Breadcrumb
Raúl Castro’ya ‘ülkeni nasıl korursun’ suçlaması: ABD 11 Eylül’ü unuttu mu?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 21.05.2026 , 18:16 Güncelleme Tarihi: 21.05.2026 , 18:29
11 Eylül 2001’de sivil yolcu uçaklarıyla İkiz Kuleler’e ve Pentagon’a yapılan saldırıları unutmuş gözüken ABD, 30 yıl önce ABD’den kalkıp Küba hava sahasını defalarca ihlal eden ve elektrik altyapısına saldırı planları ortaya çıkan antikomünist çetenin iki küçük uçağının düşürülmesiyle ilgili Küba Devrim lideri Raúl Castro hakkında iddianame hazırladı.
Bugün de Karayip Denizi’ne askeri uçak gemisi gönderen ABD’nin Küba’ya askeri saldırı planları için “seçenekleri” değerlendirdiği belirtiliyor.
ABD yönetiminden dün yapılan iki ayrı açıklama Washington’un sosyalist Küba’ya karşı askeri saldırı tehditlerinde yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.
ABD'nin Küba halkına vaadi: Önce abluka, sonra 'insani yardım'
Önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio İspanyolca olarak Küba halkına seslenen yalanlarla dolu bir konuşma yaptı.
Devrim öncesinde ABD’ye göç eden bir ailenin Küba düşmanı ve antikomünist oğlu Rubio ABD ablukasının sonuçlarından Küba hükümetini sorumlu tutmaya çalıştı, Küba'nın sosyalist ekonomik kurumlarını (GAESA) hedef aldı.
On yıllarca insanlık dışı abluka uygulayıp ardından Küba’ya “insani yardım” teklif eden ABD’nin 100 milyon dolarlık şartlı teklifini bir kez daha öne süren Rubio, Küba halkını sosyalist iktidara karşı kışkırtmaya çalıştı.
Castro'ya karşı iddianameye konu yapılan olay ne?
Ardından ABD Adalet Bakanlığı Devrim Lideri Raúl Castro hakkında 1996 yılında Küba hava sahasını ihlal eden iki küçük uçağın düşürülmesiyle ilgili iddianame hazırladığını açıkladı.
ABD’nin dönemin Küba Savunma Bakanı olan Raúl Castro hakkında hazırladığı iddianameye konu olan olayı hatırlayalım:
Tarih 1996. ABD’de Bill Clinton’un başkan olduğu dönem. ABD’nin Küba’ya karşı kullandığı karşı-devrimci çetelerin merkezi Miami’de 1991’de kurulan ve adına “Kurtarma Kardeşliği” diyen antikomünist çetenin kullandığı küçük uçaklar Florida ile Küba arasındaki sularda “arama-kurtarma” faaliyeti adı altında Küba’nın hava sahasını ihlal ediyor, Küba halkına yönelik devrim karşıtı bildiriler atıyor. Küba söz konusu grubun ülkenin elektrik altyapısına saldırı planladığı istihbaratına ulaşıyor.
ABD’ye ve BM’ye yapılan bir dizi uyarı ve şikayetin ardından Küba hükümeti söz konusu çetenin ihlal ve kışkırtmalarına daha fazla müsamaha göstermeme kararı alıyor.
Çetenin kurucusu Domuzlar Körfezi saldırısına katılan bir devrim karşıtı
ABD’nin Küba’ya başarısızlıkla sonuçlanan Domuzlar Körfezi saldırısına da katıldığını söyleyen Küba kökenli Amerikalı José Basulto’nun kurduğu “Kurtarma Kardeşliği” adlı çete, 24 Şubat 1996’da bir kez daha Miami’den kaldırdığı üç küçük uçakla Küba’nın hava sahasına giriyor. Hava sahasına giren iki uçak Küba tarafından düşürülüyor ve 4 çete üyesi ölüyor. Basulto’yu taşıyan üçüncü uçaksa Florida’ya geri dönüyor.
ABD bu olaydan 30 yıl sonra dönemin Savunma Bakanı olan Raúl Castro ve 5 Kübalı hakkında ABD vatandaşlarına karşı “cinayet” suçlamasıyla iddianame hazırladı.
ABD'nin uçakları düşürüleceklerini bilerek gönderdiği belgelendi
Olaya ilişkin daha iki gün önce George Washington Üniversitesi Ulusal Güvenlik Arşivi tarafından yayınlanan gizliliği kaldırılmış belgelerse ABD’nin uçakları düşürüleceklerini bile bile Küba’ya karşı gönderdiğini ortaya koyuyor.
Belgelere göre uçakların düşürülmesinden önceki aylarda federal yetkililer Küba üzerindeki izinsiz uçuşlardan endişe duyuyordu ve Basulto'yu bu uçuşlardan bazıları hakkında uyarmıştı.
Federal Havacılık İdaresi'nden (FAA) bir yetkili de Ocak 1996'da şöyle yazmıştı: "En kötü senaryo, bu günlerden birinde Kübalıların bu uçaklardan birini düşürmesidir.”
ABD uçakların Küba hava sahasına girmediği yalanında ısrar ederken çetenin lideri Basulto 1999 yılında verdiği bir mülakatta o güne dair “kendi doğduğu ülkeye girme ve çıkma hakkı olduğunu” savunarak gerçeği açık etmişti.
İddianame ne getirecek? ABD Maduro gibi Castro’yu da kaçırabilir mi?
Bu adım Trump yönetiminin Venezuela’ya karşı bu yılın başında düzenlediği haydutça saldırıya benzer bir saldırıyı Küba’da uygulama niyetini ortaya seriyor. Ancak Küba halkının kararlılığı, örgütlülüğü karşısında Washington'un işi işbirlikçi bulabildiği Venezuela kadar kolay gözükmüyor.
ABD daha önce “uyuşturucu kaçakçılığı” iddiasıyla suçladığı Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu 3 Ocak’ta ülkeye düzenlediği saldırıda kaçırmıştı. O saldırıda iki ülke arasındaki anlaşma uyarınca Venezuela’da görev yapan Kübalı devrimci güvenlik güçlerinin çoğunluğunu oluşturduğu yüzden fazla kişi ABD tarafından katledilmişti.
ABD Adalet Bakanlığı yetkilileri Castro hakkındaki iddianameye dair basın toplantısında gazetecilerin Castro’ya karşı Maduro’ya düzenlenen operasyona benzer bir yola başvurup başvurmayacakları sorusuna net bir yanıt vermekten kaçındı.
Küba hükümeti: Meşruiyetten yoksun, aşağılık ve rezil bir siyasi provokasyon
Küba devrimci hükümeti yaptığı resmi açıklamada ABD’nin "iddianame" adımını "meşruiyetten ve hukuki yetkiden yoksun, aşağılık ve rezil bir siyasi provokasyon" olarak nitelendirdi.
Küba, söz konusu uçakların adanın egemenliğini açıkça tehdit ettiğini, dönemin ABD yönetimine ve uluslararası havacılık örgütlerine (ICAO) 25’ten fazla resmi ihlal şikayeti yapılmasına rağmen Washington’un terör eylemlerine göz yumduğunu hatırlattı.
Küba'nın 1996’daki müdahalesinin, BM Şartı uyarınca tamamen bir meşru müdafaa eylemi olduğu vurgulandı. ABD’nin tarihi gerçekleri çarpıttığı vurgulanan açıklamada doğrudan zikredilmese de ABD’de 2001 yılında yaşanan 11 Eylül saldırılarına da atıf yapıldı.
ABD'ye 11 Eylül saldırıları hatırlatması
Küba hükümetinin açıklamasında “Sivil havacılığın terörist amaçlarla kullanılmasına kurban gitmiş olan Amerika Birleşik Devletleri, kendi topraklarının yabancı uçaklar tarafından düşmanca ve provokatif bir şekilde ihlal edilmesine izin vermez ve vermeyecektir. Nitekim gösterdiği gibi güç kullanarak harekete geçecektir” denildi.
ABD hükümetinin o dönemde Küba’nın uyarılarına karşı hiçbir şey yapmamasının, kendi topraklarından Küba hükümetine ve halkına karşı yürütülen terörist eylem ve saldırıların suç ortağı olduğunu ortaya koyduğu da vurgulandı.
Açıklamada ayrıca bugün bu iddianameyi hazırlayan ABD’nin geçen Eylül ayından bu yana “uyuşturucu kaçakçılığı operasyonları” iddiasıyla kendi topraklarından uzakta Karayipler ve Pasifik’teki uluslararası sularda teknelere düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 kişiyi katlettiği de hatırlatıldı, ortadaki ikiyüzlülüğe ve büyük ahlaksızlığa işaret edildi.
ABD askeri tehdidi üst seviyeye çıkardı: Uçak gemisi Karayip Denizi’nde
ABD'nin Küba’ya karşı dün attığı bu adımın ardından Küba halkına karşı askeri tehdidi tırmandıran ABD'nin USS Nimitz uçak gemisi bugün Karayip Denizi’ne ulaştı. Daha önce Venezuela’daki kanlı darbede rol alan ve Ortadoğu’da İran ile Somali’ye yönelik bombardımanlarda kullanılan bu askeri güç, şimdi Küba halkını tehdit etmek için adanın burnunun dibine konuşlandırıldı.
Raúl Castro’ya karşı ABD’nin iddianame hazırlığını ilk kez geçtiğimiz haftalarda duyuran CBS News ise bugünkü haberinde Pentagon’un Trump için Küba'ya karşı “askeri seçenekleri” aktif olarak geliştirmeye başladığını yazdı.
Haberde ABD istihbarat topluluğunun Küba’nın olası bir saldırıya vereceği yanıta dair “simülasyonlar ve analizler” hazırladığı kaydedildi.
Küba'nın yanıtı net: 'Ya vatan ya ölüm'
Küba Devrimci Hükümeti ABD’nin tehditlerine başından beri olası bir saldırıya topyekün vatan savunmasıyla karşılık verileceği yanıtını veriyor.
Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel son olarak ABD'nin hiçbir tehdidine boyun eğmeyeceklerini belirtmiş, olası bir Amerikan askeri saldırısının bölgeyi bir kan gölüne çevireceği uyarısında bulunmuştu.
Küba devrimci hükümetinin son açıklamasında da Küba halkının Devrim lideri Raúl Castro’nun arkasında kenetlendiği belirtilerek "Ya vatan ya ölüm, kazanacağız!" (Patria o Muerte, Venceremos!) denildi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.