Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

‘Sermayeden alınmayan öğrenciden alınıyor’: Harç zammına tepki

Üniversite harçlarına yeni eğitim-öğretim yılında ortalama yüzde 20 zam geldi. Barınmadan beslenmeye, ulaşımdan ders masraflarına kadar artan giderleri karşılamak için çalışmak zorunda kalan öğrenciler, şimdi de uzayan eğitimlerinin faturasını harçlarla ödüyor. Marmara, Hacettepe ve İTÜ öğrencileri soL'a konuştu.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 16.08.2026 , 00:46

Üniversite öğrencileri yeni akademik yıla bir zam haberiyle daha giriyor.

15 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'yla 2026-2027 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarında uygulanacak öğrenci katkı payları ve öğrenim ücretleri yeniden belirlendi. Birçok fakülte ve programda tutarlar geçen yıla göre ortalama yüzde 20 artırıldı.

Normal öğrenim süresindeki birinci öğretim ve açık öğretim öğrencilerinin katkı payları devlet tarafından karşılanırken, öğrenim süresini aşan öğrenciler harç ödemek zorunda. İkinci ve uzaktan öğretimde de öğrenim ücretleri öğrencilerin cebinden çıkıyor.

Yeni tarifeye göre yıllık katkı payı tıp fakültelerinde 4 bin 386 liraya, diş hekimliğinde 3 bin 669 liraya, eczacılıkta 2 bin 569 liraya, veteriner fakültelerinde 2 bin 911 liraya yükseldi.

Ancak öğrencilerin karşı karşıya olduğu ekonomik tablo harçlardan ibaret değil.

YÖK'ün açıkladığı son verilere göre Türkiye'de yaklaşık 6,7 milyon yükseköğretim öğrencisi bulunuyor. Bunların yaklaşık 3,7 milyonu örgün eğitim görüyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ise devlet yurtlarının toplam yatak kapasitesinin yaklaşık 1 milyona ulaştığını açıklıyor.

Yurt bulamayan öğrenciler yüksek kiralar ve özel yurt ücretleriyle karşı karşıya kalırken, barınma sorununu çözenler için de beslenme, ulaşım, kırtasiye ve sosyal yaşam giderleri her geçen gün daha ağır bir yük oluşturuyor. Çok sayıda öğrenci bu giderleri karşılayabilmek için eğitim hayatıyla birlikte çalışmak zorunda kalıyor.

Çalışmak ise derslerin kaçırılması, sınavlara hazırlanacak zamanın azalması ve kimi durumda okulun uzaması anlamına geliyor. Okulu uzayan öğrencinin önüne bu kez katkı payı çıkıyor.

soL'a konuşan Marmara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri de harç zammını tam olarak bu tablo içinde değerlendirdi.

'Öğrenci artık yalnız hayatta kalmaya çalışan bir genç anlamına geliyor'

Marmara Üniversitesi öğrencisi Emre, üniversitesinde çoğunlukla emekçi ailelerin çocuklarının eğitim gördüğünü, kendisi gibi çok sayıda arkadaşının haftanın üç-dört günü hizmet sektöründe çalışmak zorunda kaldığını anlattı.

Çalışmanın öğrencilerin okulla bağını zayıflattığını söyleyen Emre, hayat pahalılığının "öğrenci olmanın anlamını" değiştirdiğini belirtti:

Benim gibi neredeyse tüm arkadaşlarım hizmet sektöründe haftanın üç dört günü çalışmak zorunda kalıyor. Bu arkadaşlarımızın okulla ve dersleriyle kurdukları bağ zayıflıyor. Hayat pahalılığı öğrenci olmanın anlamını bütünüyle değiştirdi. Eskiden öğrenci dediğimiz kişinin ülkesine ve kendine faydalı olmak için alanında yoğunlaşan, geleceğe hazırlanan ve geleceği hazırlayan bir profili vardı. Bugün bu yoksulluk çarkında öğrenci dediğimiz varlık yalnız hayatta kalmak için çabalayan bir genç anlamına geliyor.

Bir öğrencinin dışarıda yemek yemesinin ya da kahve içmesinin bile sorgulanır hale geldiğini söyleyen Emre, harç zammına da tepki gösterdi:

Bir de utanmadan, usanmadan yurttaşlarına eşit ve ücretsiz eğitimi sunması gereken bu cumhuriyette harç zamlarını dayatıyorlar. Sermayeden alınmayan öğrenciden alınıyor. Sermayeye ayrılan bütçe öğrenciye ayrılmıyor.

Emre, öğrencilerin üniversitelerinden ve ülkelerinden uzaklaştırıldığını belirterek “Ancak bu memleket bizim, öyle kolay kolay bırakmayacağız” dedi.

'Çalıştığımız için kaçırdığımız derslerle okul uzuyor, sonra bizden harç isteniyor'

Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Nehir de üniversiteye başlayan bir gencin artık yeni bir yaşamın heyecanından önce barınma ve geçim kaygısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Acaba yurt çıkacak mı? Sadece KYK bursu ile geçinebilir miyim? Üniversiteyi bitirdiğimde ne yapacağım?” sorularının daha öğrencilik başlamadan gençlerin karşısına çıktığını belirten Nehir, devlet yurduna yerleşmenin de sorunların bittiği anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Yurtlardaki beslenme ve barınma koşullarını anlatan Nehir, ekonomik nedenlerle öğrencilerin okurken çalıştığını, bazılarınınsa eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldığını söyledi.

Harç artışının bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını belirten Nehir şöyle konuştu:

Bütün bunlara rağmen okula ödenecek olan harçlara yüzde 20 zam uygulayacaklarını açıkladılar. Yani çalıştığımız için kaçırdığımız dersler, sınavlarla okulumuz uzayınca bizden yaklaşık 2 bin 700 lira istiyorlar. Yukarıda bir kısmını sıraladığımız sorunlara ise umursama ibresi dahi göstermiyorlar.

Nehir, yeni döneme girerken öğrencilerin birbirlerine güvenmekten başka seçeneklerinin olmadığını belirterek “Gençlik bulunduğu her alanda umudun taşıyıcısı olmayı başarmış, ülkesine ve okuluna karşı sorumluluğunu her zaman hissetmiştir” dedi.

'Çalışmak nitelikli eğitime erişimimizi engelliyor'

İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Çiğdem ise üniversite için aile evinden ayrılıp İstanbul'a geldiğinde hayat pahalılığıyla çok daha sert biçimde karşılaştığını anlattı.

Kendisinin de önceki yıllarda okurken çalışmak zorunda kaldığını belirten Çiğdem, bugün çok sayıda öğrencinin yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek ya da sosyal yaşamına küçük bir bütçe ayırabilmek için çalıştığını söyledi.

Ancak bunun doğrudan eğitim hakkını etkilediğini vurguladı:

Çalışan öğrenciler dersleri kaçırıyor, sınavlara yeterince hazırlanmak için vakit yaratamıyor. Bunları akademik başarının düşüşü ve yükseköğrenime karşı bir motivasyonsuzluk izliyor. Çok azımızın almaya hak kazandığı ve yetersiz burslar başarımıza bağlı olduğundan burslarımızı da kaybetmemizin yolu açılmış oluyor.

Üniversite eğitiminin başından itibaren ücretsiz ve nitelikli barınma ile beslenme hakkına ulaşılamamasının bir kısır döngü yarattığını söyleyen Çiğdem, harçların ve diğer eğitim giderlerinin de bunun üzerine eklendiğini belirtti.

Ekonomik eşitsizliğin en ağır sonucunun öğrencinin eğitimini bırakması olduğunu söyleyen Çiğdem, barınma krizinin başka bir sonucuna da dikkat çekti:

Devlet yurtlarının yetersizliğinden ötürü yerleşemeyen ve özel yurtlara gidecek imkanı da olmayanlar ya eğitim hayatlarına ara veriyor ya da tarikat yurtlarına mahkum oluyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.