Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Şehir hastanelerinden manzaralar: 'Ucuz olsun diye emeklileri çalıştırıyorlar'

Sağlıkta dönüşümün vitrini olarak pazarlanan şehir hastaneleri, bugün hem hastalar hem de çalışanlar için büyük bir çıkmaza dönüştü. İşçiler düşük ücretlere, mobbinge ve güvencesizliğe karşı seslerini duyurmaya çalışırken taşeron sistemi hak gasplarını derinleştiriyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 05.05.2026 , 10:48 Güncelleme Tarihi: 05.05.2026 , 12:08

Türkiye’de kamu özel işbirliği modeliyle ilk kez 2017 yılının Ocak ayında Yozgat'ta kapılarını açan şehir hastaneleri, bugün 18 farklı noktada faaliyet gösteriyor. Sağlık hizmetini bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıp devasa bir ticari faaliyet alanına dönüştüren bu projeler, kent merkezindeki köklü kamu hastanelerinin kapatılmasına ve halkın sağlığa ulaşımının zorlaşmasına neden oldu. 

Şehir dışındaki dev kampüsler ulaşım çilesini beraberinde getirirken, bu yapılar artık Antalya Şehir Hastanesi gibi örneklerde sağlık hizmetinden ziyade sağlık turizmi ve pek çok örnekte de işletme gelir gider hesaplarıyla gündem oluyor. 

Sağlık hakkına saldırının yeni merkezleri haline gelen bu parıltılı binaların arka planında bir başka büyük sorun daha giderek belirginlik kazanıyor. Taşeron şirketlerin insafına terk edilmiş binlerce işçi ve ağır sömürü koşulları...

Piyasanın insafına bırakılan işçiler

Şehir hastanelerindeki temel sorunların başında, hizmetlerin taşeron şirketler aracılığıyla yürütülmesi geliyor. Temizlikten güvenliğe, taşımadan yemekhaneye kadar her alan farklı bir şirketin elinde ve bu durum işçilerin kadro hakkını tamamen gasp ediyor.

soL'a konuşan bir şehir hastanesi emekçisi şunları söylüyor: 

"Şehir hastaneleri aslında dev birer şirket gibi yönetiliyor. Bizler devletin hastanesinde çalışıyor gibi görünsek de aslında taşeronun kölesiyiz. Kadro hakkımız yok, güvencemiz yok. Kamu iktisadi teşebbüslerine dahil edilmiyoruz, hatta bu kapsamın dışına özellikle itiliyoruz. Şirketler her geçen gün üzerimizdeki baskıyı artırıyor."

'Ucuz iş gücünü emeklilerle çözüyorlar'

Hastanelerde çalışan işçilerin büyük çoğunluğu asgari ücret sınırında yaşam mücadelesi veriyor. İşletmeci şirketlerin maliyetleri düşürmek için başvurduğu yöntemlerden biri de emekli personeli temizlik gibi ağır işlerde istihdam etmek oluyor. 

Gençlerin bu ağır şartları ve düşük ücretleri kabul etmemesi, yönetimin ek gelir peşindeki emeklileri tercih etmesine neden oluyor.

soL'a konuşan bir şehir hastanesi çalışanı bunu şu sözlerle anlatıyor:  

"Maaşlar yerinde sayarken her şeyin fiyatı artıyor. Bazı birimlerde özellikle emekli olanları tercih ediyorlar çünkü onlar ek gelir olarak bakıyor ve daha düşük ücretlere, daha ağır şartlara boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Genç işçiler ise geleceksizlik yüzünden sürekli istifa ediyor. Bu durum, çalışanlar arasındaki dayanışmayı da kırıyor."

Emeklileri temizlik işlerinde çalıştırıyorlar daha çok

Konuya dair soL'a konuşan emekli Şehir Hastaneler çalışanları, emeklilerin daha çok temizlik alanında çalıştırıldığından bahsediyor. 

"Ekseriyetle temizli işince çalıştırıyorlar. Hasta taşıma ya da güvenlikte bizi çalıştırmıyorlar. Malum ağır taşımakta zorlanıyoruz ya da güvenlikte yavaş kalıyor emekliler. Ama temizlik işlerinde çok var. Taşeron zaten üç kuruş para veriyor. Asgari ücreti geçen yok. Emekli maaşıda eklenince bir işe yarıyor bu para. Dolayısıyla da yeni evlenmiş bir gencin burada çalışması onu kurtarmaz. Bizim sigorta girişimize de gerek yok. Taşeronun da işine geliyor" 

Bazı Şehir Hastaneleri'nde emeklilerin çıkış verildiği örneklerin de olduğunu ifade eden emekliler, yaygın örneklerde temizlik biriminde taşeron firmaların emeklilere yer verdiğinden bahsediyor.

Mesainin karşılığını alabilmek mucize

Şehir Hastanelerindeki çalışma hayatının en karanlık yüzü ise işçilere uygulanan psikolojik baskı ve mobbing olarak öne çıkıyor. Yetersiz personel sayısı nedeniyle işçiler dinlenme haklarından mahrum bırakılıyor ve zorla mesaiye kalmaya zorlanıyor.

soL'a konuşan bir başka şehir hastanesi çalışanı bunları anlatırken mesailerin karşlığını almayı mucize olarak tarif ediyor: 

"Hastanede şef ve müdür baskısı nefes aldırmıyor. En küçük bir itirazda kapı gösteriliyor ya da yerimiz değiştiriliyor. İzin almak imkansız hale geldi, sürekli personel eksik denilerek mesaiye bırakılıyoruz. Üstelik bu mesailerin karşılığını almak bile bir mucize. Bazı arkadaşlarımıza ödeme yapılıyor, bazılarına yapılmıyor; kimse neye göre para yattığını bile bilmiyor".

'İnsanlar işini kaybetmekten korkuyor'

İşçiler haklarını aramak için bir araya gelmeye çalıştıklarında ise karşılarında hem şirket barikatını hem de sendikal boşluğu buluyor. Birçok hastanede işçiler sendikasız ya da patron yanlısı sendikalara mahkum ediliyor.

Şehir hastanesinde çalışan işçiler işsizlikle tehdit edilip daha kötü işlerde çalışmak zorunda kalmalarını şöyle anlatıyor:

"Sesimizi duyurmaya çalıştığımızda yalnız kalıyoruz. İnsanlar işini kaybetmekten korkuyor. Bir paylaşımı beğenmekten, bir basın açıklamasına katılmaktan bile çekiniyorlar çünkü hemen fişleniyoruz. Kendi aramızda bile birliği sağlayamıyoruz, yönetim her fırsatta bizi birbirimize düşürüyor. Grev yapmak, hakkımızı topluca aramak burada bir hayal gibi pazarlanıyor ama bu düzenin böyle gitmeyeceğini de biliyoruz.

Evet. İşçiler kendilerini ilgilendiren bir sosyal medya paylaşımını dahi beğenmekten endişe eder hale gelmiş durumda. Bu durum karşısında yan yana gelip haklarını aramak, mücadele etmek dışında  bir çözüm yolu görünmüyor önlerinde.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.