Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Peker, UÇK, Balkanlar ve Türkiye sermayesi

Yurtdışına çıkan küskün bir kontrgerilla liderinin ilk tercih ettiği ülkelerin yukarıdaki ülkeler olması ise aslında hepsinin aynı gemide olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Ogün Eratalay

Yayın Tarihi: 25.05.2021 , 13:11 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Sedat Peker’in açıklamalarının gündeme getirdiği konuların iç siyaseti karıştırdığı günlerden geçiyoruz. Düzen siyasetinin alt üst olduğu böylesi bir dönemde Türkiye burjuvazisinin yakın dönemde Balkanlar’daki varlığının altını çizmeye çalışalım.

Nedir bu UÇK?

Peker’in güncel açıklamalarından 23 Mayıs 2021 tarihli olanından bir cümleyle başlayalım: “UÇK resmi törenle plaket verdi yaptığımız yardımlardan dolayı…”. İfşaatların içinden küçük bir cümle. Ancak vurgulamak istediğimiz konu açısından kritik. UÇK, (Ushtria Çlirimtare e Kosovës) veya Türkçe ismiyle Kosova kurtuluş Ordusu burada dikkat edilmesi gereken bir isim.

Bölgenin kısa tarihçesi

2. Dünya Savaşı’nın ardından Nazi işgalinden ve/veya Nazi kuklası rejimlerden kurtulan Balkan halkları Sovyetler Birliği Kızılordusu ve partizan kuvvetleri sayesinde Yunanistan ve Türkiye haricinde işçi sınıfı iktidarlarına kavuşmuştur. Bölgede yaşanan reel sosyalizm deneyimleri eleştirilecek yanlar barındırsa da, sınıflar mücadelesi açısından geriye önemli deneyimler bırakmıştır. 1989 yılında Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin çözülüşüyle başlayan, sonrasında 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin tarihe karışmasıyla yükselişe geçen kapitalist karşı-devrim Balkanlardaki rejimleri de etkilemiştir. İstisnasız tüm ülkelerde iktidar burjuvaziye geçmiş, sosyalizmde bir arada kardeşçe yaşayan halklar özellikle Yugoslavya’da etnik milliyetçiliğin etkisiyle birbirlerini boğazlamaya girişmişlerdir. Yaşanan çok sayıda katliamın yanı sıra, 1999 yılında Yugoslavya Federasyonu’nu oluşturan Sırbistan ve Karadağ’ın NATO eliyle bombalanması ve Kosova Savaşı’nın çıkartılması bölgeyi emperyalizmin nasıl doğrudan önem verdiğini gösteren olaylardandır.

“Bağımsız” Kosova!

Batı tarafından silahlandırılan Kosova Kurtuluş Ordusu adı verilen güruh Yugoslavya’dan geriye kalan coğrafyadan ayrılma kavgasını başlattı. Kavga demek doğru değil etnik temizliğe veya kasaplığa başlar daha doğru bir tanımlama olabilir. Bu grupla savaşan ve adı artık Sırbistan olan ülke ABD, Almanya ve Fransa tarafından uyarılarak topraklarını tamamen Birleşmiş Milletler denetimine açması yönünde tehdit edildi. Tehditlere boyun eğmeyen ülke 78 gün boyunca NATO tarafından bombalandı. Taş taş üstünde kalmamış ülkede yapılan genel seçimlerin galibi olan Batı destekli Vojislav Koštunica, rakibi Slobodan Milošević’i seçimlerin hemen ardından derdest ederek Lahey Savaş Suçları Mahkemesine teslim ederek süreci sonlandırdı. 1999 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1244 numaralı kararı gereğince NATO askeri bulundurulan Kosova ise 2008 yılında “bağımsız” ilan edildi. Bugün “bağımsız” Kosova, Avrupa’daki insan ve uyuşturucu kaçakçılığının lider ülkesi konumundadır.

Yukarıda bahsettiğimiz UÇK işte burada devreye giriyor. Dönemin ABD kaynaklarına bakıldığında Arnavut asıllı Kosovalıların “canavar” Sırplara karşı verdikleri “özgürlük savaşına” yapılan güzellemeler ve açıktan verilen NATO yardımlarının ne boyutlarda olduğu çok açık şekilde görülüyor.25 Nisan 1999 tarihli Newsweek makalesi için bakınız: https://www.newsweek.com/behind-band-rebels- 165050

Kosova’nın nasıl bir amaçla kurulduğu ve nasıl bir ülke haline geldiğini anlamak için ise tek bir örneğe bakmak yeterli. Başkent Priştine’nin güneyindeki ABD’ye ait Bondsteel Üssüne…

Bondsteel Üssü

Sırbistan’a NATO müdahalesinin olduğu 1999 yılında Bondsteel Üssü kuruldu. Kampın inşasının önemli bir kesimini Irak Savaşı’nda kötü bir şöhret elde eden Kellogg Brown & Root (KBR) şirketi üstlendi. Yaklaşık 4 km² alana inşa edilen kamp için iki tepe düzleştirilmiş ve aralarındaki vadi toprakla doldurulmuştur. Kampın etrafı 2.5 metre yüksekliğinde duvarlarla çevrilidir, aynı anda 52 helikopterin iniş kalkış yapacağı altyapıya sahiptir, üs 7 bin kişi kapasitelidir. Üsle ilgili bilinen ama telaffuz edilmeyen bir diğer gerçek ise burasının Avrupa’da bir Guantanamo Hapishanesi benzeri bir yapıda olmasıdır. Haklarında kesinleşmemiş hükümler olarak üsse getirilen tutuklular hiçbir yasal hakları olmaksızın yasadışı olarak alıkonulmakta, sayısız işkenceden geçirilmekte ve bazıları da “kaybedilmektedir”. Kampın alenen CIA tarafından özel bir hapishane olarak kullanıldığı, 2002 yılında kampı ziyaret eden Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu üyesi Alvaro Gil Robles tarafından da teyit edilmiştir.

Türkiye burjuvazisinin bölgeye olan ilgisi

Emperyalizmin bölgeye ilgisi, merakı ve müdahalesi bu şekilde. Pekiyi NATO’nun önemli aktörlerinden olan Türkiye’nin durumu ne merkezde? Askeri olarak KFOR adı verilen Kosova Barış Gücüne Türk Silahlı Kuvvetlerinin doğrudan katıldığı resmî evrakta geçmekte, ordu birliklerinin zafer edasında bölgeye giriş görüntüleri de hala akıllarda. Pekiyi ya görülmeyenler? Emperyalizmin desteğiyle artık resmî olarak desteklenen eli kanlı çetecilerin Peker örneğinde görüldüğü gibi bölgedeki önde gelen NATO ülkesinin devlet mekanizması içinde yer alan bağlantılarıyla yasadışı şekilde desteklendiği itiraf edilmiş oluyor. Dün Kafkaslarda bugün Suriye-Libya-Karabağ’da adı geçen cihatçıların uluslararası olarak ilk kez sahneye konduğu coğrafya burası. Olayların üzerindeki giz perdesi aralanınca altında emperyalizm, NATO ve yasadışı ilişkiler ortaya çıkıyor… Türkiye burjuvazisinin bölgeye olan ilgisini sadece bu yasadışı ilişkilere indirgemek büyük bir hata olur. AKP öncesinde emekleme şeklinde başlayan ilgili AKP ile birlikte zirve yapmıştır. Bugün kendi etki alanını oluşturma peşindeki Türkiye burjuvazisinin önemli bir aktör olduğu bir coğrafyadır Balkanlar. NATO görevleri gereğince bölgede bulundurulan silahlı kuvvetlerin dışında THY uçuşlarından Euro League basketbol organizasyon sponsorluğuna, Diyanet Vakfından TİKA’ya ülkemizdeki egemenler çeşitli enstrümanlarla bölgeye müdahale etmektedir. Bölgede şaşırtıcı yoğunluktaki Türkiye sermayesi yatırımları tabloyu tamamlamaktadır:

  • İnşaat sektöründe büyüdükten sonra yurtdışına açılan Cevahir Holding Makedonya’da inşaat sektöründe açık ara önde faaliyet göstermektedir.
  • 2013-2014 yılları arasında TÜSİAD Başkanlığı yapmış olan Muharrem Yılmaz’a ait olan Sütaş Grubu Makedonya’da Svedmilk’i bünyesine katmıştır. Grup ayrıca Romanya ve Makedonya’da beş süt fabrikasına sahiptir.
  • Doğuş Grubunu zarar göstererek devlet destekli konkordato ilan ederken paraları yurtdışına kaçıran Ferit Şahenk’in de birçok ülkenin yanı sıra Balkanlar’da da otel ve marina varlığının bulunduğunu hatırlatalım.
  • LİMAK Holding Kosova Elektrik dağıtımını tek başına üstlenmektedir.
  • Şişecam’ın yurtdışındaki fabrikalarının önemli bir kısmı Balkanlar’dadır (Bulgaristan-Romanya-Bosna Hersek).
  • Rixos grubunun Hırvatistan’da otel yatırımı bulunmaktadır.
  • Çalık Holding Arnavutluk’ta BKT adlı bir bankanın sahibidir.
  • Yönetim Kuruluna bakıldığında emperyalist merkezlerle ortak bir proje olarak kurulduğu aşikâr olan TAV Havalimanları Kuzey Makedonya’da Üsküp ve Ohri ile Hırvatistan Zagreb Havalimanlarının işletmesine sahiptir.

Bu örnekler artırılabilir, buradaki amaç firma reklamı yapmak değil, bu çok çeşitli açılımın sadece sermayedarların bireysel yönelimlerinin çok ötesinde koordineli bir yönlendirme sonucunda olduğunu göstermektir.

Ortaya çıkan resim

Dış siyasette açık bir şekilde risk almakta olan Türkiye burjuvazisi AKP iktidarı sayesinde çok çeşitli kurumların koordine edilmesini başarıyla sağlamaktadır. Kârını katlayarak artıracağı yeni pazarlar uğruna gözünü budaktan sakınmayacak derecede saldırgan ve agresif olabilirken, aynı zamanda emperyalist hiyerarşiyi de bulandırmayacak bir sadakat ve temkinle hareket etmeye çalışmaktadır.

Yurtdışına çıkan küskün bir kontrgerilla liderinin ilk tercih ettiği ülkelerin yukarıdaki ülkeler olması ise aslında hepsinin aynı gemide olduğunu bir kez daha gösteriyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.