Sayfa yolu
MEB'den ortak yazılı sınav sistemi dayatması: ‘Öğretmen veri memuru değildir’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 22.10.2026 , 11:31
AKP iktidarı, eşitsizliklerin gittikçe derinleştiği ve gerici uygulamalarla bilimsel niteliğinden uzaklaştırarak çökerttiği eğitim sistemine bir darbe daha vurmak için düğmeye bastı.
Milli Eğitim Bakanlığı 26 Ekim itibarıyla ortaokul ve liselerde 16 farklı dersi kapsayacak şekilde başlattığı Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne (OYSS) ilişkin kılavuzu yayımladı.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) altyapısı üzerinden yürürlüğe sokulacak uygulamayla birlikte öğrencilerin aynı dijital şablon ve soru havuzu üzerinden değerlendirileceği ölçme platformunun devreye alınacağı duyuruldu.
‘Öğretmenin belirleyici rolü gasp ediliyor’
Bakanlık, merkezileştirilen açık uçlu sınav modelinin pilot araştırmalara dayandığını ve öğretmen iradesini koruduğunu iddia etse de ölçme-değerlendirmeyi bürokratik bir veri girişine dönüştüren ve okullar arasındaki eşitsizlikleri derinleştiren düzenlemeye karşı Eğitim-İş, Danıştay nezdinde dava açarak yürütmenin durdurulmasını ve iptalini talep etti.
Eğitim-İş’in açıklamasında, OYSS Kılavuzu'nun öğretmenlerin pedagojik özerkliğini daralttığı vurgulandı. Sınavlarda okul zümrelerinin hazırlayabileceği soru sayısının iki ile sınırlandırılması ve diğer soruların merkezi havuza bağlanması eleştirildi. Soruların sınavdan sadece dört gün önce açılmasınınsa öğretmenin belirleyici rolünü gasp ettiği vurgulandı.
Öğretmenin merkezden gelen soruları uygulayan bir "veri memuruna" dönüştürülemeyeceğini belirten sendika, öğrencisini tanıyan öğretmenin birikiminin sınavlara yansıması gerektiğini belirtti. Öğretmenlik Mesleği Kanunu uyarınca da uygun ölçme yöntemlerini seçmenin öğretmenin mesleki sorumluluğu olduğu hatırlatıldı.
Ayrıca sınıfların farklı koşulları gözetilmeden uygulanacak modelin eğitimde eşitsizlikleri büyüteceği kaydedildi. Soru bazında e-Okul puan girişi ise teknik altyapı sağlanmadan öğretmenlere yüklenen bir idari angarya olarak nitelendi. Bakanlığın görevinin öğretmenlerin mesleki yetkilerini kısmak değil, imkan farklarını gidermek olduğu vurgulandı.
THTM Öğretmen İnisiyatifleri: Standart sınavlar eşitlik getirmez
soL Haber, uygulamayı Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Öğretmen İnisiyatifleri’ne sordu. Eğitimciler konunun pedagojik ve kamusal boyutunu şöyle özetledi.
"Yeni sınav sistemini tartışırken öncelikle eğitimde eşitlik meselesine odaklanmak gerekiyor. Okulların fiziksel koşulları, sınıf mevcutları, öğretmen olanakları ve öğrencilerin öğrenme koşulları birbirinden bu kadar farklıyken sınavları standartlaştırmanın tek başına eşitliği sağlayacağını düşünmüyoruz. Herkese aynı soruları sormak, herkesin aynı eğitim olanaklarına sahip olduğu anlamına gelmiyor. Asıl mesele, öğrencilerin öğrenme eksiklerini belirlemek kadar bu eksikleri giderecek koşulları da sağlamak.
Bir diğer önemli konu da öğretmenin mesleki hareket alanı. Öğretmen, öğrencisini ve sınıfının ihtiyaçlarını en yakından tanıyan kişi. Sınavların merkezî bir soru havuzuna dayandırılması, öğretmenin kendi pedagojik değerlendirmelerine dayanarak karar verme alanını daraltabilir. Elbette ortak ölçütler ve nitelikli soru kaynakları oluşturulabilir ancak bunlar öğretmenin mesleki birikimini de desteklemeli. Eğitim, standartlar ve sınav sonuçları üzerinden yönetilecek bir süreçten ibaret değil. Öğretmenlerin görüşlerinin dikkate alındığı, eşitliği gözeten ve bilimsel temellere dayanan bir eğitim anlayışına ihtiyacımız var."
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.