Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mahmut Alınak: Cezaevlerinin Ortaçağ zindanlarından farkı yok

Cezaevlerinde yaşanan sorunlar gündem olmaya devam ediyor. Yaşanan sıkıntıları ve hukuksuz uygulamaları siyasetçi yazar Mahmut Alınak soL için değerlendirdi

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 30.06.2022 , 08:22 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Türkiye'de cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sayısı yaklaşık 315 bin civarında. Son bir yılda cezaevine girenlerin sayısı bu rakamın yüzde 10'nundan fazla. Hüküm giyenlerin sayısı arttıkça iktidar da yeni cezaevlerinin temellerini atıyor. 

Cezaevleri, özellikle siyasi mahkumlara yapılan baskılarla gündemden düşmüyor. Sorunların zaman zaman Meclis'te gündeme getiriliyor olmasıysa sonucu değiştirmiyor. Hatta eski vekil ve yazar Mahmut Alınak'a göre bu sadece zaman kaybı. 

Oysa bir çok tutuklu ve mahkum için değil günlerin saatlerin dahi önemi var. İktidarla arası iyi olan ülkücü mafya Alaattin Çakıcı gibi isimler sağlık nedenleri gerekçe gösterilerek serbest bırakılırken, hastane ve doktor raporu olan bir çok mahkum gerekçe gösterilmeden cezaevlerinde bekletiliyor. Üstelik önemli bir kısmı tek başına kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz halde. 

Cezaevlerinde yaşanan sorunları gündeme getirmek için çaba harcayan Mahmut Alınak, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı:

'Cezaevleri bir intikam aracı olarak kullanılıyor'

Cezaevinde en çok karşılaşılan sorunlar neler?

Cezaevlerinde Ortaçağ zindanlarına benzer uygulamalar hüküm sürüyor. Tek fark, zindanlar karanlıktı; cezaevleri ise elektrikle aydınlatılıyor. Tutuklular daha ilk girişte arama bahanesiyle çırılçıplak soyundurularak manevi çöküntüye uğratılıyor. İnsana dair hiçbir hakları yok. Hak talebinde bulunanlar ise kafa kol kırılarak işkenceden geçiriliyor. Muhalif yayınlar verilmiyor, böylece tutukluların dış dünyayla ilişkileri kesilmiş oluyor. Hastane ve tedavi talepleri karşılanmıyor, tutuklular göz göre göre ölüme terk ediliyor. Özetlemek gerekirse, cezaevleri muhaliflere karşı bir intikam aracı olarak kullanılıyor.

Bu konunun sizin gündeminize girmesi nasıl oldu? 

Cezaevlerinde binlerce yaşlı ve hasta insan var. Yılın yedi ayı güneş yüzü görmüyorlar. İnsani ihtiyaçlarını ancak hücre arkadaşlarının yardımı ile giderebiliyorlar. Ölümler oluyor. İçerdeki insanların hayatı biz dışarıdakilere emanettir. Aydınlar ve siyasi tutuklular hapiste kaldıkları sürece, hayata ve insanlığa karşı sorumluluk duyan herkes  hapis sayılır. Beni duyarlı kılan işte bu duygudur.

'Halka gözdağı veriliyor'

Bugün yaşanan sorunların geçmişte de benzerleri olmuş ve yaşanmıştı. Bugün yaşananların geçmişteki örneklerle benzerlikleri ve farklılıkları neler?

12 Eylül askeri darbesi sırasında cezaevlerinde aylar süren ağır işkenceler vardı. O darbe dönemini ayrı tutarsak, bugün cezaevlerinde süren zulüm hep vardı. Bu değişmez bir devlet politikasıdır. Bu politikanın çeşitli nedenleri vardır: Devlet cezaevlerini intikam aracı olarak kullanmanın yanında bir de  tutukluları ve ailelerini yıldırmaya çalışıyor. Ayrıca cezaevleri yoluyla halka gözdağı vererek bir korku iklimi yaratıyor. Böylece halk kitlesel hak arama yollarından alıkonulmaya çalışılıyor.

Muhalefetin bu konudaki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Düzen muhalefetinden söz ediyoruz. Bu muhalefetin demokrasi ve özgürlükler diye bir sorunu yoktur. Tek dertleri hükümet olmak ve bu diktatörlük rejimine hizmet etmektir. Ağızlarından düşürmedikleri hak, adalet, eşitlik ve özgürlük lafları halkı kandırmak içindir. Bunlar kendilerini devletin ve rejimin bekçisi olarak görüyorlar. Cezaevleri bilindiği gibi devleti ve rejimi ayakta tutan temel direklerden biridir. Yarın iktidar olduklarında onlar da AKP gibi bu direğe omuz vermeye çalışacaklar.

Cezaevlerinde insani bir yaşam için nasıl bir sistem kurulmalıdır?

Bir avuç gökyüzünün göründüğü sekiz metre derinliğindeki bir kuyu olan avlu uygulaması terk edilip, ortak bahçe sistemine geçilmelidir. Bu sistemde bir blokta kalan bütün tutuklular gün içinde istedikleri saatte ortak bahçeye çıkarak, ortak aktivitelerde bulunabilmelidirler.

Ayrıca ve en önemlisi, cezaevleri üçü tutuklu ve hükümlüler temsilcisi, üçü cezaevi yönetiminden ve biri il genel meclisi üyesi olmak üzere toplam yedi kişilik özerk bir kurul tarafından yönetilmelidir. Tutukluların katıldıkları böyle bir yönetimle ancak bu insanlık dışı uygulamaların önüne geçilebilir.

Peki aydınlara ve sorumluluk sahibi yurttaşlara nasıl bir çağrınız olur?

Kendimi de katarak söylüyorum: Aydınlar ve siyasiler cezaevleri meselesinde çok atıl kaldılar. Mesele basına yapılan açıklamalarla geçiştiriliyor. Yukarıda da söylediğim gibi düşünce insanları ve siyasetçiler cezaevinde kaldıkları sürece hepimiz hapis sayılırız. Bir Özgürlük Yasası ile cezaevlerinin boşaltılması gerekiyor. Bunun zeminini yaratmak için bir Cezaevleri Konferansı düzenlenmeli ve yapılacak çalışmalarla ilgili bir yol haritası oluşturulmalıdır. 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.