Sayfa yolu
Ne etik ne bilimsel: Sokak hayvanları popülasyonu öldürerek azaltılamaz
Selin İzmirli
Yayın Tarihi: 22.12.2023 , 12:51 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Ankara Valiliği sahipsiz sokak hayvanları hakkında 18 Aralık 2023 tarihinde bir genelge yayımladı ve bunun üzerine bütün belediyeler büyük bir hızla kısırlaştırılmış ve aşılı, uysal hayvanlar da dâhil olmak üzere sokak köpeklerini toplamaya başladılar. Çankaya Belediyesi Mühye Barınağı barınağa girişleri yasakladığını, hiçbir vatandaşın içeri sokulmayacağını belirtti.
Hâlihazırda ağzına kadar köpekle dolu barınaklara sokaklardan toplanan hayvanların nasıl sığdırılacağı büyük bir soru işareti teşkil ederken, vatandaşlar hayvanların öldürüleceği görüşünde. Mansur Yavaş’ın sosyal medya sayfaları vatandaş tarafından eleştiri bombardımanına tutulmuş durumda. Yayımlanan genelge ise toplumda yaşanan endişenin hiç de yersiz olmadığını gösteriyor.
“Son yaşanan vakalar göstermiştir ki insanların can güvenliğini de tehdit eder bir boyuta gelmiş meydana gelen ısırma vakaları yaralanma ve ölümlere varan olaylar ile sonuçlanmakta, insanların günlük yaşantıları kısıtlanmakta ve toplumsal huzursuzluk yaşanmaktadır” ifadelerine yer verilen genelgede ayrıca şunlar aktarıldı:
“Bahsi geçen mevzuatlar kapsamında bakımevi yapımı, sahipsiz hayvanların rehabilitasyonu (toplama, kısırlaştırma, kayıt altına alma, aşılama), bakım ve beslenmesi yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. 5199 Sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi (g) bendinde ‘Hayvanların korunması ve rahat yaşamlarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır’ hükmü yer almaktadır.
Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği‘nin 20 ve 21’nci maddelerinde Belediyelerin sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve bakılmasına yönelik usul esaslar hüküm altına alınmıştır.
Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği Belediyelerin alacağı tedbirler 7’nci madde (e) bendinde geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanuni istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrasında iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit eden hayvanlar ile ilgili alınması gerekli tedbirlere ilişkin hükümler yer almaktadır.
Bu kapsamda İlimizde popülasyonu artan sokak hayvanları ile ilgili yapılacak çalışmalar için; Halk sağlığının ve insanlarımızın can güvenliğinin korunması amacıyla, sahipsiz hayvanların bakımevlerine alınması, kısırlaştırılması da dahil başkaca gerekli her türlü tedbirin alınarak yukarıda bahsedilen kanun ve mevzuat hükümlerine uygun şekilde yürütülmesi hususunda; Gereğini önemle rica ederim.”
Yönetmelik ne diyor?
Genelgede işaret edilen Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği’nin 7/(e) maddesi ise şu şekilde:
“Belediyelerin alacağı tedbirler
Madde 7
…
e) Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde; kanunî istisnalar ile bulaşıcı, tedavi edilemez veya tedavi sonrası iyileşme ihtimali olmayan bir hastalığa sahip olduğuna, alındığı ortama bırakıldığında insan ve çevre sağlığını önlenemez derecede tehdit edeceğine geçici bakımevi veteriner hekimince karar verilerek rapor tutulan hayvanların en az acı veren ve en hızlı şekilde ölümünü sağlayan yöntemlerle öldürülmesiyle,”
Yönetmelikte geçen ve sadece tedavi edilemez bir hastalığa sahip hayvanlar için geçerli olan 7’nci maddeyi dayanak göstererek 5199 sayılı Kanun’un amir hükmünü ihlal eden bu uygulama hukukçular, hayvan hakları savunucuları ve vatandaşların tepkisini toplamaya devam ediyor. Bir kanunun genelge ile delinmesi ise AKP hukuksuzluğunun rutin uygulamalarından biri hâline geldi.
'Bu yöntem daha büyük nüfus patlamalarına sebep olmuştu'
5199 sayılı Kanun’un ihlal edilen 6’ncı maddesi ise hayvanların kısırlaştırılıp aşılandıktan sonra alındığı yere geri bırakılmasını emrediyor. Dünyanın birçok yerinde uygulanan ve bilimsel araştırmalarla desteklenen bu uygulama sokak hayvanı popülasyonunu kontrol altına almanın en etkili ve vicdani yolu. Bu kanunun çıktığı 2004 yılından önce belediyeler hayvanları toplayıp şehir dışlarına atıyor veya zehirleyerek öldürüyordu ve cumhuriyet öncesine dayanan bu uygulamalarla sokak hayvanı nüfusu kontrol altına alınamamış, bu yöntem daha büyük nüfus patlamalarına sebep olmuştu. Zira nüfus azaldığında hayvanlar daha rahat beslenme ve üreme imkânı bulur ve nüfus çok daha hızlı bir şekilde artar. Üstelik şehirler de bir ekosistemdir ve kendi içinde bir dengesi vardır. Doğmaktan başka suçu olmayan hayvanların canice öldürülmesinin etik boyutu bir yana, sokak köpeklerini bu kadar hızlı bir müdahaleyle şehirden soyutlamanın sonucunda bu denge halk sağlığını da tehdit edecek şekilde bozulacaktır. Tıpkı kuş gribi salgınında bütün tavukların öldürülmesi sonucunda yaşanan kene sorunu gibi bu durum da farelerden kuşlara, böceklerden sürüngenlere, birçok canlının sayısında ani dengesizlikler görülmesine ve salgın hastalıkların yayılmasına sebebiyet verebilir.
'Saldırgan hayvanları yakalayamayan belediye görevlileri uysal hayvanları topluyor'
Sokak köpeği popülasyonunu kontrol altına almak için önerilen en gerçekçi, bilimsel ve vicdani yöntem, kısırlaştırıp aşılayıp yerine bırakmak, sokağa terk etmeleri önlemek, pet shoplarda hayvan satışı başta olmak üzere her türlü evcil hayvan ticaretini bir süreliğine yasaklamak, vatandaşları bakımevleri ve sokaklardan hayvan sahiplenmeye teşvik etmektir. Saldırıları önlemek için de belediyeler yerel hayvan koruma görevlileri ve vatandaşlarla işbirliği içerisinde saldırgan olan sürü liderlerini rehabilite edilmek üzere bakımevlerine almalıdır. Fakat maalesef pratikte, saldırgan hayvanları yakalayamayan belediye görevlileri, sosyalleşmiş, uysal, kısır hayvanları toplayıp götürmektedir.
Sorunun temelinde rantçı belediyecilik anlayışı yatıyor
Sorunun temelinde yatan ise rantçı belediyecilik anlayışıdır. Belediyeler hükûmetle işbirliği içinde yaklaşan yerel seçimleri de fırsat bilip kaynaklarını dev beton barınaklara gömerek yandaş müteahhitleri zengin etmeye ve seçimler için kaynak yaratmaya odaklanmış durumda. Asli görevi olan kısırlaştırmayı yerine getirmeyen Ankara Büyükşehir Belediyesinin kısırlaştırmaya ayırdığı bütçenin 63 katını barınak ihalesine ayırması bu örneklerden sadece biri.
Aşılama ve kısırlaştırma
ScienceDirect sitesinde yer alan “A review of the interactions between free-roaming domestic dogs and wildlife” başlıklı makaleden aldığımız aşağıdaki bölümler sokak hayvanlarını öldürerek popülasyonu azaltmaya çalışan hükümetin bilime ne kadar aykırı bir uygulama başlattığını gösterir nitelikte.
“Hayvan refahı ve insan sağlığı kurumları arasındaki işbirliği ile hazırlanan köpek popülasyonu yönetimi için mevcut kılavuzlar, aşılama ve kısırlaştırmanın bir kombinasyonunu önermektedir (OIE, 2011, WHO ve WSPA, 1990). Bu kılavuz ilkeler öncelikle insan sağlığı sorunlarını, kuduzun yayılmasını ve köpek nüfusunun artmasını azaltmayı amaçlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Hayvanları Koruma Derneği (WSPA), serbest dolaşan köpeklerin öldürülmesinin bu hedeflere ulaşmada başarılı olamayacağını tavsiye etmektedir (WHO ve WSPA, 1990). Yaban hayatı koruma kaygıları bu kılavuzlarda dikkate alınmamaktadır, ancak köpek popülasyonlarını yönetmek için yürütülen projeler ve araştırmalar, koruma biyologlarının kaynakları bir araya getirmesi ve halihazırda bu alanda çalışan kişilerle işbirliği yapması için bir fırsat sunmaktadır.”
Dev barınaklar zoonoz salgına yol açabilir
Uzmanların uyardığı bir diğer konu ise, şehir dışlarına inşa edilecek dev barınaklarda köpeklerin yaban hayatıyla teması sonucu zoonoz hastalıkların salgın şeklinde seyretmesidir.
Yine aynı makalede geçen aşağıdaki satırlar sorunun bu yönüne de değinmekte:
“Köpekler ve yaban hayatı türleri arasındaki etkileşimin en çok kırsal bölgelerde gerçekleşmesi muhtemeldir. Kırsal bölgelerde insan/köpek oranı genellikle kentsel alanlara göre daha düşüktür ve köpek sayısı bazen insan sayısını aşmaktadır (Wandeler ve ark., 1993). Kırsal alanlardaki köpekler, yem ve barınak buldukları insan egemen alanlar ile yabani türlerle karşılaşabilecekleri çevre alanlar arasında hareket edebilir (Macdonald ve Carr, 1995), bu da yalnızca yaban hayatı için sorun yaratma potansiyeli taşımakla kalmaz, aynı zamanda yaban hayatı ile yerel insan nüfusu arasında bağlantı kurar.”
Pet shopların kârını düşünen hükümet
Demek ki bunca zaman köpekleri dağa taşa atıp birbirini parçalamasına sebep olan yerel yönetimlerimizin “köpekleri doğaya saldık” şeklindeki savunusunun bilimsel bir temeli ya da dayanağı yok. Üstelik kuş gözlemcilerinden edinilen bilgiler, sokak köpeklerinin yaban hayatın içine terk edilmesinin yarattığı tehdidi gözler önüne seriyor. İki yıldır kız kuşlarının yuvalama alanına bırakılan köpekler oradaki birçok türü yok etti ve o bölgelerde gelengiler bile az görülmeye başlandı. Tuz Gölü havzasına bırakılan köpeklerin varlığı da bozkır kartalı, toy, mezgeldek, turna, bağırtlak gibi özel kuş türleri açısından endişe yaratıyor. Buralara bırakılan birçok hayvanın para ile satın alınıp sahipleri tarafından terk edilen köpekler olduğu da gelen bilgiler arasında. Bu durumun müsebbibi de yıllardır hayvan hakları savunucularının çağrılarına kulaklarını tıkayıp hayvan ticaretini yasaklamayan, Hayvan Hakları Komisyonu Raporu’nda bile, pet shopların kâr oranına, alacağı kararları etkileyen bir faktör olarak yer veren hükümetten başkası değil.
Hükümet seçimler yaklaşırken sorunu 'öldürerek' çözeceğini iddia ediyor
Bunca yıldır kısırlaştırma yapmayan belediyeleri denetlemeyen ve herhangi bir yaptırım uygulamayan hükümet şu an seçimler yaklaştığı için kendi deyimleriyle “sokak köpeği sorunu”nu bugünden yarına -öldürerek- çözeceğini iddia etmekte. Oysaki nüfus kontrolünde uzun vadeli projelerin önemini belirten bir başka çalışma olan Tamara Kartal, Andrew N. Rowan tarafından hazırlanan “Stray Dog Population Management” isimli kitapta “Kısırlaştırmaya odaklanan ve planlı uzun vadeli projelerden kaynaklanan insan davranış değişikliğini gözlemleyen insancıl köpek popülasyonu yaklaşımlarının (örneğin Butan, Jaipur ve Kosta Rika) vaka çalışmaları, hem sokak köpeği hem de insan refahını iyileştirmiş, ayrıca sokak köpeği popülasyonlarının azalmasına ve sorumlu köpek sahiplenme uygulamalarının artmasına neden olmuştur. Bu bölüm, küresel köpek popülasyonları hakkında öğrendiklerimizi ve daha da önemlisi, insancıl köpek popülasyonu yönetimi programlarının dünya çapında milyonlarca köpeğin hayatını değiştirme fırsatlarını yansıtmaktadır.” denilmektedir. Burada bahsedilen köpek sahiplenme uygulamalarının teşvik edilmesi için hükümetin iktidarda olduğu 22 yıl boyunca hiçbir adım atmadığı ise bir başka gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır.
Sonuç itibarıyla, sokaklarda saldırıya uğrayan çocukların da şiddete, tecavüze, trafik kazalarına maruz kalan hayvanların da müsebbibi ülkemizdeki merkezî ve yerel yönetimlerin kâr odaklı ve bilimsellikten uzak uygulamalarıdır. Sosyalist belediyecilik, hayvanların ve insanların sağlıklı koşullarda uyum ve huzur içinde yaşayacağı şehirleri elbet hayata geçirecektir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
