Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

‘Otizmli çocukların aileleri için her Eylül dönemi bir sendrom’

Otizmli çocukların eğitim hakkı için verilen mücadeleyi Denizli Otizm Derneği Kurucu Başkanı Dudu Karaman Dinç ve ‘Tornet File Çorap ve Başka Şeyler’ kitabının yazarı Nihal Ünver ile konuştuk.

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 03.09.2021 , 10:19 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:09

Türkiye’de çok az sayıda otizmli çocuk eğitimini üniversiteye kadar sürdürebiliyor. Kaynaştırma sınıflarına devam eden otizmli öğrencilerin sayısında, okul öncesinden ilkokula, ortaokul ve liseye kademe geçişlerinde ise sürekli bir azalma var.

Ailelerin çocuklarının eğitim hakkı için mücadelesi ise sürüyor. Denizli Otizm Derneği Kurucu Başkanı ve İletişim Koordinatörü Dudu Karaman Dinç her Eylül ayının otizmli öğrencilerin aileleri için bir sendrom olduğunu söylüyor. 12 yaşında otizmli bir oğlu olan Dudu Karaman, eğitimin Anayasal bir hak olduğunu vurgularken, ailelerin yaşadıkları zorlukları anlattı.

'Tornet, File Çorap ve Başka Şeyler' kitabının yazarı Nihal Ünver de bu çocukların diğer bireylerle bir arada yaşama becerisini geliştirmesinin ancak kaynaştırma sınıflarıyla mümkün olduğunu söylüyor, bunun için de eğitim kurumlarının ve ebeveynlerin önyargılı tutumlarını terk etmesi gerektiğini dile getiriyor.

Dudu Karaman Dinç ve Nihal Ünver ile otizmli çocukların eğitim hakkını konuştuk.

Türkiye’de otizmli öğrencilerin üniversiteye kadar eğitimlerini sürdürebilmeleri ve üniversite sınavını kazanmaları büyük bir mücadelenin sonucu olarak gerçekleşiyor sanırım…

Dudu Karaman Dinç

Dudu Karaman Dinç: Az sayıda üniversiteye giden otizmli öğrenci var. Otizmli öğrencilerin üniversiteye gitmesinde aslında yasal olarak bir engel yok gibi görünmekle birlikte kaynaştırmaya gitmek isteyen otizmli öğrencilerin önüne aslında çok fazla engel çıkarılıyor. Akranlarıyla bir arada eğitim alma şansı olmadığında çocukların üniversiteye gitmeleri ihtimali de gündeme gelemiyor. Çünkü başlangıçtan itibaren çocuklar sadece özel eğtim sınıflarına ya da sadece otizmlilerin devam ettiği okullara yönlendirmeye yönelik eğilimler oluyor. Ve okulda uğradıkları ayrımcılıklar oluyor. Bir otizmli öğrencinin üniversiteye gidebilmesi aslında çocuğun kendisinin ve ailesinin çok ciddi emek ve gayretleri sonucunda olabiliyor.

Otizmli öğrenciler kaynaştırma dışındaki sınıflara devam ettiklerinde üniversiteye girme şansları olmuyor mu?

Yani ben şöyle söyleyeyim size, çocukların o okullardan üniversiteyi kazanmaları imkansız gibi bir şey yani.

Üniversiteye devam eden otizmli sayısını biliyor musunuz?

YÖK geçen sene pandemiyle ilgili bir açıklama yapmış. “Pandemide engelli öğrencilerin durumu” diye. Orada bu anketi dolduran engelli öğrencilerin sayılarını vermiş. Yaklaşık 40 binin üstünde engelliden bahsetmiş üniversite eğitimine devam eden. Ve orada anketi dolduran 64 tane otizmliden bahsetmiş. Yani bu ankete bakarsak bütün Türkiye’de 64 otizmli anketi doldurmuş. Çok fazla doldurmamış olan vardır gibi düşünmüyorum ben.
Otizmle ilgili şöyle bir durum var. Kademelerde, okul öncesinde ve ilkokulda daha fazla öğrenci kaynaştırmaya devam ederken bu sürekli düşüyor. Ortaokula geldiğinde daha az, liseye geldiğinde daha az oluyor. Bariz bir azalma var. Benim oğlum için de aynı şey söylenmişti, anaokulundan ilkokula geçerken deniliyor ki “anaokulunda yapabildi ama ilkokulda kaynaştırmaya devam edemez, ilkokuldaki ortamla ana sınıfındaki çok farklı”.

‘Ayrıştırılmış ortamlarda bulunarak sonradan kaynaşmak mümkün değil’ 

Bu konuda derneğinize de başvurular oluyor mu? Kaynaştırma eğitimi neden önemli?

Geçen hafta derneğimize 4 ayrı telefon geldi. Mesela bir öğrenci LGS’de Denizli merkezden bir Anadolu Lisesi’ni kazanmış ama buradaki Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nden aileye çocuğu bir meslek lisesinin özel eğitim sınıfına yazdırmasını önermişler. Ya da burada sadece otizmlilerin gittiği bir okul var, oraya gitmesini önermişler.

Yine ilkokulu bitiren bir başka öğrencimizin velisi aradı. Çocuk ortaokula başlayacak. Çocuk ilkokulda okuma yazmayı biliyor, İngilizce biliyor, arkadaşlarıyla uyum içinde. “İlkokulda tek bir öğretmeni vardı, şimdi ortaokulda yapamaz, kaynaştırmaya değil özel eğitim sınıfına gönderseniz daha iyi olur” gibi yönlendirmelere veliler maruz kalıyorlar. Ve tam olarak emin olamıyorlar. Sonuçta size birtakım uzmanlar diyor ki çocuğun için oraya giderse daha yararlı olur. Bu da onları kararsızlığa düşürebiliyor.

Yine birinci sınıfa başlayacak olan bir başka çocuğun annesi aradı, çocuğun çok silik otizm belirtileri var, arkadaşlarıyla uyum sorunları falan da yok, onun da kaynaştırmaya değil, özel eğitim sınıfına ya da otizm okuluna gitmesinin daha yararlı olduğu söyleniyor.

Dolayısıyla sürekli “bunlardan bir şey olmaz ve bunların yeri aslında burası değil” anlayışı var. Okula gittiğinizde “Bu otistik zaten, kendi okuluna gitsin” ifadeleri sürekli havada uçuşuyor. Balıkesir’deki Otizm Derneğinin başkanı arkadaşımızın oğlu iki hafta önce üniversite sınavına girdi ve kazandı. O da mesela kaynaştırmaya devam etmiş olan bir öğrenci. Çünkü toplumun içinde yaşayabilmek için toplumun içinde bulunuyor olmanız lazım. Ayrıştırılmış ortamlarda bulunarak sonradan kaynaşmak mümkün değil.

‘Her eylül dönemi bir sendrom’

Sizin oğlunuz kaç yaşında?

Benim oğlum 12 yaşında. Kademe geçişlerinde rehberlik araştırma merkezine gidip değerlendirme yapılması gerekiyor. Benim 7 Eylül için randevusu var. Benim oğlum akademik becerileri yüksek olan bir çocuk değil ama güleryüzlü ve uysal bir çocuk. Bakalım. Şu ana kadar kaynaştırmaya devam etti, önümüzdeki günler için durumu ne olacak göreceğiz.
Benim kızım da var. Kızım da ortaokula bu sene başladı. Kendi mahallemizdeki okula kaydı zaten düşmüş, gidip onu hemen kolaylıkla kaydettirdim. Oğlumun da kaydı düşmüş mahalledeki okula ama kademe geçişi olduğu için rehberlik araştırma merkezine gitmesi gerektiği ifade edildi. Otizmli çocukların aileleri için aslında her eylül dönemi bir sendrom. Çünkü çocuğunuzla ilgili durumun ne olacağını hiç bilemiyorsunuz. Ve bu kaygıları yaşamak, çocuğun kendi eksik kaldığı yönleri desteklemenin dışında sürekli bürokratik birtakım şeylerle uğraşıyor olmak da zor ve yıpratıcı.

‘Her çocuk kendi mahallesindeki okula gidebilmeli’

Kamusal eğitimle ilgili talepleriniz neler otizmli çocuklar için?

Taleplerimiz çocuklarımızın ayrımcılığa uğramadan, her çocuğun kendi mahallesindeki okula gidebilmesi ve ona sağlanması gereken desteklerin ve makul uyarlamaların kendi bulunduğu yerde sağlanması. Yani oradan oraya taşınması değil.

Çünkü çocuk bulunduğu yerde okula gittiğinde örneğin arkadaşları oluyor, mahalleden çocuklarla aynı sınıfta oluyor. Otizm uyum ve iletişimle ilgili birtakım sıkıntıları da barındırdığı için çocuğun bulunduğu yer ve çevresiyle bir bağ kurmasını sağlıyorsunuz. Ama siz onu kendi mahallesinden alıp çok alakasız, uzak yerlere taşıdığınızda o bağları koparıyorsunuz. Bir de şimdi ailelerin tek bir çocuğu yok ki. Aile otizmli çocuğun peşinde koşarken diğer çocuklarla ilgili durum ne olacak? Zaten pek çok otizmli çocuğun anne ya da babasından en az biri, tanının ardından işini bırakmak zorunda kalıyor. Bunun sosyal yönleri de gözardı ediliyor. Sadece ailenin çözmesi gereken bir durum gibi davranılıyor. Ama aslında toplumsal bir durum. Her çocuğun ayrımcılığa uğramadan eğitim alması anayasal bir hak.

Pandemi döneminde yaşadığınız zorluklar neler?

Pandemi döneminde çocuklar okula gidemediler. Uzaktan eğitim çok az sayıda otizmli çocuk için uygun oldu. Genellikle uzaktan eğitimden yararlanamadılar. Bu da becerilerde gerilemelere, davranış sorunlarının artmasına ve benzeri sıkıntılara yol açtı. Pandeminin öncesinde oğlumun çok güzel ve kabullenici bir sınıfı vardı, arkadaşları ile iyi ve uyumluydular, öğretmeni tam olarak onu kabullenmişti ama okula gidemeyince bunlar da kesintiye uğradı. Yani tam sosyal bağ kurduğu bir dönemde kesilmiş oldu bu bağlar.

'Kolaylaştırıcı kişi otizmli çocukla birlikte derslere girebilir'

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Şöyle bir şey var. Otizmli çocukların yanlarında kolaylaştırıcı kişi, otizmli çocukla birlikte derslere girebiliyor. Bu yaklaşık 2 yıldan beri var olan bir uygulama. Otizm sivil toplumu bunu uzun zamandır talep ediyordu. Şimdi bazı okullara gittiklerinde velilerimize “bundan haberimiz yok, bu kişiyi alamayız” diyorlarmış. Aslında yasal olarak almak zorundalar. Avrupa ülkelerinde bu kolaylaştırıcı kişiyi devlet istihdam ediyor. Burada ailelerin kendisinin istihdam etmesi gerekiyor. İstihdam edebilir durumda değillerse de anne ya da baba çocukla beraber sınıfa girebilir.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın kolaylaştırıcı kişiyle ilgili yazısı.

Derneğinizin böyle bir talebi var mı kolaylaştırıcı kişinin devlet tarafından istihdam edilmesi için?

Tabii ki ailelerin de böyle bir talebi var. Sadece derneğin talebi de değil. Türkiye Otizm Meclisi var. TBMM’de Otizm Down Sendromu ve Diğer Gelişimsel Gerilikler Araştırma Komisyonu kurulmuştu. O komisyonun raporu çıktı. O rapor için Türkiye Otizm Meclisi olarak biz de bir rapor hazırlamıştık Türkiye’deki otizm sivil toplum alanında çalışanlar olarak. Orada da bu talepler yer alıyor. Denizli Otizm Derneği de bu talebi dile getiriyor. Aslında Meclis’in kendisi de bunun bir ihtiyaç olduğunun farkında. Onun kendi raporunda da bunun böyle olması gerektiği yazıyor. Ama hayata geçti mi derseniz, geçmedi.

‘Bir sene içinde 4 öğretmen değişti’

Özel eğitim okullarındaki eğitimin niteliği nasıl?

Özel eğitim uygulama okullarında alan mezunu çok az öğretmen var. Atıyorum Balıkesir’de bir tane, Denizli’de iki tane gibi… Başka alanlardan geçme öğretmenler var ve ağırlıklı olarak sözleşmeli öğretmen çalıştırıyorlar. 4 kişiye 2 öğretmen olması gerekiyor özel eğitim sınıflarında. Ama mesela siz veterinerlik mezunu olup da bir formasyon aldıysanız burada çocuklara öğretmenlik yapabilirsiniz. Ya da işletme mezunu olup sözleşmeli öğretmen olarak istihdam edilebiliyorsunuz, ve ilk 3 ay orada çalıştıktan sonra başka bir öğretmen gelebiliyor. Benim oğlum da bir sene özel eğitim sınıfına gitti, bir sene içinde 4 tane öğretmen değiştirmişti. Eğitimin kendisinin kalitesiyle de ilgili birtakım sorunlar mevcut. Ama pandemi döneminde bu eleştirilerde bulunduğumuz eğitimin bile tekrar yapılabilir olması için taleplerde bulunduk. Çünkü çocuklar hiç evden çıkamaz ve uzaktan eğitim de göremezken çok zorlayıcı oldu.

Nihal Ünver: Farklı gelişen bireylerle yaşamayı çocuklar daha kolay ve hızlı kavrayabiliyorlar

Geçen yıl çıkan Tornet, File Çorap ve Başka Şeyler adlı kitabında kaynaştırma eğitiminin öneminden ve çocukların eğitim hakkından söz eden Nihal Ünver çocukların önyargılarının olmadığını vurguluyor.

Nihal Ünver

Tornet, File Çorap ve Başka Şeyler kitabınızda kaynaştırma eğitiminin öneminden ve farklı gelişen çocukların eğitim hakkından bahseden bir hikaye kurmuşsunuz. Böyle bir konuyu çocuklar için yazmanızın sebebi neydi?

Nihal Ünver: Hem yakın çevremizde hem de başka şehirlerde, mahallelerde farklı gelişen çocukların özellikle otistiklerin okullarda eğitim kurumlarına, sınıflara alınmamasına dair bir tepki, bir önyargı var. Bu eğitim hakkının gaspı denecek bir nokta aslında. Bu çocukların diğer bireylerle bir arada yaşama becerisini geliştirmesi ancak kaynaştırma sınıflarıyla mümkün olur, bunun yolu da eğitim kurumlarının, ebeveynlerin ve diğer çocukların bu önyargılı tutumlarını terk etmesinden geçer. Genel olarak gördüğümüz tepki, çözüm üretmek ve kapsayıcı olmak yerine, görmezden gelip farklı gelişen bireyleri dışlayarak bu gerçeklikten kurtulmak. Kitabı özellikle çocuklar için kurguladım çünkü, farklı gelişen bireylerle yaşamayı çocuklar daha kolay ve hızlı kavrayabiliyorlar. Yetişkinler gibi önyargılı bir tutumları olmuyor. 

Peki çocuklar için yazdığınız bu hikayede, çocukların anlayacağı bir çözüm önerisi var mı? Nihayetinde eğitim hakkı meselesi yetişkinlerin konusu.

Çok doğru, çocuklar için biraz ağır bir konu. Ancak anlatması çok kolay diyebilirim. Çünkü otistikler gibi diğer farklı gelişen bireylerin toplumsal alanda varolabilmeleri, yaşamlarını normal gelişenler gibi sürdürebilmeleri gerekliliğini daha kolay anlıyorlar. Çünkü önyargıları yok. Hikayenin sonunda da bu zor konunun sadece anne babaların, öğretmenlerin, rehberlik ve psikoloji servislerinin üzerine atarak değil, bütün bu ögelerin sürece dahil olduğu bir kapsamlı eğitim programıyla çözülebileceğini anlatan umut dolu bir son var.
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.