Sayfa yolu
Büyük hicivci Daumier’in Cumhuriyeti
Yayın Tarihi: 30.10.2022 , 12:46 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Daumier ressam, karikatürist, heykeltıraştı ve aynı zamanda büyük hicivciydi. Babası bir cam ustasıydı ama şair olmak istediği için Daumier altı yaşındayken Paris’e taşınmışlardı. Bu taşınma babasının işsiz kalmasına ve büyük geçim zorlukları yaşamalarına sebep olmuştu. Daumier çocuk yaşlarından itibaren çalışmak zorunda kaldı, önce bir kitapçıda sonra bir mübaşirin yanında ayak işleri yaptı. Eli çizime hep yatkındı. Orta düzey bir eğitim alıyordu ama aklı fikri çizimdeydi. Bu yüzden ailesi onu, aynı zamanda babasının yakın arkadaşı olan, sanatçı Alexandre Lenoir’in yanına yerleştirdi. Lenoir klasik bir ressamdı, Daumier’in ilgisini ise Remrandt ve Rubens çekiyordu. Ustalara duyduğu hayranlık ve onlardan öğrenme isteğiyle sık sık müzelere taşınıyor ve onların eserlerini kopyalıyordu. Ertesi yıl sanat akademisine yerleşti ve taş baskı tekniğini öğrenme fırsatı buldu. Hayatı boyunca yapmayı bırakmayacağı bu teknikle yaşamını kazanacak ve tarihe kazınacak illüstrasyonlara, karikatürlere imza atacaktı.
1830 yılında Fransa’da ayaklanmalar yükselir. Napolyon sonrası kurulmuş olan Bourbon restorasyon dönemi tam bir monarşiye dönmüştür. Özellikle XVIII. Louis öldükten sonra yerine geçen kardeşi X.Charles, intikamcı bir saldırganlıkla Fransız Devriminden kalan hakları geri almıştı. Halkın oy hakkını sınırlandırması ve basın özgürlüğüne karşı çıkardığı yasalarla Fransa’yı her geçen gün boğuyordu. Şimdilerde de uygulanan bir yöntem olarak, kendi kendine darbe girişiminde bulunup anayasayı lehine değiştirmişliği bile vardı. Ayaklanmalar Temmuz ayında restorasyon döneminin sonunu getirdi fakat halk rahata ermedi. Yerine geçen Louis-Philippe bir öncekinin benzeri bir hanedandan, Orleans ailesinden bir düktü. Verdiği sözleri koltuğa oturur oturmaz unutacak ve daha Kasım ayında yaptığı ilk icraatlardan biri basın yasasını çıkartmak olacaktı. Böylece, yayınlanacak her şey basılmadan önce kralın onayından geçecekti.
Daumier, sansürden nasibini aldığında “La Caricature” dergisinde karikatürist olarak çalışıyordu. Sivri dilli ve yetenekliydi. 1831 yılında ortalığı karıştıran “Gargantua” karikatürü yayınlanır. Karikatürde, Louis-Philippe klozet işlevi gören bir tahtta oturmakta, bir taraftan sürekli yemekte ve bakanlarına ayrıcalıklar dışkılamaktadır. Daumier kralı 16.yy’da yazılmış bir kitaptaki, doymak bilmeyen dev Gargantua’nın armut kafa hali olarak tasvir etmişti. Üstelik kralı başka karikatürlerinde de armut kafa olarak çizmesiyle meşhurdu. Mizah politik eleştirinin halk tarafından kolay sahiplenilmesini sağlıyordu, kralın kızdığı kadar vardı. Bu yüzden Daumier, henüz 24 yaşındayken, 6 ay hapse ve para cezasına çarptırıldı. Cezasının 2 ayını cezaevinde, 4 ayını ise akıl hastanesinde geçirmek zorunda kaldı.
Daumier özgürlüğüne kavuştuktan sonra da muhalifliğine devam etti. Ayrıca Fransa’da halk da hareketliydi. 1834 yılında Transnonain sokağına kurulan barikatta bir Fransız askeri vurulunca, kralın diktatörlüğü askerin brütal vahşetine dönüşmüş ve katliam yaşanmıştı. Asker ateşin geldiğini düşündüğü bir apartmanda yaşayan herkesi, çocuklar dahil, öldürmüştü. Daumier’in yaşanan bu olayı ele aldığı illüstrasyonu, bir karikatürün sınırlarını aşacak ve gerçekçi resmin iyi bir politik örneğine dönüşecektir. İnsanların bu illüstrasyonu görebilmek için matbaanın vitrinine akın ettiği söylenir. Aynı dergide yazan matbaanın kurucusu, “burada bir mübalağa yok, modern tarihin kana bulanmış bir sayfası” diye yazacaktır.
Fransa’da işçilerin eylemleri devam eder. Şubat 1848’de Louise-Philippe devrilir ve yerine İkinci Cumhuriyet kurulur. İşçi eylemlerinin sosyalist rengi belirgin olsa da burjuvazi hayranı Louise-Blanc’in yönetim kademesine gelmesi daha başından hareketin kendisini yok edeceğinin sinyallerini verir. Yeni hükümet, kurulan Cumhuriyetin imajı için bir yarışma düzenler. Daumier’in de katıldığı yarışmaya ilgi büyüktür. Sanatçı resminde Cumhuriyeti, Fransız Devriminden itibaren ulusal simge haline gelmiş olan “Marianne” ile betimler. Marinane tıpkı Daumier’in yeni cumhuriyette gördüğü umut gibi, güçlü ve kaslıdır. Marianne, 1792’de Birinci Cumhuriyet’in aldığı bir kararname sonucu; devleti temsil eden tüm belgelerden kralın resminin kaldırılması ile ortaya çıkmış, Fransa’yı temsil eden anonim, antik bir kadın figürdür. Devletin para, mühür gibi resmi evrakları dışında, Marianne’ın bir diğer bilinen hali Delacroix’ın “Halka yol gösteren özgürlük” resmindedir. Fransız Devrimi ile halka yön gösteren Marianne, şimdi çocuklarını besler ve eğitir.
“Cumhuriyet”, Daumier’in niyetinden bağımsız olarak ve Fransa’nın kaderini bilmenin de rahatlığıyla, Marianne’nın kitap okuyan çocuğu eğittiğini değil de besleyemediğini düşündürtüyor. Burjuvazinin çıkarları peşinde koşan bir Cumhuriyet’in besleyemediği küskün çocuğu, annesinin ayakları dibinde boynu bükük, kitap okuyor. Gargantua gibi doymak bilmeyenlerin yönettiği Cumhuriyetlerin küskün, dışlanan çocukları çoktur. Halbuki tüm kardeşlerin eşit beslenebildiği, eğitim alabildiği bir Cumhuriyet de mümkün. Yeter ki; küskünlüğü bir kenara bırakıp, ayağa kalkalım.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


