Sayfa yolu
Riyad'ın bekçisi, Washington'ın taşeronu: AKP uyarılara rağmen namluyu Yemen halkına doğrultacak mı?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 22.09.2026 , 15:13 Güncelleme Tarihi: 22.09.2026 , 17:19
Yeni Osmanlıcılık rüzgarıyla yelken şişirip, dümenini Amerikancılığın rotasına kıran AKP iktidarı, Türkiye'yi Yemen'de giderek şiddetlenen bir girdabın içine doğru sürüklüyor.
Suudi Arabistan yıllardır Yemen'de sürdürdüğü savaşın faturasını kendi topraklarına düşen füzelerle ödemeye başladığında, gözler "Mekke İttifakı"na çevrildi. Başlarda kınamalar ve itidal çağrılarıyla yetinen AKP, Riyad'ın ağır darbeler alıp köşeye sıkışmasıyla Suudilere "askeri destek" sinyali vermeye başladı.
Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'nin Yemen'de işlediği suçun ortağı olmaya heves eden AKP iktidarının yanı sıra Pakistan'daki iktidara, Yemen'in başkent dahil önemli bir kısmını yöneten Ensarullah'tan ilk uyarılar geldi. Türkiye ve Pakistan halkları ile bu ülkelerin hükümetleri arasına net bir çizgi çeken Ensarullah, Yemen halkına karşı işlenen her türlü suça yanıt verileceğini duyurdu.
Peki, Yeni Osmanlıcılık hayalleriyle çıkılan bu yolun sonu nereye varacak? AKP iktidarı, yıllardır emperyalizm tarafından katledilen ve açlığa mahkum edilen Yemen halkına karşı Türkiye'yi geri dönüşü olmayan bir savaşa mı sokacak? Türkiye, AKP yüzünden hedef olursa bunun hesabı nasıl verilecek?
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLPortal2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Sessizlikten savaş tamtamlarına: Arkaplanda ne oldu?
12 yıldır Yemen'i açlığa ve sivil katliamlara mahkum eden Suudi Arabistan, Ensarullah hareketinin Kızıldeniz'de kurduğu karşı ablukayla adeta tersyüz oldu. Ekonomisinin nefes boruları kesilen Riyad'ın can havliyle ABD'nin kapısını çalması, önce 14 ülkelik "Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı"nı, ardından da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında "Mekke İttifakı"nı doğurdu.
Anlaşma metni her ne kadar gün yüzüne çıkmamış olsa da Meclis'e sunulup onaylanmasa da tarafların yaptığı açıklamalar, Mekke İtifakı'na dair çeşitli bilgilerin öğrenilmesini sağladı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre anlşamanın "bir müttefike yapılmış saldırı, diğer müttefike de yapılmış sayılır" maddesi, başından beri Türkiye'yi tarafı olmadığı bir çatışmanın içine çekme potansiyeli taşıyordu. Nitekim Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların şiddetlenmesiyle birlikte başlangıçta sessizliğe gömülen müttefikler, Ensarullah'ın sahada ilerleyişi hızlandıkça tehlikeli sinyaller vermeye başladı.
Önce Pakistan'dan "Mekke Anlaşması bizim için de geçerlidir ve görevimizi yerine getireceğiz" çıkışı geldi. Ardından süreci başlarda diplomatik kınamalar ve itidal çağrılarıyla idare etmeye çalışan AKP iktidarı tehlikeli açıklamalar yapmaya başladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, anlaşmayı NATO'nun "kolektif savunma" maddesine benzetmesi ve Mekke İttifakı'nı "oyun değiştirici bir platform" olarak nitelemesi, Ankara'nın niyetini açık etti. Fidan, Suudi Arabistan'ın egemenliğine yönelik saldırılar karşısında "Sözümüzün eriyiz, bir dayanışma içerisindeyiz" diyerek, Riyad yönetimine askeri ihtiyaçlar doğrultusunda teknik konularda destek verebileceklerini duyurdu.
Yeni Osmanlıcılık vizyonuyla "bölgesel sorunlara bölgesel çözümler" getirdiğini iddia eden AKP iktidarı, bu adımlarla aslında Washington'ın Körfez'deki askeri yükünü hafifleten o tanıdık taşeronluk rolünü üstleniyor. Zira Babülmendep Boğazı'na erişim hatlarını ele geçiren Ensarullah'a karşı Suudilerin yanında saf tutmak; doğrudan ABD-İsrail ekseninin çıkarlarına kalkan olmak anlamına geliyor.
Ensarullah'tan ilk uyarılar geldi
Tüm bu gelişmelerin ardından Ensarullah'tan Suudi Arabistan'ın imdadına koşmaya hazırlanan AKP iktidarı ve Pakistan hükümetine yönelik ilk uyarılar gelmeye başladı.
Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Muhammed el Buhayti, Associated Press'e yaptığı açıklamada, biri Suudi Arabistan, biri içerideki işbirlikçiler, diğeri de olası bir uluslararası müdahale olmak üzere üç cephede birden savaşabilecek kapasiteye ulaştıklarını belirtti. Buhayti'nin "Herhangi bir ülkenin Suudi Arabistan'ın yanında Yemen'e yönelik saldırganlığa dahil olması durumunda uluslararası bir cephede savaşmaya dahi hazırız" sözleri, Ankara ve İslamabad'a yönelik ilk açık mesaj oldu.
Buhayti'nin isim vererek doğrudan uyarıda bulunduğu ilk açıklaması ise iNews kanalına verdiği mülakatta geldi. Türkiye ve Pakistan halkları ile bu ülkelerin hükümetleri arasına net bir çizgi çeken Buhayti, olası bir askeri müdahalenin sonuçlarını şu sözlerle özetledi:
"Biz Türk halkının ezici çoğunluğunun Yemen'e sempati duyduğunu biliyoruz. Aynı şekilde Pakistan halkının ezici çoğunluğu da Yemen halkına sempati duyuyor. Dolayısıyla, Türk hükümetinin veya Pakistan hükümetinin herhangi bir hamlesine, Yemen'e yönelik doğrudan herhangi bir askeri saldırı hamlesine, bu durumda kesin ve acı verici bir karşılık vereceğiz ve demir bir yumrukla vuracağız."
Yemen'in kimseye saldırmadığını, sadece Suudi Arabistan'a karşı savunma konumunda olduğunu hatırlatan Buhayti, AKP ve Pakistan hükümetlerine "Sessizliğinizi koruyun" çağrısı yaptı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vallahi, eğer Türkiye veya Pakistan bu işe bulaşırsa, onları demir bir yumrukla vururuz ve bugün Suudi Arabistan'ı terbiye ettiğimiz gibi onları da terbiye ederiz. Tıpkı daha önce Amerika ve İngiltere'yi terbiye ettiğimiz gibi, Yemen'e yönelik saldırganlığa bulaşan her devleti terbiye edeceğiz."
'Siyasi ve maddi kazanımlar elde etme hırsıyla bu işe bulaşmamalarını tavsiye ediyoruz'
Ertesi gün bir açıklama da Ensarullah lideri Abdülmelik Husi'den geldi. Husi dün yayınlanan video mesajında, İslamabad ve Ankara hükümetlerine uyarılarda bulundu.
İki ülke halklarının hükümetlerinden farklı tutumlar sergilediğine dikkat çeken Husi, Türkiye ve Pakistan hükümetlerine Riyad üzerinden siyasi ve maddi kazanım elde etme hevesinden vazgeçme çağrısı yaptı:
"Biz halkların tutumunun, rejimlerin tutumlarından farklı olduğu gerçeğini biliyoruz. Onlara, Suudi tarafından siyasi ve maddi kazanımlar elde etme hırsıyla bu işe bulaşmamalarını tavsiye ediyoruz. Suudi tarafı Amerika'dan yardım istiyor. Amerikalı, zaten onun tüm suçlarındaki ortağıdır. Suudiler ile bu işe bulaşan zarardadır. Aynı zamanda, sevgili halkımıza karşı işlenen her türlü suçta ahlaki, hukuki, yasal ve insani boyuttaki tüm sonuçlara da katlanacaktır. Biz haklı bir davaya sahibiz, zorluklar ne olursa olsun, halkımıza ve ülkemize saldıranlarla, zalimle kim aynı safta yer alırsa alsın..."
Amerikancılığın ve Yeni Osmanlıcılığın faturası ne olacak?
Ensarullah cephesinden gelen bu açıklamalar, AKP iktidarının "oyun değiştirici" ambalajıyla sunduğu askeri anlaşmaların Türkiye'yi ne denli büyük bir ateşin içine ittiğini açıkça gösteriyor.
Filistin'e ve Yemen'e ölüm kusan ABD-İsrail ekseninin karşısındaki en aktif güçlerden biri olan Ensarullah'a karşı Suudi monarşisinin safında hizalanmak, Washington'ın ve Tel Aviv'in çıkarlarına taşeronluk yapmak anlamına geliyor.
Ortada Türkiye'nin güvenliğini ya da halkın çıkarlarını savunan bir durum yok, aksine ABD icazetiyle hareket eden ve kendi yarattığı krizin altında ezilen Suudi Arabistan'ı kurtarma operasyonu var.
Kağıt üzerinde kurulan ittifakların sahada yıkıcı karşılıklar bulduğu bu denklemde, Türkiye adım adım tarafı olmadığı emperyalist bir çatışmanın içine sürükleniyor.
Ankara'nın yıllardır katledilen Yemen halkına karşı savaşa girmesi ülkeye iddia edildiği gibi bir "caydırıcılık" değil; öngörülemez, ağır ve kanlı bir fatura vaat ediyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.