Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

SDG-HTŞ gerilimi artıyor, AKP avcunu ovuşturuyor: 'Ortadoğu Osmanlı'yı çağırıyor'

HTŞ ile SDG arasındaki gerilim şiddetlenirken, SDG heyeti müzakereler için Şam'a gitti. AKP'lilerden ise "Şam da Kamışlı da Ankara’nın kalbinin parçasıdır. Kudüs İttifağının yolu Ankara’dan geçmektedir" çağrısı geldi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 12.08.2025 , 13:49

Suriye'de Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasında 10 Mart'ta varılan mutabakat, gerilimlerin ve çatışmaların gölgesinde kaldı.

Rojava'da düzenlenen "Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenleri Ortak Tutum Konferansı"nın ardından HTŞ, Paris’te yapılması planlanan görüşmelere katılmayacağını bildirdi. SDG ise HTŞ'ye bağlı grupları ateşkesi ihlal etmekle suçladığı açıklamasında, gerilimin devam etmesi halinde meşru müdafaa hakkını kullanacağını duyurdu.

Rojava Dış İlişkiler Eşbaşkanı İlham Ahmed’in başkanlık ettiği SDG heyeti, bugün 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına ilişkin yeni bir müzakere turu için Şam’a gitti. 

Ancak yaşanan tüm bu gerilim, AKP'lileri heyecanlandırdı. "Ortadoğu'da büyük bir güç boşluğu olduğuna ve bu boşluğu Türkiye'nin doldurabileceğine" dair iddialarda bulunan AKP'li isimlerden, "Şam da Kamışlı da Ankara’nın kalbinin parçasıdır. Kudüs İttifağının yolu Ankara’dan geçmektedir" çağrısı geldi.

Mutabakata varıldı, çatışmalar arttı, konferans düzenlendi

HTŞ yönetimi ile SDG arasında 10 Mart'ta anlaşma imzalanmış ve SDG'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu öngörülmüştü. Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Rojava bölgesindeki sivil ve askeri kurumların, sınır kapıları, havaalanları ve enerji kaynaklarının devlet yönetimine dahil edilmesi üzerine anlaşılmış, yürütme kurullarının anlaşmanın yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi için çalışacağı belirtilmişti.

Varılan mutabakatın uygulanmasına yönelik toplantılar geçtiğimiz aylarda başlarken, HTŞ yönetimi ile SDG arasında da çatışmalar yaşanmıştı. 7 Ağustos'ta açıklama yayımlayan SDG, HTŞ hükümeti destekli grupların kuzeydoğu Suriye'deki bölgelere 22'den fazla saldırı düzenlediğini iddia etti.

SDG'nin iddiasından bir gün sonra yani 8 Ağustos’ta Suriye'nin kuzeyindeki Haseke şehrinde yapılan Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenleri Ortak Tutum Konferansı düzenlendi. Konferans, Suriye’nin geleceğine dair mesajlarla tamamlandı. Yaklaşık 500 temsilcinin katıldığı konferansta Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, Ermeni ve Çerkes delegeler, "çoğulculuğa ve eşit vatandaşlığa dayalı demokratik yönetim" talebinde bulundu.

Yayımlanan bildiride, SDG’nin “yeni bir ulusal ordunun çekirdeği” olması gerektiği belirtilirken, "geçiş döneminde uygulanacak politikalarda adalet ve göçmenlerin onurlu dönüşü için adımlar atılması" istendi. Kalıcı çözümün demokratik bir anayasa ve geniş katılımlı Ulusal Kongre ile mümkün olacağı ifade edildi.

Şam: 'Paris’teki toplantılara katılmayacağız'

Konferanstan bir gün sonra HTŞ yönetimi de Rojava'da gerçekleşen toplantının müzakere sürecine “darbe vurduğunu” belirterek, Paris’te yapılması planlanan görüşmelere katılmayacağını açıkladı.

Şam yönetimi, toplantının 10 Mart'ta varılan anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürdü ve tüm müzakerelerin “meşru adres” olarak tanımladığı Şam’a taşınması çağrısında bulundu. 

Açıklamada, devletin şeklinin yalnızca halk oylamasıyla belirlenebileceği vurgulandı ve grupsal, bölgesel uzlaşmalarla bunun mümkün olmayacağı ifade edildi.

SDG'den açıklama: 'Meşru müdafaa hakkımızı kullanmak zorunda kalacağız'

Bunun üzerine bir açıklama da dün SDG'den geldi.

SDG, HTŞ'ye bağlı grupların son günlerde Halep'te Kürtlerin yoğun yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri çevresinde asker yığdığını, devriyelerini artırdığını ve neredeyse aralıksız şekilde mahalleler üzerinde İHA uçurduğunu duyurdu. Bu eylemlerin anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu belirten SDG, HTŞ yönetimine "başıbozuk unsurları kontrol altına alma" ve barışa zarar verecek adımlardan kaçınma çağrısı yaptı.

SDG, HTŞ yönetime bağlı gruplarının özellikle Halep'in doğusundaki Deyr Hâfer kasabası ve çevresinde provokatif hareketlerde bulunduğunu da belirtti. SDG, güçlerinin "sürekli provokasyonlara rağmen sabırlı davrandığını ve karşılık vermediğini" bildirdi. Açıklamanın devamında "Ancak güçlerimizi hedef almaya devam ederlerse, meşru müdafaa hakkımızı kullanmak zorunda kalacağız" ifadelerine yer verdi.

İlham Ahmed başkanlığındaki heyet Şam’da

Yaşanan gelişmelerin ardından bugün, Rojava Dış İlişkiler Eşbaşkanı İlham Ahmed’in başkanlık ettiği SDG heyeti, 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına ilişkin yeni bir müzakere turu için Şam’a gitti.

Görüşmelerin, Rojava'ya bağlı tüm sivil ve askeri kurumların, sınır kapıları, havalimanları ve petrol-gaz sahalarının Suriye devletine entegrasyonunu içeren maddelerin hayata geçirilmesine odaklanması bekleniyor.

AKP'liler heyecanlandı: 'Kudüs İttifağının yolu Ankara’dan geçmektedir'

Öte yandan yaşanan gelişmelerin ardından AKP'lilerden de Türkiye'nin rolüne dair çağrılar gelmeye başladı.

AKP’li eski milletvekili Mehmet Metiner, konferansa katılanların yalnızca Kürtlerden oluşmadığını, bölgede yaşayan Sünni Arap, Türkmen ve Nusayrilerin de toplantıya katıldığını belirtti. Metiner, "taleplerin bölücü değil, ortak bir Suriye vizyonuna dayandığını" söyleyerek, Türkiye’nin “çözüm gücü” olması gerektiğini öne sürdü. “Türkiye kendini bu iç savaşın tarafı yapacak oyuna gelmemeli” dedi.

AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu da "Ortadoğu'da büyük bir güç boşluğu olduğunu ve bu boşluğu doldurmaya yönelik en güçlü aktörün Türkiye olduğunu" iddia etti. Osmanlı idaresinin sonlandığı günden bu yana Ortadoğu'nun kan bataklığından çıkamadığını savunan Ensarioğlu, "Ortadoğu, Osmanlı’yı çağırıyor. Osmanlı bakiyesinin üzerinden yeniden çizilecek bir paradigma ile Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği ‘Kudüs İttifağı’ mümkün olabilecektir" ifadelerini kullandı.

Ensarioğlu, açıklamasına şöyle devam etti:

"Paris Konferansından çekilen Şam yönetimi çözümü Fransa’da değil başka yerde aramaktadır. Biz Ankara olarak birçok krizin çözümünde oynadığımız rolün Arap ve Kürt kardeşlerimizin anlaşmazlıklarında da oynanabileceğini düşünüyoruz. Ankara ev sahipliğinde Şam Yönetimi ve Kürt temsilcilerin bir araya getirilmesi için koşullar hiç olmadığı kadar uygun. Sayın Cumhurbaşkanımızın feraseti ile dile getirilen Türk-Kürt-Arap ittifağı denkleminin yeni eşiği bu şekilde mümkün olabilecektir. Şam da Kamışlı da Ankara’nın kalbinin parçasıdır. Kudüs İttifağının yolu Ankara’dan geçmektedir."

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Ensarioğlu, Türkiye’nin bölgesel krizlerde etkin rol oynayabileceğini öne sürdü ve “Paris değil Ankara, Kral Fransuva değil Kanuni Sultan Süleyman” sözleriyle çağrıda bulundu.

AKP hükümeti Suriye'de kimin çizgisinde?

Gelişmelere dair dikkat çekici bir diğer yorum, Yeni Şafak köşe yazarı Yahya Bostan'ın köşe yazısında yer aldı. Bostan, "Türkiye ve ABD’nin, Gazze’deki soykırım hariç, pek çok başlıkta birbiriyle konuştuğunu düşünüyorum" dediği yazısında şu analize yer verdi:

"Ama Suriye’deki son gelişme farklı bir tondadır. ABD ve Fransa, Paris’te Şam ve SDG’yi buluşturmaya çalışıyor. Bu Şam’ı rotadan çıkarma hamlesidir. Ankara müdahale etmiştir. Ve Şam, Paris’teki görüşmelerden çekilmiştir."

Suriye konusunda İngiltere ve İsrail'in, ülkenin bölünmesi çizgisinde, ABD ve Fransa'nınsa toprak bütünlüğü içinde bir batı sermayesi egemenliği çizgisinde pozisyon almaya çalıştıkları düşünüldüğünde, Bostan'ın yorumu, AKP'nin Suriye'de İsrail'le benzer bir rotaya sahip olduğunu ima ediyor.

SANA: HTŞ yönetimi, SDG'yle Paris'te yapılacak görüşmelerden çekildi
sdg

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.