Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Savaşların gölgesinde BM Genel Kurulu: Uluslararası düzen artık işliyor mu?

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu, dünyanın farklı bölgelerinde savaşların sürdüğü, büyük güçler arasındaki gerilimlerin derinleştiği ve uluslararası kurumların etkinliğinin yeniden tartışmaya açıldığı bir ortamda başlıyor. Yaklaşık 130 devlet ve hükümet başkanının New York'ta bir araya geleceği toplantının gündeminde savaşların yanı sıra yapay zekâ, iklim krizi ve BM reformu da bulunuyor. Ancak toplantının kendisi, savaşları önlemek üzere kurulan uluslararası sistemin sınırlarını da gözler önüne seriyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 21.09.2026 , 11:17 Güncelleme Tarihi: 21.09.2026 , 14:56

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunun üst düzey görüşmeleri 22 Eylül'de başlayacak. 28 Eylül'e kadar sürecek görüşmelerde yaklaşık 130 devlet ve hükümet başkanının yüz yüze konuşma yapması bekleniyor. Bu yılki resmi tema ise “Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler”.

Ancak New York'taki diplomasi trafiğinin arka planında, Birleşmiş Milletler'in kuruluşundan bu yana çözmeye çalıştığı sorunların ağırlaştığı bir tablo bulunuyor. Ortadoğu'daki savaş, Ukrayna'daki savaş, Sudan'daki çatışma, Filistin meselesi ve diğer krizler sürerken, BM'nin savaşları önleme ve tarafları ortak bir zeminde buluşturma kapasitesi yeniden tartışılıyor.

Bu nedenle Genel Kurul haftasının asıl sorularından biri, dünya liderlerinin New York'ta ne söyleyeceğinden çok daha temel: Savaşları önlemek ve uluslararası barışı korumak amacıyla kurulan sistem, büyük güçlerin çıkarları çatıştığında ne kadar işleyebiliyor?

Beş ülkenin veto hakkı

Sorunun merkezinde BM Güvenlik Konseyi'nin yapısı bulunuyor.

Güvenlik Konseyi 15 üyeden oluşuyor. Bunların 10'u iki yıllığına seçilirken ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere daimi üye olarak yer alıyor. Bu beş ülke, Konsey'in esas konulardaki kararlarını veto edebiliyor. Bir karar dokuz üyenin desteğini alsa dahi daimi üyelerden birinin karşı oyuyla engellenebiliyor.

Bu mekanizma, 1945'te savaşın galipleri ve dönemin büyük güçleri arasındaki güç dengesinin ürünü olarak oluşturuldu. Aradan geçen 80 yılı aşkın sürede dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezleri değişse de Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelik ve veto sistemi büyük ölçüde aynı kaldı.

Üstelik veto yalnızca tarihsel bir ayrıcalık değil, güncel krizlerde de karar alma mekanizmasının parçası olmaya devam ediyor. BM'nin kendi kayıtlarına göre daimi üyeler 2026 yılında da veto yetkisini kullandı.

Genel Kurul'da ise BM'nin 193 üyesinin her birinin bir oyu bulunuyor. Bu nedenle Genel Kurul, devletlerin biçimsel olarak eşit temsil edildiği temel organ olsa da barış ve güvenlik konusunda bağlayıcı karar alma gücü esas olarak Güvenlik Konseyi'nde toplanıyor.

BM Güvenlik Konseyi. Konsey'in 15 üyesinden ABD, Çin, Rusya, Fransa ve İngiltere daimi üye ve veto hakkına sahip.

Savaşlar sürerken diplomasi

Bu çelişki, bu yılki Genel Kurul'un gündeminde özellikle belirgin.

Ortadoğu'daki savaş, Ukrayna'daki savaş ve Filistin meselesi liderlerin konuşmalarının başlıca başlıkları arasında yer alacak. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin yanı sıra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un da Genel Kurul'da konuşması bekleniyor.

Filistin meselesi ise BM'nin temsil ve erişim sorunlarını doğrudan toplantının kendisine taşıyor. ABD yönetimi Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a vize vermedi. Bunun üzerine Genel Kurul, Abbas'ın video yoluyla konuşmasına izin veren kararı 152 oyla kabul etti; üç ülke karşı oy kullandı, dört ülke çekimser kaldı.

Aynı dönemde ABD, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi'nin de aralarında bulunduğu İran heyetinin Genel Kurul'a katılmasına izin verdi. Washington, İran heyetine hareket alanını BM merkezi, İran'ın BM misyonu, büyükelçilik ve havaalanıyla sınırlayan çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Uluslararası diplomasinin en önemli merkezlerinden birinde, kimin toplantıya nasıl katılabileceği bile devletler arasındaki güç ilişkilerinden bağımsız bir mesele olmaktan çıkıyor.

Birleşmiş Milletler'in New York'taki genel merkezi. Savaşların sürdüğü ve büyük güçler arasındaki rekabetin derinleştiği bir dönemde, BM'nin uluslararası barış ve işbirliği iddiası yeniden tartışılıyor.

BM'nin para sorunu da büyüyor

Örgütün karşı karşıya olduğu sorun yalnızca siyasi değil.

BM, uzun süredir üye devletlerin mali katkılarını zamanında yapmaması ve nakit sıkıntısı nedeniyle finansman krizi yaşıyor. Haziran ayında Genel Kurul, örgütün mali istikrarını korumak amacıyla finansman kurallarında değişikliğe gitti.

BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, karar öncesinde yaşanan likidite krizi nedeniyle barış gücü operasyonlarının zaten ciddi biçimde küçültüldüğünü açıkladı. Alınan kararın, barış gücü operasyonları için 900 milyon doların üzerinde kaynağın ve normal bütçe için yaklaşık 400 milyon doların örgütün elinde kalmasını sağlayacağını belirtti. Ancak Baerbock, düzenlemenin temel sorunu çözmediğini, üye devletlerin mali yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini de vurguladı.

BM Genel Sekreteri António Guterres de finansman reformunun örgütün operasyonlarını sürdürmesi açısından önemli olduğunu söyledi ve üye devletlere mali yükümlülüklerini yerine getirme çağrısı yaptı.

Yeni kriz alanı: Yapay zekâ

Bu yıl Genel Kurul'un gündeminde yalnızca mevcut savaşlar yok. Yapay zekânın kontrolü ve uluslararası güvenlik üzerindeki etkileri de BM'nin tartışma alanlarından biri haline geliyor.

Guterres, yapay zekânın denetimsiz gelişiminin yaratabileceği risklere karşı uluslararası koordinasyon çağrısı yapıyor. BM'nin yapay zekâ yönetişimi konusunda kurduğu danışma mekanizmaları ve Genel Kurul haftasında yapılacak toplantılar, teknolojinin artık yalnızca ekonomik ya da bilimsel bir mesele olarak görülmediğini gösteriyor.

Guterres'in son Genel Kurulu

Bu yılki toplantının bir başka özelliği ise BM Genel Sekreteri António Guterres açısından bir dönemin sonuna işaret etmesi.

Guterres'in ikinci ve son görev süresi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Yeni Genel Sekreterin 1 Ocak 2027'de göreve başlaması bekleniyor ve halefinin belirlenmesi süreci şimdiden başlamış durumda. Bu nedenle 81. Genel Kurul, Guterres'in Genel Sekreter olarak başlayacağı son yüksek düzeyli Genel Kurul haftası olacak.

Guterres'in görev süresinin sona ermesiyle birlikte örgütün başına kimin geçeceği kadar, yeni Genel Sekreterin hangi koşullarda çalışacağı da önem taşıyor. Çünkü karşısında yalnızca savaşlar ve diplomatik krizler değil; finansman sorunları, veto mekanizması, iklim krizi ve yapay zekâ gibi giderek büyüyen başlıklar bulunuyor.

'Uluslararası düzen' kimin düzeni?

New York'ta önümüzdeki günlerde çok sayıda lider kürsüye çıkacak, savaşların sona ermesi, barış, uluslararası hukuk ve işbirliği üzerine konuşacak.

Ancak Genel Kurul'un ortaya koyduğu tablo, uluslararası siyasetin yalnızca devletlerin ortak iradesiyle şekillenmediğini de gösteriyor.

Bir tarafta 193 devletin eşit oy hakkına sahip olduğu bir Genel Kurul bulunuyor. Diğer tarafta dünya barışı ve güvenliği açısından en kritik kararların alınabildiği Güvenlik Konseyi'nde beş devletin veto hakkı var. Bir tarafta uluslararası sorunların ortaklaşa çözülmesi çağrıları yapılırken, diğer tarafta BM'nin kendisi mali kaynak sıkıntısıyla karşı karşıya. Savaşların sona erdirilmesi için diplomasi yürütülürken, büyük güçler arasındaki çıkar çatışmaları aynı diplomasi mekanizmalarının sınırlarını belirliyor.

Bu nedenle 81. Genel Kurul aynı zamanda 1945'te kurulan uluslararası sistemin, bugünün savaşları ve güç ilişkileri karşısında ne ölçüde işleyebildiğinin görüleceği bir sınav olacak.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.