Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Qedrîcan: Suriye'de komünist Kürt bir şair ve devrim için şiirler

9 Ağustos 1972 tarihinde aramızdan ayrılan Suriye Komünist Partisi üyesi Kürt şair Qedrîcan'ın iki şiirini soL okurlarıyla buluşturuyoruz.

Birol Korkmaz

Yayın Tarihi: 09.08.2022 , 12:05 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

"Moskova'ya gidiyorum" modern Kürt şiirinin öncülerinden kabul edilen şair Qedrîcan'ın 1957'de Sovyetler Birliği'nde düzenlenen Moskova 6. Uluslararası Gençlik Festivali'ne katılmak için çıktığı yolculuğu anlattığı şiiridir.

Şair Qedrîcan, 1911 yılında Mardin'in Derik ilçesinde Abdulkadir Can ismiyle dünyaya gelir. İlkokulu Derik'te okur ve ortaokul okumak için Diyarbakır’a gider. Diyarbakır'dan sonra Derikli arkadaşı Reşoyê Dêrikî (Reşîdê Kûrdî) ile beraber Konya muallim okulunu kazanır.

Arkadaşı Reşîdê Kûrdî ile beraber Konya öğretmen okulunda okuyan Qedrîcan, daha o dönemlerde Kürtçe şiirler yazmaya ve Kürt tarihiyle ilgili araştırmalara merak sarar. Daha okulu bitirmeden, arkadaşı Reşîdê Kûrdî ile beraber "bölücülük" suçundan tutuklanır, belirli bir süre sonra serbest kalırlar ama haklarında davalar açılır ve tekrar tutuklama kararı çıkar.

Artık rahat yüzü göremeyeceklerini fark eden Qedrîcan arkadaşı ile birlikte Hatay üzerinden Suriye'ye kaçar. O dönemlerde birçok Kürt aydını çareyi Suriye'ye kaçmakta görmüştür. Qedrîcan da Bedirxan kardeşler ve Cegerxwîn gibi Kürt aydınları ile Suriye'de irtibata geçer.

Qedrîcan daha sonra Arapça’yı öğrenir. Suriye’nin Serê Kanîyê (Eynıl Ereb), Şam, Antakya, Humus gibi vilayetlerinde öğretmenlik yapar. 1944 yılında Qedrîcan’ın Marksist-Leninist düşünceyle tanışması onda yeni fikirler uyandırır. Komünist düşüncenin dostu olmuştur. Silêman Elî’nin dediğine göre “Qedrîcan Suriye Komünist Partisi'nde yer almıştır.”

Qedrîcan sosyalist bir toplumu yakında görme fırsatını 1957 yılında bulur. Yola çıkmadan önce Kürt Profesör Qanadê Kurdo'ya telgraf çekerek Moskova'ya geleceğini belirtmiştir. Dönemin Kürdologları Orbelli ve Profesör Qanadê Kurdo'nun yardımıyla Suriye'den çıkarak, İstanbul ve Odessa üzerinden Moskova'ya ulaşmıştır. 1957 yılında Moskova’da tertiplenen Dünya sosyalist gençlik Festivali'ne, Suriye delegasyonu ile katılır. Bu festivale Türkiye, Irak, İran başta olmak üzere Avrupa’nın ve dünyanın çeşitli ülkelerinden birçok aydın ve sanatçı katılır.

Bu yolculuk sırasında "Ez diçim Mosko" (Moskova'ya Gidiyorum) şiirini yazar ve şiirde İstanbul'dan da "Nâzım Hikmet'in memleketi" olarak bahseder.

Moskova’ya gidiyorum adlı şiiri, festival zamanın da “İzvestiya” gazetesinde Rusça yayınlanır. Qedrîcan, Celadet Bedirxan’ın 1932- 1951 yıllarında çıkardığı ”Hawar” ve “Ronahi” dergilerinde Kürtçe öykü ve şiirler yazmıştır. Bunların dışında 1943-1946 yılları arasında Kamuran Bedirxan’ın çıkardığı “Roja Nu” adlı dergide de Cîgerxwîn, Ahmet Nami, Kadri Cemil paşa, Nureddin Zaza, Osman Sabri gibi Kürt aydın ve yazarlarla beraber yıllarca yazı yazar.

Rus yazar George Grigory Petrov’un Fin halkının yaşamı, kültürü ve sorunları üzerinde yazmış olduğu “zambaklar ülkesinde” adlı kitabını önce Kürtçe’ye daha sonra da Arapça’ya çevirir. Bu çeviriden sonra Qedrîcan daha birçok yabancı eseri de Kürtçe ve Arapça’ya çevirmiştir.

Çağdaşları Kürt şairi Cegerxwîn'den Türk şairi Nâzım Hikmet'ten ve Rus şairi Vladimir Mayakovski'den etkilenir. 1972 yılında Şam'da hayata gözlerini yuman Qedrîcan Kürt aydınlanmasına ve edebiyatına bir sürü öykü, şiir ve çeviri eser bırakmıştır. Eserlerinden çok bilinmeyen ama önemli olduğunu düşündüğüm Moskova'ya giderken yaşadığı heyecanı anlattığı "Ez diçim Mosko" (Moskova'ya Gidiyorum) ve Büyük Ekim Devrimi için kaleme aldığı “Cejna Oktoberê ( Ekim Bayramı) şiirlerini sizlerle paylaşıyoruz.

***

Ez Diçim Mosko

bi agirê dilê zahîdekî diçe heca
bi hewêsa ewîndarê ber bi delala xwe ve diçe
bi arzûya zarokakî radipelike diya xwe dike
ez diçim mosko
devê min, dilê min her zereyê laşê min dikeve
her sê zarokên min li dora min dicivin
ji min diyariya mosko dixwazin
siwarê keştê bûm
teva pêncsad hevalî
her yek ji wan ji min bêtir heyecan
hinek ji wan ereb in
hinek jî çerkes, kurd û ermen in
lê hemû yek ziman û yekdil in
zimanê dostanî û aşitî
weke bira diçin mosko
strand, govend û dîlan
ji coş û xiroşa wan re
pêl û masiyê deryayê minêkar
bi vî ahengî em gêhiştin derdenil
paşê istembol
dîyar û bajarê nazim hîkmet
nazim hikmete zarok di vê dergûşê da
hat hejandin
diya wî ya mihîrban li wir
ji nazimê zarok re lorîya azadiyê dilûrand
dengê nazim hikmetê mezin li wir
li himber îstîbdadê kire gurmîn
lê îro ew dîyar hezîne
ji dûr ketine kurê xweyê fedakar, wefakar
ew dinale
di bin lingên emerîkan û niştimanfiroşan
em gîhiştin ewdîsiya
mehşera biratî
gûrûh-gûrûh xelk, jin, mêr, pîr û zaro
li bendê me bûn

mîna kerîya berx û miyan
em li ser hev keliyan
me hevdu hemêz dikir
me hevdu maç dikir
ji çavan hêsrên kêfxweşî û dilgeşî
dherîkîn ser rûyan
dengê "bijî aşitî û dostanî"
deçû ezmanan
ev hal li ser rê, li her bajarî
heta mosko wîsan bû
di nav welatekî bihûştin
însanê wek melekan
dil saf
dev bi ken, rû bi kenîn
nizanim çawan destên naziyên ehmaq
li van digeriya
xweş, paşê wan jî
lingê wan jî hate kişandin, ya
mucîze jî ev e
gava dijmin destê xwe
dirêjî vî welatî dikin
berxê vî welatî dibin şêr
ez gîhiştim mosko
bi germiya dilê zahîde gîhişte hecê
bi hewesa ewîndarê gîhişte
hembeza delala xwe
bi heyecana zarokî rapelka memikê diya xwe
ez gîhiştim mosko

***

Moskova'ya Gidiyorum

Hacca giden bir zahidenin gönlünde ki ateş ile
Yarine giden bir aşığın hevesiyle
Annesini emmeye çalışan bir bebeğin arzusu ile
Moskova’ya gidiyorum
Ağzım , yüreğim her zerresi bedenimin düşüyor
Üç çocuğum da etrafıma doluşuyor
Moskova’dan hediye istiyor

Gemiye bindim
Beş yüz arkadaş ile birlikte
Her biri benden daha heyecanlı
Bazısı Arap
Bazısı Çerkez, Kürt ve Ermeniler
Fakat hepsi tek dil tek yürek
Kardeşliğin ve dostluğun dili
Kardeş gibi
Moskova’ya gidiyoruz
Şarkılar oyunlar ve halaylarla
Coşkularına ve heyecanlarına
Denizin balığı ve dalgası minnettar
Bu ahenkle yetiştik boğaza
Sonra İstanbul
Nâzım Hikmet’in şehri ve memleketi
Çocuk olan Nâzım bu beşikte sallanıldı
Annesi Mihriban burada
Çocuk Nâzım’a özgürlük şarkılarını söylüyordu
Büyük Nâzım Hikmet’in sesi
İstibdatın karşısında burada yankılandı
Fakat bugün bu memleket hazindir
Uzaklaşmasından dolayı fedakar evladının
İnliyor
Amerikan ve yurdunusatan işbirlikçilerin
Ayakları altında
Odessa’ya yetiştik
Kardeşliğin mahşeri
Güruh-güruh halk,kadın , erkek , yaşlılar ve çocuklar
Bizi bekliyorlardı
Sürüsü gibi koyunların ve kuzuların
Birbirimizle kaynaştık
Birbirimizi kucaklıyorduk
Birbirimizi öpüyorduk
Gözlerden sevinç ve mutluluk gözyaşları
Süzülüyordu yanaklara
“Yaşasın özgürlük ve kardeşlik” sesi

Gökyüzüne yayılıyordu
Bu durum
Bütün yol boyunca
Bütün şehirlerde Moskova’ya kadar böyleydi
Cennet gibi bir ülkenin içinde
Melek gibi insanlar
Saf temiz yürekleri
Yüzleri tebessüm ediyor , gülüyor
Bilmiyorum nasıl ahmak nazilerin eli
Bunlara bulaştı
Hoş sonra onlarında
Eli ayağı çektirildi ya
Mucizede odur işte
Düşman elini bu ülkeye uzattığında
Kuzuları bu ülkenin birer aslan kesilir
Moskova’ya vardım
Sıcaklığıyla kalbinin hacca varmış bir zahidenin
Hevesiyle yârinin kucağına varmış bir aşığın
Annesini emen bir çocuğun heyecanıyla
Vardım Moskova’ya

Şiir : Qadrî Can
Çeviri: Fidel Ferit

***

Cejna Oktoberê

Di welatê Qeyseran, tam çel û sê sal berê
Gûr bû bi destê Lenîn şoreşa Oktoberê
Mîna pêlê deryayê rêncber, pale, cefakêş
Di destan ala Marks, Lenînê mezin li pêş

Ajotin ser kele û bedenê ji hezar sal
Bi çakûç û dasên xwe dengê topan kirin lal

Ew kozikên ji pola bi dû hev hilweşiyan
Ser cendekê xwînmêjan gurûhê gel meşiyan
Ji destê zadegana gelê dîl giş aza bûn
Bi vê cejnê rêncberê cîhanê hemî şa bûn
Bi tîrêja Oktober gelek welat çirisîn
Ji rojava,rohelat,hetanî Kûrya û Pekîn
Di dojeha Qeyseran bi rastî çêbû buhuşt
Hêv, stêrê renge sor bi ezman re gihîşt
Di bablîska Otom û di van salê hêvên sor
Fîrewnek ji nav mûmya serê xwe rakir ji gor
Mîna bav û kalê xwe, wî jî da ser rêya xwîn
Di sînga Misr û Sûrye ve kir sed hezar birîn
Azadîxwazê welat ev bûne sê zibistan
Avêtiye zindanê Fîrewnê axirzeman
Destê pak kelem çêkir, serê aza bi mîr kir
Serencema Hîtler û Musûlînî ji bîr kir
Emê îro pîrozkin ji nav dîwarê stûr,
Cejna Oktobera xwe, xelas nêzîke ne dûr.

***

Ekim Bayramı

İmparatorluklar ülkesinde tam kırk üç yol önce
Yeşerdi eliyle Lenin’in büyük Ekim devrimi
Ellerinde Marks’ın bayrağı
Yüce Lenin’in önderliğinde
İşçiler, çiftçiler, cefa çekenler
Denizlerin dalgası gibi

Saldırdılar binlerce yıllık kalelere, surlara
Kestiler seslerini topların orak çekiçleriyle
Birer birer yıkıldı çelikten sığınaklar
Kanemicilerin leşlerini geçerek, yürüdü işçiler
Kurtarıldı burjuvazinin elinden
Şad oldu bu bayramla yeryüzündeki bütün işçiler
Batıda, doğuda, Kore’ye , Pekin’e kadar
Ekim bayramının ışığı ile aydınlandı çoğu ülke
İmparatorluk cehenneminden, bir cennet yaratıldı
Ay, yıldız kızıl renk gökyüzüyle birleşti.
Otonomi fırtınasında ve bu kızılın umutlu yıllarında
Mumyaların arasından bir Firavun
Kaldırdı başını mezardan
Düştü kanlı yollara
Tıpkı babası ve dedesi gibi
Binlerce yara açtı
Mısır ve Suriye’nin kalbinde
Üç kış oldu ülkenin yurtseverleri
Ahirzaman Firavun’un zindanındalar.
Saf temiz elleriyle yeni bir dünya kurdular
İşçileri iktidara getirdiler
Hitler ve Mussolini’nin vahşetlerini unutturdular
Bugün kalın duvarların ardında kutlayacağız
Ekim bayramımızı, Kurtuluş yakındır uzak değil.

Şiir : Qedrî Can
Çeviri : Fidel Ferit

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.