Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Lora: Bir 'tek başınalık' hikayesi

'İnsan Beyninin Mucizeleri' olarak da sunulan oyunda, Lora'nın işten eve dönünce yaşadıklarını, 'Evet, bu hikâye çok tanıdık' diyerek izlemek... 

Buğrahan Aydın

Yayın Tarihi: 17.01.2023 , 12:58 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

“Ağaca bakıp onda bir sandalye gören insanlığa şükürler olsun.”

Üretmeye ve var olmaya şükran sunan, değişimin ve gelişimin en büyük gücü insanlığın önünde eğilen bir cümle bu. Ağaca bakıp sandalye gören insanlık şimdilerde, aynaya bakıp ne görüyor? Her iş günümüz aynı. Kalkıyoruz, işe gidiyoruz, yorgun argın eve dönüyor ve uyku vaktine kadar ya günün muhasebesini yapıyor ya da ertesi günün stresini şimdiden yaşamaya başlıyoruz. Bu, günümüz insanının gündelik yaşamının en kaba özeti. Ancak biliyoruz ki uzunca bir zamandır emek verenlerin hayatı böyle.

İnsan olmanın "maaleseflerinden" biri, yaşadıklarımız, sadece öğrenilen deneyimler ve unutulmayan anılar olarak kalmayabiliyor. Bazı deneyim ve anılarımızla yaşamayı kabullenmek zor olabiliyor. Bunlara "yarattığımız" ya da "üzerimizde yaratılmış" travmalar da diyebiliriz. Bu travmalar ailemizle, sosyal çevremizle ya da işimizle, iş yerimizle alakalı ortaya çıkabilir. Bu travmalar bizlerden asabi ve tahammülsüz insanlar yaratmış olabilir. Bireysel olarak yüklendiğimiz ve tek başımıza taşıdığımız bu sinirimiz bizi, evdeki bir eşyaya bile düşmanlık besleyen ya da bir eşyanın işlevini basit bir şekilde yerine getirmesine bile sevinecek kadar umutsuz ve yalnız hisseden birine dönüştürebilir. En küçük başarısızlıkta tekme yediğimiz bu düzende, 'yemek siparişini teslim almayı bile beceremezsem' korkusunu iliklerimize kadar işleyebilir. Travmalarımızı, öfkelerimizi, sırtımıza bindirilen yükleri doğru yere kanalize edemeyerek tek başına bunlarla yaşamaya alıştırıp, yaşamı da, mücadele etmeyi de, elimizden kaçırabilir.

"Lora, hep bu şekilde, yanlış kararların doğru sonuçlar vereceğini düşünerek yaşıyor. Göz kamaştıran yanlış kararlar ve Lora."

Kadrajımızı kişisel alanımızın dışına -biraz da olsa- genişlettiğimizde vardığımız sonuç aynı olacaktır: Travmalarımızı doğuran şey, düzenin ta kendisi. Bundandır ki, öfkemizin adresi ne kendimiz, ne de düzgün çalışmayan bir florasan lamba.

Aileden, sosyal çevreden, işimizden beklentilerimiz, düzenin kendisi tarafından şekillendirilmiş. Kendimizden beklentilerimiz, başta kendimize olmak üzere, her şeye yüklediğimiz anlamlar, içinde doğup büyüdüğümüz ve hayatta kalmaya çalıştığımız bu düzenin verdiği şekliyle var. Bu şekil almışlık da, bireysel olarak hepimizi ayrı ayrı biricik hissettirip "benim isyanım bana özgü, beni kimse anlamaz" dedirtse de, gerçek öyle değil. Çünkü günün sonunda eve döndüğümüzde, hepimiz aynı yere itiliyoruz. Aynı sorunlarla boğuşuyor, benzer uykusuzlukları paylaşıyoruz. Hata yapmaktan korkarak aldığımız her küçük karar, hayatlarımızda büyük felaketlere yol açıyor.

“Bir sorunu başka bir sorunla geçiştirdikleri yüzlerine vurulan insanlar, sinirlenme eğiliminde olabilirler.”

İşte Lora. O da bizden biri.

Tıkanmış musluk, bozuk su ısıtıcı, -tahminen- temassızlık problemi olan bir florasan lamba ve aileden, sosyal çevreden ve işten kaynaklı "başarısızlık" travmaları... Lora'nın dönüştüğü kişiden nasıl da nefret ettiğini, aslında önce kendisiyle olan kavgalarıyla izlemek...  Daha açık olunca, “İnsan Beyninin Mucizeleri” olarak da sunulan oyunda, Lora'nın işten eve dönünce yaşadıklarını, "Evet, bu hikâye çok tanıdık" diyerek izlemek... 

“Bu hayat, seninle benim aramda geçecek Lora. Sevsen de, sevmesen de.”

Orchestra Theatre'yi, Mithat Ozan Küren’in yazdığı “Lora” oyunuyla sahnede izledik. Küren'in aynı zamanda yönetmenliğini de üstlendiği Lora'yı Çağdaş Ekin Şişman ve Mehmet Okuroğlu oynuyor.  Metin ve oyunun akışı gereği 'üst düzey bir uyum' yakalamaları gereken ikili, bunu hakkıyla yerine getiriyor ve bizlere "ne çabuk bitti" dedirtecek kadar iyi vakit geçirtiyorlar. Onları izlerken hem Lora oluyor, hem Lora'ya düşman oluyoruz. Lora'ya onlarla birlikte gülüyor ve onlarla birlikte öfkeleniyoruz. Metnin başarısını, reji ve oyuncular, sahnede devleşerek bizlere aktarıyor.

Lora bu sezon, İstanbul'da Avrupa ve Anadolu yakasındaki farklı sahnelerde izlendi. Oyun, 3 Şubat ve 21 Şubat tarihlerinde Kadıköy Emek Tiyatrosu'nda seyirciyle buluşacak. Bir akşam da olsa, evdeki bozuk su ısıtıcısına Lora'nın bir akşamını izledikten sonra kavuşabiliriz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.