Sayfa yolu
Sahte e-imza davası: Torbacı 'narkotik başkomiseri' dahil tutuklu sanık kalmadı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 10.10.2025 , 16:27 Güncelleme Tarihi: 10.10.2025 , 16:32
Geçtiğimiz aylarda sahte e-imzalarla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan Milli Eğitim Bakanlığı'na, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden birçok üniversiteye kadar çeşitli kamu kurumlarında görevli yetkililerin elektronik imzalarıyla yüzlerce işlem gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı.
Skandalın tam ortasında yer alan Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) sorumlu olmadığını öne sürmüştü.
Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, 5'i tutuklu toplamda 134 sanık hakkında "Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Başkanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'a muhalefet", "elektronik sertifikalarda sahtekârlık", "sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" ve "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından açılan dava ile bazı kamu kurumlarındaki yöneticilerin e-imzasını kopyalayarak çeşitli belgelerden sahte e-imza üreten 65 sanıklı ikinci dosya birleştirildi.
Dosyalar birleştirildikten sonraki ilk duruşma bugün görüldü.
Duruşmada ilk olarak başka bir dosyadan tutuklu olan sanık Mehmet Akif Yılmaz’ın SEGBİS üzerinden savunması alındı. Ehliyet sınavında başarısız olduğunu ancak durumunun “başarılı” olarak değiştirilmesine yönelik bir talepte bulunmadığını iddia eden Yılmaz, “Suçsuzum bir şey yapmadım” dedi. Tutuksuz sanıklardan Osman Kürşat Mert alınan savunmasında, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Benim Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği lisans programından yasa dışı mezuniyet kaydı oluşturulmasına ilişkin bir talebim olmadı. Bu konuda kimseden bir talepte bulunmadım” ifadelerini kullandı.
Torbacı narkotik başkomiseri: Kandırıldım ve kullanıldım
“Torbacılık” nedeniyle hakkında işlem yapılan, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı’nda görevli başkomiserin elektronik imzasını ele geçirdiği için tutuklanan Mıhyeddin Yakışır, “Ayhan Ateş tarafından suça sürüklenmiş vaziyetteyim. Kandırıldım ve kullanıldım. Onlara olan güvenimi kötüye kullanıp beni bu olaya bulaştırdılar. Bu durumdan pişmanım. 10 aydır tutukluyum. Adli sicil kaydım da temizdir. Tahliyemi istiyorum” şeklinde beyanda bulundu.
'Ben siyasetçi olduğum için bu tamamen bir itibar suikastıdır'
ANKA'nın haberine göre, tutuksuz yargılanan sanıklardan Nizam-ı Cedid Derneği Genel Başkanı Nizam Perk hakkında Atatürk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’nden sahte mezuniyet diploması oluşturulduğu kaydedildi. Perk, konuya ilişkin savunmasında, "Ben siyasetçi olduğum için bu tamamen bir itibar suikastıdır. Siyasi komplodur. Eğer ben böyle bir şey talep ettiysem neden bu meslekle bağlantılı bir faaliyette bulunmadım” iddiasında bulundu.
Tutuksuz yargılanan sanıklardan sahte e-imza ile Atatürk Üniversitesi Bilişim Sistemi’ne girerek işlemler yaptığı iddia edilen Abdullah Doğan, "Ziya Kadiroğlu’nu misafir ettiğim dönemde benim evimdeki interneti kullandığı zaman bu işlemleri yapmış olabilir" dedi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden hakkında sahte mezuniyet diploması oluşturulan tutuksuz sanık Mehmet Baykara da “Benim binlerce çalışanım var. Yanımda çalışan mühendisler bulunmaktadır. Böyle bir şey yapmadım, yapmam için aklımı kaybetmiş olmam gerekir. Bu diplomaya ihtiyacım yok. Benim adıma sahte mezuniyet diploması kaydını kimin oluşturduğunu bilmiyorum” dedi.
'Okuldan kaydımı kendim sildirdim'
Hakkında Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki notunu yükselttiği iddia edilen Doğukan Fırat Özyürek, “Ben kendimi mühendis olarak hayal etmediğim için bir süre okuduğum bölümü bıraktım, kaydımı kendim sildirdim. Sonra üniversite sınavına hazırlanıp dereceyle Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ni kazandım ve psikolog oldum. Ben böyle bir şey talep etmedim. Haberim yoktu. Kişisel verilerimi ele geçiren kişiler hakkında da şikayetçi oldum" açıklamasını yaptı.
Tutuksuz yargılanan sanıklardan Atatürk Üniversitesi’nden sahte mezuniyet diploması aldığı iddia edilen Mehmet Üveyir, “Anavatan Partisi Adana İl Başkanı’yım. Adıma sahte diploma mezuniyet kaydı oluşturulduğunu da partiye kayıt için başlatılan soruşturma sürecinde haberdar oldum. Ben mobilyacıyım, bu sahte diplomadan elde edeceğim bir menfaat de yoktur” diye konuştu.
Tutuklu sanıklardan Ziya Kadiroğlu, savunmasında “Atatürk Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi sistemi üzerindeki eylemlere dair bilgim var. Eski beyanlarımı tekrar ediyorum” dedi.
'Sadece ‘örgüt’ ibaresi eklenmiş başka değişen hiçbir şey yok'
Tutuklu sanık Gökay Celal Gülen de “Benim bilgisayar firmam var, çalışanlarım var. Benim burada yaptığım tek şey arkadaşlara ofisimi kullandırtmam. Organizatör olarak suçlanıyorum ama sistemlere kendi faturalı hattımdan giriş yaptığım görünüyor, böyle bir şey olsa kendi hattımdan sisteme girmem. Benim teknik anlamda yardımcı olduğum iddia ediliyor, ben zaten bilgisayar işi ile uğraşan bir firmanın sahibiyim. Ücret ve fatura karşılığında donanımsal ve kurulum işleri yapıyorum. Ben hiçbir suç işlemedim. Geçtiğimiz günlerde 3. dalga operasyonu yapıldı ve biz bu doğrultuda yeniden savcılığa ifade verdim. Sadece ‘örgüt’ ibaresi eklenmiş başka değişen hiçbir şey yok. Bizim 10 ay sonra mı örgüt olduğumuz anlaşıldı. Ben buradan sadece 3 kişiyi tanıyorum. Biz nasıl bir örgüt olabiliriz?” iddialarını dile getirdi.
Tutuklu sanık Yalçın Maraşlı da “Ayhan Ateş ile tanıştım, böyle oldu. Kendisi MİT personeli olduğunu söyledi ve güven sağladı. Zamanla e-imza çıkartmamı istedi. E-devlet şifremi aldı. Benim üzerime diplomalar yapılmış, ben böyle bir talep istemedim. Ben kendim böyle bir işlem de yapmadım. Ayhan Ateş yapmıştır” savunmasını yaptı.
Müşteki Sibel İrkey de duruşmada söz alarak katılma talebinde bulundu ve şunları kaydetti:
"YÖK Eğitim ve Öğretim Daire Başkanı iken benim hakkımda iki adet sahte e-imza oluşturulmuş. Bundan e-devlet üzerinden gelen mail sayesinde haberdar oldum. Hemen kurumuma bildirdim, Turktrust’a da bildirdim. Benim imzam kullanılarak sistem içinde gezilmiş ama herhangi bir işlem yapılmamış."
6 Şubat depreminde hayatını kaybeden avukatların diplomaları kullanılmıştı: Avukatların katılma taleplerine ret
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden avukatların diplomalarının kullanılması nedeniyle katılma talebinde bulunan Kahramanmaraş Barosu ve Türkiye Barolar Birliği’nin katılma talebi suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle reddedildi.
5 tutuklu sanık da tahliye edildi
Beyanların ardından Hakim, tutuklu sanıklar Mıhyeddin Yakışır, Taner Dağhan, Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen ve Yalçın Maraşlı’nın tutuklu kaldıkları süre gözetilerek delilleri karartma ihtimallerinin olmaması gerekçesiyle tahliyelerine karar verdi.
Mahkeme bir sonraki duruşmayı 16 Ocak’a erteledi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.