Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

MHP’den 'gündüz kuşağı' yasa teklifi: Hedef haber bültenlerine sansür mü?

Yıllarca şarlatanların, çocuk istismarcılarının ve kadına yönelik şiddetin "gündüz kuşağı" adı altında meşrulaştırılmasına, yoksulluğun ve adaletsizliğin bir sirk gösterisine dönüştürülmesine seyirci kalan AKP-MHP iktidarı, şimdi "mahremiyet" kılıfıyla yeni bir yasa hazırlıyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 11.04.2026 , 11:47 Güncelleme Tarihi: 11.04.2026 , 17:13

Türkiye’nin televizyon ekranları, uzun süredir yoksulluğun, çaresizliğin ve suçun birer sirk gösterisine dönüştürüldüğü bir alan. Adalet mekanizmasının çöktüğü, devletin bir sadaka ağına indirgendiği bu tablo içinde, emekçi halkın en derin trajedileri "gündüz kuşağı" programlarında reyting cihazlarına meze ediliyor.

Tüm bunlar olurken, adaleti mahkeme salonlarında değil televizyon stüdyolarında aramaya itilmiş bir toplum yaratmaktan fayda sağlayan iktidar bloku, bu sefer “aile yapısını koruma" iddiasıyla ortaya çıktı. 

Türkiye gazetesinin haberine göre, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç tarafından hazırlanan yasa teklifi, gündüz kuşağı programlarında "özel hayatın ve aile yaşamının" ifşasını yasaklamayı, tarafların rızası olsa dahi çatışmaların ekran önünde sergilenmesini engellemeyi ve ihlal durumunda kanallara brüt reklam gelirlerinin yüzde 2’si ile 5’i arasında devasa cezalar kesmeyi öngörüyor.

İkiyüzlülüğün kabarık sicili: Neredeydiniz?

İktidar ortaklarının "aile yapısını koruma" iddiasıyla gündeme getirdiği bu yasa teklifi, gündüz kuşağı programlarının geçmişteki sicili ve bu sicile gösterilen tolerans nedeniyle eleştirilerin odağında. Yıllar boyunca cinayet, şiddet ve çocuk istismarı gibi ağır adli vakalar, televizyon stüdyolarında reyting malzemesi haline getirilirken, denetleyici kurumların eylemsiz kalması "ikiyüzlülük" tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Yakın geçmişte kamuoyunun hafızasına kazınan onlarca örnekten birkaçı bu ikiyüzlülüğün en net özeti:

  • Canlı yayında 'kıyma makinesi': ATV'de yayınlanan Müge Anlı'nın programında, bir cinayet vakası işlenirken cinayet aleti olduğu öne sürülen bir kıyma makinesi stüdyoya getirilerek canlı yayına çıkarıldı. RTÜK, yayın ilkelerinin bu korkunç ihlaline rağmen sessiz kalmayı tercih etti.
  • Stüdyoda şiddet ve istismarcıya mikrofon: "Zahide Yetiş ile Yeniden Başlasak" adlı programda, bir baba canlı yayın sırasında kızına fiziksel saldırıda bulundu. İstismar faillerine mikrofon uzatılıp mağdurların travmalarının ekran önünde reyting uğruna yeniden üretilmesine göz yumuldu.
  • Palu ailesi rezaleti: Cinayet, gasp ve istismar gibi karmaşık suç ağlarını içeren ve Türkiye'nin günlerce konuştuğu "Palu Ailesi" vakası, adli bir soruşturmadan ziyade stüdyo şovuna dönüştürüldü. Canlı yayında gerçekleşen gözaltıların ardından, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Müge Anlı ile telefonda görüşerek kendisine "teşekkür ettiği" ve bakanlıklara talimat verdiği basına yansıdı.
Meryem Tahnal'ın öldürülmesine ilişkin kamuoyunda "Palu ailesi" olarak bilinen davada, cinayet sanığı Tuncer Ustael "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile diğer suçlardan 7 yıl hapis, 5 aile üyesi ise 8 yıl 4 ay ile 14 yıl 2 ay arasında değişen hapis cezasına çarptırıldı.

Asıl hedef ne?

Taslağın yasalaşması halinde, kurallara aykırı yayın yapan televizyon kanallarına, ihlalin tespit edildiği tarihten önceki aya ait brüt ticari iletişim gelirinin yüzde 2’sinden yüzde 5’ine kadar idari para cezası verilmesi planlanıyor.

Ancak teklifin can alıcı ve en tehlikeli noktası, düzenlemenin sadece gündüz kuşağı programlarını değil, haber bültenlerini de kapsaması. 

Taslağa göre; "kişilerin özel hayatı, aile yaşamı, konut dokunulmazlığı, sağlık bilgileri ile ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin içerikler, açık bir kamu yararı bulunmadıkça" yayımlanamayacak.

Yasanın geçmesi halinde, tarikat yurtlarında yaşanan bir çocuk istismarının, işçi cinayetlerinin veya kadına yönelik şiddet vakasının "özel hayatın ihlali" sayılarak haber bültenlerinden sansürlenebilme ihtimali doğuyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.