Breadcrumb
NatGeo'nun sarı çerçevesi Kur'an kurslarına açıldı
Elif Helvacıoğlu
Yayın Tarihi: 15.01.2023 , 09:20 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Dünyada aylık 46 milyondan fazla kişiye ulaşan National Geographic Dergisi, Ağustos 2022 sayısında “Türkiye'deki kızlar için Kur’an kurslarına gitmek nasıl bir şey?” başlıklı makaleye yer verdi.
Bir fotoğraf serisini de içeren ve fotoğrafları çeken kişinin kendi deneyimlerinden yola çıkarak bu seriyi ortaya çıkarma hikayesini anlattığı makalede "Kur’an kurslarında kız çocuklarının deneyimleri" fotoğraflarla anlatılıyor. Fotoğraflarda, 8 ila 19 yaş aralığındaki kız çocuklarının Kur’an kurslarında hafız olma süreçlerinde nasıl eğlendikleri, kurs gezileri, piknikleri gösteriliyor.
Bu fotoğraf serisi ile uzun süreli projeler dalında World Press 2020 ikincilik ödülünü kazanan Sabiha Çimen, hikayesini “12 yaşında ikiz kardeşim ve ben özel bir eğitime başladık. Üç yıl boyunca memleketimiz İstanbul'da kızlar için bir Kur'an kursuna gittik. Bu deneyim bende yer etti ve daha sonra fotoğrafçı olduğumda Hasselblad fotoğraf makinem elimde bu deneyime geri dönmem gerektiğini biliyordum.” diyerek anlatıyor.
Türkiye'deki Kur’an kursu gerçeği ‘estetize’ edilerek çarpıtılıyor
Kur’an kursları özellikle okul öncesi eğitim söz konusu olduğunda öne çıkan ama yatılı, dönemsel gibi seçenekleri de olan bir yapıya sahip. Ücretli kursların yanı sıra çok sayıda ücretsiz kurs da bulunuyor. Çocuklarını maddi açıdan ücretli anaokulu ve yaz kursuna gönderemeyen veliler seçeneksiz kalıp çocuklarını zorunlu olarak Kur’an kurslarına yazdırmak zorunda kalabiliyorlar.
Tarikatlarla doğrudan ilişkili olan MEB onaylı Kur’an kurslarının yanı sıra kayıt dışı birçok kurs da mevcut.
Türkiye’de 2012 yılına kadar kayıt dışı Kur’an kursu açmak ve burada çalışmak hapis cezası ile cezalandırılırken, AKP’nin yaptığı düzenleme ile kağıt üstünde yasak olmasına rağmen kayıt dışı Kur’an kursu açmanın bir cezası bulunmuyor.
Geçtiğimiz dönemde bir bir ortaya çıkan ve kamuoyunda büyük tepki çeken tarikat yurtlarında ve tarikatların içinde yaşanan şiddet ve istismar olayları, buralarda laik eğitimin temellerinin dinamitlenmesinin yanı sıra özellikle çocuklara karşı birçok suç işlendiğini de ortaya koyuyor.
Bu proje için daha önce gittiği kursun dışında bir dizi yatılı kursu ziyaret eden Sabiha Çimen, fotoğraflarını Hafız adlı bir kitapta bir araya getirdiğini belirtirken projenin “o kızlara ve kız kardeşimle kendi gençlik yolculuğuma nostalji dolu bir saygı duruşum oldu” diyor.
National Geographic dergisinin bu projeye sayfalarını açması ve makalede seçilen fotoğraflar, projenin kendisinden çok derginin din temelli eğitimi meşrulaştıran tercihinin sorgulanmasına yol açıyor. Tarikatların tartışma konusu olduğu Türkiye’ye dair başka bir algı oluşmasına zemin hazırlayan bu içerik tercihinde seçilen fotoğraflar oldukça ilginç… Kur’an kurslarını eğlenilen, aktiviteler yapılan bir yaz kampı gibi gösteren fotoğraflarda Türkiye gerçekleri çarpıtılmış oluyor.
Sabiha Çimen fotoğraf serisinin amacını “Sadece bir hafız olmak için gereken disiplini değil, aynı zamanda kızların gençliklerinin doğasını nasıl muhafaza ettiklerini de belgelemek istedim. Toplumun nadiren görülen ve sıklıkla yanlış anlaşılan bir kesimine nüanslı bir bakış yaratmayı umdum.” diyerek açıklıyor.
National Geographic dergisinin yayınladığı bu makale ile fotoğrafların çekildiği yatılı kursların ötesinde Türkiye’de laikliğe aykırı eğitim veren ve son dönemde eleştirilerin hedefi olan tarikat yurtlarının önemli bir yer tuttuğu yapılar estetize edilmiş ve meşrulaştırılmış oluyor.
Makalede fotoğrafın açıklaması: “Aynı kursta Reyyan adında bir kız aşçılar için domates topluyor. Öğrenciler, bazı Müslümanlara göre Kuran'a dokunmamaları gereken adet dönemlerinde bu tür işlerde yardımcı olurlar.”
Derginin misyonu hiç şaşmadı
National Geographic, merkezi Washington DC'de olan ve yayın hayatına 1888'de başlamış bir dergi. Bugün dünyanın birçok ülkesine kitle iletişim yöntemleri ile ulaşabiliyor. Gazete, dergi, televizyon, müzeler, sergilerin yanı sıra coğrafya ve dünya tarihi ders kitaplarında da kendisine yer buluyor. Dergide, coğrafya, okyanuslar, uzay, doğal yaşam gibi birçok konu işlense de yayınların hatırı sayılır bir kısmı üçüncü dünya ülkeleri ve insanları hakkında. Dergi geçmişten bugüne ABD emperyalizminin ve hegemonyasının konu ettiği başlıklarda yeniden üretilmesine hizmet ediyor.
1993'te yayınlanan, 2005'te Türkçe’ye çevrilen “National Geographic’i Doğru Okumak” isimli kitapta biri sosyolog diğeri antropolog olan yazarların derginin 1950- 1990 arası dönemdeki yayın çizgisine getirdikleri eleştiriler dikkat çekiyor. Soğuk Savaş’ın sürdüğü söz konusu dönemde derginin yayın çizgisini eleştirirken üzerinde durdukları temel argüman “Derginin ABD'deki insanların dış dünya hakkında bilgi edindikleri en popüler kaynaklardan biri olmasına karşın, dünyayı ABD'nin gözünden görüp değerlendirmesi ve buna göre değer biçmesi…”
Eleştirilerde aslında reklamlarla ve iş anlaşmalarıyla gelir sağlayan derginin kendini tamamen bilime adamış ve tarafsız gibi görünmeye çalışmasına da vurgu yapıyorlar. Dergi aslında ABD devletine ve çıkarlarına bağlı bir yayıncılık faaliyeti sürdürürken Amerikan değerlerini yayıyor.
Kitapta, lensin arkasında kimin olduğu tartışılırken bunun evrensel, objektif ve kendiliğinden gerçekleşen bir bakış olmadığı, özel eğitimli “Amerikan değerlerini ve geleneklerini” gözeten bir göz olduğunun altı çiziliyor.
National Geographic Dergisi'nin ABD dışında dünyanın diğer ülkelerindeki insan fotoğraflarında ilginç bir estetik kaygı olduğu gözlemlenirken, açlık, fakirlik gibi “çirkin” görüntüler yerine farklı kıyafetlerin, dini ritüellerin ve renklerin gücünün bolca kullanıldığı görülüyor.
Kısacası 2. Dünya Savaşı’nın ardından ABD hegemonyasını güçlendirmek için makaleleri ve fotoğrafları özenle seçen dergi, Soğuk Savaş sonrası ABD emperyalizminin konsolidasyonu için uğraşıyor.
Derginin içeriklerinde, postmodernizmin yükseldiği dönemde “vahşi, gelişmemiş ilkel Doğu” algısının yerini “bu da onların kültürü, müdahale etmeyelim”ciliğe bırakıyor. Sanki yıllarca doğal kaynaklarına el koymamış, insanlarını köleleştirmemiş, topraklarında savaşlar çıkarıp işlerine gelen iktidarlar ve işbirlikçi yerli sermaye ile ülkeleri talan etmemişler gibi dergi, bugün gerçeklikten kopuk “küçük hikayelere” yer veriyor ve bunları romantize etmekte bir sakınca görmüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.