Breadcrumb
Semtten Manzaralar | Sarıgazi: Demokrasi Caddesi'nden semt evine...
Sancak Yıldız
Yayın Tarihi: 09.04.2022 , 08:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Burası Sarıgazi semti. Bilhassa 80’li yıllarda Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden göç eden yoksul emekçilerin oluşturduğu bir bölge.
İlçede sosyal yaşam Demokrasi Caddesi ve çevresindeki dükkanlar, pazarlar, kafeler ve parkların etrafında şekilleniyor.
Caddenin girişinde gruplaşarak ayakta bekleyen, sohbet eden insanlar dikkatimizi çekiyor. Emekli bir arkadaş grubu. Mehmet Amca 35 yıl işçilik yaptıktan sonra iki sene önce emekli olmuş. İşçi emeklisi olarak 2500 lira maaşı var. Eşi çalışmıyor ve 3 çocuğundan sadece birisi çalışıyor. 35 yıllık işçiliği sonrası, bu düzenin ve iktidarın ona reva gördüğü hayatı sade bir örnekle anlatıyor Mehmet amca:
“Eskiden kahvelerde otururduk. Şimdi nerde… Şu karşıda gördüğün kafede çay olmuş 10 lira. Ben alıyorum 2500 lira emekli maaşı. Keşke ayakta duracağımıza çay içecek paramız olsa oralarda otursak. Biz de o yüzden para istemedikleri yerlerde bekleşiyoruz. Gerçi bunlara belli olmaz yakında havayı bile parayla satarlar”
'Geçinmek değil, yaşamaya çalışmak'
soL’dan geldiğimizi duyan insanlar çevremize toplanıyor. Bu sefer Zeynel amca sözü devralıyor:
“Sol gelir tabii bizi sormaya. Diğerleri nerede? Bir sürü sözle muhalif televizyon var. Televizyonun önünde hepsi bağırıyor ama bak şu otobüs durağına… Tıklım tıklım. Otobüs eski dönemde de gelmiyordu şimdi de gelmiyor. Bizim gibi insanlara hizmete geldi miydi hepsi aynı bunların.
Geçinmek değil, yaşamaya çalışmak bizimkisi. Evde eşim ve iki çocuğum var. Büyüğünü geçen sene evlendirdik. Oğlumuzun düğününde bile nasıl borcun altından kalkarız diye düşündük durduk hanımla. Kiralar burada bile 3000 lira olmuş. Çocuk alıyor asgari ücret, eşi alıyor asgari ücret. Kahroluyorum ben yardımcı olamadığım için borçlarına, düğün sonrası masraflarına. Yazıklar olsun babayı oğluna utandıran bu hırsız soyuna.”
'Hesap yok ki oğlum çarşıya uysun'
Caddede ilerledikçe meskenlerin yoğunlaştığı bir sokağa geldiğimizde elinde poşetlerle yürüyen kadınları görüyoruz. Birine şakayla karışık “Evdeki hesap çarşıya uyuyor mu?” diye sorunca şöyle diyor:
“Hesap yok ki oğlum çarşıya uysun. Gelen bir şey mi var giden olsun. Eşim emekli. Ben de eskiden buralarda atölyeler çoktu, oralarda yevmiyeli işe gittim hep. Temizliğe gittim birkaç zaman da. Sigortam çok olmadı, imkan da olmadı. Emekli aylığım yok, eşimin var Allah’tan. Çoluk çocuğu evlendirdik ama yine de geçinemiyoruz. Nasıl geçinelim, kirada oturuyoruz. Bak, ayıptır söylemesi üç poşet bir şey aldık, 150 lira tuttu. Borcumuz harcımız var. Eve giren 2400, kira borç derken hemen gidiyor hepsi. Bu yaşa gelmişiz çocuklarımız yardım ediyor da ancak öyle.”
'Hayatımda böyle bir çaresizlik görmedim'
Sokaktaki insanların çay içecek dahi parasının olmadığını dinlediğimizden mütevazı bir kafeye girerek, kafenin sahibine selamlaşıp soruyoruz “Birçok insan çay bile içecek paraları olmadığını söylüyor. Bu yoksulluk sizin işlerinize nasıl yansıdı?”
“Buraya gelip çay içen insanların birçoğu buranın insanı. Ben de burada doğdum büyüdüm. O yüzden iyi bilirim buraları. Ben esnafım, ailem de hep esnaflık vardır. Hayatımda böyle bir çaresizlik görmedim. Üç çay parası borcunu ödeyemeyen bir sürü genç, sokaktan utanarak geçiyor. Mahcup hissediyor kendini çünkü. Suç onun değil, benim değil. Suç bunu yaratanlarda. Pisliğin başı orası.’
Bizim üstümüzü pandemide çizdi bu devlet. Bir sürü esnaf intihar etti o zaman. Pandemi vs. derken üstüne dolar krizleri, yükselen kurlar falan, hepten beter oldu. Bakın düz hesap size bir tablo çıkarayım herkes anlasın: Burası Sarıgazi, yani Moda, Beyoğlu, Cihangir değil. Normalde ona göre masrafınız olur değil mi? Benim kira, elektrik, su, doğalgaz vs temel giderlerimin aylık maliyeti ortalama 30-35 bin lira. Kapıya anahtarı vurduğumda masraf bu.
Burada insanların durumu belli, buralar hep işçi emekçi insanlar. Nasıl olacak da ben bu masrafı çıkarıp, üstüne evime ekmek götüreceğim. Ayda 5 bin lira cebime kaldığında şükrediyorum. Daha da söze gerek var mı?’’
Caddenin bir ucunda 35 sene işçilik yaptıktan sonra çay parasından bile mahrum kalanları; diğer ucunda, yıllarca sigortasız çalışan ve bugüne geldiğinde, çocuklarının yardımına mecbur bırakılan insanları görüyorsunuz.
Sarıgazi Semt Evi
Bir de aynı caddenin çevresinde Sarıgazi Semt Evi var. Buralı oldukları belli emekçi insanlar girip çıkıyorlar. Kimilerinin yanında çocukları da var.
Önce biz Sarıgazi’de karşılaştığımız manzarayı aktarıyoruz. Onlar zaten farkında durumun, gördüğümüzden de fazlasını anlatıyorlar. Ama mutsuz, asık suratlı insanlar görmüyoruz sokaktaki gibi. İşler onlar için güllük gülistanlık gittiğinden değil bu durum. Konuşunca anlıyoruz nedenini…
Sarıgazi'de oturanların büyük çoğunluğu taşradan göç etmek durumunda kalmış, hayatını bir şekilde sürdürmeye çalışan, eğitim ve gelir seviyesi düşük insanlardan oluşuyor. Hem kentin biraz dışında kalmış olması sebebiyle bir nebze ucuz olması, hem de kendisinden önce göç etmiş akrabalarının burada olması sebebiyle tercih ediliyor. Düşük ücretlerle çalışan emekçiler olduğu için takviyelerle hayatını idame ettiriyorlar, burada kadınların çoğu evlere temizliğe giderler mesela. Ya da köyde yaşayan yakınlarının göndereceği tarımsal ve hayvansal ürünlere olan yoğun ihtiyaç
Sarıgazi’de İnönü Mahallesi ve Meclis Mahallesi'nde olmak üzere iki semt evimiz var. Ülkemizin her yerine semt evleri, köy evleri ve işçi evleri açarken temel motivasyonumuz emekçilerin dayanışmasını güçlendirmek, sorunları beraber çözmek adına yan yana gelmekti. Bu doğrultuda hızlıca çeşitli atölyeler, gönüllülerimiz ve dostlarımızın desteğiyle öğrencilere ücretsiz eğitim destek kursları, okuma atölyeleri başlattık. Ders kitapları pahalı olduğu için her yıl eğitim başlangıç dönemlerinde dayanışma örgütleyip dostlarımızın da desteğiyle ihtiyacı olan öğrencilere kitap sağlıyoruz. Bunun yanında düzenli olarak film gösterimleri, güncel başlıklar üzerinden seminerler düzenliyoruz. Tüm bunları aynı anda yapmaya çalışıyoruz, çünkü emekçiler olarak bizlerin hem dayanışmaya hem de sosyal, kültürel donanıma ihtiyacımız var.
‘Dayanışmak zorundayız, başka yolumuz yok’
Maalesef hem bugünkü koşullar hem de kendilerine dayatılan yarın göz önüne alındığında gençler, omuzlarında en çok yük taşıyan kesim. Semtimizin gençleri, yoksul emekçilerin çocukları hepsi… Hayatlarını kolaylaştıracak ya da kurtaracak bir mirasları yok.Alınlarının teriyle hayatlarını kazanmak zorundalar. Burada beraber dayanışma içinde zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor, birbirimizden güç alıyoruz.
Küçük öğrencilerimize yönelik atölye ve kurslar düzenliyoruz. Derslerinde yardımcı oluyoruz. Öğretmenlerimiz de elini taşın altına sokuyor. Böylece hem onların eğitmine katkıda bulunuyor, hem de bir arada olmanın gücünü daha çocuk yaşta hem onlara hem de ailelere gösteriyoruz.
Verilen çabaların da boşa gitmediğini görüyoruz. Her türlü zorluğa, zorbalığa rağmen, onca yoksulluğa rağmen aynı mahallede iki tane semt evi olması havanda su dövmediğimizi, belki istediğimizden daha yavaş ama kararlı şekilde yol aldığımızı gösteriyor. Çünkü biz emekçilerin yan yana gelmekten başka yolunun olmadığını biliyoruz. Bunu anlayanların sayısı her geçen gün artıyor.”




soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.