Breadcrumb
Özel sektör öğretmenlerinin sözleşme yenileme(me) dönemi: 'Kuralları belirsiz piyasa koşulları'
Yayın Tarihi: 13.06.2023 , 08:20 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'ne atanan Milli Eğitim Bakanlarının ismi zaman zaman değişe dursun, eğitim alanındaki piyasacı yaklaşım derinleşmeye, öğretmenlerin ise sorunları artmaya devam ediyor.
Özel sektörde çalışmakta olan öğretmenlerin, önümüzdeki eğitim-öğretim yılında çalışmakta oldukları kurumda işlerine devam edip edemeyecekleri geçtiğimiz günlerde belli oldu.
İş yaşantılarında pek çok sorunla karşı karşıya kalan özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesi geçici şekilde istihdam edilmeleri.
Öğretmenlerle kısa süreliğine yapılan ve eğitim kurumu tarafından verilen karar ile yenilenen veya yenilenmeyen iş sözleşmeleri, hem öğretmenler hem öğrenciler hem de eğitim açısından birçok olumsuzluğa neden olmakta.
Özel Sektör Öğretmenleri Birlikteliği Derneği (ÖSÖB-DER) Başkan Yardımcısı Volkan Dağlı, özel sektörde çalışmakta olan öğretmenlerin iş sözleşmesi nedeniyle ne gibi sorunlarla karşılaştığını ve yeni atanan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i soL'a değerlendirdi.
'En önemli sorun kuralları belirsiz piyasa koşulları'
Özel sektörde çalışmakta olan öğretmenlerin yaşadığı pek çok sorundan bir tanesi de geçici şekilde istihdam edilmeleri. Geçici istihdam ne gibi sorunlara neden olmakta? İçinden geçtiğimiz günlerde sözleşmelerin yenilendiği (veya yenilenmediği) düşünüldüğünde, öğretmenler ne gibi sorunlarla karşılaşıyor?
Belirttiğiniz gibi bir sözleşme döneminin sonuna geldik. Sözleşmesi yenilensin yenilenmesin tüm öğretmenler karamsar haldeler. Sektörümüzün en önemli sorunu kuralları belirsiz bir piyasa koşullarına sahip olmamızdır. Bu belirsizlik bilinçli yaratılmış gibidir. Şöyle ki, biz özel sektör öğretmenleri cezalandırma sürecinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ait sayılırken, özlük hakları bakımında 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki mevsimlik işçi statüsünde yer almaktayız. Ortada o kadar çelişen durum var ki, bu da kuralsız bir piyasa düzeninin oluşmasına, doğrusu öğretmenlerin sömürülmesine olanak sağlıyor.
Bahsettiğiniz sözleşmelerin her yıl tekrarlanmak zorunda kalınması da bu boşluğun bir ürünü. Eğitim temelde kesintisiz olması gereken ardışık süreçler bütünüdür. Bir öğretmen öğrencilerini geçmişten geleceğe taşır. Ancak sırf sömürü koşullarını oluşturmak için sözleşmelerin süreli hale getirilmesi eğitimin de temel ilkesinden kopmasına neden olmaktadır. Peki, yasa koyucu bunu ne için yapmaktadır?
'Öğretmenlerin haklarını savunmalarının önüne geçiyor'
Sözleşmelerin yıllık yinelenmesi, öğretmenlerin haklarını savunmalarının da önüne geçmektedir. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde özel kurum sahipleri hak arayışına giren öğretmeni fişlemektedir. Ayrıca ihbar tazminatı hakkı da öğretmenin elinden alınmıştır. Tüm bunlar öğretmenlerin bırakın hak aramasını, hastalandıklarında doktorlar rapor yazmak isterken onu engellemeye çalışan hatta raporluyken çalışmaya devam eden öğretmen davranışlarını ortaya çıkarmıştır. Kurucuya karşı tercih edilebilir olmak için uysal ve şirin görünme çabasıyla özsaygısını yitiren, çalışkan görünmek için tükenen öğretmenlerin bu hallerde olmasının asıl nedeninin sözleşmelerin her yıl yinelenmesi olduğunu söyleyebiliriz.
Tüm bunların yanında sözleşmelerin Mart-Nisan-Mayıs dönemlerinde yapılması, anlaşılan ücretin ise sözleşme tarihinden sonraki altıncı ayda başlayıp, 18 ay sonraya kadar devam etmesi enflasyon altındaki koşullarda öğretmenleri daha da fakirleştiren bir durum ortaya çıkarmaktadır.
'Sömürü koşullarının daha da derinleşmesini beklemeliyiz'
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne yeni atamalar gerçekleştirildi. Bu kapsamda yeni Milli Eğitim Bakanı ise Yusuf Tekin oldu. Tekin, özel sektör öğretmenlerinin sorunlarına çözüm olabilir mi? Tekin’in, önceki bakanların özel sektör öğretmenlerine ilişkin izlediği politikadan farklı bir tutum sergileyebileceğini düşünüyor musunuz?
Bilindiği üzere yeni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in müsteşarlığı sırasında uygulamaya konulan eğitim müfredatının içeriği piyasacı ve gerici yapıdaydı. Hatta yine onun döneminde liselere geçişte uygulanan TEOG sisteminin kaldırılarak yerine LGS sisteminin konması da hatırlanacaktır. Bu sistemde pek çok Anadolu Lisesi “nitelikli okul” olmaktan çıkartılıp, yerlerine İmam Hatip Liseleri ve Meslek Liseleri dolduruldu. Sadece bu adım sayesinde çocuklarının Anadolu Lisesi eğitimini almasını isteyen pek çok veli özel okullara yöneldi. Aslında onlarca yıl öncesinden adım atılan bir sürecin yeni zirve noktası olarak tanımlayabileceğimiz bir süreç yaşandı. Bu süreci araştıranlar özellikle üniversitelere geçişte geçmişte kullanılan AOBP’nin (Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı) kaldırılarak OBP’ye geçilmesi sürecini de incelemelidir.
Tüm bu nedenlerle ülkemizdeki eğitim sisteminin Milli Eğitim Bakanları iradesiyle değişmediği, ancak belirlenmiş sistemin onlar sayesinde yerleştiği ifade edilebilir. Zaten 2021 yılında imzalan ÇEDES protokolünün günümüzde bakanın ilk icraatlarından birisi olması gericilik başlığında neler beklememiz gerektiğini bizlere gösteriyor. Müsteşarlığı sırasında yaptıkları yüzünden yeni bakan ile sömürü koşullarının daha da derinleşmesini beklemeliyiz.
'Gelişen durumlar daha kötüsüne hazırlanmamız gerektiğini gösteriyor'
Piyasacılık-gericilik özel sektör öğretmenlerini çok daha sert etkilemektedir. Sektörümüzde kadın öğretmenlerin giyimlerinden yaşam biçimlerine pek çok müdahale olduğu duyumunu alıyoruz. Hatta hamilelik konusunda hadsiz müdahaleler de sektörde yaygınca yaşanmaktadır. Bunun yanında çeşitli cemaatlere bağlı kurumlarda gerici uygulamalar olduğu, öğretmenlerin özel yaşamlarının izlendiği bilinmektedir.
Ne yazık ki gelişen durumlar daha kötüsüne hazırlanmamız gerektiğini bizlere gösteriyor. Bu nedenle tüm öğretmenleri daha örgütlü davranmaya ve birlikte hareket etmeye davet ediyorum.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
