Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Muhtar adresi tarif etmiş, yine de gitmemişler: ’Çocuklarımız kömür oldu!’

Dilovası’ndaki parfüm fabrikasının “adresi bulamadık” denilerek denetlenmediği ortaya çıkmıştı. Oysa muhtar kendisini arayan ekibe telefonda da adresi tam olarak tarif etmiş. Şimdi mezarlıkta yan yana yatan Cansu, Nisanur, Tuğba’nın evlerini kime sorsanız gösteriyor. Evlerden aynı ses yankılanıyor: “Bu acıyı bize neden yaşattılar? Çocuklarımız kömür oldu...”

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 16.11.2025 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 17.11.2025 , 13:01

Mahallenin tam ortasına konulan bir bomba!

Kocaeli’nin Dilovası ilçesine bağlı Mimar Sinan Mahallesi sakinleri 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği parfüm üretim tesisini böyle tanımlıyor.

Binanın iskanı yok. İşyerinin tabelası yok. Çocuklar, kadınlar yıllarca sigortasız, asgari ücretin altında paraya, gece 12’lere kadar çalıştırılıyor. İşyerini bilenler yaşı 12’ye kadar inen çocukların, Afgan ve Suriyeli göçmen işçilerin de burada çalıştırıldıklarını anlatıyor.

Defalarca şikayet edilmesine rağmen yıllarca yetkililer kulaklarının üstüne yatıyor, hiçbir adım atılmıyor.

İskanı olmayan binaya dört yıl önce belediye yıkım kararı alıyor ama uygulanmıyor.

Geçen yıl mahalle muhtarı kaymakamla görüşüp, tesisin tehlike yarattığını belirterek gerekli yerlere şikayetlerde bulunuyor. İl Çevre Müdürlüğü’nden bir denetim ekibi mahalleye gidiyor ama nasıl oluyorsa adresi bulamıyor.

Vatandaş CİMER’e başvuruyor, burada kadınlar ve çocuklar sigortasız, iş güvenliği olmadan, işten çıkarma tehdidiyle çalıştırılıyor diye. İşyerinin unvanı, iletişim bilgisi, çocukların yaşlarını ve kimliklerini tespit edip tekrar başvurun, yanıtını alıyor.

Şimdi mahallede kime sorsanız ölen işçilerin evlerini size gösteriyor.

Yangına karşı hiçbir önlemin olmadığı, tek bir çıkış kapısının bulunduğu, penceresi bile olmayan işyerindeki patlamada birbirlerinin üzerine kapanarak yaşamını yitiren kuzenler 15 yaşındaki Cansu ve Nisanur ile 17 yaşındaki Tuğba’nın evlerinden aynı ses yankılanıyor: "Bu acıyı bize neden yaşattılar? Çocuklarımız kömür oldu. Peşini bırakmayacağız, bizi yalnız bırakmayın.”

Muhtar Durmuş: 'Söylememe rağmen gitmemişler'

Mahalle muhtarı Alaattin Durmuş Temmuz 2024’te yaptığı şikayet üzerine bölgeye gelen İl Çevre Müdürlüğü denetim ekibine adresi telefonda tarif ettiğini söyledi.

Benim verdiğim dilekçeye istinaden bölgeye gelmişler. Ve orada da beni telefonla aradılar. İşyerinin unvanı ve adresi yok, dediler. Ben de şu anda bulunduğunuz yerde Aksu Metal’in karşısında Mirkar’ın üst katı diye kendilerine söylememe rağmen gitmemişler.”

Tesisin hemen altında Mirkar Makine adlı işyeri bulunuyor, tabelası da var. Karşısında da yine mahallelinin tehlike arz ettiğini söylediği Aksu Metal’e ait geri dönüşüm tesisi bulunuyor.

Muhtar yeri açıkça tarif ediyor, ekipler gitmiyor. Ve sonuçta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü adına vali yardımcısı şikayet dilekçesine resmi yanıtı yazıyor: Adres tespit edilemediğinden denetim yapılamadı.

‘O çığlıkların sesi kulaklarımızda’

soL’a konuşan Durmuş “Binanın iskanı yok. Bunun birinci katı yapılalı aşağı yukarı 10 yılı geçti. İkinci, üçüncü katı yapılalı bir 5-6 yıl rahat var” dedi.

Kendisinin de evine yakın olan bu işyerinin tehlike oluşturduğunu önce toplantılarda dile getirmiş, daha sonra kaymakamla görüşmüş ve ilgili yerlere dilekçeleri göndermiş.

“Ama neticede malumunuz facialar olmadan ülkemizde tedbirler alınmıyor” diyor.

Mahallede büyük bir acı hakim. O gün orada ölen işçilerin evlerine birçok kız çocuğu ve genç taziyeye gidiyor ve “Ben de çalışıyordum orada, o gün gitmemiştim” diye anlatıyor.

Mahallede yaşanan acıyı “Hepimizin yüreğinde” diye tarif eden muhtar Durmuş “O çığlıkların sesi kulaklarımızda” diyor ve ekliyor:

Bu sadece Dilovası’na mahsus değil. Ülkemizin her noktasında bu tip facialar oluyor. Bizim talebimiz ülkenin tamamında olumsuz olan bu şeyleri yöneticilerin mutlaka takip etmesi ve facia yaşanmadan önlem alması.”

Aynı mezarlıkta şimdi yan yana yatıyorlar

Patlamada yaşamını yitiren Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15) ve Tuğba Taşdemir (17) şimdi Dilovası’na tepeden bakan bir mezarlıkta yan yana yatıyor.

Kardeşleri mezarlıkta Cansu, Tuğba ve Nisanur'u ziyaret ediyor.

Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) başka mezarlıklarda toprağa verildiler. Patlamada ağır yaralanan işçilerden Tuncay Yıldız’ın ölüm haberi ise dün sabah geldi. Halen 6 işçinin yaralı olduğunu biliyoruz.

Salı akşamı Nisanur, Tuğba ve Cansu’nun evlerindeki taziyelerde konuştuğumuz üç aile de “Adalet istiyoruz, peşini bırakmayacağız” diyor. Ailelere o güne kadar yetkililerden ulaşan olmamış, yalnızca cenazeye gelmişler.

Üç kuzenin evleri yan yana gömüldükleri mezarlığın hemen karşısındaki yokuşluk sokakta, birbirlerine çok yakın. Önce Nisanur’un ailesini ziyaret ediyoruz.

‘Ölmüş de kızım, milletvekilidir, başkandır şudur budur gösteriş için gelmişler’

Baba Vedat Taşdemir kanser hastası, midesi alınmış, bir kas hastalığı da olduğu için yıllardır çalışamıyor. Bir koltuk değneğine dayanarak karşılıyor gelenleri, zorlukla ayakta duruyor. “Benim derdim büyük. Bir tarafta ciğerim gitti, bir tarafta yaralıyım. Adalet istiyoruz” diyor.

Anne Altun Taşdemir de yakında safra kesesi ameliyatı geçirmiş. Nisanur’un sigortasız çalıştırıldığını, ücretini ancak iki ayda bir alabildiğini, gece 12’lere kadar mesaiye kaldığını, işyerinde yemek bile verilmediğini söylüyor ve bu koşullarda hem babasına hem annesine bakmak için çalıştığını anlatıyor.

Cenaze töreninden bir kare. Fotoğraf: AA

Cenazede boy gösteren yetkililere tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

Tek başımıza yanıyoruz. Ölmüş de kızım, milletvekilidir, başkandır, şudur budur, Ak Parti’dir yanımdaydı. O da yalandan, gösteriş için. Şimdi yanımda olsaydılar, deselerdi sıkıntın mı var, durumun var mı, bu nasıl baş edecek? Yanımda durmadığı için ben ne edeyim adaleti. Adalet yok o zaman!”

‘Devlet devletimiz olsaydı…’

Nisanur Taşdemir ve Tuğba Taşdemir

Taziyeye gelen komşu kadınlardan biri “Bu mahalle ortasına bir bomba konuluyor orada. Bu kadar insan yanıp tutuşuyor” diyor.

 

“Devlet devletimiz olsaydı” diye tepki gösteriyor şikayetlere rağmen hiçbir önlem alınmamasına:

“O kadar şikayet gidiyor kurumlara, İŞKUR diye bir şey var orada. Ama diyorlar ki ‘bana ne maaşım yatıyor beni ilgilendirmiyor kim yanmış kim ölmüş’.”

Nisanur'un evi.

Patron Kurtuluş Oransal, Yalova’da el çantasına doldurduğu paralarla yurtdışına kaçmaya hazırlanırken yakalanmıştı.

Kızının gece saatlerine dek mesaide aç karnına çalıştığını anlatan anne Altun “Paraya kıyamıyorsun, yemek almıyorsun, böyle çuval çuval parayla nereye kaçacaksın!” diye tepki gösteriyor.

Nisanur’un evinden çıkıp Tuğbaların evine gidiyoruz. Evin tam karşısı mezarlık. Abla Berivan ağlayarak mezarlığa bakan balkona çıkamadıklarını anlatıyor.

“Hayalleri vardı” diyor Tuğba için: “18 yaşına girince ehliyet alacaktı. Ben sevdiğim kişiyle evleneceğim, sizin gibi görücülerle evlenmeyeceğim diyordu.”

“Kardeşim seviniyordu. 'Abla kozmetik yerinde çalışıyorum, parfüm yapıyorum' diye” diyor ablası...

‘Bizim çocuklarımız bağıra bağıra öldü, nasıl unutacağız?’

Baba Şahin Taşdemir “Peşini bırakmayacağız” diyor:

Bizim çocuklarımız bağıra bağıra orada öldü. Biri benim çocuğum, biri yeğenim, biri de torunum. Orda onların bağırma seslerini duyan adam iki gün yemek yememiş.”

“Nasıl unutacağız?” diye soruyor baba Şahin Taşdemir. Yangın merdiveni olsaydı, pencere olsaydı çocukların kurtulabileceğini anlatıyor.

Patlamadan önceki gün, yılbaşı yaklaştığı için parfüm yapımında kullanılan çok fazla kimyasal malzemenin tesise getirildiğini söylemiş Tuğba. Baba Taşdemir “Önceki gün adam iki senelik malzemeyi yığmış oraya” diyor.

AFAD ve itfaiye ekiplerinin yangının ardından yanmamış kimyasal madde dolu varilleri güvenli bölgeye alma çalışması dün itibariyle halen sürüyordu. (Fotoğraf: AA)

Tuğba’nın yaşlarında, onun işyerinden arkadaşı olduğunu söyleyen çok sayıda çocuğun cenazeye ve taziyeye geldiğini anlatan abla “Hiç mi polis, zabıta gelmemişti siz çalışırken” diye sorduklarında “Gelenler ellerinde parfüm şişeleriyle gidiyordu” yanıtını aldıklarını anlatıyor.

Yangın sırasında Tuğba’nın ağabeyi üstünü ıslatıp birkaç kez içeri girmiş, sonunda kızların birbirlerinin üzerinde kapaklanmış haldeki cansız bedenlerini görmüş. Onun da zehirlendiğini ve şimdi psikolojisinin hiç iyi olmadığını anlatıyor kardeşleri. O akşam arkadaşları gelip onu hava almaya götürmüş.

“Biz bu acıların hesabını istiyoruz” diyor ablası: “Aileden 3 can verdik orada. Biz kardeşimizin yüzünü göremedik, cenazemizi bile yıkayamadık, neden bu acıları bize yaşattılar?”

‘Devir çok zor olmuş, nereye baksan her şey pahalı, insan ne yapsın?’

Ve Dilovası’nda çok fazla çocuğun ve kadının bu koşullarda çalıştırıldıklarını anlatıyor:

Devir olmuş çok zor abla. Bir ekmek olmuş 15 tl. İnsanlar yaşayamıyor, geçim sağlayamıyor. Nereye baksan her şey pahalı. İnsan ne yapsın?

Bazı aileler var, anası babası çalışmayan, çoluk çocuk gidiyor çalışıyor. Ne yapsın? Onlarda suç yok ki, o işleri yöneten insanlarda suç var. O denetimleri yapan insanlarda suç var.

Aile güveniyor, bilmiyor ki ne olduğunu. Mahallenin yarısı gidiyor. Biz ne bilelim, iyidir dedik, herkes gidiyor.

Bugün belki 30 kız geldi, ‘ben işyerinden Tuğba’nın arkadaşıyım’ diye. Biri diyor ‘o gün benim kolum sakattı gitmemişim’, biri diyor ‘annem hastaydı gitmemişim’, biri diyor ‘babam o gün göndermedi gitmedim’. Hepsi o yaşlarda, 16, 17, 18…”

‘Bu sadece aile meselesi değil, ülke meselesi’

Tuğbaların evinden çıkıp Cansu’nun evine gidiyoruz.

Cansu’nun babası İsmail Esetoğlu “Bizim canımız yanmış. Dünyayı verseler onlar geri gelir mi? Onlar cezasını çeksin. Onun peşindeyiz. Benim canım yandı. Bu sadece aile meselesi değil, ülkenin meselesi. Bunları dile getireceğiz, toplu bir şekilde hareket edeceğiz. O gün bir gelsin” diyor.

Cansu 5-6 aydır çalışıyormuş orada.

İşyerinde çekilmiş bir fotoğraf. Ortada Cansu, sağda Tuğba. Soldaki işyerinden arkadaşları... 

Taziyedeki bir akraba İzmir’de bir evdeki yangında 5 küçük kardeşin ölümünü, Kartalkaya otel yangınını, Gayrettepe’deki gece kulübünde tadilat sırasında 30 işçinin yaşamını yitirdiği yangını hatırlatıyor ve “Vampir gibi insanın kanını emiyorlar” diyerek tepkisini dile getiriyor.

Cansuların evinden ayrılırken fotoğraf çekmek istiyoruz, aile 'Biz görünmeyelim ama siz dışarıdan evi çekin, görsünler halimizi' diyor.

Baba İbrahim Esetoğlu, “En cahil bir insan bile oraya gitse, bu işyerini o şekilde görse, iş kurallarına uygun bir yer olmadığını anlar. Ama vicdan yoksa üstü örtülür” diyor ve suçluların cezasını çekmesi için mücadele edeceklerini söylüyor.

Patronlar ve AKP'lilerle boy boy fotoğrafları olan dayıları tutuklu, ama şimdilik...

Olayın ardından Ravive Kozmetik patronları Kurtuluş Oransal, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör "olası kastla öldürme", Ali Osman Akat ve Onay Yörüklü ise "suçluyu kayırma" suçundan tutuklandı. 

Ali Osman Akat, Oransal kardeşlerin dayısı. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski İçişleri Bakanı Soylu dahil AKP’lilerle boy boy çektirdiği fotoğraflar, kendi sahibi olduğu L’Actone kozmetik şirketinin Meclis’e pandemi döneminde sattığı dezenfektanlar ve yurtdışından kozmetik ürün adı altında kokain getirtmekten tutuklanıp kısa süre sonra tahliye edilmesiyle tanınıyor.

3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği işçi katliamının ardından tutuklanan patronlar ve açığa alınan kamu görevlilerinin kısa süre sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam edip etmeyecekleriniyse işçi sınıfının mücadelesi belirleyecek.

Kamu görevlilerinin şikayetler yapıldığında bir türlü adresini tespit edemediği işyeri şu anda polis barikatıyla çevrili.

Bugün orada bir eylem yapılacak. TKP Gebze İlçe Örgütü'nün bugün saat 16.00’da yapılacak eyleme çağrısında “Valilik ve Çalışma Bakanlığına söylüyoruz: Sorumlu aramayın. Asıl sorumlu sizlersiniz! Sorumlulardan hesap sormak için, güvenceli ve insanca yaşam mücadelesi için buluşuyoruz” denildi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.