Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Öğretmenler polis şiddetine karşın geri adım atmıyor: 'Ankara’dan ayrılmıyoruz, aç kalacağız'

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, talepleri karşılanıncaya dek başkentten ayrılmayacaklarını ve açlık grevine başladıklarını ilan etti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.06.2026 , 21:10 Güncelleme Tarihi: 16.06.2026 , 00:58

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın ve mülakat mağduru öğretmenler Ankara'da dün ve bugün uğradıkları polis saldırılarına karşın taleplerinden geri adım atmayacaklarını ilan etti.

Akşam saatlerinde sendika genel merkezi önünde basın açıklaması yapan öğretmenler süresiz açlık grevi başlattıklarını ve somut adım atılıncaya dek Ankara'dan ayrılmayacaklarını duyurdu.

Dün Güvenpark'ta toplanmak isteyen öğretmenlere polisin müdahalesinin ardından bugün de Kurtuluş Parkı'nda yapılmak istenen basın açıklamasına polis saldırısı gerçekleşmiş çok sayıda öğretmen gözaltına alınmıştı.

Kurtuluş Parkı'ndaki açıklamaya katılmak isteyen bir grup öğretmeninse konakladıkları otelden çıkışına izin verilmemiş, polis öğretmenleri otelde ablukaya almıştı.

Kurtuluş Parkı'ndaki polis saldırısı sonrası Ankara'da önce öğretmenlerin ablukaya alındığı Enerji Oteli önünde, ardından Mithatpaşa Caddesi'ndeki sendika genel merkezi önünde basın açıklaması düzenlendi.

Taleplerini duyuran öğretmenler görüşme yapılıncaya dek 'aç kalacağız' dedi

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın Kızılay Mithatpaşa Caddesi üzerindeki genel merkezi önünde yapılan açıklamaya çok sayıda sendika ve siyasi parti de destek verdi.

Burada yapılan açıklamada öğretmenler taleplerinin karşılanması ve verilen sözlerin tutulması için süresiz açlık grevine başladıklarını duyurdu. 

Yapılan açıklamada "Somut adım atılana ve taleplerimiz karşılanana kadar Ankara'dan ayrılmayacağımızı ilan ediyor, kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz" denilerek talepler şöyle sıralandı:

"Ortak Toplantının Derhal Gerçekleştirilmesi: Bir yıl önce devlet diliyle bizzat sözü verilip planlanan, ancak bir yıldır türlü bahanelerle ertelenen; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), patron dernekleri ve özel sektör öğretmenlerini bir araya getirecek olan ortak toplantının artık vakit kaybedilmeden yapılması.

Kanun Teklifinin Yasalaşması: Mülakat mağduru öğretmenlerin haklarının teslim edilmesi ve yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi amacıyla TBMM'ye sunulan kanun teklifinin derhal Meclis'ten geçirilmesi.

"Öğretmenler geçinemiyor! Öğretmenler kirasını ödeyemiyor, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor! Öğretmenlerin hakkı olan atamaları yapılmıyor, öğretmenler işsizliğe mahkum ediliyor" denilen açıklamada öğretmenlerin haklarını alıncaya dek Ankara'dan ayrılmayacakları vurgulandı.

Açıklamada şöyle denildi:

Bizim açlığımızdan başka kaybedecek bir şeyimiz kalmadı! Biz bugünden itibaren yemiyoruz, içmiyoruz! Biz özel sektörde asgari ücret düzenine mahkum edilen ve adaletsiz mülakatlarda hak ettikleri atamaları yapılmayan öğretmenler olarak ilan ediyoruz!

Bize verilen sözler tutulana kadar, bize hak verdiğini söyleyen ve çözüm sözleri veren başta Yusuf Tekin, Ayşen Gürcan olmak üzere bürokratlar bizimle aynı masaya oturana kadar aç kalacağız!

TKP Ankara İl Başkanı Ünver: İnsanca yaşamak için tek çaremiz var, devletleştirme

Öğretmenlere TKP Ankara İl Örgütü de destek verdi.

TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Asalak patron sınıfının siyasi temsilcileri özel okul patronları kâr etmeye devam etsin diye bu ülkenin okullarını piyasaya terk ettiler, eğitim emekçilerini köleliğe mahkûm ettiler. Bir yandan da ölesiye korkuyorlar ve emekçilerin mücadele haklarını gasp ediyorlar. Korksunlar, eğitim emekçileri mücadelelerine devam edecekler ve biz de yanlarında olacağız. İnsanca yaşamak için tek çaremiz var: Devletleştirme. Bu ülkenin madenleri, fabrikaları, hastaneleri, okulları devletleştirilecek ve bunlara çöken patronlar defolup gidecek memleketten!”

Gözaltılar serbest bırakıldı

Öte yandan akşam saatlerinde polisin Enerji Oteli'nde öğretmenlere yönelik ablukası kaldırıldı. Kurtuluş Parkı'ndaki polis saldırısında gözaltına alınan öğretmenler de akşam saatlerinde serbest bırakıldı.

Kurtuluş Parkı'ndaki saldırıyı protesto 

Öğle saatlerinde Kurtuluş Parkı'nda gözaltıların ve sert müdahalenin ardından Kızılay'daki Enerji Oteli'ne yürüyen öğretmenler hem polis saldırılarını hem de öğretmenlere ablukayı protesto etti.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası adına konuşan Irmak Gürkan, şunları kaydetti:

Biz, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Mülakat Mağduru Platformu'ndan arkadaşlarımızla birlikte, Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya geldik. Milli Eğitim Bakanlığı önünde taleplerimizi dile getirmek, emeğimizin karşılığını artık almak istediğimizi hatırlatmak ve gerek görüşmeler gerekse eylemlerimiz sonucunda bürokrasinin her kademesinden verilen sözlerin tutulması gerektiğini bir kez daha kamuoyunun hafızasına kazımak istedik.

Ancak Ankara Emniyeti, Türkiye'nin dört bir yanından gelen öğretmen arkadaşlarımızı ve bize destek olmaya gelen ailelerimizi yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı. Dün serbest bırakılan arkadaşlarımızla birlikte bugün yeniden Kurtuluş Parkı'nda buluşup taleplerimizi yinelemek istedik.

Eğitimde piyasalaşmanın acı sonuçlarını artık yaşamak istemediğimizi dile getirmek, iktidarın siyasi ajandasını uygulamaktan başka hiçbir işe yaramayan Yusuf Tekin'in istifasını istemek ve emeğimizin karşılığını talep etmek için Kurtuluş Parkı'na geldik. Ancak yine benzer bir tabloyla karşılaştık.

NATO'ya el pençe divan duran bu ülkede, emeğiyle geçinmeye çalışan eğitimci arkadaşlarımıza orantısız şiddet uygulandı. Pek çok arkadaşımız gözaltına alındı. Kaç kişinin serbest olduğu, kaç kişinin hâlâ gözaltında bulunduğu konusunda dahi net bilgiye sahip değiliz.

Sabahın ilk saatlerinden itibaren mülakat mağduru arkadaşlarımız Enerji Hotel'deydi. Onlar da polis ablukası altında tutuluyor. Oradaki arkadaşlarımızla ortak bir açıklama yapmak istiyoruz. Ancak bu da Ankara Emniyeti tarafından engelleniyor.”

‘Ankara’dan gitmeyeceğiz’

Gözaltına alınanların serbest bırakılmasını ve öğretmenlere ablukanın kaldırılmasını talep eden Irmak Gürkan Ankara’dan ayrılmayacaklarını vurguladı:

Biz şunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz: Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak ve hakları gasp edilen onlarca arkadaşımızla birlikte Ankara'dan gitmeyeceğiz. Taleplerimiz için yalnızca bugün değil, her gün mücadelemizi Ankara sokaklarında ve Türkiye'nin dört bir yanında ilmek ilmek örmeye devam edeceğiz.

Gözaltına alınan tüm arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını ve onlarla buluşabilmeyi istiyoruz. Artık özel sektörde çalışan, eğitimde piyasalaşmanın ağır sonuçlarını yaşayan, güvencesizlikle boğuşan ve geleceksizlik nedeniyle yaşamına son veren arkadaşlarımızın hesabını yarına bırakmak istemiyoruz.

Biz üretiyoruz. Biz, zaten hakkımız olanı ve emeğimizin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Bu mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Ankara ve Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz: Öğretmenlerin yanında durmaya, haklarını ve taleplerini birlikte savunmaya çağırıyoruz.
Kamusal bir hak olan eğitim, tıpkı sağlıkta olduğu gibi adım adım piyasalaştırıldı. Asgari ücret artık genel ücret hâline geldi. Biz üretiyoruz ama kazanamıyoruz. Patronlar her geçen gün sırtımızdan daha da zenginleşiyor. Bu ülkede zengin daha zengin olurken yoksullar daha da yoksullaşıyor. MESEM'lerde çocuklarımız, öğrencilerimiz hayatını kaybediyor. Geleceksizlik nedeniyle çok sayıda öğretmen arkadaşımız yaşamına son veriyor. Ülkenin geldiği nokta maalesef budur.”

‘İçinde atanmayan öğretmenlerin de olduğu polisle öğretmenleri karşı karşıya getirenler kim?’

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise şunları söyledi:

Eğitim-İş Sendikası olarak özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin ve atanamayan değil, atanmayan öğretmenlerimizin bu onurlu mücadelesinin yanındayız.

Aslında bugün burada gördüğünüz tablo, ısrarla söylediğim ‘Türkiye'nin açık cezaevine çevrildiği’ tablonun bir kanıtı niteliğindedir. Bugün orada haklı taleplerini dile getirmek isteyen arkadaşlarımız gözaltına alındı, yani kapalı bir mekânın içerisine tıkıldı. Ama gördüğünüz gibi hepimiz, etrafı kanunsuz talimatlarla çevrilmiş bir açık cezaevinde yaşıyoruz.

Bugünlerde en manidar olan şey ne biliyor musunuz? Mecliste ve okullarda şiddet komisyonu toplanıyor. Peki, okullarda şiddet olayları yaşandığında kamuoyu önüne çıkıp fotoğraf veren, açıklama yapan kimlerdi? İçişleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı ve Adalet Bakanı değil miydi?
İçişleri Bakanı koyacakları kameraları anlattı. Milli Eğitim Bakanı alacakları tedbirleri yapay zekâya havale etti. Adalet Bakanı ise artık çok alıştığımız "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir" söyleminin ötesine geçemedi.

Peki bugün bu talimatı verenler kimler? Bugün polisi, hatta içinde atanmayan öğretmenlerin de bulunduğu emniyet mensuplarını öğretmenlerle karşı karşıya getirenler kimler?

Buradaki polis arkadaşlarımız bize müdahale etmek için sabırsızlanmıyor. Onların buradaki öğretmenlerle bir derdi yok. Ancak onlara bu talimatı veren bir İçişleri Bakanlığı zihniyeti var. Özel sektör öğretmenlerine söz veren ama tarikatların ve patronların bakanı olmaktan öteye geçemeyen bir Milli Eğitim Bakanı var. Öğretmen şiddete uğradığında, öğrenci şiddete uğradığında hukuki yaptırımları gerektiği gibi uygulamayan bir Adalet Bakanlığı var.

Bugün kuşatılmış okulu, yalnızlaştırılmış öğretmeni ve geleceksizleştirilmiş öğrenciyi yaratan; bu düzeni var eden, tek adam anlayışıyla yönetilen bir ülke tablosuyla karşı karşıyayız. Bunun sorumluluğu da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yönettiği siyasi düzene aittir.”

‘Taban aylık hakkını bu iktidar kaldırdı’

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise şöyle konuştu:

Özel sektörde çalışan öğretmen arkadaşlarımızın taban aylık hakkını bu iktidar kaldırdı. Onlara, 'Patronlar size neyi reva görürse o ücretle çalışacaksınız' denildi. Atanmayan öğretmen arkadaşlarımız ise ülkede hâlâ 200 bine yakın öğretmen açığı bulunmasına rağmen bekletiliyor. Atamaları yapılmıyor. Bir de mülakat mağduru arkadaşlarımız var. Onlar da emeklerinin ve haklarının karşılığını alamıyor, adalet bekliyorlar.”

‘Gömleğimi boydan boya yırttılar, galiba tek dertleri başımızın açılmaması’

Hak arayan öğretmenlerden Kader Akman başörtülü olduğu için "tepki çeker" diye gözaltına alınmadığını söyledi:

Bugün ben de buradaydım. Evet, ablukaya alındım. Uzun süre orada bekletildik. Ben buradayım ama gözaltına alınmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü 'örtülülere dokunmayın' demişler. Ancak örtülü olmama rağmen gömleğimi yırttılar. Başörtümü açtılar. Nasıl kapatacağımı bilemedim, şapka takmak zorunda kaldım. Buna utanmıyorlar. Ama gözaltına alınırsam tepki çekerler diye beni gözaltına almıyorlar. Eskiden başörtüsü mağdurları vardı. Bugün ise mülakat mağdurları var. Özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı mağduriyetler var. Yani aslında mağduriyetler hiçbir zaman bitmiyor. Sürekli yeni mağduriyetler yaratılıyor.”

Hak arama mücadelesi verenlerden Fatma Nur Taşkın da, polis müdahalesi sırasında yırtılan gömleğini göstererek şu ifadeleri kullandı:

Gömleğimi boydan boya yırttılar. Galiba tek dertleri başımızın açılmaması. Başörtüsüne saygı gösterdiklerini söylüyorlar ama kıyafetimizin parçalanmasını sorun etmiyorlar."

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.