Sayfa yolu
Rant ve atık sömürgeciliği: Akdeniz çöplüğe dönüştürülüyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: Greenpeace
Yayın Tarihi: 11.08.2026 , 16:20
Geçtiğimiz yıl İngiltere, Türkiye'ye 139 bin ton çöp ihraç etti ve Adana'nın küçük çiftçileri ve yoksul bölgeleri bu moloz, mikroplastik ve zehirli dumanla başa çıkmak zorunda kaldı. İngiltere'nin plastik 'atık sömürgeciliğinin' Türkiye'nin tarım merkezini kirlettiği ortaya çıktı.
Bu cümleler Londra merkezli köklü gazete The Guardian'da geçtiğimiz günlerde yayınlandı.
Haberde, İngiltere'den Adana'ya gönderilen plastik atıkların Çukurova'daki sulama kanallarını ve tarım alanlarını mikroplastiklerle kirlettiği, bazı noktalarda mikroplastik yoğunluğunun geri dönüşüm tesislerinin aşağısında 132 kata kadar arttığı belirtildi.
İngiltere'nin dünyanın en büyük plastik atık ihracatçılarından biri olduğunu hatırlatan gazete, ülkelerinin 2025 yılında 675 bin ton plastik atık ihraç ettiğini, bunun son sekiz yılın en yüksek miktarı olduğunu hatırlattı. The Guardian'ın paylaştığı verilere göre, bunun yaklaşık 140 bin tonu Türkiye'ye gönderildi.
Avrupa Birliği'nin aynı yıl Türkiye'ye yaptığı plastik atık ihracatı ise 500 bin tonu aştı.
Peki Türkiye nasıl bu hale geldi?
Aslında her şey birbiriyle bağlantılı ve tüketimle doğrudan ilişkili.
Dünyada yıllık 2,6 milyar tonu bulan atık yükünün büyük bir kısmı gelişmiş merkez ülkeler tarafından üretilirken, bu kirliliğin maliyeti doğrudan Türkiye gibi ülkelere yıkılmış halde.
Türkiye'nin kendi atığı ise 120 milyon ton civarında.
'Bu sömürgeci bir bakış'
Atık ithalatı ve Doğu Akdeniz’deki ekolojik yıkım üzerine soL’a değerlendirmelerde bulunan Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, emperyalist merkezlerin "kendi nehrini, kendi plajını koruma" mantığıyla çöplerini Türkiye’ye ihraç ettiğini belirterek yaşanan sürecin sınıfsal ve iktisadi boyutunu gözler önüne seriyor.
Gelişmiş ülkelerin geri dönüştüremediği atık yükünü çevre mevzuatı yetersiz ve denetimsiz ülkelere kaydırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Erkan Aktaş, süreci şöyle özetliyor:
Çin 2018 yılında atık ithalatını yasaklayınca bu süreci Türkiye’ye doğru yönlendirdiler. Batı merkezli kapitalizm, kendi ülkesindeki turizmi ve çevreyi koruma derdindeyken; lobi gücü olmayan, siyasetçilerin ve yerel yönetimlerin göz yumduğu Türkiye ve Afrika ülkelerini hedef aldı. Kendi nehrini kirletmeyip çöpünü dışarıya atan emperyalist ve sömürgeci bir bakıştır bu.
Türkiye'nin kendi atığını dahi geri dönüştürme oranının yüzde 8-10 seviyelerinde kaldığını vurgulayan Aktaş, Batı'nın ayrıştırılamayan çöpünün ithal edilmesinin arkasında yatan temel etkenin rant ve iktidara yakın çevrelerin kâr hırsı olduğunu ifade ediyor.
Çukurova 'çöp ovası' oldu: Yakma, gömme ve kanalizasyona dökme
Özellikle Mersin Limanı üzerinden giren ve Adana’da yoğunlaşan tesislerde toplanan atıklar ayrıştırılamadığı için önce yakılıyor, ardından tarım arazilerine ve kaçak kanallara gömülüyor.
Aktaş, son dönemde yakma cezalarından kaçınmak için kıyım makinelerinde parçalanan mikroplastiklerin doğrudan altyapı ve kanalizasyon sistemlerine döküldüğüne dikkat çekiyor.
Kanalizasyonlardan Seyhan Nehri’ne, oradan da Akdeniz’e taşınan mikroplastikler; Tarsus Kazanlı’dan Mersin ve Erdemli sahillerine kadar tüm kıyı şeridini, turizmi ve halk sağlığını tehdit ediyor. Hatta Kıbrıs'a kadar uzanıyor.
'Sorunun kaynağı piyasa düzeni'
Bir çevre iktisatçısı olarak çevre kirliliğinin teknik bir aksaklık değil, doğrudan kapitalist sistemin yarattığı bir "olumsuz dışsallık" olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erkan Aktaş, sözlerini şöyle sürdürüyor:
Çevre mühendisleri kirliliği ölçer ve tespit eder; ancak bu kirliliğin arkasındaki politik ve ekonomik süreçleri tek başına çözemez. Çünkü kirliliğin nedeni ekonomik sistemdir, çözümü de iktisat politikalarıdır. Piyasa ekonomisi üretim ve tüketim aşamasında maliyeti doğaya ve halka kesiyor. 80'li, 90'lı yıllardaki hayali ihracatın yerini bugün 'atık ithalatı' adı altında çöp ithalatı almış durumda.
soL'a yönelik iktidar saldırısına karşı gerçeğin sesini yükseltmek, yapılan bu haberlere destek vermek için tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
'Türkiye plastik atık ithalatını acilen yasaklamalı'
Aktaş, Doğu Akdeniz'deki mikroplastik oranının tehlikeli seviyelere ulaştığını da vurguluyor.
Gıda zinciri ve tarımsal sulama aracılığıyla soframıza kadar giren bu kirliliğe karşı piyasacı mantığın ötesinde kamusal ve politik bir mücadelenin şart olduğunun altını çizerek, kirliliğin her alanda karşımıza çıktığını da hatırlatıyor:
Tarsus'ta Kazanlı turizmde öncelikli bir alan ilan edilmişti. Zaten kirliydi, denizi temiz değildi ama bu atıklarla birlikte Kazanlı'nın turizm sevdası başlamadan bitti. Sonra Mersin Limanı, sonra yavaş yavaş Mersin Merkez'e gelmeye başladı. Ardından yavaş yavaş Mersin'in turizm sahili Erdemli'ye gelmeye başladı.
Kıyılarımız ve deniz tabanı ilçe ilçe görüntülenmeli, mikroplastik düzeyleri acilen ölçülmeli. Sorunun kaynağına müdahale edilmeden sonuçla mücadele edilemez: Türkiye plastik atık ithalatını acilen yasaklamalı; geri dönüşüm tesisleri derhal sıkı denetime alınmalı ve çevreye zarar veren tesislerin faaliyetleri durdurulmalı.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.