüğünü ve psikolojik olarak durumunun çok kötü olduğunu öğrendim. Yaşadığı travmayı atlatamamıştı. Bu nedenle görüşemedim. Fotoğraf TİME’da ilk 100’e seçildikten sonra yakınları ile iletişim sağladım. Ve halen fizik tedavi gördüğünü ve yaşadığı travmayı atlatamadığını öğrendim. Halen krizlerin geldiğini ve yaşamını yitiren anne babasını istediğini söylediler. Yani yaşadığı süreci henüz atlatamamış. Açıkçası bu durum karşısında ben de cesaret edemedim."
'Bu fotoğraf da o dönem yaşanan acının fotoğrafıydı.'
Sertaç Kayar'a çektiği fotoğrafın Time Dergisi'nin 2023 yılının en iyi ilk 100 fotoğrafından biri olarak seçilmesini ilk nasıl öğrendiğini, ilk duyduğunda neler hissettiğini sorunca birçok duyguyu aynı anda tarif etme ihtiyacı duyuyor. Bir yandan emeğinin değer görmesi, diğer yandan depremin ilk günlerinde yaşadığı duygular... Bir yanda bir fotoğraf, diğer tarafta fotoğrafta uzanmış umut ile endişe arasındaki Arin'in battaniye altındaki duruşu...
Konuşmasına şu sözlerle devam ediyor Sertaç:
"Deprem sürecinde çekilen fotoğrafların böylesine yankı uyandıracağını ve dünyaca ünlü bir dergide 2023 yılının en iyi 100 fotoğraf arasında yer alacağı aklımın ucuna dahi gelmiyordu. Çünkü, deprem sürecinde biz de aynı şekilde birer depremzedeydik, mağdurduk, evimizden çıkmıştık. Tabii sürecin tüm zorluğuna rağmen bir taraftan da işimizi yapmaya, mesleğimizi sürdürmeye çalışıyorduk. O günlerde aklımızdaki tek şey günün sonunda nereye gideceğimiz ve nerde kalacağımızdı. Nerede kalacağız, neresi barınma için risksizdir, kafamızı meşgul eden sorular bunlardı. Tabii depremden sonra fark ettim, bu fotoğrafın Türkiye’deki depremi dünya kamuoyuna duyuran fotoğraflardan bir tanesi olmuştu. The Times, The Guardian, The New York Times, BBC NEWS, CNN, CNBC gibi dünyaca ünlü basın kuruluşları yaşanan depremi bu fotoğraf ile ilk sayfalarında duyurmuştu. Geçtiğimiz günlerde TİME Dergisi Instagram hesabı üzerinden beni etiketleyerek paylaşması ile bu fotoğrafın 2023 yılına damga vuran en etkili 100 fotoğraf arasına girdiğini öğrendim. Fotoğrafta, sedye üzerindeki çocuğun yüzündeki acıyı görünce o ana gittim bir an. Sonra çocuğun ailesini kaybettiğini, travma yaşadığını vs bir kez daha hatırladım. Tabii yaşadığımız gerçekten acı bir tabloydu. Bu fotoğraf da o dönem yaşanan acının fotoğrafıydı. Hafızalara öyle kazındı. Temennim hayatımızın bir gerçeği olan depreme karşı gerekli önlemlerin alınması ve benzer acıların yaşanmamasıdır."
'Kendimin de bir depremzede olduğunu ve evimin duvarlarında çatlak oluştuğu için eve giremediğimi akşam olunca fark ettim'
Sertaç Kayar aynı zamanda halkın haber alma hakkı için mücadele etmek zorunda kaldığını anımsatıyor bir yandan. Zira kendisi de birçok meslektaşı gibi o günlerde engellenmiş ve kimi örneklerde kendisinin görüntü almasına izin verilmemiş. Bir diğer nokta ise depremzedeleri haber yapmaya çalışan ama aynı zamanda kendisi de depremzede olan gazetecilerin yaşadıkları yabancılaşma. Belki de aksi durum olsaydı gazetecik faaliyetini yerine getiremezdi. Sertaç Kayar kendisinin de bir depremzede olduğu anı hatırlayışını şu sözlerle anlatıyor.
'6 Şubat depremi bana gazetecilik mesleğinin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösterdi. Yaşadığımız büyük sarsıntı, evin duvarında çatlak oluşması ve o telaşla kendimizi dışarı atarken bir taraftan da fotoğraf ve video çekerek haber geçmeye çalışıyorduk. O şoku atlatamamışken sıcağı sıcağına çalışmaya devam ettik. Tabi o zaman bile bazı yerlerde çekim yapmamız engellendi. Büyük uğraşlar ve mücadeleler ile o gün yaşananları çekmeye ve kamuoyuna aktarmaya çalıştık. Hava kararınca gidecek, kalacak bir yerimin olmadığının farkına vardım. Aslında kendimin de bir depremzede olduğunu ve evimin duvarlarında çatlak oluştuğu için eve giremediğimi akşam olunca fark ettim. Herkes gibi biz de günlerce dışarıda kaldık.'
6 Şubat depremi hepimizin hafızasında belli açılardan canlılığını koruyor. Bu hafızayı, bir daha enkaz altında kalmamak için yapılacakları böylesi fotoğraflar yeniden hatırlatıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
.jpg)
