Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Pazarlamakla mükelleftiler: 15 Mayıs’ta yeni ihale açılacak

AKP döneminden en kazançlı çıkanlar yerli ve yabancı sermaye oldu. Şimdi ekonomideki sıkışma nedeniyle yabancı sermayeye hem iktidar hem de düzen muhalefeti yaldızlı davetiye hazırlıyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 09.05.2023 , 16:58 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Göreve geldiklerinden kısa bir süre sonra ülkemizin en büyük kuruluşlarını arka arkaya özelleştirmelerle ihaleye çıkaran Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi, o yıllarda “veciz” sözünü sarf etmiş ve AKP’nin bir parti olarak temel misyonlarından birini orta koymuştu.

Ekim 2005 tarihinde Cevahir Alışveriş Merkezi açılışında, o dönem özelleştirme ihalelerinde yaşanan aksamalar ve zaman zaman özelleştirmelerde yargı kararları ile ilgili konuları değerlendiren Erdoğan, “Dünyanın tüm girişimcileriyle görüşürüm. Bakan arkadaşlarıma da her yerde görüşmelerini tavsiye ederim. Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim” demişti.

Bu meşhur açıklamasının başı ve sonu da vardı, Erdoğan yabancı sermayeye ilişkin yapılan tartışmalara kendince “Yahudi sermayesi gelir tu kaka; Arap sermayesi gelir bu Müslümandır olmaz tu kaka, yeşildir; Batılı sermaye gelir, niye geldi tu kaka! Peki kardeşim bu ülke nasıl ayağa kalkacak?” diyerek yanıt veriyordu.

20 yılda ülkenin kaderini ve ekonominin çarklarını yabancı sermaye akışına bağlayan bir düzen inşa edildi. Şimdi hem Cumhur hem de Millet İttifakı ekonomide yaşanan sorunların çözümünü yine yabancı sermaye girişinde görüyorlar ve yabancı sermayeyi çekme konusunda daha iddialı oldukları noktasında yarışıyorlar.

Özelleştirmelerle açılan yol

Kendini ülkeyi pazarlamakla mükellef sayanlar, iktidarları boyunca 63,4 milyar dolarlık özelleştirme işlemi yaptılar. Bu rakam, toplamda 71,4 milyar dolara ulaşan özelleştirmelerin yüzde 89’unun AKP döneminde gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bu özelleştirme işlemlerinin 52,4 milyar dolarlık kısmında ise Erdoğan ile birlikte bugün DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın Özelleştirme Yüksek Kurulu üyesi olarak imzası bulunuyor. Yani Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması durumunda ekonomi ile ilgili bakanlıkların koordinasyonunu yürütmesi beklenen Babacan’ın da, AKP’nin yaptığı her 10 özelleştirmenin 8’inde dahli vardı.

Özelleştirmelerle ekonomide serbestleşme ve alan temizliği yapılmaya başlanmasıyla birlikte yabancı sermaye de Türkiye’ye akmaya başlamıştı. Ülkeye giren doğrudan yabancı sermaye tutarı 20 yılda 251 milyar dolara ulaştı. Sermayedarların yatırdığından daha fazla bir değere el koymak için geldiği düşünüldüğünde bu yatırım tutarından daha fazlasını yabancı sermaye yıllar içerisinde aldı. Türkiye’de yatırım yapan yabancı şirket sayısı 2002 yılında 5.600 dolayında iken 2022 itibariyle bu sayı 79.600 düzeyine ulaştı. Yabancı yatırımların yüzde 73’ü Avrupa’dan yüzde 17,5’i Asya’dan ve yüzde 8’i ABD’den geldi.

'Ucuz işgücünü' de pazarlıyorlar

AKP iktidarı boyunca yabancı sermayeyi çeşitli yollarla ülkeye çekmeye çalıştı. Aynı dönemde kurulan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor.

Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu Burak Dağlıoğlu’nun halen başında olduğu Yatırım Ofisi, Türkiye Varlık Fonu (TVF) ile de bağlantılı çalışıyor ve Dağlıoğlu aynı zamanda TVF’nin yönetim kurulu üyesi. Yatırım Ofisi, 2022 Mart tarihli bir sunum ile yabancı patronlara Türkiye’ye yatırım yapmaları için cazip olanak ve gerekçeleri sıraladı. Türkiye ekonomisinin büyüme, bütçe ve kamu borçluluğu gibi göstergelerindeki “pozitif” duruma yer verilen sunumda, orta sınıfın alım gücünün yükselmekte olduğu vurgulanıyor. 

Ayrıca Türkiye’nin coğrafi konumunun uluslararası tekeller açısından ihracat, üretim ve lojistikte bir merkez ve kavşak pozisyonunda olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’de çalışma saatlerinin 16 saat dilimi ile çakıştığı ve uyumlu olduğu belirtiliyor.

Türkiye’nin pazarlandığı sunumda öne çıkan en önemli unsur ise Türkiye’nin genç, dinamik ve ucuz işgücünün altının çizilmesi. Avrupa’nın çalışma çağındaki işgücünün azalmakta olduğuna buna karşılık Türkiye’nin işgücü havuzunun büyüdüğüne işaret ediliyor. Çarpıcı olan ise grafiklerle Türkiye’de işgücünün nitelikli olmasına rağmen ucuzluğunun anlatılması oluyor.

Buna göre 2021 yılı verilerine göre imalat sanayinde saat başı işçilik maliyeti 5,2 dolar ile Avrupa ülkeleri içerisinde en düşük düzeyde bulunuyor. Örneğin Danimarka veya Almanya’da neredeyse 50 dolar bandında olan işçilik maliyetlerinin Türkiye’de 10 kat ucuz olması bir pazarlama unsuru olarak kullanılıyor. AB ortalamasının ise 34,3 dolar olduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi benzer bir karşılaştırmayı mühendisler ve ara kademe yöneticiler için de yaparak, Türkiye’nin örneğin Almanya’ya göre bu nitelikteki çalışanlar için 5 kat daha ucuz olduğunu vurguluyor. Yabancı tekellere sömürmeleri için Türkiye’nin “ucuz işgücü” açık açık pazarlanıyor.

'20 yılda sermayeye cennet hazırladık'

Görevi yabancı sermaye çekmek olan Yatırım Ofisi’nin ayrıca 20 yıllık AKP iktidarı boyunca ortalama 1,5-2 yılda bir önemli yapısal reforma imza attıklarını ve Türkiye’de şirketlerin iş yapma koşullarını elverişli hale getirdiklerinin altını çizdiği görülüyor. Şirket kurma süresini 2002 yılında Türkiye’de ortalama 38 gün iken bugün 7 güne kadar düşürdüklerini belirten Yatırım Ofisi, diğer ülkelerden örnekler vererek Güney Afrika’da bu sürenin 40, Polonya’da 37, Bulgaristan’da 23 ve Hindistan’da 17,5 gün olduğunu kaydediyor.

Toplam vergilerin kâra oranında Türkiye’nin yüzde 42,3 ile Brezilya’dan neredeyse 23 puan, Çin’den 17 puan, Meksika’dan 13 puan, Hindistan’dan 7,4 puan daha avantajlı olduğuna dikkat çekiliyor.

İmalat sanayi ve hizmet sektörlerinde, istihdamda, AR-GE ve inovasyonda sermaye için sayısız teşvik uygulaması getirilirken serbest bölgelerin ve organize sanayi bölgelerinin sunduğu olanaklar da tanıtılıyor.

Kılıçdaroğlu da 'özel ekonomik bölge' vadediyor

AKP’nin yıllardır yaptığı gibi Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı partilerinin de yabancı sermayeye çeşitli güvenceler verme çabası içinde oldukları görülüyor. Nisan ayında Kılıçdaroğlu, seçimleri kazanması halinde Türkiye’de 9 özel ekonomik bölge oluşturacaklarını açıkladı. 

Seçimlerin ardından oluşturulacağı söylenen özel ekonomi bölgelerinin 6 temel ilkesi şöyle sıralanıyor: Maliyet, odaklanma, farklılaşma, inovasyon, sermaye güvenliği, hukuk.

Kılıçdaroğlu’nun bu vaadinin ayrıntıları açıklanmamakla birlikte, bölgelerde güçlü, güvenli ve ulaşılabilir sermaye altyapısının hazır olacağı vurgulanıyor. Çalışanlar, yatırımcılar ve işletmelerin, hukuki güvence altında olacağı belirtilirken bu bölgelerde uluslararası hukukun geçerli olacağı ve bölgelerin kendine ait hukuki bir çerçevesi olacağı ifade ediliyor. Yani yerli ve yabancı sermayeye ciddi güvenceler verileceği ve farklı bir mevzuatla çalışacak bölgeler olacakları anlaşılıyor.

AKP döneminde yükselen ve sayısı artan serbest bölgelerin sermaye için cennet ve işçiler için cehennem koşulları getirdiği bilinirken, benzer bir doğrultuda Kılıçdaroğlu tarafından vaat edilen özel ekonomik bölgelerin ülkeye yabancı sermaye çekmek için Millet İttifakı’nın en büyük kozlarından biri olacağı anlaşılıyor.

'Sıcak veya sabit fark etmez yabancı sermaye gelsin'

İYİP Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz geçtiğimiz günlerde, Kılıçdaroğlu'nun "300 milyar dolar temiz sermaye" vaadi için "son derece gerçekçi ve hatta mütevazı bir hedef" değerlendirmesini yapmıştı. 

Yılmaz'ın yaptığı bu açıklama, Millet İttifakı cephesinden ekonomide "kaynak sorunu"nu ülkeye yabancı sermaye çekerek çözeceklerine işaret eden açıklamalardan sonuncusu oldu. Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı'nın ekonomi kurmayları sıcak para yani portföy yatırımları ve doğrudan sabit sermaye yatırımlarını “temiz sermaye” girişi olarak adlandırıyorlar.

Aynı çerçeveden bakıldığında AKP döneminde özelleştirmeler, portföy yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımlarla Millet İttifakı kurmaylarının deyimiyle “temiz sermaye” ülkeye akmıştı. Şimdi bir yanda Cumhur İttifakı diğer yanda Millet İttifakı, bu akışın sürmesi için iktidara talipler ve seçimde yarışacaklar.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.