Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Özbay soL'a değerlendirdi: Depremden sonra eğitimde seferberlik zamanı

'Sadece bölgede iyileştirme yapmak yetmeyecek, ülkede okul ve derslik eksiği varken, bu göçü de hesaba katarak okul, derslik ve yurt inşasına başlanması ve ihtiyaç kadar öğretmen ataması yapılmalı.'

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.02.2023 , 12:18 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Geçen hafta 12 Şubat’ta Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, aralarında Eğitim-İş Sendikası’nın da olduğu sendikalarla bir toplantı gerçekleştirdi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, deprem nedeniyle eğitime verilen iki haftalık dönemde gerçekleştirilen bu toplantı ve depremin örgün eğitime etkileri ile ilgili sorularımızı yanıtladı. 

Özbay, üniversitelerde uzaktan eğitim kararını eleştirirken, okulun aynı zamanda sosyalleşmeyi sağlama işlevi taşıdığını belirterek çocuklarda deprem travmasının aşılmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

'4 milyona yakın öğrenci eğitimsizliğe terk edilemez'

Deprem bölgesi ve dışındaki okulların belli süreler için kapatılmasının yaşanan travmaya etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası 10 ilimiz can pazarına dönmüşken, ailelerinin akıbeti bilinmeyen onca çocuk varken, o illerdeki okulların depremde ne kadar zarar gördüğü henüz incelenmemişken iki haftalık eğitim duraksaması kaçınılmazdı. Biz de sendika olarak bu kararı eleştirmedik ama eğitimin bu illerde daha fazla ötelenmemesi gerektiği konusunda uyardık. Depremden etkilenen 10 ilimizde okul öncesi dahil zorunlu eğitim kapsamında 3 milyon 615 bin 663, yükseköğretim düzeyinde 304 bin 700, toplamda 3 milyon 920 bin 363 öğrenci bulunuyor. “Eğitimde feda edilecek fert yoktur” diyen bir Başöğretmen’in kurduğu ülkede, 4 milyona yakın öğrenci eğitimsizliğe terk edilemez. Üstelik okul, sadece okul değildir. Okul, aynı zamanda bir sosyalleşme, sorunlardan uzaklaşma, hayata kaldığı yerden devam etme biçimidir ki deprem travmasından sonra öğrencilerimizin ihtiyacı olan şey tam da budur. Onların iyileşme sürecine örgün eğitim, bu kadar katkı sunabilecekken eğitime ara vermek, adeta tedaviyi reddetmek olacaktır. O yüzden örgün eğitimin yapılabilmesinin şartlarını oluşturmak önümüzdeki tek seçenektir. Bu görüşümüzü Milli Eğitim Bakanı’nın kendisine de bildirdik. 

'İnşaat sektörü yerine eğitimden eksiltmek, ülkenin geleceğinden eksiltmektir'

Üniversiteler söz konusu olduğunda hükümet yeni kaynak yaratmadan, KYK yurtlarını devreye sokarak üniversiteleri tatil etti. Benzer bir durum ilk ve orta öğretim için de bekleniyor mu?

Sırf depremzedelerin barınma sorununu öne sürerek üniversitelerin kapatılması çok vahim bir karardır. Türkiye’nin güney kıyılarının büyük bir otel/konaklama gücü, batısının ise şişirilmiş inşaat sektörü nedeniyle boş konutlar diyarı olduğu düşünülürse depremzedelerin barınma sorununu çözmek için daha aklı selim yollar olduğu görülecektir. Turizmden değil, inşaat sektöründen değil, ilk fırsatta yine eğitimden eksiltmek, ülkenin geleceğinden eksiltmektir.

Özellikle vurgulamak gerekir ki eğitim, her zorlukta elimizin uzanacağı kara gün akçesi değil, o zorlukları daha az yaşayacağımız bir geleceğe uzanan yegâne merdivendir.

Diğer yandan Türkiye’nin bu büyük acıyı yaşamasının ana nedenlerinden biri de kuşkusuz eğitimsizlik ve eğitime önem verilmemesidir. Eğitimsizlik nedeniyle yüzleştiğimiz bu kara tabloda ilk kararımız yine eğitime ara vermek, yani eğitimsizlik olmamalıdır. Bilindiği üzere üniversitelerimiz pandemi koşulları nedeniyle zaten son üç yıldır örgün eğitimden uzak kalmış, örgün eğitimdeki 6 milyon civarındaki öğrenci verimli bir eğitim görememiştir. Bu hem onların psikolojik ve sosyal gelişimleri, hem de ülkenin geleceği açısından sakıncalıdır. Akademide zaten daha yakın dönemde bu kadar ağır bir duraksama yaşanmışken şimdi yine üniversiteleri kapatmanın ülkeye faturası çok ağır olacaktır. Tam da bina yapmanın adını bile ağzına almaması gereken insanların yaptığı binalarda yurttaşlarımız can vermişken, örneğin uzaktan eğitimle birçok genci inşaat mühendisi ilan etmek yaman bir çelişkidir. Uzaktan eğitimle diploma alan bir pilotun uçağına binmek, ameliyatınızı uzaktan eğitimle mezun olmuş bir hekime yaptırmak istemiyorsanız; bunu Türkiye’deki kimse için istememelisiniz.  Eğitim-İş olarak bu yanlış karardan dönülmesi gerektiğini ilk günden beri vurguluyoruz ve bunu MEB’e de ilettik. Onlar da bize ilk ve ortaöğretim için eğitimin aksamaması için azami gayret göstereceklerini beyan etti. Bu beyanı kıymetli bulmakla beraber, Eğitim-İş olarak takipçisi olacağımızın altını çiziyoruz.

'Öğretmen ataması yapılması şart'

Afet sonrası öğrencilerle doğru ve sağlıklı bir iletişim kurulabilmesi ve bu duruma uygun eğitim ortamlarının sağlanması amacıyla öğretmenlerin (deprem bölgesi ve diğer illerde) desteklenmesine yönelik planlamalar var mı?

Milli Eğitim Bakanı’nın toplantıda bize aktardığına göre; eğitimin aksamaması için çalışmalar yürütülecek. Şu anda depremin vurduğu illerde canla başla hizmet veren 2 bin rehber ve psikolojik danışmanın sayısının pazartesi itibariyle 4 bine çıkarılması bekleniyor. Onların bu kıymetli hizmetlerinden öğrenciler de veliler de eğitim emekçileri de faydalanacak. Ayrıca bu 10 ilde eğitime dair kapsamlı bir hasar tespit yapılması gerektiğini söylemiştik, MEB bunun yakın zamanda biteceğini bildirdi. Sahra okulları kurulmasını, eğitimin aksamamasını istemiştik; Bakan bize bu yönde de çalışmalar olduğunu ancak bölgedeki okulların büyük ölçüde sağlam olduğunu söyledi. Tabi burada en önemli hususlardan birisi depremin vurduğu kentlerden civar şehirlere yaşanmaya başlanan göçün eğitime etkisini yönetebilmek. Dolayısıyla sadece bölgede iyileştirme yapmak yetmeyecek, ülke genelinde zaten okul ve derslik eksiği varken, bu göçü de hesaba katarak hızlı biçimde okul, derslik ve yurt inşasına başlanması ve ihtiyaç duyulan kadar öğretmen ataması yapılması şart. Bunları da MEB’e ilettik ve kimsenin kuşkusu olmasın ki her bir konunun takipçisi olacağız. 

Milli Eğitim Bakanı’yla yapılan toplantıyı kısaca nasıl değerlendirirsiniz?

Milli Eğitim Bakanı’nın eğitimin tüm bileşenlerinin bir araya getirilmesi talebimizi bu zamana kadar hiç dikkate almayıp şimdi bir toplantıya çağırması herkes gibi açıkçası bizi de şaşırttı. Bugüne dek, eğitim alanında politikalar belirlenip kritik kararlar alınırken biz eğitimin bileşenlerinden maalesef ki hiç görüş alınmadı. İlk defa akla geliyor olmamız şaşırtsa da bu durumu yine de olumlu bir gelişme olarak kabul ediyoruz.

Hatta bundan sonrası için, eğitimde sadece bu afetle açılan yaraları değil, kronikleşen diğer sorunları da iyileştirmek/çözmek için bu iradenin bir Eğitim Bilim Kurulu’na dönüşmesini, içinde eğitimin tüm bileşenlerinin bulunacağı bu kurul ile eğitime daha aklı selim bir rotayı daha demokratik bir şekilde belirlemeyi önerdik. 

Toplantıda Bakan’ın genel olarak örgün eğitimin aksamaması yönünde irade göstereceğini söylemesini de anlamlı bulduk. Bizim öneri olarak sunduğumuz birçok unsuru dikkatle dinlemesi ve benzer çalışmalara giriştiklerini anlatması da anlamlıydı. Ancak eğitimdeki bu kadar derin bir yarayı artık sözler değil, faaliyetler iyileştirecektir. O yüzden toplantıda konuşulanlardan ziyade o konuşulanların ivedilikle hayata geçirilip geçirilmemesi ile daha çok ilgiliyiz. 

Haber

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.