Sayfa yolu
Öcalan’dan 'Demokratik İslam' mesajı: 'Çözüm devletçilikte değil demokratik toplumda'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.06.2026 , 10:57
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
PKK lideri Abdullah Öcalan, Diyarbakır’da düzenlenen Demokratik İslam Kongresi 3. Büyük Konferansı’na gönderdiği mesajda, İslam’ın özünde “özgürlük, adalet ve eşitlik” değerlerine dayanan toplumsal bir hareket olduğunu savundu. Öcalan, Ortadoğu’daki krizlerin çözümünün devletçi ve hegemonik politikalarda değil, demokratik toplum anlayışının güçlendirilmesinde aranması gerektiğini belirtti.
T24’ten Namık Durukan’ın haberine göre Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu’nun (MİA-FED) “Demokratik İslam: İnançta samimiyet, toplumda özgürlük” başlığıyla düzenlediği konferansta Öcalan’ın mesajı okundu.
Öcalan mesajında, Demokratik İslam perspektifinin halkların kendi kimlikleri ve inançlarıyla birlikte yaşayabileceği demokratik bir model sunduğunu ifade etti.
‘İslam büyük bir toplumsal hakikat hareketidir’
Öcalan, İslam’ın ortaya çıkışını iktidarcı ve sınıfsal düzene karşı gelişen bir toplumsal hareket olarak değerlendirdi. Hz. Muhammed dönemindeki ilk İslam toplumunun özgürlükçü ve eşitlikçi bir karakter taşıdığını belirten Öcalan, “İslam, özünde ahlaki ve politik toplumun özgürlük, adalet ve eşitlik değerleri üzerine inşa edilmiş büyük bir toplumsal hakikat hareketidir” dedi.
Emeviler eleştirisi: Din devletin meşruiyet aracına dönüştürüldü
Mesajında İslam’ın tarihsel süreç içinde devletçi gelenekler tarafından kuşatıldığını savunan Öcalan, özellikle Emeviler dönemine işaret etti.
Öcalan, “Emevilerle başlayan süreçte din, ahlaki ve toplumsal bir yaşam sistemi olmaktan uzaklaştırılarak devletin meşruiyet aracına dönüştürülmüş, böylece İslam’ın demokratik ve özgürlükçü damarları zayıflatılmıştır” ifadelerini kullandı.
Öcalan’a göre günümüzdeki resmi devlet İslamı ve mezhepçi yapılanmalar da bu tarihsel çizginin devamı niteliğinde.
Medine Vesikası’nı örnek gösterdi
Öcalan, Demokratik İslam anlayışının tarihsel referanslarından biri olarak Medine Vesikası’nı gösterdi. Söz konusu metni, farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşayabildiği çoğulcu bir toplumsal sözleşme olarak tanımlayan Öcalan, “Medine Vesikası, farklı inançların, kimliklerin, kültürlerin ve toplulukların kendi özgünlüklerini koruyarak ortak yaşam ilkelerinde buluşmalarını sağlayan demokratik bir toplumsal sözleşmedir” dedi.
Öcalan, Medine Vesikası’nın insanlık tarihinin ilk demokratik birlik modellerinden biri olduğunu savundu.
‘Gerçek cihad insanın kendisiyle mücadelesidir’
Mesajında cihat kavramına da değinen Öcalan, gerçek mücadelenin insanın kendi içindeki iktidar eğilimlerine, bencilliğe ve tahakküm arzusuna karşı verilmesi gerektiğini belirtti.
Öcalan, “Gerçek cihad, insanın kendi nefsindeki iktidar eğilimlerine, bencilliğe, tahakküm arzusuna ve her türlü zulüm biçimine karşı yürüttüğü sürekli özgürleşme mücadelesidir” ifadelerini kullandı.
‘Demokratik siyasetin kökleri şûra anlayışında’
İslam’daki şûra ilkesini demokratik toplumun temel değerlerinden biri olarak değerlendiren Öcalan, karar alma süreçlerinde ortak akıl ve toplumsal katılımın esas alınması gerektiğini söyledi.
Şûranın yönetimi toplumsal denetime açan bir mekanizma olduğunu belirten Öcalan, demokratik siyasetin ve yerel demokrasinin tarihsel köklerinin bu anlayışta bulunduğunu ifade etti.
‘Din iktidarın değil toplumun vicdanı olmalıdır’
Öcalan, günümüzde yapılması gerekenin İslam’ı devletlerin, iktidarların ve sermaye çevrelerinin hizmetinden çıkararak yeniden toplumun hizmetine sunmak olduğunu savundu.
“Bugün ihtiyaç duyulan şey, İslam’ı devletin, iktidarın ve sermaye güçlerinin hizmetine sunmak değil, onu yeniden ahlaki toplumun, demokratik siyasetin ve özgür yaşamın hizmetine kazandırmaktır” diyen Öcalan, “Din, iktidarın değil toplumun vicdanı olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Kadın özgürlüğü ve ekolojik yaşam vurgusu
Öcalan, Demokratik İslam anlayışının temel unsurları arasında kadın özgürlüğü, ekolojik yaşam ve halkların kardeşliğinin bulunduğunu belirtti.
Kadınları dışlayan ya da doğayı sömürü nesnesi olarak gören yaklaşımların İslam’ın özünü temsil edemeyeceğini savunan Öcalan, “Kadın özgürlüğünü dışlayan, doğayı sınırsız sömürü nesnesi olarak gören ve halklar arasında düşmanlık üreten hiçbir anlayış İslam’ın özünü temsil edemez” dedi.
Ortadoğu için ‘demokratik toplum’ vurgusu
Öcalan, Ortadoğu’daki mezhep savaşları, milliyetçi çatışmalar ve iktidar mücadelelerine karşı çözümün daha fazla devletçilikte değil, demokratik toplum modelinde aranması gerektiğini söyledi.
“Ortadoğu’nun derinleşen krizleri, mezhep savaşları, milliyetçi çatışmaları ve iktidar mücadeleleri karşısında çözüm, devletçi ve hegemonik yaklaşımların daha da güçlendirilmesinde değil, demokratik toplumun geliştirilmesindedir” diyen Öcalan, Demokratik İslam perspektifinin demokratik ulus anlayışına katkı sunabileceğini ifade etti.
Öcalan, konferansta yürütülen tartışmaların demokratik toplumun inşasına, halkların ortak yaşamına ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı sürecin gelişimine katkı sağlayacağına inandığını kaydetti.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.