Sayfa yolu
‘Nas’ın ruhuna ‘fatiha’: 'Yerel seçimlere kadar idare et' ekonomisine tam gaz
Yayın Tarihi: 22.06.2023 , 19:26 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Tam 27 ay sonra Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz arttırma kararı aldı. Ve tam 19 ay sonra politika faizi yeniden yüzde 15 seviyesini gördü. En son 2021 Mart’ın faiz artırımı yapan Merkez Bankası’nın 27 aylık ‘nas’ serüvenine son verildi, bir başka deyimle Erdoğan’ın ekonomi tezi olan ‘nas’ politikasına ‘fatiha’ okundu.
AKP’nin yavaş yavaş ‘ortodoks’ politikalara geçip geçmeyeceğine ilişkin ilk ipucu olacak bu karar dört gözle hem iç hem dış piyasada bekleniyor ve takip ediliyordu. Peki bu karar bize ne anlattı? Erdoğan ekonomi tezinden mi vazgeçti de politika faizi arttırılabildi yoksa denedikleri yeni bir şey mi var?
Seçimin ardından ithal bakan ve yöneticilerle oluşturulan ‘ortodoks’ politika söylemini de bir sos olarak serpen bu yeni ekonomi vitrini ilk faiz kararını aldı ve ‘niyet beyanı’ olarak değerlendirilen faiz artırımı gerçekleşti. Piyasaların beklediğinden daha düşük olan bu faiz artırımı yerel seçim durağına varmadan önce, Erdoğan’ın dolu dizgin faiz artırımı yaptırmayacağını da gözler önüne serdi. Fakat kurul, faizin karar metninde artırıma devam edeceklerine de göz kırpmayı es geçmedi.
‘Yerel seçimlere kadar idare et' ekonomisini Prof. Dr. Aziz Konukman ve iktisatçı-yazar Mustafa Sönmez ile konuştuk. Yeni dönemin emekçilere faturası, döviz kurunun geleceği ve alınan faiz kararının perde arkasını irdeledik.
'Dağ fare doğurdu'
Kararı ‘Dağ fare doğurdu’ diyerek tem cümle ile özetleyen iktisatçı-yazar Mustafa Sönmez, dış para otoritelerinin yüzde 25-40 arasında beklenti içindeyken ve içeride de en az yüzde 20 beklentisi hakimken; yüzde 15’e gelmesini değerlendirdi.
Kurulun metinde yer verdiği enflasyon vurgusuna da işaret eden Sönmez, “Enflasyon sürüyor ve artacak, göstermelik faiz tedbirleriyle önlemesi ise hiç kolay değil” dedi.
Yerel seçime kadar 'idareli' ekonomi
Dikkat çekilen bir diğer nokta ise Erdoğan’ın yerel seçim hedefi ve buna göre atacağı adımlar.
Sönmez yerel seçim konusunu şöyle ele alıyor:
Prof. Dr. Aziz Konukman, yerel seçimler üzerine bir hesap yapıldığını ön görüyor ve çizdiği tabloda dikkat edilecek maddeleri sıralıyor:
Erdoğan’ın 2018 seçimlerinde küçülen ekonomi ile seçime girmenin sonuçlarını gördüğünü ve bu yüzden ekonominin küçülmesine yol açacak hiçbir adımı atmayacağı değerlendirmesi mevcut.
Konukman, “Mehmet Şimşek’in uygulayacağı mali disiplini esas alan program büyümeyi aşağı çekebilir, bu da Tayyip Erdoğan’ı rahatsız eder. Yani ‘2024 Mart’ına kadar idare et’ politikası geliyor. Marttan sonra mali disiplini esas alıp, IMF’siz IMF programına gaz verilecektir. Ama burada seçimlere kadar olan süreç beklemede yani ‘idare et’ politikasıyla ilerleyecektir, benim gördüğüm tablo bu” diyerek özetliyor.
Emekçilerin hanesine yazılan fatura daha da ağırlaşıyor
Peki seçim sonrasında emekçileri bekleyen ne olacak? Sert bir faiz artışıyla, ekonomiyi soğutma adımları atılabilir. Ekonomi soğursa talep düşer, enflasyon aşağı indirilir. Bu ise bütçe harcamalarının kısılması gibi bir reçete ile sonuçlanabilir. Bu yolun sonucu ise büyük bir işsizlik sarmalına çıkıyor. Prof. Dr. Konukman bu tabloya ek yapıyor ve ek bütçe formülünün vergi oranlarının artması ile sonuçlanacağını hatırlatıyor. Ama halkın sadece yerel seçimlerden sonra kemer sıkmayacağını, öncesinde de hiçbir şeyin güllük gülistanlık olmayacağını dile getiriyor.
Seçime kadar giden süreçte emekçilere yönelik planlananlara da bir sayfa açıyor Konukman, “Şimdi seçime kadar gazları alınacak ücret zamlarıyla, planlanan bu. Eski Çalışma Bakanı’nın dile getirdiği 500 dolar talebi ne oldu? Böyle bir şey olabilir mi? Bakan değişince ‘Bu eski Vedat’ın talebiydi, bu yeni Vedat’ın talebi’ denilebilir mi? Bütün talepler Erdoğan’ın onayını alır ama asgari ücret için 500 dolar sözü yerine getirilemedi. Bu bile geri adımdır, teklifi hayata geçiremediler. Refah payı kapsamında Erdoğan bir anda tutarı arttırıp gazı alabiliyor, bunu bir kere daha yapabilir” diye ekliyor.
Emekçilerin cebine yazılan faturanın en ağır fatura olacağı görüşü hakim. Bu tür faiz artışlarıyla enflasyonun önlenebilmesi beklenmiyor. Sönmez, “Talep düşecek, düşmesiyle ekonomi soğuyacak, soğumasıyla enflasyon aşağıya doğru gelecek, fiyatlar terbiye edilecek. Fakat böyle bir faiz silahı kullanmıyorsun” değerlendirmesi yapıyor. Bunun sonucunda da enflasyonun artmaya devam edeceğini de ekliyor. Doların seçim öncesi ve sonrasındaki durumunu hatırlatan Sönmez, “Yüzde 20 fiyatı artan dolar demek, akaryakıt başta olmak üzere ithal ürünlerde sürekli gelecek bir fiyat artışı demek. Yani ortaya tekrar yüksek bir enflasyon dalgası çıkıyor. Bu enflasyon dalgası oldukça siz istediğiniz kadar asgari ücrette ya da memur/emekli maaşlarında zam yapın bir işe yaramaz. Enflasyon kendi başına ciddi bir törpüdür. Bu insanların gelirlerini törpülüyor” ifadelerini kullanıyor.
Yeni Bakan faizden önce BAE'ye uçtu
Yeni yönetim faiz kararını beklerken asıl dikkat çeken ise yeni Bakan ile Cumhurbaşkanı Yardımcısını’nın koşa koşa Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmesi oldu. İktidarın bu politikalarla ilk elde yoğun bir sıcak para beklentisi içinde olmadığını dile getiren Prof. Dr. Aziz Konukman, şöyle anlatıyor:
KKM gerçeği ve ortodoks politikalara giden yol
Peki ya Erdoğan’ın ekonomi tezinin sonuçlarından biri olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) bu gidişatta neye yol açacak Konukman, ‘sıkıntı’ olarak tanımlıyor ve şunları söylüyor:
“Eğer kur artışa devam ederse Kur Korumalı Mevduat sıkıntı yaratacak. Hem Merkez Bankası kaynaklı hem de Bütçedeki yük artacak ve bu Hazine’ye yüklenecek. E Hazine’de olmayan bir paraya ihtiyaç duyulduğunda ne olacak, para basılacak. Para sıkılaştırması yapması gerekirken para basma durumuna düşecek, eğer kurun artması devam ederse ve yeteri kadar sıcak para gelmezse. O zaman ‘mali disiplin’ ne olacak? Devir teslim töreninde ilk sözdü bu, ‘mali disiplin korunacak’ denildi.”
Dikkat çekilen bir başka nokta ise ‘ortodoks’ politikaların ‘uygulanabilir’ olup olmadığı… Konukman eski Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun BDDK’nın başına atanmasını “Ekonomi yönetiminin ortodoks politikaları tam uygulama şansı yok” diyerek değerlendiriyor. Ona göre, bu atama Erdoğan’ın yeni yönetime ‘Bak seni denetliyorum’ demesi oluyor. ‘Kontrollü ve idareli gidiş’in fiili yansıması bu atama oluyor.
Son olarak; kur şokları, fırlayan enflasyon, faizin inada binmesiyle geçen 27 ayın sonunda daha kötü bir ekonomi, yoksullaşan emekçiler, değer kaybeden Türk lirası elimizde kaldı. Fiilen ‘nas’ın ruhuna fatiha okunsa da, Erdoğan ‘Ben durduğum yerdeyim’ söylemini sürdürüyor. Yani işler daha da kötü gitmeye başladığında ‘Her istediğimi yaptıramıyorum ki kardeşim’ söylemi yeniden ortaya çıkması imkansız olmayan bir gerçek.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
