Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

M. Ziya Ülkenciler bugün toprağa veriliyor

5 Mayıs Cuma günü hayatını kaybeden M. Ziya Ülkenciler, bugün Bahçeköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 07.05.2023 , 09:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

5 Mayıs Cuma günü hayatını kaybeden M. Ziya Ülkenciler bugün toprağa veriliyor.

Öğle saatlerinde Levent Afet Yolal Camisi’nden alınacak cenazesi Bahçeköy Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

M. Ziya Ülkenciler 1967 yılında yükseköğrenimi için geldiği İstanbul’da bir yandan okurken bir yandan da sosyalizm saflarında siyasi – örgütlü mücadelede kollarını sıvamıştı. 1960’ların sonlarındaki pek çok işçi direnişinin örgütlenmesinde öncü roller üstlenmişti. 12 Mart sürecinde kimi siyasi davalar nedeniyle tutuklu kalmış ve serbest kaldıktan sonra 1976 yılında profesyonel fotoğrafçılığa başlamıştı.

12 Eylül’ün ardından fotoğraf alanında çalışmaya devam etmiş, BİLSAK Fotoğraf Atölyesi’ni kurmuş ve kurslar vermişti. 1984 yılında ilk resim sergisini Taksim Sanat Galerisi’nde açmasının ardından Erden Kıral’ın “Dilan” (1986) filminin set fotoğrafçılığıyla, sinemayla teması başladı. Bu filmin ardından Atıf Yılmaz’ın “Asiye Nasıl Kurtulur?” ve “Hayallerim, Aşkım ve Sen” filmlerinin set fotoğrafçılığını yaptı. Bir taraftan da çeşitli gazete ve dergiler için resim, fotoğraf ve sinema alanlarına dair foto-röportajlar gerçekleştirdi.

Sanat Yönetmenliği dönemi

M. Ziya Ülkenciler’in sanat yönetmenliği Sinan Çetin’in Dublör filmiyle başladı.

Bu filmin ardından, hastalandığı döneme kadar, aralarında “Fikrimin İnce Gülü” (Tunç Okan), “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” (Yavuz Turgul), “Bekle Dedim Gölgeye” (Atıf Yılmaz), “Seni Seviyorum Rosa” (Işıl Özgentürk), “Hamam” (Ferzan Özpetek), “Eşkıya” (Yavuz Turgul), “Ağır Roman” (Mustafa Altıoklar), “Salkım Hanımın Taneleri” (Tomris Giritlioğlu), “Filler ve Çimen” (Derviş Zaim), “Büyük Adam Küçük Aşk” (Handan İpekçi), “Abdülhamit Düşerken” (Ziya Öztan), “Eve Giden Yol” (Semir Aslanyürek), “Mavi Gözlü Dev” (Biket İlhan), “Ulak” (Çağan Irmak), “Grev” (Metin Yeğin) gibi filmlerin de olduğu onlarca filmde ve Avrupa Yakası ve Karadayı gibi kimi dizilerde sanat yönetmenliği yaptı. Çok sayıda film festivalinde “En İyi sanat Yönetmeni” ödülünü aldı; çeşitli film festivallerinde jüri üyeliği görevleri üstlendi.

Bir taraftan da aralarında Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Nâzım Hikmet Akademisi (NHKM bünyesinde), Okan Üniversitesi’nde dersler verdi. Aynı dönemde çeşitli şehir müzelerinde dönem dekorlarına ve düzenlemelere de imza attı. Kimi kısa filmler çekti.

Mesleği çerçevesinde sinemaya yaklaşımı

Kendi yaptığı mesleği ifade etmek için kullanılan “sanat yönetmenliği” kavramının aslında eksikli olduğunu ifade eden Ülkenciler, yapılan işin “yapım tasarımcılığı” olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını, çünkü bu işi yapan kişinin filmin mekanların tasarımından başlayarak filmin ışık, renk, kısacası estetiğe giren her türlü görsel aktivitesi ile uğraşan, buna kafa yorup tasarlayan kişi olduğunu vurguluyor.

Bir filmin “sanat grubu”nun 20 ila 60 kişi arasında ve aralarında marangoz, demirci, boyacı, alçıcı, inşaatçılardan oluşan çok sayıda meslekten çok sayıda insandan oluştuğunu vurgulayan Ülkenciler, bir sanat grubunun Türkiye’de varolan bütün sanayi sektörlerinin neredeyse bütününe hakim olacak ölçüde bilgi ve donanım sahibi olması gerektiğine vurgu yapıyor. Sanat grubunun demir, inşaat, marangozluk kadar, tekstil, dekorasyon ve resimden, boya, heykel, elektronikten de de anlaması gerektiğini vurgulayan Ülkenciler, bu mesleğin “ağır iş” kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu alanda çalışacak olanların hem teknik hem entelektüel bilgi açısından düzeyinin yüksek olması gerektiğini belirten Ülkenciler, bu düzeyin tarih ve sanat tarihi bilgisi ile de bütünlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu ihtiyaçlara karşın, alanda ciddi bir donanım ve eğitim sorunu olduğunun da altını çiziyor.
Entelektüel birikimin sanayi ve malzemeyle buluşması olarak nitelediği yapım tasarımı/sanat yönetmenliği işinin dijital teknolojiye hızla yönelmesi gerektiğini de vurguluyordu Ülkenciler.

Çalıştıkları alanın, sinemada çalışan emekçilerin neredeyse yüzde 80’ini kapsadığını da ifade ederek, sinema emekçilerinin örgütlenmesinin ve hak mücadelesinin de altını çiziyordu. Sektörün mevcut yapısının sinema emekçilerini departmanlar halinde izole ederek, birbirlerinden kopararak ve birbirleriyle rekabete sokarak parçaladığını, bunun da bu sektörde mücadele etmeye zorlaştırdığını ifade ederek, bir film ekibinin yapımcı karşısında tek vücut hareket etmesinin önemine işaret ediyordu. 

(Bu görüşler Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 20-21. sayısı için M. Ziya Ülkenciler ile 2008 yılında yapılan söyleşiden derlenmiştir.)

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin açıklaması

Kadıköy’de faaliyete geçtiği 2004 yılından bu yana Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nin katkıcılarından olan Mustafa Ziya Ülkenciler’in ardından merkezin yaptığı açıklama da şu şekildeydi:

“Dostumuz, yoldaşımız M. Ziya Ülkenciler'i kaybettik.

Kuruluşundan bu yana Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nin dekorasyonundan binamızda düzenlenen pek çok sergiye ve etkinliğe, NHKM bünyesinde faaliyet gösteren Nâzım Hikmet Akademisi Sinema Bölümü'nde verdiği derslerden, yürüttüğü atölyelere, yine NHKM bünyesinde çıkardığımız sinema emekçileri bültenlerinden örgütlenme toplantılarına kadar, kültür merkezimizin pek çok odasında, oyun dekorlarında, sergilerde, atölyelerinde, mücadelesinde emeği olan dostumuzu, ağabeyimizi, ustamızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.

Sinemaya, onu ticaret konusu bir mal haline getiren piyasaya inat, bir emek ürünü yaratı olarak bakan, nitelikli bir eser yaratmanın eşit ve özgür bir memleket yaratma mücadelesinin bir parçası olduğunu savunan ustamızın hülyaları da, film tasarıları da, yaratıcı ufku da, sinema emekçilerinin örgütlenmesi hedefleri de NHKM'nin mücadelesinde yaşamaya devam edecek.

Bize kattıkların, paylaştıklarımız için teşekkürler, sevgili ustamız, dostumuz, yoldaşımız...
Seni özleyeceğiz.
”

Türkiye Komünist Partisi’nin açıklaması

Sanatsal yaratımı örgütlü siyasi mücadele ile bütünlemek gerektiğine inanan, ülkemiz sinemasının görece geri kalmasının nedenlerine kafa yorarken sermayenin hem ekonomik hem ideolojik araçlarla sebep olduğu içeriksizliği eleştiren Ülkenciler, bunun daha zengin ve gelişkin bir sanat üretiminin önünde engel olarak dikildiğini belirterek, sektördeki taşeronlaşmaya ve yoğun emek sömürüsüne karşı örgütlenmenin önemini de vurgulamıştı.
Vefatının ardından, Ülkenciler’in üyesi olduğu TKP’den yapılan açıklama da şu şekildeydi:

"TKP üyesi, değerli set tasarımcısı, usta sanat yönetmeni M. Ziya Ülkenciler yoldaşımızı yakalandığı bir hastalığın sonucunda kaybettik.

Gençlik yıllarından itibaren eşit, özgür, sömürüsüz, kardeşçe yaşanan bir ülke için verilen mücadelede saf tutmuş olan yoldaşımızı kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Gerek mesleki birikimini, gerekse yaşam deneyimini teklifsizce paylaşan bu yaratıcı yoldaşımızın neşesini, heyecanını, sinemaya dair tüm hayallerini özleyeceğiz. Hepsiyle birlikte, sinema emekçilerinin mücadelesini büyütme ve işçi sınıfının mücadelesinin bir parçası haline getirme hedefi de daima bizimle olacak.

Ülkemiz sinemasında sanat yönetmenliğini üstlendiği pek çok filmdeki çalışmalarıyla iz bırakmış, yetiştirdiği onlarca set çalışanının da emekleriyle birlikte çok sayıda önemli yapıma imza atmış olan yoldaşımızın yakınlarına, dostlarına, çalışma arkadaşlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerimizi iletiyor ve üzüntülerini paylaşıyoruz.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.