Sayfa yolu
Muğlak ve dayanaksız ifadelerle tutuklamalar, zedelenen adil yargılanma hakkı: 'Savcılar suç işliyor'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 22.07.2025 , 13:32 Güncelleme Tarihi: 23.07.2025 , 00:05
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile İBB soruşturmasında görevli iki savcıyı Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayet etti.
Şikayetle ilgili CHP'den yapılan açıklamada, 30 Ekim 2024 tarihinden itibaren yürütülen soruşturmaların sistematik bir hal aldığı ve yalnızca bireysel hak ve özgürlükleri değil, aynı zamanda demokratik hukuk devletinin temel ilkelerini de ağır biçimde ihlal ettiği vurgulandı.
'Masumiyet karinesi, adil yargılanma ve savunma hakkı ihlal ediliyor'
Dilekçede söz konusu savcıların “hukukun üstünlüğünü göz ardı eden”, Anayasa ve kanunlara açıkça aykırı hareket eden uygulamalarla masumiyet karinesi, adil yargılanma ve savunma hakkı gibi evrensel insan haklarını ihlal ettikleri belirtildi.
Özellikle muhalif siyasilere ve halk tarafından seçilmiş belediye başkanlarına yönelik yargı eliyle yürütülen baskının, yalnızca kişisel mağduriyetler yaratmadığını; aynı zamanda halkın siyasi iradesine doğrudan müdahale anlamı taşıdığını kaydedilen suç duyurusunda; savcılığın yürüttüğü basın açıklamaları ve medya üzerinden yapılan algı çalışmalarıyla da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına aykırı olarak masumiyet karinesinin de ihlal edildiği vurgulandı.
'Savunma hakkı sistematik şekilde kısıtlanıyor'
Dilekçede, avukatların görevlerini yapmalarının engellendiği, dosyalara erişimin keyfi biçimde sınırlandığı ve savunma hakkının sistematik şekilde kısıtlandığı belirtildi. Bu durumun, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığını zedelediği, adil yargılama ilkesini ortadan kaldırdığı ifade edildi.
“Anayasa’nın 2. maddesiyle güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi yalnızca yurttaşlar için değil, kamu gücünü kullananlar için de bağlayıcıdır” denilen açıklamada, hiçbir kamu görevlisinin Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin tanıdığı hakları ihlal etme hakkına sahip olmadığının altı çizildi.
'Savcılar 'görevi kötüye kullanma, soruşturmanın gizliliğini ihlal, hakaret, iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' gibi suçlardan soruşturulmalı'
Dilekçede, şikayet edilen isimlerin “görevi kötüye kullanma, soruşturmanın gizliliğini ihlal, hakaret, iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” gibi suçlardan soruşturulması gerektiği belirtilirken, Avrupa Yargı Etiği İlkeleri ile Türk Yargı Etiği Bildirgesi’ne aykırı davranışlarının da ayrıca değerlendirilmesi istendi.
Çiftci: HSK harekete geçmeli, aksi takdirde yargının meşruiyeti tümüyle ortadan kalkacak
CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, yapılan başvuruya ilişkin, “Ortada bir hukuk süreci değil, doğrudan siyasetin merkezinden yönlendirilen organize bir yargı operasyonu var. Savcılık makamı, anayasal sınırlarını aşarak yürütmenin siyasi ajandasına göre pozisyon almakta, muhalefeti sindirmeye, belediye başkanlarımızı ve partili hukukçularımızı cezalandırmaya odaklı hareket etmektedir. Bu, hukuk devletinin çökmesi anlamına gelir” dedi.
Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu (HSK) göreve çağıran Çiftci, “HSK'nin bu hukuk dışı uygulamalara karşı derhal ve bağımsız biçimde harekete geçmesi bir tercih değil, anayasal yükümlülüktür. Aksi takdirde, yargının meşruiyeti tümüyle ortadan kalkacak, toplumsal barış ve hukuka güven geri dönülmez biçimde zarar görecektir” dedi.
'Önce şüpheli belirleniyor ardından delil üretme yoluna gidiliyor'
CHP'nin HSK'ye yaptığı şikâyetin ayrıntılarına ulaşan Halk TV'nin haberine göre, dilekçede, söz konusu soruşturmaların işleyiş biçimine itiraz ediliyor. CHP, bu soruşturmaların "önceden oluşturulan bir kurgu çerçevesinde ve evrensel hukuk kurallarına aykırı bir biçimde yürütüldüğünü" söylüyor.
Buna göre, yargılama sürecinde önce şüphelinin belirlendiği, ardından bu kişiyi suçlayabilecek "iftiracıların bulunduğu" ve sonrasında "delil üretme yoluna gidildiği" belirtiliyor. CHP, yürütülen yargısal süreçlerin "sıradan bir soruşturma görüntüsünün ötesine geçtiğini" ve "hukuk dışı yöntemlerle şekillenen, sistematik bir siyasi operasyon niteliği kazandığını" belirterek, bu durumun yargı bağımsızlığını ciddi şekilde zedelediğini savunuyor.
İktidara yakın medyada haberler manipüle edilerek veriliyor
Şikâyet dilekçesinde dikkat çekilen bir diğer husus ise, gözaltı ve tutuklama kararlarının yargı mercileri harekete geçmeden önce iktidara yakın medyada "haberleştirilmesi" oldu. Dilekçede, bu durumun yürütülen süreçlerin "bağımsız birer adli işlem değil, doğrudan psikolojik operasyon niteliği taşıdığını" açıkça gösterdiği ifade edildi. CHP, bu tür yayınların yargı süreçlerini manipüle etme ve kamuoyunu belirli bir yöne çekme amacı taşıdığını belirterek, bu durumun adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu belirtti.
Masumiyet karinesinin ihlali ve 'beyaz Toros' tartışması
Dilekçede, gözaltına alınan belediye başkanları ve meclis üyeleri hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın yapılan basın açıklamalarıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiği vurgulandı. Özellikle olağanüstü hal dönemlerini hatırlatan bir üslupla gözaltına alınan isimlerin arka arkaya dizilerek görüntülerinin paylaşıldığı ve toplumda suçlu gibi lanse edilmeye çalışıldığı detaylarına yer verildi.
Üzerinde özellikle durulan bir diğer konu ise, Ekrem İmamoğlu'nun ifadesini alan savcı tarafından sosyal medya hesaplarında "beyaz Toros" fotoğrafının paylaşılması oldu. Dilekçede, "Toplumun hafızasında faili meçhullerle, infazlarla ve hukuk dışı uygulamalarla özdeşleşmiş beyaz Toros’un, Ekrem İmamoğlu’nun ifadesini alan savcı tarafından sosyal medya hesaplarında paylaşılması, kabul edilemezdir" ifadeleri kullanıldı. Bu paylaşımın, yargı etiğine ve insan haklarına aykırı olduğu belirtilerek, savcının tarafsızlığını zedelediği belirtildi.
Savunma hakkının ihlali
CHP’nin hazırladığı dilekçede yargılama süreçlerindeki hak ihlallerine de geniş yer verildi.
Adliyeye avukatların dahi alınmadığı, savunma hakkının fiilen yok sayıldığı, müdafilerin dosya inceleme taleplerinin engellendiği belirtildi.
Ayrıca, baskı ve tehditle kişilerin ifadelerinin değiştirildiği, tehdide boyun eğmeyen kişilerin ise yüzlerce kilometre uzaklıktaki cezaevlerine sevk edildiği gibi uygulamaların detayları paylaşıldı. CHP, bu uygulamaların "çok sayıda temel insan hakkını ihlal etmenin yanı sıra açıkça suç teşkil ettiğini" vurgulayarak, bu durumun yargının temel prensiplerine aykırı olduğunu savundu.
'Suç teşkil ediyor'
CHP şikayet dilekçesinde Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin ilk maddesine atıfta bulunarak, hâkim ve savcıların insan onuruna saygılı olacağını, insan haklarını koruyacağını ve herkese eşit davranacağını hatırlattı. Dilekçede, "İnsan onurunu ayaklar altına alan ve karanlık bir dönemin sembolü haline gelen beyaz Toros paylaşımının, yalnızca meslek etik kurallarına aykırı olmakla kalmayıp, aynı zamanda suç teşkil ettiğini" ifade edildi.
Tutuklamalar nelere dayandırılarak yapılıyor?
Sürecin başından bu yana savcıların mahkemelere sevk yazılarında, itirafçıların zaman zaman esas suçlama kabul edilen ifadelerinde, basına ve kamuoyuna hazırlanan bilgilendirme yazılarında, mahkeme kararlarında yer verilenler çok tepki çekti.
"Kürtlerin ittifak yapmasının suç sayılması" bunlara çarpıcı bir örnekti.
Ardından operasyon kapsamında gözaltına alınan, tutuklanan isimlerin avukatları hatta avukatların avukatları da gözaltına alındı, tutuklandı.
Teorik açıdan güvenilirliği son derece tartışmalı "ortak baz kaydı", "öyle duydum, böyle oldu diye düşünüyorum" gibi ifadelere dayandırılan tutuklama kararları da ikna edici değil. Avukatlar dayanaksız, muğlak ifadelerin şüphe oluşturacak ciddiyetten dahi uzak olduğunu savunuyor.
Bugünkü İBB soruşturmasında gözaltına alınan 8 isimle ilgili savcılığın hakimliğe sevk yazısında rüşveti "samimi beyanlara" dayandırmasıysa gelinen noktayı özetliyor.
Savunma hakkını kısıtlayan bir diğer önemli unsur da aylardır hazırlanmayan iddianameler. Bu da adil yargılanma hakkını zedeliyor.
| İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması: 8 kişi tutuklandı, rüşvet 'samimi beyanlara' dayandırıldı |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.