Sayfa yolu
Modernizmde anonimleşen portreler
Yayın Tarihi: 13.11.2022 , 08:13 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Resim sanatında modern dönemin başlangıcı Romantiklerden itibaren sayılır. Fransız Devriminin rüzgârı en çok bu dönemde hissedilmiş ve bu erken modernizm gerçekçilik akımı ile önemli bir kırılıma uğramıştır. Sanatın saray ve dinin belirleniminden kurtulması sayesinde, sıradan insanların portreleri kendine sanat içinde temsiller bulabilmiş ve aynı zamanda sanatçıyı özneleştiren, özgünleştiren bir yolun başlangıcı kurulmuştur. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başları ile birlikte, bu çok kısa tarih aralığında, resim sanatı en üretken olduğu dönemi yaşamış: Kübizmden sovyet avangardına, izlenimcilerden dışavurumculara ve hatta post modernizmin ilk örneklerine kadar yaygın bir hatta üretimler yapılmış ve çeşitli sanat akımları oluşmuştur.
Tüm bu akımların belki de en bilineni ya da popüleri kübizmdir. Ama kübizmden bahsederken modern resim tarihine etkisi açısından fovizm, aynı önemde, onun yanına eklenmezse eksik kalacaktır. Hatta daha büyük belirleyen, bir adım geriye attığımızda karşımıza dikilecek olan Cézanne’dır. Picasso da, Matisse de Cézanne ayak izlerini takip eden ve Cézanne’dan aldıkları iki ayrı unsuru kendi özgünlükleriyle zenginleştirip aşan kişilerdir. Biri Cézanne’ın kütlelerini, yani nesnelerin boşluğu dolduruş biçimlerini almış; diğeri ise Cézanne’ın sanata ulaşma kurallarının renklerle ifadesini oluşturmuştur. Picasso’nun kübizmi sadece Cézanne’ın sanata varmak için feda ettiği perspektif bozumundan ilham almaz, aynı zamanda kütlesellik birçok resminde nesnelerin kendi özgül ağırlıklarını hissettirecek şekilde ortadır. Resimdeki unsurlar “gerçek gibi” yanılsaması yaratmadan var olduğunu hissettirir. Matisse’de ise kütle yoktur. Her şey iki boyutlu ve yüzeyseldir. İnsanı şaşırtacak derecede berrak, illüzyonuna gerek duymayan, yaşayan portreler yaratabilmiştir.
Matisse’in en önemli resimlerinden sayılan “Madam Matisse” resminde, portrenin ortasından kocaman yeşil bir çizgi geçer. O yüzden resmin diğer adı “Yeşil Çizgi”dir. Geniş yüzeyler fırça izleri görünecek şekilde boyanmış ve yeşil çizgi yüzü sıcak ve soğuk renkler olarak ikiye ayırmıştır. Arka plandaki renkler tamlayan ve ön plana çıkartan rolü ile soğuk rengin olduğu yüzün tarafında sıcak; sıcak yüzün arkasına soğuk olacak şekilde boyanmıştır.
Bu portreye baktığımızda ne portrenin psikolojik bir incelemesine ne de gerçekçi bir betimlemesine rastlarız. Hatta model ressamın karısı olmasına rağmen, ikisi arasındaki özel iletişime dair de ipucu yoktur. Burada ressam varmaya çalıştığı bir amaç için modeli de portreyi de bir araca dönüştürmektedir. Portre anonimleşmekte, aynı bir mask gibi ilkel ve sonsuz bir görüntüye kavuşmaktadır. Bu artık ressamın karısının portresi değildir. 20 yy’a damgasını vurmuş anonim bir portredir. Bir soyut resimdir…Tıpkı Mısır hiyeroglifleri gibi ilkeldir. Ancak hiyerogliflerde özelleşmeye çalışan anlatı, burada genelleşmekte ve herhangi birine ait olabilecek bir kadın portresine bilinçli olarak varmaktadır. Yani modeli tanıyanlar bile resimde modeli değil de harhangi bir kadının portresini görmektedirler. Portrecilik, 4.yy’da Fayyum Portrelerinde sıradan kişileri resme taşıyıp, kişiyi betimlemek ve onun kimliğini oluşturmak için yapılırken; 20. yy’a geldiğimizde sıradan insanın anonimleştirmekte ve “sanatın kendisini” sanatçının sözüne dönüştürmektedir.
Romantikler öncesinde resim bir araçtı. Bir soylunun portresini, bir tarihi, bir iktidarın kalıcılığını sonsuz hale getirmek için kullanılmaktaydı. Dinin sözünü alegorilerle süsleyerek halka benimsetmek için bir silahtı. Romantiklerden itibaren sanatçılar kendilerine sanat tarihinde bir yer açabilmiş ve “kendi tartışmalarını” başlatabilmişlerdir. Şüphesiz iklim de bu tartışmalar için elverişliydi. Fransız devriminin rüzgarı, sonrasında Avrupa’da uzun süre biriken ve 1871’de Paris’te komün ile somutlanan eşit ve özgür yaşam hakkı, daha insani koşullarda çalışmak için eylemler yapan ve hak kazanan işçiler… Bu ortamda, sanat sınırları içerisinde kalacak olsa dahi, vasat bir tartışmaya yer yoktu. İnsanlığın ileriye sıçradığı zamanlara denk düşen ve meydana geldiği coğrafyayı aşan cesur tartışmalar… Ve hepsi, tüm insanlık için değerli miraslara dönüştü.
Günümüzün bireyciliği ile birleşen herkesin özel olma ihtiyacı ya da hepimizin çok özel olduğuna dair kulağımıza fısıldananlar, sadece hikayelerimizi kendi cebimize sığacak kadar küçültmüyor, aynı zamanda o küçük hikayelerin çok büyük olduğuna inanmışlığımız bizi kör ediyor. Hikayemiz, biz anonimleşebildikçe büyüyecek ve özne olabildikçe bize ait olacak.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

