Sayfa yolu
'Önümüzdeki yıllarda da benzer yangınlar bekleniyor, asıl sorun yer ekiplerinin yetersizliği'
Yayın Tarihi: 07.08.2021 , 20:29 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Son yıllarda orman yangını sayısı giderek artıyor. Geçtiğimiz hafta boyunca Muğla ve Antalya başta olmak üzere çok sayıda ilde on binlerce hektar orman alanı küle döndü. Yangınlar hâlâ kontrol altına alınabilmiş değil.
Öte yandan yangınların başından bu yana müdahalelerin yetersizliğinin, yangınların kontrol altına alınamayışının sebepleri de tartışılıyor. Tartışmanın bir diğer tarafı da erken uyarının mümkün olup olmadığı, ülkemizde uygulanabilirliği.
35 yıllık Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Vehbi Tutmaz da, geçtiğimiz yıl soL'a yaptığı açıklamalarda aslında etkili ve büyük orman yangınlarının oluşturduğu tehdide dikkat çekmişti. Tutmaz, şiddetli rüzgar ile birlikte nispi nem düşüklüğüne işaret etmişti. Deneyimli mühendis şöyle demişti:
"Mora Yarımadası'nda geçmiş yıllarda bildiğiniz gibi bir yangında insanlar zarar gördü. Ülkemizde de maalesef böyle bir durum yaşanma ihtimali var."
Tutmaz'a son günlerde yaşanan yangınlarla ilgili gözlemlerini ve nerelerde hata yapıldığını sorduk. Çok sayıda noktada yangın çıkmasının beklenmedik bir durum olmadığını söyleyen Tutmaz, "Her yıl yangın sayıları ciddi oranda artıyor. Buna karşılık yangına uyumlu bir toplum yeter ve gereğince oluşturulamadı. Yönetsel yanlışlar, alınacak önlemlerin zamanında ve gereğince alınamaması gibi gerçeklerle birleşince böyle bir sonuç neredeyse beklenir oldu" diyor.
Acilen önlem alınmazsa daha kötü sonuçlarla karşılaşabileceğimize dikkat çeken Tutmaz, orman işçilerinin sayısının artması ve eğitimlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti:
"Buca Tınaztepe'de Türkiye'deki tüm yangın işçilerini orman yangınları için eğitecek merkez tam eğitime geçecekken ve neredeyse her tür hazırlığı tamamlanmışken ormancılık kamuoyunun bile anlam veremediği bir şekilde bu tesis üniversiteye devredilerek yangın işçilerinin modern ve birliktelik sağlayacak teorik ve pratik eğitimleri yapılamadı. Bunun sıkıntısı yaşanmaktadır."
Tutmaz'ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
Geçtiğimiz yıl orman yangınlarına dikkat çekerek acil önlem alınması gerektiğini söylemiş ve bölgede büyük yangınlar çıkabileceğine işaret etmiştiniz. Son günlerde yaşanan yangınlarla ilgili gözlemleriniz nedir?
2021 yılı yangınlarında ve kriz yönetiminde maalesef ülke olarak sınıfta kaldık. Birçok konuda keşke ile başlayan cümleler kurulabilir. Bu yangınlar içimizi acıttı, geleceğimiz karardı. Orta ve uzun vadede ulus olarak bunun sıkıntılarını sanırım hissedeceğiz. Hata, yanlış ve kusur insanlara mahsustur. Ancak yapılan yanlışlıklardan ders alınması ve bunların tekrarlanmaması kaydıyla. Toplumun hemen her kesimi başta siyasiler olmak üzere, ilgili kurumlar, hatta vatandaşlar bile geçmiş yangın felaketlerinden nerdeyse pek ders almamış ve yapılması gerekenler sanki ihmal edilmiştir.
Yapılacakları disipline alacak köylüleri eğitecek bir eylem planı
Yangın istatistikleri yangın nedeni olarak insanı işaret ediyor. Son on yıllık verilere göre insan kaynaklı yangınların oran yüzde 89'dur. Türkiye Ormancılar Derneği 2019 yılında Muğla Belediyesi ile orman yangınları konusunda bir çalıştay düzenledi ve köy (mahalle) halkının orman yangınları öncesinde ve yangın sırasında yapacakları işler konusunda bir Eylem Planı örneği hazırdı. Köylülerin eğitilmesi, yangınla ilgili yapılacakların bir disiplin altına alınması amaçlandı. Bu tür çalışmaların uygulamalı olarak Türkiye genelinde yangına hassas yöreler önceliğinde yapılmasının zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
'Acilen önlem alınmazsa daha da kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz'
Bu kadar çok noktada yangın çıkması beklenmedik bir durum mu?
Bu aslında beklenen bir durum. Çünkü her yıl yangın sayıları ciddi oranda artıyor. Genel (1967-2020) ortalamaya göre her yıl 1368 adet, son 10 yıllık ortalamaya göre her yıl 2631 adet, 2020 yılında ise 3399 adet orman yangını çıkmıştır. Yangın sayıları böyle artığı sürece birçok yangının büyük yangına dönüşme olasılığı da artar. Ayrıca küresel ısınmaya bağlı küresel iklim değişikliğinin doğal bir sonucu olarak meteorolojik değerler yangınlar için uygun ortam oluşturmaktadır. Buna karşılık yangına uyumlu bir toplum yeter ve gereğince oluşturulamadı. Yönetsel yanlışlar, alınacak önlemlerin zamanında ve gereğince alınamaması gibi gerçeklerle birleşince böyle bir sonuç neredeyse beklenir olmuştur. Şayet yangın sayılarını azaltıcı önlemler acilen alınmazsa önümüzdeki süreçte benzer hatta daha da kötü sonuçlarla karşı karşıya kalacağımız muhakkaktır. Toplumun hemen her kesiminin yangınlar konusunda yapabileceği bir şeyler vardır.
'Bitmeyen yangın yoktur, faturası önemli'
Sizce söndürme çalışmalarında neden eksik kalınıyor? Bu yangınlar durdurulamaz mı?
Bitmeyen yangın yoktur. Ancak yangın söndükten sonra faturası önemlidir. 28 Temmuz 2021 tarihinden bu yana Adana, Osmaniye, Isparta, Mersin ve özellikle Antalya ve Mersin'de meydana gelen ve hâlâ kontrol altına alınamayan bazı yangınlar sonucunda 2021 yılı Türkiye'de en fazla alanın yandığı ilk üç yıldan birisi olmaya adaydır. (1945 yılında 145 bin, 1946 yılında 123 bin hektar alan yandı.)
Aynı tarihlerde çok sayıda büyük yangın, mevcut mücadele gücünün bölünmesine ve organizasyon hatalarına neden oluyor. Her yangında yaklaşık 400 hektar alanın yanmasıyla bir atom bombasının çıkardığı enerjiye denk, enerji açığa çıkıyor. Ne kadar gücünüz fazla olsa da böylesi bir enerji ile baş etmek, yani bu tür yangınları kontrol altına almak çok kolay değildir. Kaldı ki yangına müdahale eden orman idaresine ait araçların personeli neredeyse yarı yarıyadır. Buna karşılık yangınlarda 4 saat çalışan bir personelin dinlendirilmesi gerekirken bugün (6 Ağustos 2021) itibarıyla yangın işçileri genel olarak on gündür yangınlara müdahale ediyor. Fiziki ve moral yetersizlik had safhada. Ayrıca yüksek sıcaklık, düşük nem ve şiddetli rüzgar mevcut yangınları kontrol altına almayı zorlaştırırken, yeni başlayan yangınların da büyümesine katkı sağlıyor. Böylesine çok sayıda ve büyük yangınlarda ormanın kesintiye uğraması (taşlık-kayalık alanlar, deniz-göl vb yanıcı maddenin olmadığı alanlara dayanması) ve meteorolojik değerlerin normale dönmesiyle yangınlar daha kolay kontrol altına alınabilecektir.
Orman yangınlarında ağaçların gövde ve taç kısımlarının yanması “Tepe Yangını” diye ifade edilir. Ama asıl tepe yangını; yangına üst düzey bürokrat, milletvekili, bakan vb gibi katılanların yangın organizasyonunu en hafif ifadesiyle meşgul etmesidir. Yıllardır yangınların büyümesinin bir nedeni de budur. Yangın organizasyonunda görev alan ilgili alanın İşletme Şefi, İşletme Müdürü, Yangın Şube Müdürü ve Orman Bölge Müdürü vs bu tür ziyaretler nedeniyle neredeyse çalışma organizasyonunu aksatarak gelenlerle ilgilenmek zorunda kalıyorlar. Bu taşrada çalışan orman mühendisleri tarafından bilinen ama ifade edilmeyen büyük bir sorun.
'Yangın işçilerinin eğitileceği merkez tüm hazırlıkları tamamlanmasına rağmen üniversiteye devredildi'
Daha önce eğitim ve personel eksikliğine dikkat çekmiştiniz. Yangına hızlı müdahale edilmesi için neler yapılmalıydı?
Yangınla mücadelede çalışanların yeterli sayıda, gereği kadar kalori alabilmiş, eğitimli, disiplinli, yeterince dinlenmiş olmaları ayrıca yangınla ilgili organizasyon gereklerine uygun davranmaları zorunlu. Yangını kontrol altına alacak olan yer müdahale (arazöz, su ikmal, ilk müdahale aracı vb) unsurlarıdır. Bu araç personelinin sayı anlamında yetersiz olması durumunda diğer şartlar uygun olsa da kısa sürede başarıdan söz edilemez. Maalesef personel açığı her zaman yüksek sesle dile gelse de yangına hassas bölge müdürlüklerinde bile bu geçtiğimiz hafta sonunda işçi alımı için sınav ancak yapılabildi. Buca Tınaztepe'de Türkiye'deki tüm yangın işçilerini orman yangınları için eğitecek merkez tam eğitime geçecekken ve neredeyse her tür hazırlığı tamamlanmışken ormancılık kamuoyunun bile anlam veremediği bir şekilde bu tesis üniversiteye devredilerek yangın işçilerinin modern ve birliktelik sağlayacak teorik ve pratik eğitimleri yapılamadı. Bunun sıkıntısı yaşanmaktadır.
'2021 yılı içinde ve önümüzdeki yıllarda da benzer yangınların olması beklenen bir durum'
Yangının erken tespiti ile erken ve etkin müdahale zorunluluktur. “Yangına 5 dakika geç müdahale edersen yangından 5 gün geç dönersin” söylemi daha da anlam kazanmıştır. Yangınların belirlenmesinde kule ve gezici ekipler yanında son yıllarda İHA'lardan yararlanılmakta ve başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ancak meteorolojik değerlerin yangınların büyümesine son derece uygun olduğu bu dönemlerde ve çok sayıda yangın ile ihbarda ilk müdahalede sorunlar yaşanmaktadır. Her yangın bir kıvılcım, küçük bir ateş ile başlar. Şu anda kontrol altına alındığı ifade edilen yangınlar dahi rüzgarın şiddetlenmesiyle yeniden kontrol dışına çıkabilir. Mevcut durumda yangın alanlarında sayısı ifade edilemeyecek miktarda kıvılcım ve rüzgar ile uçabilecek yanıcı partiküller vardır.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tahminleri ve ikazları dikkate alınarak idari ve teknik tüm önlemlerin bu dönemden önce uygulamaya konulması gerekirdi. Umarım bu yangınlardan hepimiz ders alırız. Çünkü 2021 yılı içinde ve önümüzdeki yıllarda da benzer yangınların olması beklenen bir durumdur. Örneğin Eylül ayı içinde Hatay ve civarında yöresel rüzgarlar her yıl orman yangınlarını körükler. Genel ve yöresel şartlara karşı yine yöresel önlemler mutlaka alınmalıdır.
'Hava araçları rüzgarın hızı, orman ve arazisinin durumu, su kaynaklarının mesafesine göre tercih edilir'
Yangın söndürmede uçakların kullanılmaması çok tartışıldı. Sizce daha fazla uçak müdahaleler için yeterli mi? Daha önce yangın söndürmede kullanılmayan helikopterler söndürmeye uygun hale getirilebilir mi?
Aslında bu konuyu maalesef konuya vakıf olmayan ya da eksik bilgisi olanlar, siyasiler her nedense daha çok tartışıyor. Bu teknik ve uzmanların karar vereceği basit bir konu. Bir hava aracının uçuşa hazır olup olmadığına da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü karar verir.
Yangın organizasyonunda görev alan orman mühendisleri hangi hava aracının hangi yangınlarda daha faydalı olduğunu bilir. Yıllardır bu deneyim kurumsal hafızada vardır. Uçak ve helikoperlerden hangisinin daha uygun olacağının temel kuralı birim zamanda daha fazla su veya kimyasalı atabilmesi ve etkili olabilmesidir. Tercih buna göre yapılır. Rüzgarın hızı, orman ve arazisinin durumu, su kaynaklarının mesafesine göre hava araçları tercih edilir.
Bırakalım bunlara yangına müdahale eden orman mühendisleri karar versin. Beriyev (rus uçakları) 10 bin litre su alıyor ancak düz alanlar dışında daha yukarıdan su atabildiği, 1,2 m. dalga boyunda denizden su alamadıkları sebebiyle toplam 3 uçaktan iki tanesinin belli periyotlarda devre dışı kaldığı, buna karşın CL 215 tipi amfibik uçakların böyle bir handikap yaşamadığı kırık arazide hareket kabiliyetlerinin daha iyi olduğu ifade ediliyor. Bu ve bunun gibi konularda orman yangınlarında fiilen görev yapan orman mühendisleri doğru karar verebilecek bilgi birikimine sahiptir. Bu konuda başkaları (amaçları her neyse) karar verip yangını körüklemesinler.
'Hava araçları yeni başlamış yangınlarda etkilidir, büyümüş yangınları tek başına söndüremezler'
Hava araçları konusunda asıl önemli olan şudur. Hava araçları genelde ilk müdahale aracıdır. Yeni başlamış yangınlarda son derece etkilidir. Temel görevi yerdeki ekiplere yangına müdahale etme fırsatı tanımasıdır. Yangının durumu ne olursa olsun tepe yangınlarını neredeyse örtü yangınına çevirerek yine yer ekiplerine müdahale kolaylığı sağlar. Spot, yani ileride yeni başlamış yangınların tespiti ve ulaşımın zor olduğu alanlarda ilk müdahaleyi yaparlar. Ancak temel kural şudur: Hava araçları miktari, cinsi, kapasitesi ne olursa olsun büyümüş yangınları tek başına söndüremezler.
'Asıl sorun yer ekiplerinin yetersizliği'
Şimdi bize “cambaza bak deniyor.” Asıl tartışılmayacak gerçek sorun şudur: Yer ekipleri personeli sayısal anlamda son derece yetersizdir. Siz yangına müdahale araçlarını dolduramazsanız yangında savrulur, rüzgara mahkum kalırsınız.
'Tüm kesimlerin gerçek bir eğitime ihtiyacı var'
Son olarak yangınlar öncesinde alınabilecek önlemleri sormak isteriz.
Eğitim, eğitim eğitim.
Görevlilerin, halkın, sivil toplum örgütlerinin özetle kamunun ilgili tüm kesimlerinin gerçek bir eğitime ihtiyacı vardır ve yangına duyarlı, yangına uyumlu, yangın gerçeğiyle yaşamasını bilen bir toplum olmamız zorunludur. Yoksa tüm doğal afetlerde olduğu gibi yangınların faturası ağır olacaktır.
Şimdi acımızı beraber yaşıyoruz. Canımız acıyor, içimiz yanıyor. Ülkemizin bir anlamda geleceği kararıyor. Bu yangınlardan ders alınması gerekli ve zorunludur.
Orman yangınları konusunda uygulanabilir ve sürdürülebilir strateji, politika ve kararların alınması için ilgili kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, mesleki örgütler, akademisyenler, uzmanlar vb. kamunun temsil yeteneğindeki hemen her kesiminin katılımı ile en kısa sürede toplumsal bir uzlaşı sağlayacak genel kapsamlı bir toplantı/çalıştay yapılması zorunludur.
Birçok kesim tarafından ifade edilen ancak hiçbir şekilde değerlendirilmeyen böylesine önemli bir sorun ancak objektif, çok sesli, katılımcı bir yaklaşımla çözüme ulaşacaktır.
Vehbi Tutmaz kimdir?
Orman Mühendisi ve Türkiye Ormancılar Derneği üyesi Vehbi Tutmaz, yaklaşık 35 sene kamuda Orman Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 3 sene Artvin'de, yaklaşık 32 sene de Çanakkale'de görev yaptı.
Özellikle son 20 yılda sadece Koruma Şube Müdürlüğü, Yangınla Mücadele Şube Müdürlüğü, Yangın Baş Mühendisi, Orman Mühendisi sıfatlarıyla, Çanakkale'de çalıştığı süre boyunca bölgede çok sayıda orman yangını sahasının ve yangınlarla mücadelenin doğrudan içerisinde yer aldı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

