Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sahaflar Çarşısı | Vladimir İlyiç'in Lenin olma yolculuğu: Lenin'den Anılar

Sahaflar Çarşısı'nın bu haftaki söyleşisinde Krupskaya'nın kaleme aldığı Lenin'den Anılar kitabını konuşuyoruz. Bu söyleşimizle birlikte bizleri takip eden okurlarımıza hoş bir veda ediyoruz.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 29.12.2024 , 11:52 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Hava yağmurlu. Yusuf Şaylan şemsiyesini kitaplarına tutarak yürüyor. Heybesinin içinde poşete sarılı kitaplarında Lenin var. 

"Esasında kar yağması lazım bu mevsimde Ankara'da. Ama mevsimler de değişti" diye serzenişte bulunuyor. Kavaklıdere'de bir kafeye oturuyoruz. Yağan yağmur pencereye vururken Yusuf Şaylan kitapları çıkarıp masaya seriyor. "Masa küçükmüş" diyor. Ben kitaplar fazla diye anlıyorum. 

"Ne zamandır bu kitabı konuşmak istiyordum. Bugüne nasip oldu. Bizim Vladimir İlyiç'in Lenin olma sürecini anlatıyor bence. Bu kitabın alameti farikası budur diyebilirim." diye başlıyor. Garson kitaplarda Lenin'i görünce yüzümüze bakıp gülümsüyor ve kahvelerimizi masaya bırakıyor.

Haydi başlayalım diyor Şaylan. 

Başlıyoruz.

Gökyüzünü fethedenler

Sahaflar Çarşısı serisinde Rus edebiyatına dair pek çok şey konuştuk. Şaylan bu durumu "Biraz da mecburuz. Devrimi olan ülkelerin edebiyatı ve üretimi fazla oluyor" diye tarif ediyor. 

"İnsanlık tarihinde bazı zamanlar vardır ki, yeryüzünde geniş bir hacmi olan emekçiler, köylüler ya da köleler gökyüzünü fetheder. Böyle dönemler vardır. Fransız ihtilali böyle bir şey. 1923'te bizim topraklarımızda yaşananlar böyledir. Cumhuriyet padişahın kutsalına halkın inançlı bir tekmesidir mesela. Ve Rusya'da 1917. Yahu. Keşke bir zaman makinası olsa. Ama yok işte. Madem makinayı geriye sarma şansımız yok. Biz de bize uygun olanını gelecekte hayata geçirmek için uğraşıyoruz işte" diyor gülümseyerek.

Krupskaya'nın Lenin'den Anılar kitabını önemsiyor Yusuf Şaylan. "'Yaptık. Yine yaparız' diyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap bence" diyor.

Vladimir İlyiç'in çocukluğundan, gençliğinden ve mücadelesinden en ilginç ayrıntıları anlatıyor Lenin'in eşi Krupskaya. Bu tür kitaplar hem zengin hem de belli açılardan handikapları olan metinler oluyor. Zira özneye bu kadar yakın bir kadrajda kaleme alınan kitaplar bazen büyük fotoğraftaki ayrıntıları es geçebiliyor. Ama bu açıdan Krupskaya'nın kurduğu terazi başarılı sayılanlar arasında. 

Lenin'in alışkanlıkları, boş zamanlarında yaptıkları, işçilerle sohbetleri, sürgünler, zorluklar, mücadele, gazete hayalleri ve ille de örgüt... "Gökyüzünü fethetmek tek başına yapılacak iş değil elbette. Lenin'in büyüklüğü bunu bilmesinden geliyor bence. Tek başınayken ne kadar çaresiz olduğu ya da örgütlüyken ne kadar kuvvetli olduğunu bilmesidir önemli olan" diyor Şaylan.

Krupskaya ve Lenin

'Volga'dan çok bilgili bir Marksist geliyor'

Krupskaya ve Lenin mücadelenin içinde tanışıyorlar. Krupskaya bu anları "Volga'dan çok bilgili bir Marksist geliyor demişlerdi" diye anlatıyor. Adı geçen kişi Vladimir İlyiç. 

Yusuf Şaylan, Lenin'den Anılar kitabının Krupskaya'nın politik birikimini anlamak için de önemli bir kitap olduğunu ifade ediyor: 

"Krupskaya'nın Lenin ile bir ömür yaşaması tesadüf değil. Bunu anlıyor insan okuyunca. Sonra sürgündeki örgütlenmeler, işçilerden gelen mektuplar, yeraltındaki örgütlenme dönemlerinde gizli mektuplaşmalar ve sütle yazılan raporlar...

Tamamı da bu dönem yaşanan zorlukları anlatıyor. Mücadele içinde neler yaşandı hangi evrelerden geçti ve bu isimler, nasıl bunu başardılar yakından bakmayı sağlıyor bu çalışma." 

'Devrimciler solucan inceler mi?'

Lenin'in siyasallaşmasında kardeşi önemli bir eşiği oluşturuyor. Onun Çar'a karşı verdiği mücadele ve sonucunda idamla sonuçlanan hayatı Lenin'i derinden etkiliyor. 

Lenin'in kardeşinden anılar aktaran Krupskaya, Lenin'in şaşkınlıklarına da yer veriyor. Kitabı eline alan Şaylan, ilgili bölümü yüksek sesle okuyor:

"'Ağabeyi bir doğabilimciymiş. Evdeki son yaz tatilinde halkalı solucanlar üzerine bir inceleme hazırlıyormuş ve sürekli mikroskobuyla meşgulmüş. Gün ışığından azami ölçüde yararlanabilmek için gün doğarken kalkar, hemen çalışmaya koyulurmuş. 'Yok, ağabeyim­den devrimci olmayacak, diye düşünürdüm o  zamanlar' diye ak­tarmıştı Vladimir İlyiç. 'Bir devrimci bu kadar çok vaktini solu­canlara ayıramaz'. Hatasını anlaması uzun sürmemiş'

Böyle aktarıyor Krupskaya. 

Geçtiğimiz gün THTM ve Semt Evleri ortak çalışması olan bir aydınlanma atölyesi gördüm. Hem de Ankara'nın en yoksul emekçi mahallelerinde. 'Kurbağa'da kılcal damarda dolaşım' adını taşıyordu bu atölye. Çocuklar mikroskop önünde bir şeyler inceliyordu. İşte bazen bir solucan ya da kurbağa incelemenin, hayatı ve akışı bilimsel olarak ele almanın devrimci olmakla neden alakası var daha iyi anlıyor insan. Bundan 100 yıl önce yapılan şeyleri düşününce heyecanlanıyor." 

Lenin'den Anılar kitabına eşlik eden diğer kitaplar. 

Önemli isimlerin insani yanları

Lenin gibi önemli isimlerin insani yanlarını bilmek önemli diyor Şaylan. Bu sayede hem büyük olan kimi imgeler dünyamızda sıradanlaşıyor, ama önemsizleşmiyor. Bir yandan da kimi sıradan şeylerin ne kadar önemli olduğunun farkında varıyoruz.

"Zaman zaman ilginç yanlarıyla, kimi zaman inadıyla ama belki de en önemlisi insanı sevmesiyle önemli biri Lenin. Lenin'i okurken şunu anlıyorsunuz. Sadece yol arkadaşlarıyla değil, eskiden yol yürüdüğü insanlarla da iletişim kurmuş bi şekilde. Kimileriyle insani ilişkisi devam etmiş. Bu kolay bir şey değil. Sonra çok çalışkan. Sahiden çok çalışkan.

Bu arada laf aramızda kalsın.

Bunu yazma ama Lenin'i okuyunca bugün tanıdığımız bir kaç arkadaşımızı okuyoruz gibi geliyor bana. Aynı inat, aynı ilginç detaylar ve biçimler devam ediyor işte" diyor Yusuf Şaylan kahkahayı basarak. 

"Mesela şurası beni çok etkiliyor. Bana işçilerin mektup yollamasını sağlayın diyor her seferinde. Her seferinde işçilerin gündelik yaşamlarına ve sorunlarına yakından temas etmeye çalışıyor. Bunları sürgündeyken yapıyor. Zaten Rusya'da iken o Bolşevik işçiler sürekli evine gidip geliyor Lenin'in. Bunlar kıymetli detaylar" diye ekliyor.

Yusuf Şaylan

Sahaflar Çarşısı'na tatlı bir veda

Nisan ayında başladığımız bu yazı dizisine bu sayıyla tatlı bir veda ediyoruz. Bu söyleşilerde yaklaşık 40 kitap inceledik, yüzlercesini de not ettik. 

"Her şeyden önce tüm okurlara teşekkürler. Her hafta bir sürü geri dönüş aldık. Kıymetli eleştirileri ile yolumuz şekillendi. Sürekli okuyanlar, söyleşiden sonra ellerinde kitapları gördüğümüz dostlar her hafta daha şevkle çalışmamızı sağladı. Bana da çok iyi geldi. Uzun bir zaman sonra yeniden sıkı bir tempo ile çalışmama vesile oldu bu söyleşi dizisi" diyor Şaylan. 

Evet. Yaklaşık 40 hafta boyunca her Pazar günü bu köşede bizimle birlikte olan dostlarımıza yeni yıla girerken veda ediyoruz. Bu süre belki de daha farklı üretimler yapmak ve daha iyisini düşünmek için bir fırsat olacak. Bir yanıyla da tekrara düşmemek ve tadında bırakmak ilk söyleşimizin başlangıç hedefiydi. 

Şaylan heybesini toplayıp kitaplarını toplarken yağmur yağmaya devam ediyor: "Bak şair ne demiş. Ayrılıklar seni karamsarlığa düşürmesin. Yeniden buluşmak için bir veda gerekir."

Cümlesi biterken sağ gözünü kırpıyor ve gülümsüyor.

Tüm okurlarımıza kitap, umut, sağlık ve mücadele dolu yıllar diliyoruz. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.