Sayfa yolu
Patronların Ensesindeyiz'den Soma açıklaması: İmbat Madencilik’teki göçük kader değil, iş cinayetidir!
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 01.10.2026 , 23:19 Güncelleme Tarihi: 01.10.2026 , 23:35
Manisa'nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik tarafından işletilen linyit ocağının hazırlık aşamasındaki Doğu-5 ayağında meydana gelen göçükte, ilk belirlemelere göre iki maden işçisi hayatını kaybetti, iki işçi ise sağ kurtarıldı. Göçük altında kalan diğer üç işçiyi arama-kurtarma çalışmaları sürüyor.
Yaşanan facianın ardından Patronların Ensesindeyiz (PE) Dayanışma Ağı, bir açıklama yayımlayarak sürece tepki gösterdi. Yaşamını yitiren işçilerin ailelerine başsağlığı, yaralılara şifa dilenen açıklamada, arama-kurtarma çalışmalarında hiçbir olanaktan kaçınılmaması ve kamuoyunun şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiği vurgulandı.
'Şirket yönetimi sorumluluktan kaçamaz'
Madenlerdeki göçük ve patlamaların kader olmadığının altını çizen PE, bilimsel ve teknik önlemlerin eksiksiz uygulanmasıyla ölümlerin önlenebileceğini belirtti. Açıklamada, "Patronların düzeninde işçinin yaşamı bir maliyet, iş güvenliği önlemleri ise kârdan yapılan bir kesinti olarak görülmektedir. Daha fazla üretim ve kazanç uğruna işçiler ölümle burun buruna çalıştırılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Soma'daki göçüğün "kaza" denilerek geçiştirilemeyeceğini belirten dayanışma ağı, üretim planlarının, tahkimat uygulamalarının ve denetim raporlarının kamuoyuyla paylaşılmasını talep etti. Açıklamada, başta İmbat Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Gökalp Büyükyıldız olmak üzere şirket yönetimi ve madeni denetlemekle yükümlü kamu kurumlarının bu tablonun sorumluluğundan kaçamayacağı ifade edildi.
Sadece soL Haber'de yer alan bu haberleri desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
İmbat'ın kabarık sicili: 'Benzer ölümler tesadüf değil'
Şirketin iş cinayetleri konusundaki geçmişine de değinilen açıklamada, yaşananların münferit bir olay olmadığı hatırlatıldı.
Açıklamanın ilgili kısmı şöyle:
- "2017’de İsmail Kahraman, çalıştığı sırada bir iş makinesinin devrilmesi sonucu yaşamını yitirdi.
- 2019’da Emin Karaçam, tahkimat arasından gelen kömürün altında kalarak hayatını kaybetti. Aynı yıl Selahattin Göktepe, bant temizliği sırasında tambura sıkışmasının ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
- 2020’de meydana gelen göçükte Ersin Özdoğan, Salih Ayber ve Erdinç Karaveli hayatını kaybetti.
- 2022’de Durmuş Şahan, İmbat Madencilik sahasında bir iş makinesinin altında kalarak yaşamını yitirdi.
- Bugün yaşanan göçükte iki işçi daha hayatını kaybetti; üç işçi hâlâ göçük altında kurtarılmayı bekliyor.
Bunlar yalnızca kamuoyuna yansıyan ve ulaşılabilen kayıtlardır. İş kazalarında ağır yaralanıp daha sonra yaşamını yitirenler, uzuv kaybına uğrayanlar, kalıcı sağlık sorunları yaşayanlar ve meslek hastalıkları nedeniyle erken yaşta hayatını kaybedenler çoğu zaman bu kayıtlarda görünmemektedir.
Her ölümün ardından 'talihsiz kaza' açıklaması yapmak, işçilerin canı üzerinden sürdürülen üretim düzenini değiştirmemektedir."
PE, "Aynı işyerinde benzer ölümler tekrar ediyorsa burada tesadüften değil, süreklilik kazanmış bir çalışma rejiminden söz edilmelidir" değerlendirmesinde bulundu.
İSO 500 devinin kâr hırsı ve baskı düzeni
İmbat Madencilik'in İstanbul Sanayi Odası (İSO) 500 listesinde yıllardır yer aldığı, 2022'de 3 milyar 80 milyon lirayı aşan net satışıyla dikkat çektiği ve 2025 listesinde 498. sırada bulunduğu belirtilen açıklamada, "Bu büyüklüğü, yerin yüzlerce metre altında çalışan maden işçilerinin emeği yaratmaktadır. Ancak üretimin yükünü, tehlikesini ve bedelini işçiler taşırken ortaya çıkan zenginlik üzerinde patronlar söz sahibi olmaktadır" denildi.
Şirketin cirosu, kârı, zararı ya da borcu ne olursa olsun işçi sağlığı ve güvenliği bir maliyet hesabına indirgenemeyeceği belirtilirken, hiçbir bilanço işçilerin yaşamından daha değerli olduğu vurgulandı.
"'Madenler çalışıyor, ülke kalkınıyor' deniliyor. Oysa işçi ücretini alamıyor, hakları için eylem yapmak zorunda kalıyor, baskı altında çalıştırılıyor ve evine sağ dönüp dönemeyeceğini bilemiyorsa ortada toplumun yararına bir kalkınma yoktur. Büyüyen ülke değil, işçilerin emeği ve yaşamı üzerinden servet biriktiren patronlardır" ifadeleri kullanıldı.
Şirketteki ağır çalışma koşulları, mobbing ve hak gaspları da hatırlatıldı. İşçilerin amir baskısı, yemek ve tuvalet sürelerinin kısıtlanması, keyfi yevmiye kesintileri ve sendikal baskılar nedeniyle 2021 yılında, ödenmeyen enflasyon farkları nedeniyle ise 2026 yılında üretimi durdurarak eyleme geçtiği belirtildi.
Şu bilgilere yer verildi:
"İmbat Madencilik işçileri, geçmiş yıllarda çalışma koşulları ve hak gaspları nedeniyle defalarca eyleme çıktı. İşçiler ve sendikalar tarafından yapılan açıklamalarda şu uygulamalar gündeme getirildi:
- Amirler aracılığıyla işçilere baskı yapılması, hakaret ve tehditlerde bulunulması,
- Yüksek çalışma temposu dayatılması,
- Yemek, dinlenme ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlar için kullanılan sürelerin kısıtlanması,
- Keyfî yevmiye kesintileri uygulanması,
- Haklarını arayan işçiler hakkında tutanak tutulması ve savunma istenmesi,
- Eylemlere katılan işçilerin hedef gösterilmesi ve işbaşı yaptırılmaması,
- İşçilerin sendikal tercihlerine ve örgütlenme haklarına müdahale edilmesi.
2021 yılında baskı, mobbing ve yevmiye kesintilerine karşı yaklaşık bin 500 işçi üretimi durdurmuş; eylemin ardından 19 işçiye işbaşı yaptırılmayarak savunmaları istenmişti.
2026 yılında ise İmbat işçileri, toplu iş sözleşmesinden doğan haklarının ve enflasyon farklarının ödenmediğini belirterek yeniden üretimi durdurmuştu.
Bugün yaşanan göçük, işçilerin yıllardır dile getirdiği sorunlardan ve çalışma düzeninden bağımsız ele alınamaz."
'Madenler kamulaştırılmalıdır'
PE açıklaması, stratejik ve yüksek riskli bir sektör olan madenciliğin patronların inisiyatifine bırakılamayacağı vurgusuyla son buldu:
"Madenler patronların elinden alınmalı; toplum yararı, işçi sağlığı ve işçilerin denetimi esas alınarak kamusal biçimde işletilmelidir. Yer altındaki zenginlik patronların değil halkındır. O zenginliği çıkaran, üreten ve değerli hale getiren maden işçileridir. İş cinayetlerine, baskıya ve sömürüye karşı örgütlenecek; işçilerin yaşamına ve haklarına birlikte sahip çıkacağız."
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.