Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Libya askeri heyetinin uçağıyla hatırlananlar: Parçalanmış bir ülke, tekellerin rekabet alanına dönüşen zenginlikler

Libya Genelkurmay Başkanı'nın uçağının resmi ziyaret için geldiği Ankara'da düşmesinin ülkede nasıl gerilim başlıklarına yol açacağı henüz belirsiz. Öte yandan uçağın Türkiye'de düşmesi Bahçeli'nin de açıklamasıyla "Konu burada da kriz çıkarır mı?" sorusunu akla getirdi. Libya'ya yakından bakınca gelişmelerse ülkeyi zor günler beklediğini gösteriyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 24.12.2025 , 16:21

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Al-Haddad ve beraberindeki 4 kişi ile 3 mürettebatı taşıyan özel jet, Esenboğa Havalimanı'ndan dün akşam havalandıktan sonra Ankara Haymana'da Kesikkavak köyünde boş araziye düştü.

Falcon 50 tipi jetin hava kontrol merkezine elektrik arızasından kaynaklı "acil durum" bildiren ve "acil iniş" talebinde bulunduğu öğrenildi. Uçağın enkazına ulaşıldı, kurtulan olmadığı belirtildi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile de görüşen Libya Genelkurmay Başkanı ve beraberindeki heyet, Ankara'ya resmi ziyaret kapsamında gelmişti.

Önceki gün TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Libya'daki görev süresinin 2 Ocak 2026'dan itibaren 24 ay uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edilmiş, tezkereye AKP, CHP, MHP, Yeni Yol Partisi ve İYİP "evet", DEM Parti "hayır" oyu vermişti.

Uçağın düşmesinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin açıklamaları da dikkat çekti. Bahçeli, "Uçak kazası hem düşündürücü hem de ziyadesiyle üzücüdür” açıklamasını yaptı.

Ankara'da Libya askeri heyetini taşıyan jetin enkazındaki çalışmalar sürüyor.

Petrol ve doğalgaz ülkesi Libya

Üst üste gelen İHA kazaları, Karadeniz'de ticaret gemilerine saldırılar bir yandan kuzeyde diğer tarafta ise İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki üçlü mekanizmayla Doğu Akdeniz'de Türkiye açısından gerilim başlıkları büyüyor.

Bu gelişmeler ışığında Libya'ya ve ülkenin Türkiye ile ilişkilerine yeniden bakmak gerekiyor.

Yıllardır iç savaşın devam ettiği Libya, ikinci Dünya Savaşı’nın sonlarına kadar İtalya’nın sömürge yönetimi altında kaldı. Savaşta İngiliz ve ABD kuvvetlerinin eline geçen Libya, 1951’de emperyalistlerce atanan bir kral tarafından "bağımsızlığını" ilan etti.

Bölgede petrol bulunmasıyla işler daha da çetrefilli hale geldi. Petrol arama ve işletme ruhsatı önce ABD, İngiliz ve Fransız tekellerine dağıtıldı. Ayrıca ABD Hava üssü kalıcı bir statü kazandı.

Yaklaşık 55 yıl önce “Birlikçi Hür Subaylar” iktidarı ele geçirdikten sonra Muammer Kaddafi Devrim Konseyi’nin başına geçti, burjuva devrimi radikal subaylar tarafından gerçekleştirildi. Emperyalist ülkelerle askeri anlaşmalar bozuldu, petrol şirketleri ve bankalar devletin kontrolüne girecek şekilde kamulaştırıldı.

"Libya Sosyalist Halk Cemahiriyesi" ile ülke sosyalist bir ülke olmasa da halkçı, aydınlanmacı, anti-emperyalist özellikler gösteriyordu. Öte yandan Libya’da bağımsız bir işçi sınıfı siyasetinin doğuşuna hiçbir zaman izin verilmedi. Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle daha fazla piyasacılığın hedefi haline geldi.

"Arap Baharı" denilen kışkırtılmış ayaklanmaya NATO 2011’de müdahale etti. İtalya’nın açtığı hava koridorundan geçen ABD, İngiliz ve Fransız uçakları Libya halkına ölüm saçtı. Kaddafi devrildi. Böylece geçen yüzyılda elde edilen bütün kazanımlar kaybedildi.

2011’den bu yana da fiilen ikiye bölünen ülkede paylaşım savaşı sürüyor.

Afrika'nın en büyük petrol rezervleri Libya'da bulunuyor. Libya'nın mevcut üretim oranlarında 77 yıllık rezervi olduğu düşünülüyor.

Tekellerin ve devletlerin rekabet alanına dönüşme

Libya dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip ülkelerinden biriydi. Ulusal egemenliğinin yok edilmesinden sonra tekellerin ve arkalarındaki yayılmacı amaçları ile devletlerin rekabet alanına döndü.

Libya’nın biri batısında diğeri doğusunda olmak üzere iki iktidar odağı oluştu. 

İtalya, Katar ve Türkiye batısındakini, Fransa, Rusya, Mısır ve BAE doğusundakini destekledi. Türkiye sermayesi tam Batı kısmı kaybedecekken müdahil oldu, Suriye’den taşınan cihatçı askerler ve SİHA’larla bu kaybedişin önlenmesinde büyük bir rol oynandı. Ardından Almanya AB emperyalizmi adına sürece müdahil oldu ve Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında çatışan Libyalı tarafları bir araya getirdi. Bu hamleyle Türkiye ve Rusya gibi aktörler mümkün olduğu kadar Libya’nın dışına ittirilmeye çalışıldı.

2020'deki Barış Anlaşması, emperyalist rekabeti ortadan kaldırmadığı gibi ülkeye gerilim ve belirsizlik de geri döndü. Anlaşma sonrası kurulan ve ülkeyi Aralık 2021’de seçimlere götürmek üzere geçici olarak göreve gelen Dibeybe Hükümeti bunu yapmak yerine iktidarını korumayı tercih etti. Böylece BM hukukuna, AB’ye ve Mısır’a göre meşru olmayan bir hükümet haline geldi.
Bunun üzerine eskiden Türkiye’nin de desteklediği Fethi Başağa Temsilciler Meclisi tarafından başbakan olarak seçildi ve 2021 yazında yönetimi Dibeybe Hükümetinden almak üzere Trablus’a askeri güçleri ile girdi ve hükümet güçleri ile çatıştı.Bu esnada Türkiye’ye bağlı SİHA’ların çatışmaya karışması ile Başağa birliklerinin Trablus’tan çekildiği söylendi.

Sonuçta Libya tekrar iki hükümetli ve iki ordulu duruma geri döndü.

Dibeybe Hükümeti 2022 Ekim ayı içinde AKP hükümetiyle bir dizi anlaşma imzaladı. Bunlardan ilki 2019’da yapılan deniz sınırları anlaşmasını perçinliyor ve Türkiye’ye Libya karasularında petrol ve doğalgaz kaynaklarını araştırma yetkisi veriyordu.

Bu anlaşmalar deniz egemenliğinde çakışma ve sorun yarattığı için Yunanistan, Mısır ve AB temsilcilerini kızdırdı. Yunanistan ve Mısır da benzer bir anlaşma yaptı. O dönem Türkiye-Mısır ilişkileri etkilendi.

Enerji tekellerinin gözlerini Akdeniz’in altında yatan hidrokarbon yataklarına çevirmesiyle denizde egemenlik tartışmaları bambaşka bir boyut kazandı.

AKP'nin oğul Hafter'le ilişkileri yumuşatma çabası

Libya'da 2021 yılı sonunda yapılması planlanan ulusal seçimlerin, "aday yeterliliği, anayasal kurallar ve rakip hükümetlerin bir çerçeve üzerinde anlaşamaması" ve ardından gelen "güvenlik endişeleri" sebepleriyle süresiz olarak ertelenmişti.

Dibeybe'nin Ulusal Mutabakat Hükümeti, 2021'den beri batı Libya'nın kontrolünü elinde tutarken, komutan Halife Hafter tarafından desteklenen bir yönetim doğuda liderlik ediyor.

Libya'da en son Mayıs ayında Trablus hükümetine karşı ayaklanma başlamış, günler süren şiddet dalgası sonrası üç bakan istifa etmişti.

Türkiye, Libya’da uzun süredir destek verdiği Trablus merkezli hükümetin yanı sıra ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter yönetimiyle de ilişkilerini "normalleştirmek" için adımlar atıyordu.

Ülkenin doğusunu kontrol eden Halife Hafter’in oğlu Saddam Hafter, son yıllarda ailenin ilişkilerini BAE ve Mısır dışına taşımak için aktif bir rol üstleniyordu. 

Saddam Hafter, bu yıl Nisan ayında Ankara'yı ziyaret ederek Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve üst düzey komutanlarla görüşmüştü.

Milli Savunma Bakanlığı Haziran ayında yaptığı basın bilgilendirme toplantılarından birinde Trablus hükümetiyle imzalanan deniz yetki anlaşmasını Hafter tarafının incelemeye almasını olumlu karşıladığını duyurmuştu.

Saddam Hafter Ağustos ayında da İstanbul’daki silah sanayi fuarı IDEF'e katılmış, yine Bakan Güler ile ikili görüşme yapmıştı.

Ağustos ayında MİT Başkanı İbrahim Kalın, Bingazi yakınlarındaki Recme’de Hafter ile bir araya gelmişti. Görüşme, Ankara’nın Hafter ile kurduğu ilk üst düzey temas olarak dikkat çekmişti. Kalın’ın ziyaretinin Hafter’e bağlı Tobruk Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile 2019’da imzalanan ve Doğu Akdeniz’de büyük tartışma yaratan deniz yetki anlaşmasını onaylamaya hazırlandığı bir döneme denk gelmesi açısından önemliydi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Eylül ayında yaptığı açıklamada Hafter yönetiminden “pozitif adımlar” gelmesi halinde Bingazi’yi ziyaret edebileceğini söylemişti.

Trump’ın dünürü Libya’da, kızı ve damadı Türk petrol patronunun lüks yatında

Eylül ayında Libya Trump ailesinin petrol merakıyla yeniden gündem olmuştu.

ABD Başkanı Trump’ın kızı Tiffany ile eşi Michael Boulos’un Temmuz ayında Türkiye'deki petrol patronlarından Bayegan ailesinin lüks yatında yaz tatili yaptığı ortaya çıkmıştı. Michael’in babası ve Trump’ın Afrika temsilcisi Boulos ise aynı günlerde Libya petrolleri için Trablus’ta ABD adına görüşmeler yürütüyordu.

Trump, Michael Boulos’un babası Lübnanlı-Amerikan patron Massad Boulos’u önce Ortadoğu danışmanı, daha sonra ise Afrika temsilcisi yapmıştı.

ABD Başkanı Trump’ın kızı Tiffany ile eşi Michael Boulos Bayeganların yatında.

Massad Boulos geçen bahar aylarında Katar’da Libya Ulusal Güvenlik Danışmanı İbrahim Dibeybe ile bir araya gelmişti. Görüşmede Başbakan Dibeybe’nin yeğeni olan İbrahim Dibeybe dikkat çekici bir teklifte bulunmuştu: Kaddafi sonrası ABD yaptırımları kapsamında Batı bankalarında bloke edilen Libya’ya ait 70 milyar doların bir kısmının serbest bırakılması karşılığında, Libya bu parayı inşaat sözleşmeleri aracılığıyla ABD’li şirketlere taahhüt edecekti.

Boulos ise daha sonra, Libya’nın dondurulan varlıklarının bir kısmının ABD’li şirketlere aktarılması konusunu konuştuğunu birçok ABD’li ve Libyalı yetkili dile getirse de reddedecekti.

Libya'nın geleceği her masada gündem

Libya'da seçimler bir süredir Birleşmiş Milletler üzerinden yeniden gündemde.

Ülkede siyasi sürecin işletilmesi ve seçimlerin yapılmasına yönelik Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonun (UNSMIL) himayesinde ülkenin çeşitli bölgelerinden ve kesimlerinden 124 kişinin katıldığı "yapılandırılmış diyalog" toplantılarının ilki 14 Aralık'ta yapıldı.

Toplantıya başkanlık eden UNSMIL Başkanı Hanna Tetteh Ağustos ayında da BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği brifingde, Libya krizini çözmek için bir "yol haritası" açıklamıştı.

Söz konusu planlamada Libya'da seçimlerin en fazla 18 ay içinde gerçekleştirilmesinin hedeflendiği belirtilmişti.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.