Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mazlum Abdi: Ankara'ya ziyaret hazırlığı var, Öcalan'la da görüşebilirim

Olası bir Ankara ziyareti için hazırlıkların yapıldığını ve bu temasların Abdullah Öcalan'la görüşmeyi de içerebileceğini belirten SDG komutanı Mazlum Abdi, HTŞ yönetimiyle yürütülen entegrasyon sürecine ilişkin detaylar paylaştı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 14.05.2026 , 14:12

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Al-Monitor yazarı Amberin Zaman’a konuştu. HTŞ yönetimi ve SDG arasındaki entegrasyon sürecine yönelik eleştirilere yanıt veren Abdi, askeri ve idari ortaklığın detaylarını paylaşırken, Türkiye ile yürütülen temaslar ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını sonlandırmasının ardından ortaya çıkan yeni tabloya dair önemli açıklamalarda bulundu.

Ankara ziyareti ve Öcalan'la iletişim gündemde

Türkiye ile temasların sürdüğünü belirten Mazlum Abdi, olası bir Ankara ziyareti için hazırlıkların yapıldığını ifade etti. Bu ziyaretin içeriğine dair konuşan Abdi, Türkiye temaslarının PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmeyi de kapsayabileceğini dile getirdi. Öcalan ile iletişim kanallarına dair bilgi veren Abdi, "Mektuplar aldık. Sonuncusu ocak ayındaki savaştan önceydi" ifadelerini kullandı.

Kamuoyunda HTŞ lideri Ahmed Şara ile aralarında anlaşmazlık olduğu yönündeki iddiaları yanıtlayan Abdi, önceliklerinin "entegrasyon sürecinin başarılı olması" olduğunu vurguladı. SDG Komutanı, entegrasyon süreci tamamlandığında Şara’yı bölgelerini ziyaret etmesi için davet edeceklerini söyledi.

'Şam'la iki temel ilke üzerine anlaştık'

Sürecin oldukça ağır ilerlediğini ve farklı dosyalarla ilgilenen ekiplerin bulunduğunu belirten Abdi, şu ayrıntıları paylaştı:

"Örneğin askeri entegrasyonla ilgilenen ekiplerden biri. Sipan Hemo da bunlardan biri. Ardından özerk yönetimin diğer kollarının entegrasyonuyla ilgilenen arkadaşlarımız var. Örneğin Asayiş. Şam’la, Asayiş’in Kürt çoğunluklu bölgelerde aynen korunması konusunda anlaştık. Tüm Asayiş görevlileri ve çalışanları görevlerini sürdürecek, Suriye devletine entegre olacak ve devletin bir parçası olacak. Yaklaşık 15 bin kadın ve erkekten söz ediyoruz."

HTŞ yönetimi ile iki temel ilke üzerinde uzlaştıklarını ifade eden Abdi, ilk ilkenin özerk yönetim bünyesinde çalışan yaklaşık 50 bin kişinin işten çıkarılmaması ve görevlerinde kalarak maaşlarını ilgili devlet bakanlıklarından alması olduğunu söyledi. İkinci ilkeyi ise şu sözlerle açıkladı:

"Kürt çoğunluklu bölgelerde yerel yönetimin yerel halk tarafından yürütülmesi, etnik olarak karma bölgelerde ise yönetimin uzlaşı temelinde paylaşılması. Karma bölgeler derken Haseke gibi yerleri kastediyorum; burada Araplar, Kürtler, Hristiyanlar ve diğerleri birlikte yaşıyor. Kobani’de Arap çoğunluklu iki nahiye var: Sirrin ve Shexler. Bir de Serekaniye var. Bu bölgelerde Arapların halkın iradesine göre liderlik üstlenmesi gerekiyor. Afrin’in durumu biraz hassas çünkü Türk devleti hâlâ orada bulunuyor. Ancak Afrin ve çevresindeki Şehba bölgesi tartışmasız biçimde Kürttür. Halep’teki Şeyh Maksud da Kürt çoğunluklu bir bölgedir."

Yeni bir siyasi parti kuracağı yönündeki iddialara da değinen Abdi, "Bu halktan gelen bir talep. Bu nedenle değerlendiriyoruz. Ama dürüst olmak gerekirse şu an öncelik listemizin başında değil" dedi.

Dört tugay neredeyse hazır

HTŞ yönetiminin son dört ayda attığı somut adımlara ilişkin bilgi veren Abdi, askeri güçlerin entegrasyonunun planlandığı gibi ilerlediğini belirtti. SDF güçlerinden oluşan ve SDG komutanlarının yöneteceği dört askeri tugay kurulması konusunda anlaştıklarını söyleyen Abdi, bu yapıların resmen tanınmasının büyük ölçüde tamamlandığını ifade etti:

"Artık Suriye ordusunun parçası olarak yeni isimlere sahipler ancak tamamen SDG savaşçılarından oluşuyorlar. Örneğin Kobani için kurulan tugay Kobani’de konuşlu ve Halep merkezli bir tümenin parçası. Cezire bölgesinde üç tugay daha var. Biri Derik’te, biri Haseke'de, diğeri Kamışlı’da bulunuyor."

Entegrasyon süreci sonlanana kadar SDG’nin varlığını sürdüreceğini, feshedilmesinin ardından kendisinin nasıl bir rol üstleneceği sorusuna ise gülerek yanıt veren Abdi, "Güzel soru. Halkımızın arasında kalacağım. Halkımızı örgütlemeye odaklanacağız ve doğal olarak yeni yapılar ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı.

'Yeterince esnek davranmadık'

Abdi, Rakka ve Deyrizor operasyonlarına yönelik eleştirilere ve bölge halkından yükselen tepkilere de yanıt verdi. Başlangıçta bu bölgelere gitme niyetlerinin olmadığını ancak kendilerine yönelik saldırıların odağı olduğu için askeri bir gereklilik doğduğunu söyleyen Abdi, şöyle konuştu:

"Rakka ve Deyrizor meselesine gelirsek… Başlangıçta oralara kadar gitmek gibi bir niyetimiz yoktu. Ancak bize yönelik saldırıların çoğu Rakka, Menbiç ve Deyrizor’dan geliyordu. Çekirdek bölgelerimizi korumak için düşmanı kendi kalelerinde vurmak zorunlu hale geldi. Bu askeri bir gereklilikti. Ayrıca o bölgelerde IŞİD yönetimi altında yaşayan insanlardan bizi gelip kurtarmamız yönünde çağrılar vardı. Tüm bu bölgeleri yerel halkın yardımıyla özgürleştirdik. Omuz omuza savaştık ve birlikte can verdik. ABD öncülüğündeki koalisyon da elbette havadan bize destek veriyordu. Rakka özgürleştirildiğinde tamamen harabeye dönmüştü. Siz de gördünüz."

HTŞ yönetiminin buraları güç kullanarak geri almasını beklemek yerine daha erken bir uzlaşı sağlayamadıkları yönündeki eleştirilerde haklılık payı olduğunu kabul eden Abdi, sürece dair bir özeleştiride bulundu:

"2025’te Şam’la imzalanan 10 Mart anlaşması bu bölgelerin yeniden entegrasyonunu öngörüyordu. Güçlerimizi çekmeden önce, tüm kesimlerin tanındığı ve adil temsil edildiği demokratik bir Suriye çerçevesinde yerel halkın haklarını güvence altına alacak nihai bir anlaşma istiyorduk. Kuzey ve kuzeydoğuyu parça parça terk edilecek topraklar değil, tek bir bölge olarak görüyorduk. Sadece Kürt halkının haklarını düşünüp birlikte çalıştığımız, birlikte savaştığımız diğer halkları görmezden gelemezdik. Onlara karşı da sorumluluğumuz vardı. Bunun için çok çalıştık ama maalesef başarılı olamadık. Hükümet sürekli oyaladı ve önerilerimize yanıt vermedi. Bizim hatamız ise orta yol aramamaktı. Yeterince esnek davranmadık."

'ABD askerinin olmadığı yeni ortama uyum sağlıyoruz'

Entegrasyon sürecinde ABD’nin Şam’a yönelik bir desteğini beklemediklerini aktaran Abdi, Washington yönetiminin bölge politikasını eleştirirken sahadaki Amerikan askerleriyle kurdukları ilişkileri ise ayrı tuttu. Abdi, ABD'nin geri çekilmesi ve mevcut duruma dair şunları kaydetti:

"Beklemiyorduk. Bu savaş başladığında Amerikalılar ağırlıklarını koyup merkezi hükümet güçleri bu kadar ilerlemeden çatışmayı durdurabilirdi. Durum bu kadar kötüleşmeden önce anlaşma sağlanmasına yardımcı olabilirlerdi. Çok geç harekete geçtiler; ancak hükümet güçleri Kürt çoğunluklu bölgelere yaklaşınca devreye girdiler. Savaşı bitirmek için sonradan yaptıkları şeyleri daha önce de yapabilirlerdi. Elbette burada yönetimin politikasını eleştiriyorum. Ama Rojava’da bizimle görev yapan Amerikan komutanları ve askerleri bize her zaman büyük destek verdi; onları suçlamamalıyız. Onlar emirleri uyguluyordu. Ve doğal olarak onların arkadaşlığını özlüyoruz. Çok değerli ve sadık dostluklar kurduk, hâlâ iletişim halindeyiz. Biz onların bilgi ve deneyimlerinden yararlandık, onlar da bizimkilerden. ABD askeri varlığının olmadığı yeni bir ortamdayız ve buna uyum sağlıyoruz."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.