Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Moldova'dan Gagavuzya'nın özerkliğini ortadan kaldırma ve baskıyı arttırma hazırlığı

Gagavuzya'nın lideri Gutsul, Rusya ziyareti nedeniyle Kişinev'den şimdiden tehditler almış durumda. Moldova güvenlik güçleri, yeni siyasi baskılara hazırlıklı gözüküyor.

Okay Deprem

Yayın Tarihi: 31.03.2024 , 21:02 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Moldova'daki iç siyasi gerginlik ve çatışma, Devlet Başkanı Maia Sandu'nun iktidarını güçlendirme girişimleriyle birlikte yoğunluk kazanmış durumda. Moldova devleti tarafından halen tanınmayan “Transdinyester Cumhuriyeti”nin kuşatma altında olması yeni bir durum olmasa da, Kişinev'in, diktatörlüğe ve iç savaş teşebbüslerine direnen Gagavuzya üzerindeki baskıyı artırıyor. Gagavuzya, Moldova'nın Türkçe konuşan bir topluluğunun yaşadığı küçük ve kendine özgü bir bölgesi. Aynı zamanda Rusya ve Türk halklarıyla yakın kültürel ve akraba bağlarına sahip olan Gagavuzya halkı, özerklik statüsüne haklı olarak uzun zamandır çok önem veriyor.

Moskova’nın etkisinden uzaklaşan Kişinev'in azınlıklara baskısı arttı

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından sonra kurulan çoğu genç devlette olduğu gibi, Moldova'da da milliyetçi güçler iktidara gelmişti. Moskova’nın etki sahasından mümkün olduğunca hızlı bir şekilde uzaklaşmaya çalışan Moldova iktidarı, nüfusun Rusya'ya sempati duyduğundan şüphelenilen sosyal, etnik, dilsel ve dini gruplar üzerinde baskı yoluna gitmişti. Moldova'da geleneksel olarak Rus halkı ve devleti ile tarihsel nedenlerden olayı eski bağları sürdürmek isteyen iki temel bölge oldu: Transdinyester Cumhuriyeti (TDC) ve Gagavuzya. Ağırlıklı olarak Rusların yaşadığı TDC, 1990'lı yılların başlarında Kişinev ordu ve polisinin silahlı saldırısına maruz kalmıştı. Ne var ki hem yerel halkın direnişi hem de Rusya Federasyonu'nun barış misyonu güçleri sayesinde TDC bağımsızlığını savunmayı başarmıştı. Gagavuzya ise söz konusu dönemde silahlı çatışmalardan uzak durmayı başararak yakın zamana kadar halkının kültürel ve dilsel kimliğinin korunmasına olanak tanıyan özerklik statüsünü sürdürebildi.  

Partilerin yasaklanması, medya kanallarının kapatılması, muhaliflerin tutuklanması 

Moldova'da Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu'nun 2020 yılı sonunda iktidara gelmesinin ardından, ülkede yaşamın tüm alanlarının tamamen Romenleştirilmesine ve ülkenin Romanya ve Avrupa Birliği (AB) tarafından ilhak edilmesinin hazırlığına dönük bir kampanya başlatıldı. Yeni hükümetin bu türden planları, başarısız ekonomi politikasıyla da birleşti. Bunun yanında nüfusun önemli bir kısmının ülkenin Bükreş ve Brüksel'den yönetilen bir eyalete dönüştürülmesine kategorik olarak karşı çıkması, iç ihtilafların keskin bir şekilde artmasına yol açtı. Moldovalı milliyetçiler, ülkenin Rusça konuşan sakinleri, Gagavuz halkı ve de çoğu muhalefet partisinin temsilcileri, Maia Sandu'nun planlarına anlamlı bir şekilde ve ortaklaşa karşı çıktılar. Moldovalı yetkililerin Batı yanlısı pozisyonuna karşı bu kolektif direniş; açık bir siyasi baskıya yol açtı. Bazı partilerin yasaklanması, en popüler medya kanallarının kapatılması veya engellenmesi, birçok muhalifin tutuklanması ve kovuşturulmasını da beraberinde getirdi.

Gagavuzların muhalif partilere oy vermesi, Kişinev’in baskılarını daha da tetikledi

Gerek Maia Sandu'nun diktatörlük arayışı ve özlemi nedeniyle, gerekse bölge halkının ve siyasi liderliğinin etnik ve dilsel sebeplerden dolayı zulme uğramaya başlamasından dolayı Gagavuz özerkliği kendisini oldukça zor bir durumda buldu. Buna özerk cumhuriyette yaşayanların parlamento seçimlerinde her daim muhalefet partilerine oy vermesi de ekleniyor. Gagavuzların kendi kimliklerini ve Rusya ile asırlarca süren bağlarını koruma arzusu, şu sıralar Kişinev'in sürekli saldırılarına neden oluyor. Maia Sandu'nun polis ve istihbarat servisi bölgedeki siyasi süreçlere sürekli müdahalede bulunuyor. Bu doğrultuda Gagavuzya Cumhuriyeti Başkanı Yevgenya Gutsul ve bölgesel parlamento milletvekilleri baskıya maruz kalıyor. Merkezi hükümet yetkilileri Gagavuzya'nın mali kaynaklarını bloke ediyor, normal ticari ve ekonomik faaliyetlere engel oluyor ve hatta Avrupa'nın bu en yoksul bölgelerinden birisinde vergi yükünü makul olmayan oranlarda artırıyor. 

Yevgenya Gutsul’un Moskova ziyareti Kişinev açısından bardağı iyice taşırmış oldu

Ukrayna'daki silahlı ihtilafın arka fonunda, Maia Sandu hükümetinin Gagavuz halkına yönelik baskıları ağırlaşırken ne Gagavuz halkı ne de ilgili özerk bölgenin yetkilileri Rusya ve TDC ile bir savaşa sürüklenmek istiyor. Fakat AB ve NATO'nun etkisi altındaki Kişinev yönetimi adım adım savaşa ilerliyor. Kişinev'in tehdit ve baskıları nedeniyle Gagavuzya'nın Başkanı Yevgenya Gutsul ve özerk parlamento şimdiden Rusya Federasyonu ve Türkiye'den koruma talep etmek zorunda kaldı. Bu kapsamda, Mart ayında Yevgenya Gutsul Rusya'yı ziyaret etti ve burada Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu arada Gagavuz milletvekilleri daha önce de Moskova ve Ankara'dan destek istemişlerdi. Halkları zorla asimilasyondan, kardeş katliamından ve iç savaşa sürüklenmekten kurtarmaya yönelik bu tür girişimler Birleşmiş Milletler (BM), AB ve uluslararası kuruluşlar tarafından görmezden geliniyor. Ancak Maia Sandu ve onun istihbarat servisi tüm bunlara elbette ki kayıtsız kalmıyor. Gagavuzya'nın lideri Yevgenya Gutsul, Rusya ziyareti nedeniyle Kişinev'den şimdiden tehditler almış durumda. Moldova güvenlik güçleri, tutuklama ve yargılamayla tehdit etmek suretiyle yeni siyasi baskılara hazırlıklı gözüküyor...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.