Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ölüm taciri Dörtlü Çete’den sahte ‘kanun ve nizam’ kampanyası - III

Bu bölümde halk sağlığı şarlatanlığı yapan Dörtlü Çete’nin söz konusu kampanyasının sahteliğini ortaya koyuyor, reklam, tanıtım mahiyetine dikkat çekerek, suç isnadında bulunuyoruz.

Efza Evrengil

Yayın Tarihi: 21.06.2023 , 07:23 Güncelleme Tarihi: 11.05.2026 , 01:37

14 Haziran 2023 günü, Japon Tütün (JTI), Philip Morris (PMI), British American Tobacco (BAT) ve Imperial Tobacco’nun üst düzey yöneticilerinden oluşan dörtlü bir heyet tütün sanayicileri adına yasadışı tütün ticaretinin önlenmesi için bir kampanya başlattıklarını duyurdu. Bu yazı dizisinde, medyada geniş yer verilen dörtlü çete görüntüsünü, söylemlerini, tarım ve yasadışı ticaret üzerindeki etkisini masaya yatırıyoruz.

Yazının ilk bölümünde, Dörtlü Çete adını taktığımız şirketlerin oligopolik yapısını ve küresel tütün tarımını nasıl biçimlendirdiklerine irdeledik. İkinci bölümde Dörtlü Çete’nin Türkiye’de tütün tarımını nasıl çökerttiğine ve önemli boyutta bir pazar payını kaptırdıkları yerli üretime dayalı yasadışı tütün ticaretinin asıl müsebbibinin bizzat kendileri olduğunu göstermeye çalıştık. Bugünkü üçüncü ve son bölümde ise, kanun ve nizamdan yana, yasadışı ticaretle mücadele neferi rolüne bürünen, halk sağlığı şarlatanlığı yapan Dörtlü Çete’nin söz konusu kampanyasının sahteliğini ortaya koyuyor, reklam, tanıtım mahiyetine dikkat çekerek, suç isnadında bulunuyoruz.

Dörtlü Çete yasadışı ticaretle mücadele neferi rolünde

Dörtlü Çete’nin 14 Haziran’da İstanbul’da düzenlediği basın toplantısı hayli ilginçti. “Yasa Dışı Kapı Dışı” logolu, tanıtım videolu, web sayfalı bir kampanya ile toplumun karşısına çıktı Türkiye’de faaliyet gösteren ulusötesi sigara şirketlerinin dört üst düzey yöneticisi. Oysa, tütün kullananların bile içtikleri sigaranın kim tarafından üretildiğini farkında olmadığı ülkede, ulusötesi şirketler arka planda durur, kamuoyuna duyurmak istedikleri mesajları genellikle medyadan sözcülerin veya bazı üçüncü tarafların aracılığıyla verir, tütün sanayicileri kimliğiyle bir heyet halinde nadiren basın açıklaması yapar. Yasadışı ticaret konusunda daha önce TESK başkanı Palandöken ile işbirliği yapıldığına şahit oluyorduk. Zaten, basın toplantısında izletilen videonun orijinalinin sonunda TESK amblemi varken, gösterimde bu amblem kaybolmuştu. Anlaşılan, video önce TESK için yaptırılmış, daha sonra TESK dışlanarak, video kendi kampanyalarına mal edilmiş.

Dörtlü Çete, yurtdışında yasadışı ticarete karıştıkları iddiasıyla haklarında açılan davalardan hiç söz etmiyor, kendi markalarını taşıyan elektronik sigara ve ısıtılan tütün ürünlerinin ülkedeki yaygın yasadışı ticaretini ağzına almıyor, tütün tarımını kendisinin çökerttiğinden bahsetmiyor, yasadışı tütün ticaretinin ortaya çıkmasının baş müsebbibinin kendisi olduğundan hiç mi hiç söz etmiyor. 

Ama, yasadışı sarmalık kıyılmış tütün ticaretinden çok şikayetçi. Türkiye’den kaldırdıkları hasılattan büyük bir payı kaptırdıkları yasadışı ticaretle mücadele için çağrı yapıyor. Vergi kaybına ve milli güvenlik tehdidine vurgu yaparak, iktidarın hassasiyetlerine sesleniyor. 150 bin satış noktası ve 50 bin çiftçiyi yanlarında göstererek, sadece dört adet ulusötesi şirketin Türkiye iştirakinden ibaret olmadığını, kitlesel bir gücü de temsil ettiğini ima ediyor. Dörtlü Çete, bir toplumsal meşruiyeti varmış gibi, kanun ve nizamdan yana olduğunu sürekli vurguluyor, bu uğurda bilinçlendirme kampanyası yürüteceğini bildiriyor ve yeni yasal düzenlemeler ve ek önlemler talep ederek bu yönde siyasi müdahaleleri olacağının işaretini veriyor.

Halk sağlığı şarlatanı

Yasadışı ticarete karşı argümanlardan biri de, “hiçbir ürün standardına bakılmadan, içine ne konulduğu belli olmadan, yasal etiketler, sağlık uyarıları, genel uyarılar, bilgiler, mesajlar olmadan” satılan ürünlerin hijyen ve sağlık açısından tehlikeli olması. Diğer yandan, yasadışı ticaretin içinde olanlar da, ürünlerinin “katkısız” olduğunu iddia ederek, sağlığa daha az zararlı olduğu imasında buluyor.

İşin doğrusu ise şöyle: her iki tür ürünün de içinde ne olduğunu, üreticileri dışında, aslında kimse bilmiyor. Tarım ve Ormancılık Bakanlığı websitesinde, geçmiş tarihte piyasada bulunan bandrollü tütün ürünlerinde yer alan girdiler, marka belirtmeden, icmal listesi halinde, miktar ve sağlık etkileri açıklaması olmadan, sadece üreticilerin beyanına dayalı olarak, yayınlanıyor. Türkiye’de, kanuni yükümlülük olmasına rağmen, bağımsız inceleme laboratuvarı da, ürün düzenlemesine ışık tutacak bağımsız bilim kurulları da kurulmadı, kurulmak istenmedi. Ticari sır perdesi sımsıkı kapalı tutuluyor. 

Önemli olan şu: Tütün ürünü tüketiminin her çeşidi öldürücüdür. Tütün ürünlerinin içinde toksik maddeler, bağımlılık artırıcı, cazibe artırıcı katkı maddeleri de bulunmaktadır. Tercih, asla bandrollü marka veya makaron arasında değil, halk sağlığını önceleyen bir toplum düzeninden yana olmalıdır.  

Yeni nesil ürünlerin yasallaştırılması için prelüd

Yasadışı ticaret Dörtlü Çete’nin canını fena sıkıyor, acil iyileştirme bekliyor, ancak gözü başka bir yerde. Basın toplantısının içeriği ve tarzıyla, iktidarın yanında, “kanun ve nizam”dan yana olduklarını gösterdiler. Açtıkları bu iletişim penceresinin devamında, yeni nesil tütün ve nikotin ürünlerini gevşek ve elverişli koşullarla Türkiye pazarına sokacak düzenlemelerin peşinde olacaklardır. İktidar cephesinden bu konuda çelişkili sinyaller geldi, ancak bugüne kadar ne üretim ne de piyasaya arz için bu ürünlere ruhsat verilmedi. Türkiye’de tütün ürünü arzını planlı biçimde daraltmak gerektiği halde, bir de yeni nesil ürünlerin yasal piyasada boy göstermesi, büyük bir akıldışılık olacak, halk sağlığına geri dönüşü çok zor bir darbe vuracaktır.

Dikkat: Dörtlü Çete kampanya düzenleyemez!

Türkiye’nin de taraf olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, kapsamlı reklam, tanıtım ve sponsorluk yasaklarının tütün ürünlerinin tüketimini azalttığı kabulüyle, taraflardan dolaysız ve dolaylı her türlü tütün reklamı, tanıtımı ve sponsorluğunu yasaklamalarını istiyor. Bu bağlayıcı uluslararası antlaşmanın 2008 yılında uyarlandığı 4207 sayılı Kanun’un 3. Maddesinde, söz konusu kapsamlı yasaklar, 5. Maddesinde ise bunların ihlaline ilişkin cezai yaptırımlar düzenlenmiş durumda. Buna göre, basın toplantısı ve burada duyurulan kampanya, tütün ürünlerinin halk tarafından alınmasını ve tüketilmesini özendirecek unsurlar içerdiği, şirketlerin ve ürünlerinin tanıtımını yaptığı ve sağlık konusunda yanıltıcı imalar içerdiği için, hem TKÇS’yi hem de 4207 sayılı Kanun’u ihlal ediyor. İlgili Makam tarafından derhal kanuni ceza uygulaması yapılmalı, ilgili kampanya sonlandırılmalıdır.

Ne yapmalı?

Yasal ve yasadışı ikili tütün piyasası yapısının sürdürülmesi de, yasadışı piyasanın yasallaştırılması da, özünde tütün tüketimini azaltan hiçbir unsur içermiyor; aksine, tütün ürünü arzını artırıcı, tüketimi teşvik edici modeller olarak karşımızda duruyor. Tüketimi gerçekten hızla aşağı çekmek için, halk sağlığına, planlamaya ve devlet denetimine dayalı bir tütün politikasını savunmaktan, 4733 sayılı Kanun’u çöpe atmaktan, Dörtlü Çete’yi sepetlemekten, hem halkın akciğerlerini, hem çiftçinin geçimini, sosyal haklarını, çoluğunun çocuğunun eğitimini gözeten bir üretim planlaması yapmaktan ve bunların koşullarını aramaktan başka çare yok.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.