Breadcrumb
Öğrenci sayılarında mesleki-teknik liseler geriliyor, MESEM’ler yükseliyor!
Haluk İşler
Yayın Tarihi: 09.05.2026 , 00:11
Türkiye’de millî eğitim sistemi 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu çerçevesinde yapılandırılmıştır. Milli eğitim sistemi, örgün ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana yapıdan oluşmaktadır. Örgün eğitim belirli bir yaş grubundaki bireyler için düzenlenmiş eğitim süreçlerini içerir. Türkiye’de zorunlu temel eğitim, 11 Nisan 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6287 sayılı Kanunla üç bölüme ayrılarak 12 yıla (4+4+4) çıkarılmıştır. Zorunlu örgün eğitim, ilkokul (4 yıl), ortaokul (4 yıl), ortaöğretim-lise (4 yıl) şeklinde kademelendirilmiştir. Ortaöğretim kademesi yani liseler, “genel”, “mesleki-teknik eğitim” ve “din öğretimine” dayalı programlarından oluşur.
Ortaöğretim düzeyinde mesleki-teknik eğitim, resmî ve özel örgün eğitim kurumlarında ve mesleki açık öğretim liselerinde verilmektedir. 2016 yılına kadar çıraklık eğitim merkezleri adı altında yaygın eğitim kurumları kapsamında olan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), 02.12.2016 tarih ve 6764 Sayılı Kanunla, ilköğretime dayalı, zorunlu, dört yıllık, örgün mesleki-teknik ortaöğretim kapsamına alınmıştır. Ancak MESEM öğrencilerinin mesleki-teknik lise diploması alabilmeleri için fark derslerini tamamlama koşulu getirilmiştir. Resmî ve özel mesleki-teknik ortaöğretim kurumlarında, “Anadolu meslek programı”. “Anadolu teknik programı” ve MESEM programı olmak üzere üç farklı program türü vardır.
Tablo 1’de yer alan çok programlı Anadolu liseleri (ÇPL), öğrenci sayıların az olduğu küçük yerleşim yerlerinde, personel ve fiziki olanaklardan daha verimli yararlanabilmek amacıyla, farklı ortaöğretim kurumlarının aynı çatı altında toplandığı liselerdir. ÇPL bünyesinde yer alan farklı lise türleri kendi öğretim programlarını uygularlar. Tablo 2’de mesleki-teknik lise programlarının sınıflara göre “alan” ve “dal” eğitimleri ile “staj” ve “işletmede beceri eğitimleri” gösterilmiştir. Alan, ortak özelliklere sahip birden fazla meslek dalını içeren meslek gruplarını; dal ise, bir meslek alanının altındaki uzmanlaşmaya dayalı iş kollarını ifade eder. Örneğin, “motorlu araçlar teknolojisi” bir alanı, “otomotiv elektromekanik”, “otomotiv boya”, “otomotiv elektrikçiliği” gibi alt uzmanlık kolları dalları oluşturmaktadır.
Anadolu teknik ve Anadolu meslek liselerinde öğrencilerin, 9. Sınıfa başlarken alan, 10. Sınıfa başlarken ise dal seçimi yapmaları gerekir. MESEM öğrencileri 9. Sınıfa başlarken doğrudan dal seçimi yaparak öğrenime başlarlar. Anadolu teknik lisesi öğrencilerinin 10. Sınıftan itibaren tatil dönemlerinde toplam 40 işgünü (320 saat) işletmelerde staj yapmaları gerekir. Anadolu meslek lisesi öğrencileri ise 12. Sınıfta ders yılı boyunca haftada 3 gün işletmede beceri eğitimi, 2 gün okulda eğitim görürler. MESEM öğrencileri, 9. Sınıftan itibaren seçtikleri dala uygun görülen işletmelerde haftada 4 gün beceri eğitimi, 1 gün okulda teorik eğitim alırlar. Uygulamada MESEM öğrencilerinin haftada 5 hatta 6 gün işletmede çalıştırıldıkları sıklıkla görülmektedir.
Türkiye’de çok uzun yıllardır bütün hükümetler eğitim politikalarında hep ortaöğretimde mesleki-teknik eğitimin payını arttırmayı hedeflediklerini dile getirmişlerdir. Bu hedef, %40 genel lise, %60 mesleki-teknik lise olacak şekilde adeta klişe bir formata büründürülmüş ama bu oranlar hiçbir zaman gerçekleştirilememiştir. Mesleki-teknik liseler daha çok orta ve düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerin çocuklarını gönderdiği okullar olmuştur. MESEM’lerin öğrenci kaynağını da yine yoksul ailelerin çocukları oluşturmaktadır.
Aşağıdaki Tablo 3’te, 2012-2013 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılları arasında mesleki-teknik liselerdeki; 2016-2017 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılları arasında MESEM’lerdeki öğrenci sayıları ve değişimleri verilmiştir. 2016 yılında ortaöğretim kapsamına alınan MESEM’lerdeki öğrenci sayıları için 2016-2017 eğitim-öğretim yılı başlangıç kabul edilmiştir. 2025-2026 verileri henüz Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerinde yer almamaktadır.
Tablo 3’teki öğrenci sayılarındaki değişimlere bakıldığında, 2012-2013 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılları arasındaki dönemde mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayılarının 2.269.651’den 1.010.481 gibi büyük bir kayıpla 1.259.170’e düştüğü görülmektedir. Mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayıları 12 yıl gibi kısa bir sürede neredeyse yarı yarıya düşmüştür. Mesleki-teknik liselerdeki bu dramatik düşüşün tersine, MESEM’lerdeki öğrenci sayılarının özellikle 2018-2019 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılları arasındaki 6 yıllık dönemde yaklaşık 4,5 kat arttığı görülmektedir. 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 95.667 olan MESEM öğrenci sayıları, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 421.930’a ulaşmıştır.
Yukarıdaki tabloyu ortaya çıkaran nedenlerin başında Türkiye sermayesinin ve onun temsilcisi AKP iktidarının politika ve uygulamaları gelmektedir. AKP iktidarının özellikle ilk yıllarında, bazı sermaye gruplarının talepleri doğrultusunda mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayılarını arttırmaya yönelik politikalar geliştirdiği görülmüştür. Mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayılarının arttırılması talebi daha çok Koç Grubu gibi büyük sermaye çevrelerinden gelmiştir. AKP iktidarının bu talepleri karşılamak amacıyla, mesleki-teknik lise öğrencileri için, ücret, burs ve sigorta olanakları sağlamak; üniversiteye giriş sınavlarında daha önce mesleki-teknik lise mezunları için getirilen düşük katsayı uygulamalarına son vermek; organize sanayi bölgesi yönetimleri ve özel girişimcilerin mesleki-teknik lise açma ve yürütmeleri konusunda çeşitli teşvikler sunmak gibi bir dizi politikayı hayata geçirdiği görülmüştür. Ancak bütün bu teşviklere rağmen, mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayılarında, artmak bir yana Tablo 3’te görüldüğü gibi çok hızlı bir düşüş olmuştur. Bu durumu ortaya çıkaran en önemli nedenler şöyle özetlenebilir:
- Son yıllarda toplumun geniş kesimlerine yayılan, derin yoksulluk, işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle, birçok ailenin çocuklarının 4 yıllık lise eğitimi masraflarını karşılama gücünü yitirmesi,
- Mesleki-teknik liselere gidemeyen öğrencilerin MESEM’lere yönlenmesi/yönlendirilmesi ya da kayıt dışı çalışmaya mecbur kalması,
- Temel eğitim zorunlu olmasına rağmen bazı öğrencilerin, evlendirilme, tarikat, cemaat gibi paralel yapılara yönlendirilmesi gibi nedenlerle eğitim sistemi dışına çıkması/çıkarılması.
AKP iktidarı son yıllarda, küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) ucuz ve düşük nitelikli işgücü ihtiyacına yönelik yoğun taleplerini karşılamak amacıyla, MESEM’lerin yaygınlaştırılması ve buralardaki öğrenci sayılarının arttırılması için büyük çaba göstermiştir. MESEM’lerdeki öğrenci sayılarının artmasına neden olan bazı uygulamalar şunlardır:
- MESEM’ler 2016 yılında yapılan kanun değişikliğiyle, dört yıllık, örgün mesleki-teknik ortaöğretim kapsamına alınmış, fark derslerinin verilmesi koşuluyla MESEM öğrencilerinin lise diploması alabilmelerinin yolu açılmıştır. (Ancak MESEM öğrencilerinin bu yolla lise diploması alabilmeleri, içinde bulundukları ağır ve uzun saatlere dayalı çalışma koşulları ve mesleki-teknik ortaöğretim kurumlarında MESEM’lere yönelik fark dersleri programlarının genellikle açılmaması gibi nedenlerle fiilen neredeyse olanaksızdır).
- MESEM öğrencilerinin, yasal düzenlemeyle, 9., 10. ve 11. Sınıflarda asgari ücretin en az % 30’u, 12. Sınıfta ise asgari ücretin en az % 50’si kadar ücret almaları ve iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası kapsamında sigortalanmaları zorunluluğu getirilmiştir. Son yıllarda artan hayat pahalılığı ve yaygın yoksulluk nedeniyle asgari ücretin % 30’una bile muhtaç duruma gelen ailelerin çocukları için MESEM’ler adeta zorunlu bir seçenek haline getirilmiştir. (MESEM öğrencilerine işletmeler tarafından belirtilen oranlar kadar ödenen ücretler, Devlet tarafından işletmelere geri ödenmekte ve öğrencilerin sigorta primleri yine Devlet tarafından karşılanmaktadır. Bu durumda Devlet, halkın çocuklarını, halkın parasıyla sermayeye sunulan bedava işgücü yığınları haline getirmiştir).
- Mesleki-teknik liselerin bünyesinde MESEM’ler açılmaya başlamış, okul yöneticilerinin yönlendirmesiyle mesleki-teknik lise öğrencilerinden MESEM’lere öğrenci kaydırılmaya başlanmıştır. Ayrıca organize sanayi bölgelerinin içinde MESEM açılması teşvik edilmiştir.
Tablo 3’teki verilere bakıldığında AKP iktidarının MESEM öğrenci sayılarını arttırmaya yönelik uyguladığı politikalarda “başarılı” olduğu görülmektedir. Türkiye sermayesinin istihdam yapısı ve AKP iktidarının yarattığı toplumsal ve ekonomik koşullar, MESEM öğrenci sayılarının artmasına ama buna karşılık mesleki-teknik liselerdeki öğrenci sayılarının azalmasına yol açmıştır.
Türkiye’de 2024 yılı itibarıyla KOBİ’ler, toplam girişimlerin %99,6’sını oluştururken, istihdamın %68,5’ini, cironun %44,1’ini ve katma değerin %41,2’sini sağlamıştır (https://ilkha.com…499878). Mikro işletme 0-9, küçük işletme 10-49 ve orta büyüklükteki işletme 50-249 yıllık çalışan istihdam eden işletmeleri ifade etmektedir (https://veriportali.tuik...metadata). İstihdamın %68,5’ine sahip KOBİ’lerin çok büyük bölümü, düşük katma değerli mal ve hizmet üretmekte, bu nedenle ucuz ve düşük nitelikli hatta hiçbir mesleki niteliğe sahip olmayan işgücü talep etmektedir. AKP iktidarının MESEM öğrenci sayılarının arttırılmasına yönelik çabalarının arkasında yatan en önemli gerekçe budur. Suriye, Afganistan, Irak, Asya Cumhuriyetleri gibi ucuz işgücü deposu olan ülkelerden gelen göçmenlere uygulanan açık kapı politikasının ana nedeni de budur. KOBİ’lerin dışında kalan büyük işletmelerin de, çoğunlukla Fordist üretime dayalı oldukları için istihdam profilinin önemli bir kısmını düşük ya da yarı nitelikli işgücü oluşturmaktadır. Bu yüzden büyük işletmelerin de orta ve yüksek nitelikli işgücüne olan ihtiyacı sınırlıdır.
Türkiye sermayesinin niteliksiz ya da düşük nitelikli işgücüne olan talebi giderek artmaktadır. Bu talep karşısında, MESEM öğrencileri, eğitim sistemi dışına çıkmış kayıt dışı çalışan çocuklar, göçmenler yeterli görülmemekte, ucuz işgücü yığınlarının daha da büyütülmesi hedeflenmektedir.
MEB, 15.02.2024 tarih ve 96820530 sayılı “Bölge Okulu, İhtisas, Sektör İçi ve Sektöre Entegre Özellikli Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönerge” yayımlamıştır (https://mevzuat.meb...2212.pdf). Bu yönergeye göre mesleki-teknik liseler için, “bölge", "ihtisas", "sektör içi" ve "sektöre entegre" olmak üzere 4 yeni okul programı belirlenmiştir. MEB, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü belirtilen yönergeye ilişkin yaptığı bir açıklamada şunları söylemiştir (https://www.meb...32728/tr): "Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dâhil olacaklar." Görüldüğü gibi, bu mevzuata dayalı olarak mesleki-teknik liseler işletmelerin içine taşınacak, öğrenciler 11. ve 12. Sınıftan itibaren üretim hatlarına sokulacaktır. Bu uygulamayla mevcut Anadolu meslek liselerinde sadece 12. Sınıfta olan işletmede beceri eğitimi 11. Sınıfta da yapılacaktır. Bu modelle mesleki-teknik liseler de MESEM’leştirilerek “yasal” ve “kurumsal” çocuk işçiliğini daha da arttıran kurumlar haline getirilmektedir. Açıklamada “işletmenin içindeki güvenli ortamlardan” söz edilmektedir. Staj ya da beceri eğitimi adı altında iş yerlerinde çalıştırılırken, ölen, yaralanan, sakat kalan ya da istismara uğrayan öğrenci sayılarının giderek artması, işletmelerin çocuklar için “ne kadar güvenli olduklarının” en somut göstergesidir. Mesleki-teknik liseler için getirilen yeni düzenlemenin bu okullardaki öğrenci sayılarının üzerinde nasıl bir etki yapacağını zaman gösterecektir.
Son günlerde zorunlu temel eğitim süresinin kısaltılmasına ilişkin görüşlerin daha fazla öne çıkarıldığı görülmektedir. Sistematik bir yaklaşımla gündeme taşındığı çok açık olan bu görüş ya da yaklaşımların arkasında da sermayenin ucuz işgücü talebinin ve bilimsel, laik ulusal eğitime karşı paralel yapıların olduğunu tahmin etmek güç değildir. Zaten fiilen ortadan kaldırılmış olan zorunlu temel eğitimin yasal olarak da ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Zorunlu eğitimin kısaltılmasıyla daha erken yaşta sistem dışına çıkarılan çocukların potansiyel işgücü yığınlarına dâhil olmalarının istendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca zorunlu temel eğitimin kısaltılmasıyla, temel eğitim ile yükseköğretim arasında ortaya çıkacak boşluğun çocukların istihdama yönelmelerini kolaylaştıracağı da muhtemelen hesap edilmektedir.
Sonuç
Türkiye kapitalizmi, sermaye yapısı, üretim dokusu ve istihdam profili gereği daha çok, düşük nitelikli ve ucuz işgücü talep etmekte, aynı zamanda çalışanların ücret ve sosyal hak talepleri üzerindeki baskıyı arttırmak için yedek işgücü yığınlarını büyütmeyi amaçlamaktadır. AKP iktidarı da sermayenin amaçlarına hizmet eden mesleki-teknik eğitim politikalarını hayata geçirmektedir. Bu kapsamda, bir insanlık suçu olan çocuk işçiliğini yasal düzenlemeler kılıfıyla meşrulaştıran MESEM ve mesleki-teknik liselerle yetinilmemiş, mesleki-teknik eğitim ortaokullara kadar indirilmiştir. Mesleki-teknik ortaokullar, MESEM’ler ve mesleki-teknik liseler daha fazla çocuk ölmeden, yaralanmadan ya da istismara uğramadan derhal kapatılmalıdır. Spesifik mesleki-teknik eğitim süreçleri, 12 yıllık zorunlu temel eğitim sonrasına yani bireylerin reşit dönemine kaydırılmalı, sermayenin değil insanın refah ve mutluluğu öncelenerek yeniden kurgulanmalıdır. 12 yıllık zorunlu temel eğitim ise, bilimsel, laik, politeknik/polikültür/polisanat vb. içerikle bireyleri, bilgi (bilişsel), beceri (psikomotor) ve tutuma (duyuşsal) ilişkin genel yeterliliklerle donatarak yaşamın tüm alanlarına hazırlayan bir niteliğe kavuşturulmalıdır.
Kaynaklar
https://sgb.meb.gov.tr/www/resmi-istatistikler/icerik/64 (Erişim: 15.04.2024)
https://ilkha.com/ekonomi/tuik-girisimlerin-yuzde-996-si-kobi-499878 (Erişim: 08.05.2026)
https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54054/metadata (Erişim: 08.05.2026)
https://mevzuat.meb.gov.tr/dosyalar/2212.pdf (Erişim: 08.05.2026)
https://www.meb.gov.tr/meslek-liseleri-icin-istihdam-odakli-yeni-progra… (Erişim: 08.05.2026)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.