Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Şerife Çeliktaş'ın öyküsü: 17 yıl şiddet gördü, kocasını öldürdü, suçlu kim?

Şerife Çeliktaş 17 Ekim'de hakim karşısına çıkacak, yargılaması başlayacak. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı “Şerife korunamadığı için kendini, çocuğunu korumak zorunda kaldı. Bu Şerife'yi ne kadar suçlu yapar? Evet ceza kanununda bir karşılığı var ama bunu vicdanla da tartışmak lazım” diyor. Hep beraber soralım: Bu Şerife'yi ne kadar suçlu yapar?

İrem Yıldırım

Yayın Tarihi: 16.10.2025 , 11:02 Güncelleme Tarihi: 30.12.2025 , 22:59

“Odanın içindeki ‘balkon’ avluya bakıyor. Gökyüzü görünüyor. Uçaklar ve kuşlar görünüyor. Ben anladım ki özgürlük böyle bir şeymiş galiba.”

Şerife Çeliktaş, 1990 doğumlu genç bir kadın. 

18 yaşında evlendi. 17 yıl boyunca kocasının şiddetine maruz kaldı. Kocası, kızını ve yakınlarını öldürmekle tehdit edince, o kocasını öldürdü.

Kendisini ihbar etti, tutuklandı. Yarın duruşması var. Bugün cezaevinde. 17 yıl sonra, demir parmaklıklar arkasında, ilk kez kendisini özgür hissediyor.

Koğuştaki avluya bakan camı, onun balkonu. Demir parmaklıkların ardından uçakları ve kuşları gördüğü camın önündeki masasında radyosu var, bir de yaşam endişesi olmadan içebildiği kahvesi…

Öleceğini düşündüğü için kaleme aldığı iki mektubu bu haberdeki her ayrıntından daha fazla ayrıntıyı verecek Şerife ve yaşadıklarıyla ilgili. Bir mektubu annesi, babası ve kardeşlerine, bir diğer mektubu da “canının içine”, yani çocuğuna yazılmış.

Şerife'nin çizimi.

O kadar da uzak görünmeyen ölüm eğer onu bulursa diye yazdığı bu mektuplarda yaşamayacak olmanın hüznünden çok ailesine hissettiği mahcubiyet çarpıyor yüzümüze.

“Hak ettiğiniz evlatlık görevimi yerine getiremediğim için size karşı kendimi hep kötü hissettim.”

Sebeplerini, başına gelenleri, mücadelesini kaleme dökerken güldürmeye çalışarak onları, “Kadere suçu atmak istiyorum burada başka yapabileceğim bir şey olmadığından :)” sözleri af dilediği satırlarla sıralı.

Şerife, annesine dik durmasını nasihat ettiği satırlarında evlat acısının zorluğunu tarif etmeye çalışırken bunu düşünüp “kalbim acıyor” demiş. Ancak bu hayatta mutlu olmadığını hatırlatarak şöyle dökmüş hislerini kelimelere:

“Şimdi mutlu ve huzurluyum. Bunu düşünerek kendini ferahlat.”

Kardeşlerine bir dizi öğüt sıralamış mektubunda, “Hayatınızı doyasıya mutlu yaşayın. Yük olacak insanlardan uzak durun.”

Bizzat söylemek istediklerini “nasip olmayacak” düşüncesiyle sıralamış çocuğu için. Sık sık, hayattan acı bir şekilde çıkardığı dersi çocuğuna söyleme fırsatı olmazsa korkusuyla öğütler yazmış:

“Değmeyecek şeyler için kendinden asla ödün verme. Acımasız, vicdansız, egoist, sana sorun olacak tüm insanlardan uzak dur. Mesleğini eline al, ayaklarının üzerinde sağlam dur. Bu hayatı kendin için, benim için güzel şeyler yaparak geçir.”

17 yıldır evli olduğu Ömer Çeliktaş’ın bir gün canını alacağını bildiğini için, defalarca bu gerçekle burun buruna geldiği için, sevdiklerine yazdığı mektuplarda Şerife’nin bu hayatta sıkıştığı, mecbur bırakıldığı, kurtulamadığı şiddet sarmalının ayrıntılarından çok; güzel bir hayat özlemi, sevdiklerinin daha iyi olması için gösterdiği çaba var.

Uzun yıllardır şiddet görmüş, defalarca saldıraya uğramış, eziyet çekmiş, kafasına silah dayanmış; şiddetin sonucunda bir defa burnu kırılmış, bir defasında da beli...

Ömer Çeliktaş'ın hiçbir suç kaydı Şerife'ye yaptıkları yüzünden değil: Gasp, adam yaralama, adam öldürmeye teşebbüs...

Ömer Çeliktaş, sürekli cezaevine girip çıkan bir adam. Bütün kredi borçları, senetler, verecekler hepsi Şerife’nin üzerine. Kendi babasının yanında çalışan, yani evin tek çalışanı olan Şerife’ye tüm borçlarını yıkmış. Ki babasının alıp, babasının bıraktığı işe gidiyor olması, "belki de yolda erkeklere bakıyor olması" yüzünden de defalarca şiddet görmüş. 

İddianamede de yer veriliyor, evde Şerife’nin bildiğinden çok daha fazla silah var. Bildikleri, kocasının kafasına dayadıkları...

Kocanın gasp, adam yaralama, adam öldürmeye teşebbüs gibi pek çok suçtan cezası var.

Bir keresinde burnunu kırmış, bir keresinde de belini. Eziyet etmeye devam etmiş; şiddete uğrayan Şerife’yi 9 saat sonra hastaneye götürmüş. Bu bilgiler hastane kayıtlarında da mevcut.

Evlilik birliği içerisinde defalarca aldatıldığını söyleyen Şerife’nin duygusu şöyle: “Her seferinde ‘Aldattığı kişiyle mutlu olsun, bir bağı olsun, eve dönmesin, ben de artık huzurla evde kalabileyim’ diye dualar ettim ama olmadı.”

Olay günü, yine kocanın bir kez daha cezaevinden çıkıp eve gelmesinden birkaç hafta sonra.

Şerife’nin yeğeninin doğum günü o gün. Önceki gece yine şiddet uygulamış Ömer. Sabah kahvaltıda Şerife’ye “Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi” demiş. Bazen Şerife “Seni seviyorum” dediği için bile şiddet uygulayabilen biri Ömer, “çok” demediği için.

“Ben hep korkudan bir noktadan sonra ‘seni seviyorum’ demek zoruna kaldım. Çünkü ‘seni seviyorum’ demesem hatta ‘seni çok seviyorum’ demesem yani 'çok'u eklemesem o gün mutlaka eziyet görürdüm.”

Olayın başlangıcı Şerife’nin cümlelerinde:

“Bütün yaşananlara, sürekli dayak yiyor olmama tamam ama çocuğumu, babamı, ailemi tehdit ediyordu, dayanamadım. Bir şeylere çözüm bulalım artık istedim, çünkü kurtuluşum yok biliyordum. ‘Kalbimi çok kırdın’ dedim. Ama o gün benim onu sevmediğimi anladı. ‘Tamam o zaman seninle akşam görüşeceğiz’ dedi, evden çıkışı bile başkaydı.”

Akşam doğum gününü basan Ömer, önce orada Şerife’ye saldırmış. Arkadaşlarının olduğu bir arabaya zorla bindirmiş, orada da şiddet uygulamış. 

O gün gelen herkes düşünmeden ‘Şerife öldü’ diye koşmuş

İddianamede yer alanlara göre Ömer Çelikbaş o gün yüksek dozda alkollü, aynı zamanda da uyuşturucu madde kullanmış. Eve gitmişler ve şiddet burada da devam etmiş. Çocuğunu kucağına oturtan Ömer şunları söylemiş:

“Söyle, kimi öldüreyim? Anneni mi öldüreyim? Dedeni mi öldüreyim? Dayını mı öldüreyim? Teyzeni mi öldüreyim? Sen kimi söylersen onu öldüreceğim.”

Saatlerce ağlata ağlata böyle bir şey yapınca odadan kovulsa da, Şerife bir şekilde araya girip çocuğunu odaya götürüp kapısını kapatmış. Çok korkmuş. Ömer gece boyu “Tüm sülaleni, çocuğunu geberteceğim, en son da senin boynunu kıracağım” diye tehditler savurmuş.

“Sadece beni öldürecek olsaydı sesimi çıkarmazdım. Ölmek benim için kurtuluş olurdu. Ama çocuğumu, annemi, babamı öldürmekle tehdit etti. Doğum gününde gittiğim insanlara iftira attı. Onları öldürmekle tehdit etti. Bu insanların ne suçu vardı?”

Evde doğalgaz yanmıyormuş. Yalnızca çocuğun odası ve salon yanıyormuş. Bu sebeple de Şerife ve Ömer de salonda yatıyormuş. Ömer uyuduktan sonra “Zaten ben öleceğim benim kurtuluşum yok” diyen Şerife de cinayeti işlemiş.

112’yi arayarak kendisini ihbar etmiş.

Olay yerine emniyet ve sağlık ekipleri geldikten sonra annesi ve komşuları da gelmiş. Gelen herkes düşünmeden “Şerife öldü” diye koşmuş o gün oraya.

Keşke sıradan bir hayatım olabilseydi’

Şerife’nin kendisiyle ilgili bilinmesini istediği birkaç nokta var:

“Benim kötü olmadığımı bilsinler bana yeter.”

“Hayatta kaldığım için pişman hissetmiyorum ama birinin canını aldığım için pişmanım. Keşke sıradan bir hayatım olabilseydi. İşe gidip geldiğim, evde kalabildiğim, çocuğumla vakit geçirebildiğim, dayak yemediğim, hor görülmediğim, normal insanlar gibi çok basit bir hayatım olabilseydi.”

Genç kızlara da bir öğüdü var: “Manyak insanlara kanmayın. Sevgi ve manyaklık arasındaki farkı kavrayın. Aşk insanın ışığını söndürmez. Hatta insanın parlamasına izin verir.”

Bugüne kadar evden çıkması, markete gitmesi, pazara çıkması, ekmek almaya bile gitmesi suç olan bir kadın şu anlık özgürlüğü avluya bakan camında buldu. 

Tek derdi sevdiklerinin hayatta kalabilmesi olan bir kadın, koğuşunda kahvesini yudumlayıp gökyüzünü izlerken “hayatta kalmış olmanın saklayamadığı bir sevinci” de vardır belki içinde.

Yarın duruşması var: 'Korunamadığı için korudu, bu Şerife'yi ne kadar suçlu yapar?'

“Şerife korunamadığı için kendini korumak zorunda kaldı. Çocuğunu korumak zorunda kaldı. Bunun tamamı Şerife'yi ne kadar suçlu yapar? Evet ceza kanununda bir karşılığı var ama bunu vicdanla da tartışmak lazım.”

Bu sözler Kadın Dayanışma Komiteleri (KDK) temsilcisi ve Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Çisel Demirkan’a ait. Şerife’nin zorunda kalmışlığına işaret ederek anlattı her şeyi.

“Olayın oluş biçiminden, her şeyden bağımsız; Şerife kendini, ailesini, kızını korumak için bunu yapmak zorunda kaldı. Çok açık ki koruma kararı olsun ya da olmasın, devletin şiddet gören bütün kadınları koruması, gözetmesi gerekiyor.

Koruma kararı olduğunda bile uygulamayanlar, koruma kararı çıkartabilecek başvuruları yapamayan ama ev içi şiddete maruz kalan kadınları hiç görmeyecek. Dertleri de bu zaten. Yani kadına dair, çocuğa dair, emekçiye dair bir karanlığı büyütebilmek.

Kadınların şiddete maruz kalması devletin engelleyemediği bir şey, engelleyemeyenler de sorumlu ve fail kadar suçlu. Görevini yapmayan kamu personeli, davayı doğru takip etmeyen yargı personelleri, bakanlık yetkilileri, hepsi bunun birer sorumlusu.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ile Kadın Dayanışma Komiteleri, bütün kadınlar, çocuklar ve emekçiler, emekçi kadınlar için bu mücadeleyi büyütmeye devam edecek.”

17 Ekim Cuma günü Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.30’da yargılaması başlayacak Şerife’nin. “Haksız Tahrik Altında Eşi Kasten Öldürmek” suçlamasıyla yargılanıyor, 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Davayı KDK’lılar takip edecek, herkesi Şerife’nin yanında olmaya çağırıyorlar.

Demirkan, Şerife’nin “sıradan hayat talebi”nin basitliğinin korkunçluğunu vurguladı konuşmasında.

“Bir insanın yaşam hakkını sorumlu korumak için başka şeyleri feda etmek zorunda kalması, bu çok korkunç bir gerçeklik. Ama bu bizim kabul edebileceğimiz bir gerçeklik değil.”

Bir not: Şerife'yle ilgili araştırma yaparken bir bilgi çıktı karşıma. 20 Haziran 2025'te Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği paylaşmış, üniversite sınavında başarılar dilemişler ona. Şerife hayatta kaldığı için yargılanırken dahi hayata öğrenerek de tutunuyor. Tıpkı kendi çocuğuna öğütlediği gibi ‘kendi ayakları üzerinde durmak’ için mücadelesinden vazgeçmiyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.