Bu da oldu: Cezaevi yöneticileri mahkumların parasıyla yatırım yapıyor

Diyarbakır'da bazı cezaevlerinde mahkumların paralarına el koyan yöneticilerin bu paralarla yatırım yaptıkları iddia edildi

Özkan Öztaş-Çekdar Aslan

Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kampüsü yerleşkesi içinde bulunan kimi cezaevlerinde, bazı cezaevi personelinin mahkumların paralarıyla yatırım yaptıkları iddia edildi. Yaygın bir uygulama olarak mahkumların nakit paralarının bir kısmını cezaevi yönetimi emanet olarak teslim alırken, ihtiyaç halinde bir kısmını mahkumlara teslim ediyor.

Bu sayede cezaevlerinde ihtimal konusu olabilecek haraç kesme, rüşvet alma ya da verme ile çeşitli kumar ya da bahislerin önüne geçilmesi hedefleniyor. Ancak Diyarbakır'da yaşananlar sorunun çok farklı boyutlara ulaştığını gösteriyor. Cezaevi personelinin mahkumlardan aldıkları paraları dijital yatırım kanallarında değerlendirdikleri iddia edildi. Konuyu gündeme getiren Diyarbakır Baro'sundan Mehmet Kaya, konuya dair iddaları soL Haber'e değerlendirdi.

Öncelikle yaşananları özetler misiniz? Diyarbakır cezaevinde yaşanan olayın boyutları nedir?

Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kampüsü yerleşkesi içinde bulunan kimi cezaevlerinde mahpusların yanlarında getirdikleri ya da adlarına gelen paraların bankalarda nemalandırıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Mahpusların hesaplarında para olduğu halde  'hesabınızda para yok' cevaplarının verilmesi üzerine mahpuslar ile vasileri, yaptıkları araştırmalar ile edindikleri duyumlar sonucunda mahpus paralarının nemalandırıldığını öğrendiler.

!Buna hakkımız var gerekirse parayı kullanırız'

Mahpusların ve yakınlarınınların verdiği bilgileri cezaevi idaresine sorduğumuzda yasal yetkilerinin olduğunu, yetki çerçevesinde mahpus paralarının nemalandırıldığını ve cezaevinin ihtiyaçları için bu nemaların kullanıldığını beyan ettiler.

Peki gerçekten böyle bir hakları var mı hukuken?

Mahpusların emanete alınan kişisel paralarının kullanımına ilişkin bakanlığın yayımladığı yönetmeliğe göre cezaevi idaresinin böylesi bir yetkisi bulunmuyor. Bakanlık bu yönetmelik uyarınca mahpusların nakit para taşımasını yasakladı. Cezaevlerinde nakit hareketi olmaksızın, elektronik para ödeme sistemi oluşturuldu.

Bu sistem tüm cezaevlerinde yürülükte mi şu an? Süreç nasıl işliyor?

Bu sistemi henüz oluşturmayan cezaevlerinde doğrudan emanet para hesabından kantin hesabına para aktarılıyor. Gerek elektronik para ödeme sisteminde gerekse kantin hesabına para aktarma sisteminde harcama tutarları haftalık olarak belirleniyor. Haftalık harcama miktarının aşılmasına olağanüstü koşullar söz konusu olmadıkça izin verilmiyor.

Yine bu yönetmelikte vesayet altına alınan mahpusun vasisinin; tutuklularda ise bizzat kendisinin izni olmadıkça para üzerinde gerek idarenin gerekse 3. şahısların tasarrufta bulunma yetkisi bulunmuyor. Yasal düzenlemeler açıkça idare ve 3. şahısların yetkisiz bir şekilde tasarrufta bulunmasını yasakladığı halde Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi Kampüsü yerleşkesinde mahpusların emanete alınan paraları üzerinde izinsiz şekilde tasarrufta bulunma ve nemalandırma işlemini yapılmakta olduğu ve yasal olmayan uygulamaya devam edildiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Peki bu konuda daha önce yapılan bir şikayet ya da yönetime iletilen bir bildirim olmuş mu?

Mahpusların emanete alınan paraları üzerinde izinsiz şekilde tasarrufta bulunma veya nemalandırma işleminin yeni bir uygulama mı geçmişten beri süregelen bir uygulama mı bilmiyoruz. Zira bu konu ancak çok yönlü bir araştırmayla veya bakanlık müfettişlerinin emanet para hareketlerini ilgili bankadan isteyerek yapacakları araştırma ve inceleme sonucu ortaya çıkacaktır.

Yasal olmayan bu işlemle ilgili bakanlığın şikayetleri dikkate alarak ivedilikle müfettiş görevlendirmesi gerekmektedir. Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü'nün en son 31 Mart 2022 tarihinde güncellediği verilerine göre Türkiye'de toplam mahkum sayısı 314 bin 502. Mahpus sayısı düşünüldüğünde mahpusların yanlarında getirdikleri ya da adlarına gelen paraların milyonlarca TL olduğu anlaşılmaktadır.

'İdarecilerin keyfiliğine bırakılan milyonlarca liralık bir para var'

Bu paraların ancak bir kısmı haftalık harcama için elektronik karta veya kantin hesabına yatırılıyor, geriye kalan miktar ise idarenin denetimde kalıyor. Bugüne kadar bu paraların nasıl ve ne şekilde denetlendiğine dair herhangi bir bakanlık araştırmasının yapıldığına dair bir bilgi bulunmuyor. Görünen odur ki idarenin keyfiliğine bırakılmış milyonlarca liralık bir para var.

'Tesadüfen öğrenildi!'

Yaşanan sorunun farkına nasıl varıldı? Bunu aile yakınları ya da tutuklular nasıl öğrenmiş oldular?

Bireylerin ister cezaevinde isterse dışarıda olsun menkul veya gayrımenkul mallarına rızaları hilafına bir müdahale Anayasa ve yasalara aykırı. Mahpusların yanlarında getirdikleri ya da adlarına gelen paralar özel mülkiyete konudur.  Ne yönetmelik ne de herhangi yazılı bir emirle bu hakka tecavüz mümkün değil. İdarenin para üzerinde tasarrufta bulunmaya dair yetkisi olduğu beyanı dayanaksız ve yasaya aykırıdır.

Yine cezaevinin ihtiyaçları için bu nemaları kullandıkları şeklindeki argüman meşru değildir. Kişilerin mülkiyetinde olan menkul veya gayrimenkul herhangi bir eşyanın idarenin kararıyla kamu yararına bile olsa kullanılması ölçüsüzdür, adil değildir ve hiçbir şekilde meşru ve yasal işlem olarak nitelendirilemez.

Hakkın özüne müdahale niteliğinde olan bu işlemler ilk aşamada tesadüfen öğrenilmişti. Bir mahpusun adına ailesi para yatırdığı halde hesabında para olmadığı ifade edilmiş, sonradan aile görüşü sırasında emanete para yatırıldığı öğrenilmiş, idareye yaptığı müracaatta paranın nemalandırıldığını öğrenmiştir.

Mahpuslar benzer sorunlar yaşaması ve idarenin cezaevinin ihtiyacı için parayı nemalandırıldıklarını söylemesi üzerine gerçek ortaya çıkmıştır. Oysa gerek para gerekse nema mahpusa aittir. İzinsiz nemalandırma işlemi ile idare görevi kötüye kullanmıştır.  

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2. kitabının “Millete ve Devlete Karşı Suçlar” başlıklı 4. kısmının “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar”  içerisinde yer alan görevi kötüye kullanma suçunu yanı sıra TCK'nın başkaca maddelerinin ihlal edilip edilmediği ancak yapılacak bir araştırma ile ortaya çıkacaktır.  

'Paraları cezaevinin ihtiyaçları için kullandık'

İşlemi yapan görevliller, cezaevinin ihtiyacı için parayı nemalandırıldıklarını savunmaktadır. Gerçek bu ise görevi kötüye kullanma çerçevesinde olay değerlendirilecektir. Ancak mahpusların emanetteki paralarının neması kişisel kullanım için alınmışsa bu durumda başkaca suç tipi ihlal edilmiş olacaktır.

Bu durumda görevi nedeniyle zilyetliği kendisine verilmiş olan veya gözetiminde olan parayı nemalandıran,  görev çerçevesine aykırı bir şekilde tasarrufta bulunan kişiler zimmet suçu işlemiş demektir.  Mahpusların paralarının nemalandırılması işlemiyle elde edilen para ister cezaevinin ihiyacı için kullanılmış olsun isterse kişisel kullanım fark etmez her halükarda suç işlenmiştir. Res'en soruşturmaya tabi bu suçlar için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan res'en harekete geçmesi gerekmektedir.  

Bu süreçle alakalı sizlerin hukuki olarak nasıl bir müdahalesi ve mücadelesi olacak? Ve son olarak neler söylemek istersiniz?

İdarenin yapmış olduğu bu işlemler silsilesi amaç ne olursa olsun bir insan hakkı ihlalidir. İhlalin öncelikle durdurulması, sonuçlarının giderilmesi ve elde edilen nemanın mahpusların hesabına geçirilmesi için idare nezdinde girişimlerde bulunacağız.

Gerek Diyarbakır'da gerekse diğer illerde bu hukuksuzluğun ne boyutta olduğunun tespiti ve hukuksuz işlemlerin önüne geçilmesi için bakanlıktan müfettiş görevlendirilmesini talep edeceğiz. Ayrıca ilgili görevliler hakkında görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarında suç duyurunda bulunacağız. Hangi suç tipinin ihlal edildiği yapılacak araştırma ve elde edilecek deliller sonucu ortaya çıkacaktır. Ayrıca işlemin iptali için dava açacağız.