Savaş döneminde gazetecilik: İsrail-Filistin

İsrail’in Gazze Şeridi’ni işgal politikaları sonucunda 7 Ekim’den bu yana 15 binden fazla insan katledilirken aralarında 70 gazeteci de yer alıyor.

Haber Merkezi

Çalışma koşullarının her zaman ağır olduğu gazetecilik mesleği, savaş dönemlerinde ise olağanüstü zorlu şartlar altında gerçekleştiriliyor. Savaş dönemlerinde gerçek bilginin dünyaya ulaşmasında ise gazeteciliğin kritik önemi var.

Patronların Ensesindeyiz İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı'nın haberine göre; dünyanın en zor mesleklerinden biri olan gazetecilik, icra edildiği konuma göre koşullarında değişkenlik gösterebiliyor. Basın mensuplarının çalışma koşullarını önemli ölçüde belirleyen etkenler arasında o ülkenin yönetim biçimi, toplumsal ve kültürel yapısı ve bulunduğu coğrafya yer alıyor. Bu çeşitli etkenlerin yanı sıra ülke içinde yaşanan ya da başka ülke/ülkelerle girilen savaş hali ise mevcut koşulları alt üst ediyor.

Stratejik meslek

Gazetecilik, savaş dönemlerinde çalışanlarının hedef alındığı, taciz edildiği, öldürüldüğü ve çalışmalarının engellendiği önemli bir meslek grubu. İcraatlarıyla savaştaki ülkeler için tehdit ve risk barındıran basın, stratejik bir hedef haline geliyor.

Yakın dönemde başlayan bir örnek olduğu için dikkatlice ele almak gerekirse; ikinci ayına yaklaşan İsrail-Filistin Savaşı’nda yurtlarında olup biteni ve gerçekleri hem kendi yurttaşlarına hem de dünyaya ulaştırmak isteyen gazetecilerin şartları sıra dışıdır.

7 Ekim’den bu yana 70 gazeteci öldürüldü

İsrail’in Gazze Şeridi’ni işgal politikaları sonucunda 7 Ekim’den bu yana 15 binden fazla insan katledilirken aralarında 70 gazeteci de yer alıyor. Bu sayı ile son 20 yılda Filistin’de öldürülen gazetecilerin sayısı aşılmış durumda.

Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde olanları kamuoyunu ve dünyayı bilgilendirmek, İsrail tarafından ölümle ya da tacizle cezalandırılıyor.

2 gazeteci kayıp, 44 gazeteci de tutuklu

Filistin Gazeteciler Sendikası’nın son paylaştığı bilgiye göre öldürülen gazetecilerin dışında 2 gazetecinin kayıp, 44 gazetecinin de İsrail’de tutuklu bulunduğu ifade edildi. Öldürülen bazı gazetecilerin aileleri yaptıkları açıklamada İsrail’in basın mensuplarının evlerini doğrudan hedef alarak çalışmalarının önüne geçmek istediğini belirtti.

Filistin’de bulunan farklı milletten gazeteci de İsrail’in saldırı ve tacizlerine uğradı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler'den soruşturma başvurusu

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Gazze’deki 50’den fazla medya kuruluşu yerleşkesinin “kasıtlı olarak, kısmen ya da tamamen” tahrip edildiğini açıklayarak gazetecilere karşı işlenen savaş suçlarının soruşturulması için Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) başvuru yaptığını duyurdu.

İsrail-Filistin Savaşı’nda uluslararası batılı medyanın dezenformasyonuna karşı Gazze’den gelen her bilgi kritik öneme sahip. Sağlıklı, gerçek bilginin kaynağı olan Filistin’deki gazeteciler insanüstü gayretlerle, olağanüstü zor fiziki koşullarda mesleklerini yapmaya devam ediyor.

Filistin Tv muhabiri yaşananları anlattı

Filistin TV muhabiri Muhammed Ebu Hatab’ın ölüm haberini 2 Kasım’da canlı yayında veren muhabir Selman Beşir yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyordu:

“Bizi koruyacak uluslararası bir güç yok. Hiçbir şeyin dokunulmazlığı yok. ‘Press’ yazılı bu çelik yelekler korumuyor. Bu miğferler korumuyor. Bunlar sadece gazeteci olduğumuzu gösteren sembollerden ibaret. Bunlar hiçbir şekilde gazetecileri korumuyor. Biz burada kurbanlarız. Hiçbir kıymetimiz yok.

Canlar verip peş peşe ölüyoruz. Aramızdaki tek fark birbiri ardına ölmek için sıramızı bekliyoruz. Meslektaşımız Muhammed Hatab buradaydı. Sadece yarım saat önce kendisi, eşi, oğlu, kardeşi ve ailesinden birçok kişi öldürüldü. Sıradakinin kim olduğunu bilmiyoruz. Şu saatte, şu dakikada, gelecek günlerde bir sonrakinin kim olduğunu bilmiyoruz.

Dün Al-Jazeera televizyonunun muhabiri Vail el-Dahduh’un ailesi öldürülmüş ve tek başına kalmıştı. Bugün Hatab ve ailesi öldürüldü ve ben tek kaldım. Burada bu mekanda 27 gündür ben ve Hatab, birlikte haberleri aktarıyorduk.”