Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Resmederek mücadele etmek: İrfan Ertel

'İrfan Ertel, emekten yana duruşun mümkün olduğunu hatırlatıyor ve aynı amaçla üretmek isteyenlere güç veriyor.'

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 20.08.2023 , 09:15 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İrfan Ertel 1951 yılında Muğla’da, Köy Enstitülü öğretmen bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. 18 yaşına kadar yıl sonu tatillerinde tütün tarlalarında çocuk işçiliği yapmıştır. 60’lı yılların Muğla’sı tam bir mahrumiyet bölgesi olduğu için aldığı lise öğrenimiyle başka bir bölümü kazanamayacağının bilincindedir. Çocukluğundan beri resim yapmakta ve resmi sevmektedir. Akademi (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) sınavlarına girer. Böylece, hayatında dönüm noktası olacak İstanbul sayfası açılmış olur. Ancak, 1971 yılında başlayan Akademi resim eğitimi bir süre sonra Ertel’i tatmin etmeyecektir. Çünkü Akademi resim eğitimi genel anlamda Amerikan ekspresyonizmi etkisi altındadır. Ve özetle “resim bir şey anlatmaz, anlatmamalı” denmektedir. Ertel’in ise Akademi eğitiminden beklentisi; toplumcu düşüncelerini geliştirmek ve bu bakış ile resmin sanatsal problemlerine çözüm aramaktır.  

Akademide o yıllarda Amerikan soyut ekspresyonizminin hâkim olması tesadüf değildir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika, siyasi hâkimiyetini tesis etmek üzere hızlı adımlar atmış ve soğuk savaşı başlatmıştı. Benzer şekilde, sanat alanına da saldırmış ve 1950’ler itibariyle Amerika’yı sanatın merkezi haline getirerek ideolojisini tüm dünyada belirleyen haline getirmişti. Sanat alanında tesis edilen bu liberal ideoloji, sanatçılara şiddetli bir şekilde bireysel özgürleşmeyi vaaz veriyor, topluma değil kendi içlerine dönmelerini ve iç buhranlarını tuvale dökmelerini propaganda ediyordu. Soyut ekspresyonizm de Amerika’nın örgütlediği bu ideolojik alanda ortaya çıkmış ve içe dönmeyi reddeden, kendini topluma karşı sorumlu hisseden sanatçılar tarafından tercih edilmemişti. Ertel de yüzünü topluma dönen bir sanatçı olarak Akademi’den uzaklaşır. Bir süre sonra da resim yapmayı bırakarak, bir fabrikada çalışmaya başlar. Daha sonra, Ertel’in sözleriyle ifade edecek olursak: “bir direniş çadırı önünde yaşlı bir işçi önderinden yediği sıkı bir fırça sonrası” resmi bir mücadele aracı kılabileceğini anlar ve akademiye geri dönmeye karar verir. Öğrenciliği süresince birçok işte çalışır. Bu ona emekçilerin yaşamlarını yakından izleme olanağı sağlar.

İrfan Ertel, Metal İşçileri

Ertel’i resme döndürecek ve sanatını değiştirecek önemli olaylardan bir diğeri de Dostlar Korosu sayesinde Ruhi Su ile tanışmasıdır. O sırada, çocukluğundan beri sezinlediği sosyal eşitsizliği, adaletsizliği ve emeğin değerini kavramaya çalışmakta, kendi deyimiyle “deliler gibi” okumaktadır. Sadece bilmenin yetersizliğini anlayan herkes gibi örgütlenmiş ve bildiklerini yapacakları ile nasıl buluşturacağını düşünmektedir. Ertel için Dostlar Korosu sadece müzik öğrendiği bir yer değildir; Ruhi Su ile kurduğu dostluktan ve onun opera bilgisi ile geleneksel müziği yeniden yorumlamasından, halk ezgileri ile hem işçi sınıfına seslenmesinden hem de çağdaş bir müzik yapmasından ilham alır. 

Ertel bu dönemde müzik kadar tiyatroyla da ilgilenir. Türkiye’de epik tiyatro ekolünü ilk kez uygulayanlardan biri olan Vasıf Öngören’in kurduğu İstanbul Birlik Sahnesi’nde çalışır ve Zengin Mutfağı oyununun ilk dekorlarını hazırlar. İlk kişisel sergisini de bu tiyatronun fuayesinde açar. Hem müzik alanında hem tiyatroda çalıştığı ustaların sanatsal dertleri ile kendi derdi ortaktır. Ve ikisi de resimle ilgilidirler. Bu iki ustanın gelişimine katkıları yoğun olur. Kendi sanatına döner ve ustaların kendi sanatlarında uyguladığı aynı yöntemleri resimde nasıl uygulayabileceği üzerine düşünür, denemeler yapar. 

İrfan Ertel, 2023, “Aydınlanma İnsanlarımızdan” sergisinden, Ruhi Su

Ertel, öğrencilik sonrasında uzun yıllar çalıştığı ağır sanayi metal fabrikasında, işçilerin her geçen yıl kötüleşen çalışma koşullarını yakından gözlemlemiştir. Bu iş yerinde öğrendiği fabrika fotoğrafçılığı daha sonra işe yarayacak ve birçok sektörde fabrikalarda fotoğraf çekimleri yapmasını sağlayacaktır. Yaptığı resimlerde biraz da dünyanın değişebileceğine dair ip uçları verebilmek ve örgütlenmenin ne denli hayati olduğuna dikkat çekebilmek için işçileri ele almaya başlar. Yaptığı portrelerin her biri bir hikâye, yaşanmışlık barındırır ama asıl meselesi emeğin bu portrelerde imgeleşiyor olmasıdır. Ertel, izleyenin yaşamından tanıdık izler bulacağı emekçileri resmeder; Anadolu kadınları, maden işçileri, emek mücadelesinde yaşamını yitirenler, toplumu aydınlatanlar, hepsi onun konusudur. Resimlerinde bulunmasını istediği izler, emeğin izleridir. Ertel’in izleyicileri de emekçilerdir. Fırsat buldukça resimlerini emekçilere götürmeye çalışır. Yoksul emekçi mahallelerde sergiler açar. Örneğin; Soma iş cinayeti sonrası yaptığı madenci resimlerini madenlere taşımış, işçilerin izlemesini sağlamış ve yoğun ilgi görmüştür.

 2017, Zonguldak Kozlu Maden girişindeki sergiden

2017, Zonguldak Üzülmez Maden Ocağı sergisinden

Ertel, resimlerinde fotoğraflardan faydalanır, üslubu gerçekçidir ve anlatmak istediğini daha iyi ifade edebilmek için bazen renkçi bazen de eski fotoğrafların solgunluğunu anımsatan monokrom bir dilde çalışır. 2020 yılında, TKP’nin 100. yaşı vesilesiyle yaptığı resimlerde, hafızalarımıza kazınmış toplumsal olayların imgelerini ve emeğin örgütlenmesine öncü olmuş, serginin adındaki gibi “100 Yaşa Can Verenlerden” bir seçki ile sosyalizm mücadelesinin önemli kişilerinin resimlerini sergilemişti. Sergiyi daha da geliştirerek 2022 Mart ayında 125 resimlik bir sergi olarak İzmir Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezinde sunmuştu. Her bir portrede detaycı bir araştırma kendini hissettirir. Ertel bu açıdan sadece yüzün anatomik olarak doğru yapılmasına değil aynı zamanda portrelerin kişilik kazanmasına, yaşamlarını bize hissettirmesine de odaklanır. Resimlerinde nostaljik bir duygulanımdan ziyade yukarıdan aşağıya tarihsel bir akışın izlenerek sonunda bugünün kavranmasını ister. 

İrfan Ertel, 2022, “100 Yaşa Can Verenlerden” sergisinden, 15-16 Haziran 

İrfan Ertel, sanatını bir araç olarak görür ve sanat aracılığıyla iletmek istediği söze odaklanır. Yıllar önce Ruhi Su’nun, çok sesliliğin müziğindeki yeri için söylediği: “Bu ilaç dozunda kullanılmadığında zehir etkisi yapar.” sözü kulaklarında kalmış, aynı mantıkla resimlerindeki dilin sadeliğine dikkat etmiştir. Sermayenin hem ideolojik alanda hem de maddi yaşamın bütününde egemen olduğu, sanatçıyı belirlediği ya da en naif halinde sanatçıları sanat yapmaktan vaz geçirdiğini günümüzde İrfan Ertel, emekten yana duruşun mümkün olduğunu hatırlatıyor ve aynı amaçla üretmek isteyenlere güç veriyor. 

Ertel’in çok yakın zamanda yeni bir sergisi açılıyor. 24 Ağustos’dan 24 Eylül’e kadar İzmir Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezinde bu kez “Aydınlanma İnsanlarımızdan” temalı sergisiyle yer alacak.

Kaçırılmaması önerisiyle…

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.