Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Okul saldırıları sonrası veliler çocuklarına nasıl yaklaşmalı?

Ülke genelinde veliler, saldırıların ardından çocuklarını okula göndermek konusunda hâlâ tereddüt içinde. Hükümet güvenlik önlemleriyle sorunu çözebileceği kanısında. Ancak mesele yalnızca çocukları okula gönderip göndermemek değil, onlara nasıl yaklaşılacağı. Dr. Egemen Aktaş, konuyu soL'a değerlendirdi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.04.2026 , 09:28 Güncelleme Tarihi: 23.04.2026 , 11:16

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan okul saldırıları, tüm Türkiye'yi üzdü ve kaygılandırdı.

Saldırıların sosyolojik ve politik boyutları halen tartışılıyor. İlk günlerde kamuoyuna doğru düzgün bilgi vermeden olayları bastırma yoluna giden hükümet, sonraki günlerde okullara kamera takmak, girişlere turnike ve metal dedektörü koymak, kapılara polis ve bekçi dikmek gibi güvenlikçi politikalara yöneldi.

Ancak velilerin kaygıları dinmiş değil. Üstelik veliler açısından mesele, yalnızca çocuklarının okulda can güvenliğinin sağlanıp sağlanmayacağı da değil. Tüm bu olanlar karşısında veliler çocuklarıyla nasıl ilişki kurmalı? Genel olarak Türkiye'de insanlar, çocuklara nasıl yaklaşmalı?

Konuyu, psikiyatrist Dr. Egemen Aktaş'a sorduk.

Aktaş, ailelerin kendilerine en fazla "biz şimdi ne yapacağız, çocuğumuzu okula gönderecek miyiz" diye sorduğunu ve bu sorunun arkaplanının kavranması gerektiğini belirtiyor.

"Yaşananların siyasi nedenleri zaten soL'da ayrıntılarıyla işleniyor" diyen Aktaş, uzun süredir Türkiye'de çalışan bir hekim olarak çocuk ve gençlere dair bir gözlemini aktararak söze başlıyor: "Gerek ailelerin gerekse de çocukların ve gençlerin geleceğe dair umudu azalmış ve tedirginliği artmıştı. Bunu, bazen, bu ülkeden başka bir ülkeye daha güvenli ve öngörülebilir olduğunu düşündüğü için gitme isteğinde görüyorduk, bazen çocukların gelecek ile ilgili hayallerindeki heyecansızlıktan seziyorduk."

'Çocuk ve gençlere yapılan en büyük kötülük...'

Aktaş, ardından şu tespitte bulunuyor:

Bana göre, çocuk ve gençlere yapılan en büyük kötülük, onların umudunun azalmasına izin vermek, buna seyirci kalmak ya da bu umutsuzluğun oluşmasına bizzat neden olmaktır.

1

Psikiyatriste göre düşüncesini söylemekten, işyerinde yaşadığı bir haksızlığa itiraz etmekten, herhangi bir toplumsal soruna müdahale etmekten kaçınmak, sürekli daha güvenli bir alan aramak ya da sorun çözmek için yanı başındakinden daha güçlü, daha önde olmalısın düşüncesi, çocuklarımızın kendini güvende hissetmesine sağlamıyor. Aksine geleceğe dair daha güvensiz ve çaresiz hissetmesine neden oluyor.

Peki güvenlik önlemleri? Aktaş'a göre onlar da aynı sonucu veriyor:

Tabii ki güvenlik sorunu varsa ilgili otorite bununla ilgili gerekli önlemleri almalı, almadığında ilgili sorumlular hesap vermeli, veliler gördüğü bir aksaklığı söyleyip sürece dahil olmalı. Ancak sadece güvenlik önlemleri çocuklarımıza sürekli tehlike altında olduğu mesajı vermemize neden oluyor. Oysa okul öğrenilen, eğlenilen, sosyalleşilen bir toplumsal yapı olmalı.

Diziler ve oyunlardan önce, yetişkinler kendi bakış açılarını değerlendirmeli

Dr. Egemen Aktaş, saldırıların ardından yine gündeme gelen diziler ve oyunların rolüne dair sorumuza, bunları aşan bir başka etkiye işaret ederek yanıt veriyor:

Sadece diziler ve oyunlar değil, hepimiz çocuklarımızın bilincini etkiliyoruz. Bir kişiye yardım ettiğimizde bunu küçümsemeden, kendimizi büyük görmeden yaptığımızda çocuğumuza verdiğimiz mesaj ayrı, kendimizi ayrıcalıklı gördüğümüzde verdiğimiz mesaj ayrı.

Okulda bir sorunu olan bir çocuğa davranışımızda da bu böyle. Eğer tüm çocuklar bu ülkenin geleceği diye bakarsak farklı yaklaşırız, eğer sorunlu çocuk benim çocuğumun hayatını bozar, benim hayatımda çocuğumdan daha önemlisi yok diye düşünürsek farklı yaklaşırız ve bu yaklaşım çocuklarımızın da bilinç ve davranışlarını belirler.

Bu, geleceğe dair fikirlerimiz için de geçerli. Çocuklarımız toplumdan mutsuzluğu, umutsuzluğu da öğrenebilirler, bir arada mücadele ederek zorlukları aşmayı da öğrenebilirler. 

Çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı Dr.Egemen Aktaş

Öneriler

Aktaş, bu dönemde nasıl davranılması gerektiğine dair önerilerini şöyle sıralıyor:

1- Okullar insanlığın gelişiminde cok önemli ve olmazsa olmaz yerlerdir. Çocukların gelişimine katkıları saymakla bitmez. Bu nedenle tabii ki çocuklarımızın okula gitmesini sağlamalıyız. 

2- Çeşitli kaygıları olan çocukların ve ailelelerin kaygılarını azaltmak için gerekli önlemlerini almalıyız. Okullarda bilgilendirici faaliyetler, tıbbi tarama ve gerektiğinde destek hizmetleri, ailelere sosyal destek gibi faaliyetler mutlaka gerçekleştirilmelidir. Bu alanda Türkiye'nin yeterince yetişmiş personeli var. Ama en önemlisi okulların yeniden bilginin, gelişimin, umudun üretildiği yerler olmasına tüm toplum olarak katkıda bulunmalıyız. 

3- Hiçbirimiz diğerinden daha değerli ya da değersiz değiliz. Bunu önce kendimizden başlayarak çocuklarımıza anlatmalıyız.

4- Ve bilmeliyiz ki en güzel güvenlik önlemi toplumun kollektif mutluluğunu ve huzurunu sağlamaktır.

5- Çocuklarımızla kurduğumuz sağlıklı ilişki çok önemli ve vazgeçilmezdir. İlişkiden kasıt çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bu ilişki çeşitli teknolojik araçların çocuklar üzerinde yarattığı etkiden daha güçlü olmalıdır ki çocuklarımız o araçları sadece eğlenmek, öğrenmek için kullansın. Bu ilişki sadece anne babaların sorumluluğu da değildir. Öğretmenlerimizin, yaşadığı semtteki insanların, toplumun her bir birimindeki insanların çocuklarımızla kurduğu ilişki çocuklarımızın ve toplumun sağlıklılığını belirler. Bu nedenle herkes bu ülkenin çocuklarına karşı sorumluluk taşımalıdır. Bu bilinçle hareket etmelidir.

'Güzel günler göreceğiz çocuklar'

Dr. Egemen Aktaş, son olarak, sözü 23 Nisan'a getiriyor:

Bugün, 23 Nisan, korkunun esir aldığı bir ülke yerine cesaretin egemen olduğu ülkemizin, çocuklara emanet edilen ülkemizin çok önemli bir günü.
Yani halkımızın cesaretle ve akılla hareket edebileceğinin kanıtları ülkemizin tarihinde mevcut.

"Güzel günler göreceğiz çocuklar" cümlesini bu bilinçle, inanarak çocuklarımıza söylemeliyiz.

Çünkü bizim inanmadığımız hiçbir şeye çocuklarımız inanmıyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.