Sayfa yolu
Rasim Ozan Kütahyalı'dan Medusa'nın Salı yanıtı: Genç Siviller eyleminde genç bir devrimciydim
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 08.04.2025 , 11:55 Güncelleme Tarihi: 08.04.2025 , 12:00
soL TV’nin hazırladığı Medusa’nın Salı belgeselinin 4. bölümünde, Fethullahçı yapılanmanın yükselişi, Ergenekon davalarının ön günleri, ulusalcı ve liberal kesimler arasındaki gerilimlerle medyanın rolü detaylı bir şekilde inceleniyor.
Belgesel devlet içindeki gerilimler, çeteleşme, soykırım tartışmaları, AKP-Cemaat ittifakına karşı belirgin bir duruş sergilemekten çekinen TÜSİAD sermayesinin istikrar arayışı, Genç Siviller Hareketi ve "Sivil Devrim" çıkışları, darbe iddiaları gibi başlıklar üzerinden farklı siyasi ve toplumsal aktörlerin tutumlarını inceleyerek ülkenin yakın tarihinde önemli kırılmaların yaşandığı döneme ışık tutuyor.
Genç Siviller Hareketi’nin içerisinde yer alarak kendini göstermeye başlayan sonrasında Bank Asya’dan aldığı kredilerle İstanbul Boğazı'nda aldığı yalıyla çokça gündeme gelen Rasim Ozan Kütahyalı, iktidar tetikçilerinden biri. Kütahyalı belgeselde Genç Siviller'in eyleminde “TV’de bir emekli asker daha görürsem kusacağım” pankartıyla yürürken görülüyor. Kütahyalı’nın hemen arkasında da Hilal Kaplan var.
Görüntülerin sosyal medyada gündem olması üzerine Kütahyalı bir açıklama yayımladı.
Açıklamasında, “2007 senesinde ROK, 25-26 yaşında genç bir devrimciydi. 2025 koşullarında, 18 sene sonra mevcut rejimi tahlil etmek ve muhalefete çözüm yolu önermek de 43-44 yaşındaki ROK’un mesuliyetidir” iddiasında bulundu.
Kütahyalı “kaç gündür insanlar bana bu fotoğrafı gönderiyor” diyerek yaptığı açıklamada fotoğrafın yayımlandığı belgeselden bahsetmiyor.
Genç Siviller arasında olmaktan duyduğu 'gururu' Kütahyalı şöyle anlattı:
“Son 2 gündür bana çok sayıda insan bu fotoğrafı soruyor…
Evet, 28 Nisan 2007 tarihinde yaptığımız 27 Nisan e-muhtırasını kınama eyleminde en ön saftayım burada.
28 Nisan 2007’de Taksim’de bir gençlik eyleminin direniş kortejinin başındayım.
O zaman 26 yaşına bile basmamıştım.
Eylem kortejinin en önüne geçtim ve o 28 Nisan 2007 sabahı ortalığı inlettim. TV’lere de röportaj vermiştim. Arşivlerde bulunabilir.
Daha dün 27 Nisan 2007 askeri darbe teşebbüsü yaşanmıştı. Genelkurmay muhtırası tüm ekranlarda bangır bangır okundu. Sabaha kadar uyuyamamıştım.
Tüm gece arkadaşlarımla yazıştık. Sabah kesinlikle darbeye karşı eylem yapma kararı aldık. Ne olursa olsun bu sefer darbeci Genelkurmay’a direnecektik.
Yeni bir 27 Mayıs’a, 12 Mart’a, 12 Eylül’e, 28 Şubat’a tahammülümüz yoktu 2007 gençliği olarak.
Bugün Tayyip Erdoğan’ın emrinde olan NTV ve CNN Türk o zaman darbeci generallerin emrindeydi.
Her iki kanal da e-muhtırayı destekleyen çizgideydi. Sabah akşam emekli askerler ekrana çıkıp sivil siyaset kurumunu aşağılıyordu o günlerde.
Emekli generaller, 2007 Türkiye’sinde ekranlarda Başbakan Erdoğan’a ve özellikle başörtülü olduğu için Emine Erdoğan’a hakaret etmeyi asker olmanın şanından sayıyorlardı.
27 Nisan gecesi emekli askerler tamamen coştular. ‘Artık Tayyip dönemi bitti. Tarihin tozlu raflarına atıldı Tayyip’ diyordu bir tanesi NTV’de, hiç unutmuyorum.
NTV ve CNN Türk ekranlarında ‘TSK, gerekirse müdahale yapabilir. Atatürkçülüğün biz Türk subaylarına emri budur’ diye konuşan çok sayıda emekli asker vardı. O dönem TSK’nın gayriresmi sözcülüğünü General Armağan Kuloğlu üstleniyordu.
İşte böyle bir ortamda bu fotoğrafta gördüğünüz pankartı yaptırdım. 2007’nin Asker-Medya işbirliğinin deşifresiydi adeta bu pankart.
Arkadaşlarım hem cesaretimi takdir ediyor hem de doğrudan TSK’ya taarruz ettiğim için tutuklanmamdan ya da 2.5 ay önce öldürülmüş Hrant Dink gibi sokak ortasında katledilmemden korkuyorlardı.
Çok samimi söylüyorum, ben ise hiç korkmuyordum. Ölüm ihtimali de beni korkutmuyordu. Serde delikanlılık vardı.
Bilakis, 1960’dan beri süren militarist vesayet rejimiyle savaşmak bana büyük bir dinçlik veriyordu, enerji veriyordu. Ölüm ise ölüm, hapis ise hapis. Herşeyi göze almıştım. Adeta damarlarımda akan deli kanı hissediyordum.
2007’nin devrimci gençliği olarak bizim çok kuvvetli bir siyasal bilincimiz vardı. Bilinç ile beraber giden de bir cesaretimiz vardı. Darbeci generaller geri püskürtülmeliydi. Bütün odak noktamız buydu.
Hatta bana Taraf gazetesinde köşe yazarlığı teklifi yapan Ahmet Altan’a köşe başlığı olarak “consciousness” kelimesini önermiştim. Bu kelime hem bilinç hem cesaret anlamına gelen muhteşem bir terkipti.
Ahmet Altan da dalga geçmişti benimle. NY Times da yazarsan bu başlığı kullanırsın diye.
Köşemin başlığını ‘Özgürlüğün Çarpıntısı’ olarak belirledim sonra. Aslında ‘Bilinç ve Cesaret’ de olabilirmiş.
Siyasi şuur olmadan medeni cesaret hiç işe yaramazdı. Medeni cesaret olmadan da siyasi şuur ancak eyyam yapmaya yarardı.
Mevcut siyasal rejim sebebiyle 2007’nin militarizme onurlu direnişlerini asla küçümsemeyin sevgili genç muhalifler.
Ayrıca 2007’nin Atatürkçü generallerinin bugünkü Türk siyasal rejiminin ortağı olduğunu da unutmayın.
O gün 27 Nisan 2007 muhtırasını hararetle destekleyip bugün AK Parti milletvekili olanlar da var. Köprünün altından çok sular aktı.
2007 senesinde ROK, 25-26 yaşında genç bir devrimciydi. 2025 koşullarında, 18 sene sonra mevcut rejimi tahlil etmek ve muhalefete çözüm yolu önermek de 43-44 yaşındaki ROK’un mesuliyetidir.
Bugünkü rejim şartlarında bilinçli muhalefet edebilmek için bence tek yol vardır:
Israrla ve ısrarla, asla taviz vermeden cesaretle parlemantarizmi savunmak, parlemantarizmi savunmak, parlemantarizmi savunmak…
Bu çaba başarılı olur olmaz o ayrı mesele. Sabır, metanet ve sebat gerekiyor bu mücadele için.
Fakat CHP için Başbakanlık hükümet modelini ısrarla savunmak ve Tayyip Erdoğan’ı ikna etmek gayreti tek yoldur.”
| Medusa’nın Salı: Bir AKP Belgeseli 4. bölümüyle soL TV’de yayında! | ![]() |
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
