Sayfa yolu
Serdar Öktem cinayeti: Daltonlar ve Casperlar çatışmasının gölgesinde neler oluyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 07.10.2025 , 18:15 Güncelleme Tarihi: 08.10.2025 , 00:19
14 Ocak 2023 sabahında, saatler 03.53’ü gösterirken Haliç Köprüsü üzerinde karşılıklı silah sesleri duyuldu. Çatışmanın arkasındaki ismi Türkiye ilk defa duyacaktı, Daltonlar çetesi…
6 Ekim 2025 akşamüstü 16.30 sularında Zincirlikuyu’da bir araç seyir halindeyken yine silah sesleriyle tüm trafik durdu. İstanbul’un en yoğun caddelerinden biri en yoğun saatlerinde bir suikasta tanıklık etmişti. Saldırıyı üstlenenler yine onlardı, Daltonlar çetesi...
Suikastın hedefinde bir başka suikasttan yargılanan yani Sinan Ateş dosyasında ismi sıkça geçen MHP’li avukat Serdar Öktem vardı.
Öktem uzun namlulu silahların isabet ettiği kurşunlar sonucu; kafatası ve yüz kemiklerindeki kırıklarla birlikte gelişen beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve büyük damar yaralanmalarından kaynaklanan iç ve dış kanama sebebiyle kaldırıldığı hastanede müdahalelere rağmen ölmüştü.
Kafasına, yüzüne ve sol koluna isabet eden yaralanmalardan en az birinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu ön otopsi raporunda vurgulanıyordu.
Saldırının hemen ardından suçu Daltonların üstlendiği konuşulmaya başlandı.
Suç örgütünün mensubu olduğu öne sürülen kişilerce yapılan bazı sosyal medya paylaşımlarında, geçtiğimiz Ağustos ayında İspanya'da öldürülen Daltonlar çetesinin yöneticilerinden Caner Kocer'in intikamının alındığı söyleniyordu.
Yani öyle ki, Daltonlar, Casperlardan Öktem üzerinden intikam alıyordu.
Daltonlar ve Casperlar arasındaki kavga neden?
Biraz geriye dönelim.
305 sanığın bulunduğu ve liderliğini Barış Boyun'un yaptığı belirtilen organize suç örgütüyle ilgili davanın iddianamesinde savcı gençlerin “kamikaze dronu” haline getirildiğini anlatıyordu. 15-20 yaşları arasındaki gençlerin katıldığı bu çetelerde hem söylemlerindeki "jargon" hem de kendilerince tabi oldukları "racon" denilen kriminal ilkelerde aynı zamanda internet tabanlı diziler ve sosyal medya paylaşımlarının etkisi vardı.
Casperlar çetesinin lideri Hamuş kod adlı İsmail Atız en son Almanya’da gözaltına alınmış ancak Türkiye’nin iade talebi “adil yargılama konusunda endişeler” gerekçesiyle reddedilmişti. Polis memuru Şeyda Yılmaz'ın ölümüyle duyulmuştu en çok Casperlar. Zira Yılmaz, Casperlar mensubu bir çete üyesi tarafından öldürülmüştü.
Daltonlar çetesi uzun süre Barış Boyun’un silahlı eylem grubu olarak anılmaktaydı. Çetenin lideri Beratcan Gökdemir. Daltonlar çetesi, birçok suç örgütüyle karmaşık ilişkiler içerisinde.
Anucurlar ve Gündoğmuşlar çetesi arasında başlayan husumet, Barış Boyun, Halil Ay, Ferhat Yeşilkaya, Redkitler gibi suç örgütlerinin katılımıyla komplike bir çatışma ağına dönüşmüş; Daltonlar, bir dönem Barış Boyun ile ittifak kurmuş olsa da, daha sonra aralarında "görüş ayrılıkları" ortaya çıkmış ve iki çete birbirine "düşman" olmuştu.
9 Eylül’de “İtalya’da Santa Rosa Festivali sırasında iki Türk vatandaşı Barış Kaya ve Abdullah Atik, ‘festivale yönelik saldırı’ şüphesiyle tutuklandı” haberleri bize başka bir çatışmanın alevlendiğini gösteriyordu.
İtalyan savcıların iddiasına göre Kaya ve Atik, Daltonlar ve Casperlar arasında süren kan davası nedeniyle İsmail Atiz'i öldürmek için kente geldi. İki çete arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle Casperlar üyesi Ahmet Cangi ocak ayında öldürülmüş, 2 Ağustos'ta da İspanya’da Dalton çetesinden Caner Koçer infaz edilmişti.
Koçer'in İspanya'da sokak ortasında öldürülmesinin ardından Daltonlar ve Casperlar arasındaki gerginlik yeniden alevlenmiş, her bir infazın ardından diğer çete intikam yeminleri ederek yeni saldırılar için girişimlerde bulunmaya ant içiyordu.
Caner Koçer'in ölümünde saldırganların, 27 Temmuz'da Fransa'dan çaldıkları bir otomobilin plakasını aynı model bir aracın plakasıyla değiştirerek İspanya'ya girdikleri, olaydan birkaç gün önce ise Malaga'nın Estepona kasabasındaki bir süpermarketin otoparkındaki başka bir çatışmaya katıldıkları belirlendi.
Saldırıyı gerçekleştiren Burak Bulut'un da aralarında bulunduğu 3 saldırgan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İspanyol basını El Decano’nun aktardığı haberde Daltonların “ezeli rakibi” olduğu öne sürülen Casperlar adlı suç örgütünün ismi geçiyordu. Haberde “Her iki grup da son aylarda İspanya’nın güney sahillerinde faaliyet göstermeye başladı. Henüz yetkililerden resmi bir açıklama gelmese da olayın mafya içinde bir hesaplaşma olduğu düşünülüyor” ifadeleri yer alıyordu.
Mahalle çeteleri olarak başlayan bu mafyacılık oyunu İspanya’nın güney sahillerinde yer kapma savaşlarına mı dönüşmüştü?
Ne olmuştu da bu kimseler böylesine büyümüş, serpilmiş, yayılmıştı?
Geleneksel mafyanın teamüllerinin bu yeni çetecilikte bir yeri olmadığı apaçık ortada. Düzenli olarak gruplar içerisinden yeni gruplar türüyor, kim kiminle neden savaşıyor belli olmadan hesaplaşmalar yürüyordu.
Sosyal medya üzerinden atışan çeteler, suçlarını buradan itiraf edip, verecekleri cezaları buradan ilan ederken, tehditlerini de rahat rahat savurmakta son derece rahat yaklaşımlara sahipler.
Öktem'in çetelerle bağı: Hasan Ferit Gedik'in ölümünün arkasındaki isimler
Son olaya, avukat Serdar Öktem'in suikasta uğramasına geri dönelim.
Öktem’in ölümü bizi biraz daha geçmişi hatırlamaya itiyor.
Gülsuyu’nda devrimcilere yönelik saldırıların inanılmaz derecede büyüdüğü, yoğunlaştığı ve sertleştiği o dönemde Hasan Ferit Gedik’i öldürdüklerinde karşımıza Gedik’in katillerinin avukatı olarak çıkan isimdi bugün öldürülen Serdar Öktem.
2013’ün Eylül ayında Hasan Ferit’i öldürmüşlerdi. Uyuşturucu satıcılarına karşı yapılan bir protesto eylemindeyken saldırmışlardı Gedik’e.
Çetelerin şimdi mesken tuttuğu mahallelerde, mücadele edenlere sıkılmıştı kurşun. Açılan dava 15 Şubat 2018’de sonuçlanmış Dodo lakaplı Doğukan Çep yargılama sonucunda 35 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Gedik cinayetinden Afrin’e uzanan yol Gedik’in öldürülmesine ilişkin iddianame Mayıs 2014 yılında tamamlandı. Dosyada 15’i tutuklu 35 sanık yer alıyordu. Bianet'ten Ayça Söylemez'in haberine göre, 2018 yılında Arapça alfabeyle yazılmış “Bismillahirrahmanirrahim” ile başlayan mektup, Hasan Ferit Gedik’in öldürülmesi de dahil birçok suçtan yargılanan, organize suç örgütü kurup yönetmekle suçlanan 15 tutuklu sanıktan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazıldı. Mektupta, “Afrin’de savaşmaya hazır olduklarını” belirttiler. Mektuptaki ilk imza, sanık Mert Kazan’ın Hasan Ferit Gedik’i vurduğunu söylediği Şahin Eren’e ait. |
Kurşunu sıkanlar korunmuş, yıllarca karşımıza çıkmamışlardı. Ceza almasına karşın elini kolunu sallayarak gezdiğini kendi ağzıyla itiraf eden Çep karşımıza bir süre çıkmayacaktı.
Ta ki, Ankara’da eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş suikastına kadar.
Ateş suikastında Eray Özyağcı tetikçilikle, Dodo lakaplı Doğukan Çep ve MHP İstanbul İl yöneticisi Ufuk Köktürk tetikçi Özyağcı'nın Ankara'ya getirilmesini organize etme suçuyla yargılanıyordu. Üçünün de avukatı Serdar Öktem’di ve kendisi de bu dosyada yargılanacaktı.
Sinan Ateş cinayetinin azmettiricisi olduğu belirtilen Doğukan Çep, Ateş cinayeti davasındaki ilk duruşmasında Hasan Ferit Gedik’in öldürülmesine ilişkin davada, "dosyasını halletmesi" için Sinan Ateş’e para verdiğini ancak Ateş’in telefonlarına çıkmaması üzerine kendisine saldırı düzenlemeye karar verdiğini öne sürmüştü.
Tetikçiler cinayeti tamamen çeteciliğe indirgemeye çalışıp, siyasi bağlantıları karanlığa gömme niyetiyle hareket etse de bu suç ağına bulaşan herkesin kimle bağlantılı olduğundan, ne kadar güçlü olduğundan bağımsız, günü geldiğinde bilinmezlikler içerisinde infaz edilişlerine tanıklık ediliyor.
Öktem cinayetinin aylar öncesinde hakkında koruma kararının çıkarılması, Daltonlar tarafından öldürüleceğinin ilan edilmesi önemli. Zira Ateş de suikast öncesinde saldırıya uğrayacağını biliyordu.
Öktem'in ölümü Casperların intikamı mı?
AKP’li yazar Fuat Uğur, Öktem’in vekilliğini üstlendiği isimlerden birinin Casper isimli çeteye mensup olduğunu ve Öktem’in de en başta bahsettiğimiz İspanya’da öldürülen Caner Koçer’in ölümünün intikamı olarak öldürüldüğünü yazdı.
Öktem yalnızca Hasan Ferit’in katillerinin avukatlığını üstlenmemişti. 9 Mayıs 2015’te İstanbul Kadıköy’de kadınlara yönelik tacizi engellemek isterken öldürülen Eğitim-Sen ve ÖDP üyesi öğretmen Bahadır Grammeşin’in katillerini de savunmuştu.
Ülkü Ocakları’nda Hukuk Biriminden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmıştı. Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, Öktem’in nikah şahitliğini yapacak kadar yakındı. Öktem’in MHP Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’la da yakın olduğu bilinen bir başka gerçek.
Öktem 2015 seçimlerinde MHP’den milletvekili aday adayı oldu. MHP’nin çeşitli davalarında sanık ya da avukat olarak rol aldı.
30 Aralık 2022’de Ankara’nın Çankaya ilçesinde motosikletli iki kişinin silahlı saldırısında ölen Sinan Ateş davasında tutuklu yargılanırken 4 Temmuz 2023’te kalp spazmı geçirdiği gerekçesiyle Etlik Şehir Hastanesi’ne kaldırılmış, hastaneye kaldırılmasından yaklaşık 3 saat sonra Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın hastaneye gelerek Öktem’in bulunduğu alana girdiği tespit edilmişti.
Geçen sene Ekim ayında tahliye edilen Öktem, tutuksuz yargılanıyordu.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, geçtiğimiz hafta Ateş öldürülmeden önce kişisel bilgilerinin temin edilmesine yönelik dava ile Öktem’in yargılandığı davanın birleştirilmesine karar vermişti.
Kimileri Öktem cinayetinin Sinan Ateş cinayetiyle ilintili olmadığını, yalnızca çetelerle ilgili olduğunu söylüyor.
Ancak Sinan Ateş cinayetinin çetelerle bağlantılı olmadığını kim söyleyebilir?
Ya da bu çetelerin siyaset kurumlarından bağımsız olduğu iddia edilebilir mi?
Ölüm tehdidi nedeniyle hakkında koruma kararı verilen Öktem’in adliye içerisinde dolaşırken dahi korumalarının yanından ayrılmadığı herkesin dilinde. Öktem’in cinayet sırasında yalnız oluşu henüz kimsenin üstünde durmadığı bir soru işareti.
Konu soru işaretleri içerisindeyken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün grup toplantısı çıkışında kendisine MHP'li avukat Öktem'i soran gazetecilere eliyle savuşturma hareketi yaparak yanıt vermeden gitti.
Serdar Öktem gündüz gözüyle öldürüldü. Sinan Ateş Ankara’nın ortasında vuruldu.
Ve her gün yeni bir isimle başka bir suç çetesi çıkarak, bir başkasına savaş ilan ediyor. Diğeri ötekiyle ”kan davası”na tutuşuyor.
Fuat Uğur gibi hükümet yanlısı kalemlerin, henüz olay aydınlatılmamışken "siyasetle ilgisi yok" demesi, iş cinayetlerinin üstünü kapatmaya çalışan patronların aceleci tavrını yansıtıyor.
Tüm bu çeteleşme ve şiddet sarmalı, birbiriyle bağlantılı iki temel soruyu gündeme getiriyor:
Bu çetelerin, siyaset dünyasıyla bağı ne?
Bu çetelerin, bugünkü siyasi iktidarın ürettiği toplumsal durumla ilişkisi ne?
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.