Meğer yargı 'tıkır tıkır' işliyormuş: 'Gidin acınızla ne yapıyorsanız yapın diyorlar...'

Trafikte alkollü bir sürücü tarafından öldürülen oğlu Umut Gündüz için adalet mücadelesi veren Menderes Gündüz, hakkında açılan 'hakaret davası'nı soL'a değerlendirdi.

İsmail Sarp Aykurt

Ankara'da alkollü bir sürücü tarafından öldürülen oğlu Umut Gündüz için adalet mücadelesini sürdüren Menderes Gündüz daha önce karakoldan aranarak ifadeye çağrılmıştı.

Menderes Gündüz bugün dava iddianamesinin ellerine ulaştığını söyleyerek ilk davanın 10 Mayıs’ta “hızlıca” görüleceğini söyledi.

Gündüz yaptığı açıklamada, Umut’un katilinin yargılanması için aylarca beklediklerini ancak kendileri söz konusu olunca hızlı bir yargılamanın mümkün olduğunu gördüklerini ifade etti.

Menderes Gündüz, soL’a süreci en baştan anlatarak gelinen noktada kendilerine ‘Cezaya razı olun, acınızla baş başa kalın’ denildiğini; daha önceki ailelere verildiği gibi, kendilerine de gözdağı verilmek istendiğini söyledi.

Gündüz, kendilerine ulaşan dosyada, Hakime ve Duruşma Savcısı olarak görev yapan Cumhuriyet Savcısı'na "hakaret ettiği" iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığını vurguladı.

Menderes Gündüz şunları dile getirdi:

‘Sonradan öğrendik, tutuklama katili korumak için yapılmış’

“15 Temmuz 2020 tarihinde Umut’u kaybettik. Akabinde, o akşam nöbetçi savcının çalışmasıyla zanlı tutuklandı. Aslında kişinin tutuklanmasında hukuk sistemindeki normal işleyiş geçerli değilmiş. Meğer bu tutuklama Umut’un sevenlerinin, aile yakınlarının tepkisi karşısında ‘katili korumak’ üzerine yapılan bir tutuklamaymış. Bunu da sonradan öğrendik. Neden? Çünkü 4 ayın sonunda iddianamede bile hazırlanmadan, mahkemesi görülmeden uzun tutukluluk mağduriyeti iddiasıyla serbest bırakıldı."

'Anlaşılıyor ki bize karşı psikolojik bir savaş vermişler'

“İddianame 9 ayın sonunda bizim baskılarımız sonucunda çıktı. İddianame çıktığında içeriği boştu. Oysa 15 Temmuz akşamında hazırlanmış bir iddianameydi. Neden 9 ay sonra işleme konuldu? Bize karşı psikolojik bir savaş vermişler. Birinci yılını doldurmak üzereyken ilk mahkememiz görüldü. Aslında 1 senede tüm yargılama sürecinin bitmiş olması gerekiyordu. Ne hikmetse, yargılama uzadıkça uzadı”.

‘Dosyayı hızlıca kapatmaya çalışmışlardı’

“Görülen ilk mahkemede taleplerimizin reddi ve ardından 6 ay sonrasına ikinci duruşma verildi. 7 Aralık tarihine... Gittikçe uzuyor süreç yani. O tarihe gelindiğinde mahkeme heyetinde bir aceleci davranma sezdik. Bunu da  ailelerle yürüttüğümüz hukuk ve adalet mücadelesi, Türkiye’de sürdürdüğümüz tur, siyasi partiler ve vekillerle olan görüşmeye, oluşan kamuoyuna bağlıyorum. Bir an evvel dosyadan kurtulmak için 7 Aralık günü sadece prosedürü yerine getirmek için mahkeme kendisini hazırlamıştı. ‘Son sözleriniz var mı?’ diyerek dosyayı kapatmaya çalıştılar”.

Mahkemenin yapacağı işin "prosedür tamamlamaya" döndüğünün altını çizen Gündüz, mahkeme tarafından alelacele "son sözlerin" talep edildiğini ifade etti:

‘Mahkemenin tek işi prosedürü tamamlamaya çalışmak oldu’

“Biz dosyanın hakkaniyetle incelenmediğini düşünerek kendilerinden zaman istedik. Bizle pazarlığa tutuşarak, 7 gün, 10 gün, 13 gün sonra deyip aceleci bir şekilde 27 Aralık’a bağlanmış oldu.  Bu tarihte ise hâlâ dosyanın hakkaniyetle inceleneceğini düşünmemize rağmen şunu fark ettik, gördük ki mahkeme hiçbir inceleme yapmamış, kararını vermiş. Sadece prosedürü tamamlama uğraşısı içerisinde”.

“Mahkemeye girdiğimizde ise yine son sözler istendi. Birçok aileyle görüştüğümüz ve onların da davalarına katıldığımız için sürecin az çok nasıl işlediğini biliyorum. Hakim ağzını açtığında hangi cezayı vereceğini de biliyorum. Zaten asliye cezada yargılamalarda büyük bir ceza çıkmıyor. Mevcut yargılama sisteminde iktidara muhalif değilse alt sınırdan yargılama yapılıp, indirimlerle birlikte 5 yılın altına düşürülüp, Yargıtay yolu da kapatılmak suretiyle ailelerin talep, tepki ve mücadele eylemleri içerisinde bulunmasının önüne geçilmeye çalışılıyor”.

'Bizden beklenen, katilin dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesine alışmak...'

“Ailelerden şu bekleniyor: ‘Katilin dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesine alışın. Verdiğimiz cezalara razı olun. Gidin acınızla ne yapıyorsanız yapın”. Hakim, kararı okuyorum dediğinde ve 6 sene karar açıklandığında ben anladım. Ha, burada 6 yıl da verilemedi. 5 yıl 4 ay verildi. Sonrasında ‘iyi hâl’ indirimi uygulandı. Bu durum zaten bize bambaşka bir travma yaşattı. Neydi gerekçe? Hatırlanacaktır, katilin, sosyal ilişkileri ve olası cezanın gelecekte katil üzerinde olası etkisi... “

‘Verdiğiniz kararlar nedeniyle siz de katil kadar suçlusunuz’

Alınan yanlış kararlara dikkat çektiğini ve bu nedenle suçlandığını söyleyen Menderes Gündüz, yargılama sistemine bir eleştiri getirdiğini aktardı:

“O sırada, karar okunurken ayaktaydım ve şunu söyledim. Bakın, katil oğlumu öldürdü ve suç işledi. Ancak bu suçun karşılığındaki cezayı almıyor. Almamasının nedeni de sizin uygulamış olduğunu bu cezasızlık politikasıdır. Katilin elinde kan olduğu kadar, sizin de vermiş olduğunuz bu yanlış kararlardan dolayı sizler de katiller kadar suçlusunuz. Ben bunu direkt yargılama sistemine bir eleştiri olarak söyledim. Oradaki savcı ya da hakime söylenmiş bir şey değildir. Kopyala yapıştır mantığıyla işleyen bir yargılama süreçleri yaşamıştık daha önce”.

'Sizler de bu kararlardan dolayı yargılanacaksınız dedim...'

“Ben bu itirazımı devam ettirdim. 'Yanlış yapıyorsunuz, bu hatadan dönülmesi gerekiyor diye. Sizin verdiğiniz bu kararlar katillere cesaret veriyor. Bundan sonraki suç ve suçlulara siz cesaret veriyorsunuz. Bu sebeple siz de katiller kadar suç işliyorsunuz. Bir gün gelecek verdiğiniz bu yanlış, teşvik edecek kararlardan dolayı sizler de yargılanacaksınız' dedim. Bunu mahkeme heyeti kendilerine hakaret ve suç algıladığı için, altını çiziyorum ‘ivedilikle’ harekete geçiyor.

13 Ocak’ta ifadeye çağrıldım. Bugün itibarıyla iddianame elimize ulaştı. 10 Mayıs’ta da ilk davamız görülecek. Bu kadar hızlı ve sistemli işliyordu da bizde neden işlemedi? Bizim gibi birçok ailenin acıları karşısında neden işlemedi? Bunu da sorgulamak gerekiyor. Bu bizi çok rahatsız ediyor. Aslında sürpriz de değil. Geçmişte Elvan, Şenyaşar ailelerinden de gördük. Çorlu tren katliamı dosyasında da gördük. Bize de geleceğini tahmin ediyorduk. Gözünün üstünde kaş var diyerek bir sebep bulunmuş oldu”.

'Hukuk sistemi tıkır tıkır işliyormuş...'

“Şaşırmadık, bunu bekliyorduk” diye konuşan Menderes Gündüz, beklenmedik tek şeyin sistemin bu kadar hızlı, adeta “tıkır tıkır” işleyen bir şekilde hareket ettiğini görmek olduğunu söyledi.

“Mahkemeye gideceğiz, büyük bir katılımla. Hukukçu siyasiler, vekiller de söylüyor. Bu hakimler çok deneyimsiz. Dışarıdan bakıldığında bu hakimler AKP’yi suç ve suçluyu koruyan bir parti olarak gösteriyor diyorlar. Şöyle denildi, ‘Ülkede hukukun üstünlüğünü tescil edemezsek, ülkenin bir hukuk devleti olduğundan söz edemeyiz. Bize yapılan en çok başvuru adil yargılanmama başvuruları’...Tıpkı bizi ve bizim gibi birçok aileyi tarif ediyor.”

‘Talep edilen şu: Kötü örnek olmayın, razı olun...’

Menderes Gündüz, eğer bu suçsa, bunu başkalarının da birçok kez işlediğini hatırlatarak sözlerini noktaladı:

“Ben mahkemede söyleyeceklerimi diyemeyeceksem, tepkimi, acımı gösteremeyeceksem neyi yapacağım? O zaman biz evlerimizde oturalım, siz kararlarınızı verin. Biz de razı olalım. Öyle mi? İitraz ettiğinizde hemen suç teşkil ediyor. Bize ve diğer ailelere gözdağı veriliyor. Tıpkı daha önceden de verildiği gibi. Ailelere çok dava açıldı. Maksat şu, “kötü örnek olmayın, razı olun. Acınızla baş başa kalın” demek bu.