Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Menderes Gündüz: Kaybedilmiş bir can üzerinden kirli bir pazarlık yapılmış

Umut Gündüz davasında katil, skandal bir gerekçeli kararla ‘iyi hal indiriminden’ yararlandırılmıştı. Baba Menderes Gündüz bundan sonraki süreçte nasıl bir mücadele içinde olacaklarını soL'a anlattı.

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 11.01.2022 , 08:26 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

19 yaşındaki lisanslı bisiklet sporcusu Umut Gündüz, 15 Temmuz 2020 tarihinde, antrenman sonrası bisikletiyle evine giderken trafik kurallarını ihlal eden alkollü bir sürücünün arkadan çarpıp kaçması sonucu yaşamını yitirmişti.

Ailesi, Umut'un ölümünün bir "kaza"dan ibaret olmadığını belirtmiş ve katilin serbest bırakılması sonrası adalet mücadelesine başlamıştı.

Raporlarda, Umut’un yolun sağ şeridinden eksiksiz teçhizatla gittiği, kaskında ve bisikletinde sürücüleri uyarmak için ışıklandırma bulunduğu ve kusursuz olduğu belirtilirken, Çağdaş Şenyüz'ün alkollü olduğu, yüksek hızla ve trafik kurallarını ihlal ederek araç kullanması nedeniyle asli kusurlu olduğu kaydedilmişti.

Mahkeme, hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Çağdaş Şenyüz’e verdiği 5 yıl 4 ay hapis cezasını "iyi hal indirimi uygulayarak”, 4 yıl 5 ay 10 güne kadar indirdi.

Açıklanan gerekçeli kararda ise "Sabıkasız geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığını dile getirmiş olması, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri..." gibi maddelerin sıralanması, katile mahkeme tarafından bilinçli bir şekilde sahip çıkıldığının kanıtı oldu.

soL, mahkeme sürecini, gerekçeli karar hakkındaki düşüncelerini ve mücadelenin önümüzdeki yol haritasını Umut’un babası Menderes Gündüz’e sordu.

Mahkeme sürecini tüm boyutuyla anlatan Menderes Gündüz, mücadelenin ve adalet arayışının devam edeceğinin altını çizdi:

“Biliyorsunuz, üç mahkeme oldu. İlki 24 Haziran’da, ikincisi ise 7 Aralık’taydı. Şöyle bir özellik vardı bunlarda. Umut’un öldürülmesinden 9 ay sonra iddianame hazırlandı. Oldukça geç bir tarih bu. Her şey somut ve dosya da net olmasına karşın geç hazırlandı. İlk mahkeme 11. ayın sonunda görüldü, yani 24 Haziran’da. Neredeyse bir yılı dolduruyor. Ardından, birinci mahkemeden sonra araya yaz tatili, adli yıl tatili girdiği için ikinci mahkeme 7 Aralık’a, 6 ay sonrasına ötelendi”.

‘Mahkeme davadan kurtulmak istedi’

Mahkemenin alelacele hareket ederek davadan kurtulmak istediğini ifade eden baba Menderes Gündüz: “7 Aralık tarihi geldiğinde mahkemenin büyük bir telaş, acele ve bir an önce karar verip dosyadan kurtulma gibi bir tavırla sonlandırılma çabası içerisinde olduğunu fark ettik. Neden? Oluşan kamuoyu ve bizim yürüttüğümüz adalet mücadelesinin etkileri ortada fakat bu etki karşı taraftan bir tepkiye dönüşmüş oldu. Bir an evvel bu kararı verip, kurtulmak istediler”. dedi.

‘Ayarlanmış bir sahneyi izledik’

Sürecin adeta bir sahneyi andırdığını söyleyen Menderes Gündüz, planlanmış bir şekilde hareket edildiğini anlattı:

"Soruşturma kısmındaki savcının kararla ilgili mütalaasını gördüğümüzde, dosyayı incelemeden alelacele karar verildiğini düşündük ve kendilerinden yazılı savunma yapmak için süre talep ettik. Bunda da çok acele ettiler ve hemen bir hafta, on gün kadar sonrasına, 27 Aralık’a süre verdiler. Bu da zaten üçüncü duruşmamız oldu.

“27 Aralık’a geldiğimizde, son iki mahkemedir avukatın hiç bir şekilde konuşma yapmaması dikkat çekiciydi. Özetlemeye çalıştığım şey şu: Ayarlanmış bir sahneyi izler gibiydik...Tanık da kolay kolay konuşmadı. İlk mahkemede hakim bir şeyler sormuştu ancak gerek kem küm ederek gerekse de konuyu geçiştiren cevaplar vermişti. Üçüncü kez mahkemeye geldiğimizde ise duruşma hem milletvekilleri hem de basının katılımıyla görülürken, dava bir aceleyle sonuca bağlanmaya çalışıldı. Beklediğimiz ya da talep ettiğimiz bir sonuçla karşılaşmadık”.

‘Tüylerimiz diken diken oldu’

Gerekçeli kararın korkunç olduğunu ifade eden baba Menderes Gündüz, “Mahkeme, ilk gün gösterdiği ısrara devam etti. Sanığa önce 4 yıl ceza verildi. Sonra bu, üçte bir oranında arttırılarak 5 yıl 4 aya çıktı. Ardından ise iyi hal indirimi denilerek cezayı 4 yıl 5 aya düşürdüler. Fakat bunun o acele içerisinde neye dayanarak yapıldığını bilmiyorum. Gerekçeli karar ise geçtiğimiz cuma günü çıktı. Gerekçeli kararda, iyi hal indiriminin neden verildiğini okuduğumuzda ise tüylerimiz diken diken oldu. Böylesine iğrenç, korkunç bir neden gerekçe gösterilemez” sözlerini kullandı.

‘Katil mahkemeye damat kıyafeti ile geliyordu’

Gündüz, katil için her türlü şeyin tasarlanmış olduğuna dikkat çekti:

“Neydi bu gerekçeler? Kişinin sosyal ilişkileri, verilecek cezanın sanık üzerindeki olası etkileri... Bunlar mahkemenin tasarrufu. Katil, damat kıyafeti giyiyordu resmen. Üç mahkeme boyunca, kahraman gibi geliyordu. Biz zaten her süreçte tekrar tekrar hukukun ve resmi kurumların eziyetine uğradık. Korkunç bir tabloyla karşılaştık. Yani Umut’un sosyal ilişkileri, Umut’un gelecekle ilgili beklentileri, planları, bizim gelecekte Umut’un kaybı ile ilgili yaşayacağımız her türlü sıkıntı ya da psikolojik durum düşünülmedi. Ancak katilin, kılı kırk yararak planlanmış, inceden inceye düşünülmüş, tasarlanmış ve kurtarılmış bir durumu söz konusu”.

‘Sürekli bahaneler öne sürdüler’

“Biz buna tepki olarak, etrafımızda olan, özellikle de şu an düzenli olarak görüştüğümüz, içerisinde AKP’li hukukçuların da olduğu herkese bu gerekçeli kararı gönderdik” diye konuşan baba Menderes Gündüz, “Bunun hukuka, vicdana, ahlaka sığmayacağını ve bu durumla ilgili bir şeyler yapmaları gerektiğini dillendirdik. Pazartesi (dün) ilk günümüzdü. Hem Adalet Komisyonu, hem Sanatçılar Komisyonu Başkanı hem Meclis Başkanı hem de özellikle iktidar partisindeki hukukçu milletvekillerinden randevu talep etmek istedik. Ancak sabahtan beri aramamıza rağmen bize randevu verilmedi, verilmiyor. Bahaneler üretiliyor. Bu yeni bir şey de değil, haftalardır devam eden bir şey” dedi.

‘Bu kararı veren hakime nasıl görev verebildiniz?

Bundan sonra ne yapmayı düşündüğünü sorduğumuzda Gündüz şu ifadeleri kullandı:

“Mücadelemiz için şunu diyebilirim. Biz elbette Meclis kısmını zorlayacağız. Ancak bunu aynı zamanda sokağa da taşıyacağız. Çünkü biz evde olduğumuz ve yalnızca bürokrasiyi zorladığımız sürece elimizde koca bir sıfır kalıyor. Herkes telefonda bazı gerekçeleri bahane gösteriyor ve bize randevu verilmiyor. Biz de verilmeyen randevuların adreslerine, özellikle Adalet Bakanlığı’nın önüne gideceğiz. Bu kararı nasıl verdiniz, bu kararı veren hakimi siz nasıl Ankara’da hakim yapabildiniz? Hem mevzuata hakim değil, hem de salona hakim değil. Tutumları bir kamu görevlisinden ziyade bilinçsiz bir yurttaşa daha çok benziyor. Bu hakime bir soruşturma, inceleme yapılacak mı?”.

‘HSYK’ya suç duyurunda bulunacağız, Adalet Bakanlığı’nın önünde olacağız’

Katilin kurtarılabilmesi için bir hesap içerisinde olunduğunun altını çizen Umut'un babası Menderes Gündüz, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Avukatlarımız şu an dilekçeyi hazırlıyorlar. İstinat mahkemesine itirazımızı yapacağız. Savcı ve hakim anlamında da HSYK’ya suç duyurusunda bulunacağız. Görevlerini yapmadıkları, mahkeme esnasında açıkça görüldüğü gibi alaycı ve geçiştiren bir tavır sergiledikleri ve işlerini yapmadıkları için HSYK’ya da başvuru yapacağız. Elimizde hak dediğimiz ne varsa sonuna kadar kullanacağız. Fiziksel anlamda da eşimle birlikte Adalet Bakanlığı önünde eylemimize devam edeceğiz. Çünkü bu, kabul edilebilir bir şey değil. Katili kurtarabilmek için, kaybedilmiş bir can üzerinden kirli bir pazarlık yapılmış durumda. Aylar öncesinden söylemiştim, bir lokantadaki yemek hesabı gibi bir hesap yapılmış katili kurtarabilmek için...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.