Sayfa yolu
Sermaye barışı sömürüyle kuruluyor: LC Waikiki Halepli işçiyi 5 kat ucuza çalıştırıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Emre Alım
Yayın Tarihi: 26.08.2026 , 08:34 Güncelleme Tarihi: 26.08.2026 , 13:04
“Suriye için biz de bekliyoruz. İnşallah kısa zamanda düzen oturur. Eğer düzen olursa, ortalık durulursa oraya kendimiz gideriz.”
LC Waikiki patronu Vahap Küçük, bu sözleri Suriye’de Esad yönetiminin devrilmesinden tam 15 gün sonra sarf etmişti.
Küçük’ün bekleyişi, temenni ettiği gibi uzun sürmedi. Yirmi ay sonra şirket Halep’e fabrika açtı.
Fabrikanın kurulduğu El Rai kasabasının Türkiye sınırına kuş uçuşu uzaklığı 3 kilometre. Yani El Rai’ye makine ve iplik götürmenin, aynı malzemeyi Gaziantep’e taşımaktan bir farkı yok. Bölgede elektrik dağıtımı bile Türk şirketler tarafından yapılıyor.
O halde LC Waikiki fabrikasını neden Türkiye’ye değil de Suriye’ye açtı?
Cevap herkesin tahmin ettiği yerde, sömürüde gizli.
Daha yüzlercesi kuyrukta, gözleri Suriye'nin derinliklerinde
Bugün itibariyle asgari ücret Türkiye’de 585 dolara, Suriye’de 115 dolara tekabül ediyor. Sigorta primi, vergi gibi başlıklarda da Suriye’deki maliyetler daha düşük.
LC Waikiki’nin Halep’teki fabrikasında şimdilik 150 işçi çalışıyor. Üç yıl içerisinde bu sayının 1000’i aşması planlanıyor.
Üstelik LC Waikiki tek değil. İsparko, Mikrotx, Mersan ve Tumkalıp gibi birçok firma da sırada. Sadece bu yılın ilk yarısında Türkiye’den 247 şirket Suriye’ye fabrika kurmak için başvuruda bulundu.
Nitekim Türkiye sermayesinin gözü 3 kilometrenin ötesinde. Tekstil patronları yüzlerce kilometrelik sınır boyunca yeni bir sömürü üssü oluşturma hedefini gizlemiyor. Hatta buranın Ankara’dan idare edilmesini ve TSK tarafından korunmasını istiyor.
Türkiye Hazır Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, taleplerini geçtiğimiz Mayıs ayında şu sözlerle dile getirmişti:
“Yaklaşık 444 kilometrelik sınır hattı ve 30 kilometrelik derinlik içerisinde üretim odaklı yeni bir ekonomik alan oluşturmayı hedefliyoruz. Önerimiz, Suriye tarafında yaklaşık 15 kilometrelik bölümün uzun süreli kiralanması. Bölge Türk hükümeti tarafından yönetilecek, güvenlik Türk ordusunun kontrolünde olacak. Bölgedeki göçmen nüfus da burada istihdam edilebilir.”
OSB, zeytinlik, elektrik, PTT, üniversite... Bugüne nasıl gelindi?
Sermaye sınıfı tarafından açıkça ve ısrarla dillendirilebilen bu talepler bir günde ortaya çıkmadı. Patronlara cüret aşılayan adımların izini 2016’dan bugüne, ABD’den İngiltere’ye uzanan planlarda sürmek mümkün.
Suriye’nin kuzeyinde, özellikle de İdlib ve çevresinde cihatçı çeteler aracılığıyla nüfuz elde eden AKP, adım adım bölgede sömürünün altyapısını oluşturdu.
- Suriye sınırları içerisindeki kentlere kaymakam, emniyet müdürü ve jandarma komutanları atandı.
- “Fırat Kalkanı” olarak tanımlanan alanda organize sanayi bölgesi kuruldu.
- Gaziantep Üniversitesi’ne bağlı olarak Bab’da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Azez’de İslami İlimler Fakültesi ve Afrin’de Eğitim Fakültesi kuruldu.
- Zeytinleriyle ünlü Afrin’de halkın zeytinlerini çalan cihatçı çeteler, bundan elde ettiği zeytinyağlarını Türkiye’de sattı.
- Bölgede hastaneler, okullar, statlar kuruldu; PTT şubeleri açıldı.
- İdlib ve çevresine Hatay’dan kurulan hatlar aracılığıyla elektrik satıldı. Elektriğin dağıtımı ihale karşılığı özel şirketlere verildi.
Milyarlık projelerin yolu açıldı
Tarihler 8 Aralık 2024’ü gösterdiğinde Esad yönetimi devrildi. Ülkedeki hızlı altüst oluşta ABD, İngiltere ve Türkiye hem istihbari hem operasyonel olarak rol aldı.
Ardından Türkiye için yeni bir sayfa açıldı. Yaptırımlar bir bir kaldırıldı, faal olmayan gümrük kapıları yeniden açıldı.
Şam Havalimanı'nın işletmesi devralındı. Bürokratları ve sermaye temsilcilerini taşıyan THY uçaklarının sayısı artırıldı.
İlk büyük adım enerjide atıldı. Suriye, büyük ölçekli elektrik üretim projeleri için Kalyon ve Cengiz Enerji'nin de katıldığı uluslararası bir konsorsiyumla 7 milyar dolar tutarında mutabakat zaptı imzaladı.
Hedef 'sermaye barışı'
Bu süreçte "Yeni Osmanlıcılık", AKP'nin hem dış hem de iç politikadaki ajandasının adı oldu. Bu proje Cumhuriyet'le hesaplaşmanın bahanesi kadar yayılmacı hedeflerin kılıfı oldu.
“Çözüm” süreci de bir fırsat olarak görüldü. Nitekim Abdullah Öcalan, birçok defa “Bizi yanınıza alın, sizi bölge gücü yapalım” dedi.
"Büyümezsek küçülürüz" mantığı, AKP ve patronları aynı noktada buluşturdu. "Yurt dışında Türkiye'nin partisiyiz" diyen Yeni Parti'nin de aynı noktaya gelmesi uzun sürmedi. Kaldı ki tekstil patronlarının Suriye’de sömürü üssü kurma projesi bir hayli tanıdık. Neredeyse aynı projeyi yaklaşık 1,5 yıl önce Özgür Özel dile getirmişti.
Gelinen noktada ABD emperyalizmi öncülüğünde Ortadoğu’ya getirilmek istenen “sermaye barışı” Türkiye sermayesinin de iştahını artırdı. Elbirliğiyle, özellikle Suriye ve Irak’a yönelik emperyal hevesler körüklendi.
LC Waikiki’nin Halep’teki fabrikası ve sıradaki patronlar, aslında patlak vermekte olan yeni bir sömürü dalgasının yalnızca ilk kıvılcımı. Sermaye daha fazlası uğruna, tehlikeli oyunların peşinde, coğrafyayı ateşe atmaktan çekinmiyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.