Sayfa yolu
KYK’den öğrencilere intikam gibi cezalar: ‘Öğrenciler arasındaki ortaklık duygusunun önüne geçmeye çalışıyorlar’
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yekta Armanc Hatipoğlu
Yayın Tarihi: 07.06.2024 , 10:38 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
2023 yılının ekim ayına Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı yurtlarda yaşanan skandallar ve bu skandallara öğrencilerin verdiği tepkiler damga vurmuştu. Güvenlik, hijyen ve yemek bakımından yetersiz olan KYK yurtlarında kalan öğrenciler, ülkenin dört bir yanında çeşitli eylemlere imza atmıştı.
25 Ekim Çarşamba gecesi, Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan Güzelhisar KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda, 16 öğrencinin bulunduğu asansör düşmüş, 16 öğrenciden biri olan Zeren Ertaş hayatını kaybetmişti. Adnan Menderes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. sınıf öğrencisi olan Ertaş’ın yaşamını yitirmesinin ardından diğer KYK yurtları da asansörlerindeki aksaklıklarla gündeme gelmiş, KYK eylemleri yeni bir boyut kazanmıştı.
KYK yurtları, eylemlere katılan öğrenciler hakkında soruşturma başlattı. Bazı öğrenciler uzaklaştırma alırken, bazıları da yurtlardan atıldı. Bazı öğrenciler ise sadece X’ten KYK yurtlarıyla ilgili gönderi paylaştığı için soruşturmaya tabi tutuldu.
Berfin Leyla Demir, yaşanan asansör arızasını videoya çektiği için, Ayça Reyhan Öztürk ise yurt idaresinin iftirası sonucu yurttan atılan ve uzaklaştırılan iki öğrenci. Demir ve Öztürk ile başlarından geçenleri, KYK yurtları üzerine çalışan akademisyen Özlem İlyas ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Parti Meclisi (PM) ve Üniversite Bürosu Üyesi Zekican Demirçelen ile yurt idarelerinin öğrencilere verdiği “intikam gibi cezaları” konuştuk.
‘Tüm Türkiye’ye yaydık eylemleri, bunun intikamını alıyorlar bizden’
Berfin Leyla Demir, Kocaeli’de bulunan Semiha Ayverdi KYK Yurdu’nda kalıyordu. Asansör arızasını videoya çektiği için yurttan atılan Demir, şimdi bir arkadaşında kalıyor.
Soruşturmanın altı ay sonra sonuçlandığını söyleyen Demir, yurttan çıkması için kendisine verilmesi gereken bir hafta sürenin verilmediğini, son gün apar topar çıkmak zorunda kaldığını kaydetti. Demir, “Barınmayı ve barındığımız alanın yaşanılabilir olmasını istiyoruz, bunu bile çok görüyorlar. İntikam alıyorlar sanki” dedi:
“Bizim yurtta asansör arızalanmıştı altı ay önce. Ben de bunu videoya çektim. Malum, KYK yurtlarına asansörler bozulur ve sonra idare hiçbir şey yapmaz, olan yurttaki öğrencilere olur. Videoya çektikten sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Soruşturma altı ay sonra sonuçlandı, yurttan atıldım. Normalde bir hafta önce yurttan atılacağımı tebliğ etmeleri lazım ama yapmadılar. Son gün ‘Hadi gidiyorsun’ diyerek alelacele çıkarıldım yurttan. Şimdi bir arkadaşımda kalıyorum. Barınmayı ve barındığımız alanın yaşanılabilir olmasını istiyoruz, bunu bile çok görüyorlar. İntikam alıyorlar sanki. Ekim ayında insanca yaşamak istediğimizi söyledik, tüm Türkiye’ye yaydık eylemleri. Yavaş yavaş bunun intikamını alıyorlar bizden.”
Uyuşturucu ve içki iftirası: Tütün torbasına ‘esrar’ dediler
Ayça Reyhan Öztürk, İzmir’de bulunan Zübeyde Hanım KYK Yurdu’nda kalıyordu. Öztürk, yurtta yapılan eylemler nedeniyle pek çok öğrenci ve idare tarafından tanınıyordu. Sarma sigaraya “esrar” diyen ve Öztürk’ün yurtta içki içtiğini iddia eden yurt idaresi, Öztürk’ü final döneminde yurttan uzaklaştırıldı.
İdarenin odasına izinsiz bir şekilde girerek çantasındaki biber gazını silah olarak gösterdiğini kaydeden Öztürk, kendisine gerekçe gösterilmeden “Bir hafta git, sonra gel” denildiğini belirtti. Öztürk, şunları kaydetti:
“Zeren Ertaş eylemlerine katılımımdan dolayı öğrenciler beni tanıyordu. Daha önce de ufak tefek eylemler yapmıştık. Örnek veriyorum, yemekhane yemeklerinden böcek çıkmıştı, bunun için de eylem yapmıştık. İdare de beni tanıyordu. Sonra bir gün odama girdiler, izinsiz bir şekilde çantamı arayıp biber gazımı aldılar, bunu silah olarak gösterdiler. Odamda bulunan tütün torbası nedeniyle esrar kullandığımı söylediler. İçki içtiğimi iddia ettiler ama tek bir kanıt sunmadılar. Sonra süreci başlattılar. Bana önce herhangi bir karar olmamasına rağmen ‘Sen git, bir hafta gelme, izin al’ dediler. 2-3 gün böyle gitti. Daha sonra dedim ki ‘Benim artık dışarıda kalacak yerim yok, buraya para ödüyorum, burada kalmam gerekiyor.’ Ellerinde bir karar yok sonuçta, almaları gerekiyor. Aldılar beni, birkaç gün misafir odasında kaldım. Sonra uzaklaştırma kararı geldi tam final döneminde. Sınavlarım çok kötü geçti bu yüzden. Mecburen eve çıktım son çare.”
‘Yurt yönetmeliği öğrencilerin siyaset yapmalarını caydırmaya yönelik tasarlanmış durumda’
Özlem İlyas, Warwick Üniversitesi’nde sosyoloji alanında devam eden doktora öğreniminin bir parçası olarak KYK yurtlarındaki barınma koşulları ve öğrencilik deneyimlerini araştırıyor. Daha önce freelance çalışanlar ve evden çalışma konuları hakkında araştırma yürütmüş olan İlyas’ın akademik ilgi alanları arasında emek çalışmaları, gençlik çalışmaları ve siyasal öznellik konuları yer alıyor.
İlyas, sözlerine Zeren Ertaş’ın yaşamını yitirmesinin ardından ülke genelinde başlayan eylemlere değinerek başladı. “Yurt idare ve yönetmeliği öğrencilerin taleplerini kolektif olarak ifade etmeleri ve siyaset yapmalarını caydırmaya ve kriminalize etmeye yönelik tasarlanmış durumda” diyen İlyas, şunları kaydetti:
“Zeren Ertaş’ın bir KYK yurdundaki asansör kazasında hayatını kaybetmesinin ardından çok sayıda kentte öğrenciler eyleme geçtiler hem yaşanan faciaya tepki göstermek hem de uzun zamandır kulak ardı edilen talep ve şikayetlerini daha yüksek sesle duyurmak istediler. Araştırma kapsamında görüştüğüm öğrenciler ısrarla ‘haklı olduklarını’, tepki göstermenin bir hak ve hatta sorumluluk olduğunu vurgulama ihtiyacı hissediyorlar. Bu vurgunun nedenini ise şöyle anlamlandırabiliriz: Yurt idare ve yönetmeliği öğrencilerin taleplerini kolektif olarak ifade etmeleri ve siyaset yapmalarını caydırmaya ve kriminalize etmeye yönelik tasarlanmış durumda. En fazla bireysel olarak CİMER’e şikâyette bulunabildiklerini veya dilekçe yazabildiklerini biliyoruz, ki bunların da dikkate alınmadığını aktarıyorlar. Asansör kazasının ardından aylar geçmesine rağmen yurtlardaki asansörler hâlâ arızalanmaya, tavan çökmesi gibi farklı türden kazalar gerçeklemeye ve öğrencilerin deyimiyle ‘yenemeyecek türden’ yemekler önlerine getirilmeye devam ediyor.”
‘Aydın’daki kazanın ölümle sonuçlanmasının ardından kolektif olarak harekete geçmenin önündeki baskıların bir hükmü kalmadı öğrenciler için’
Aydın’da Zeren Ertaş’ın yaşamını yitirdiği kazanın öğrencilerin kolektif hareketi açısından önlerinde duran baskıyı hükümsüz kıldığını söyleyen İlyas, “Biz de olabilirdik” duygusunun öğrencileri harekete geçirdiğini kaydetti. Eylemlerin toplumsal meşruiyetinin yüksek olduğu dönemlerde öğrencilere daha çok yazılı uyarı cezası verildiğini belirten İlyas, bugün verilen ağır cezaların ileride gelişebilecek bir eylemliliğin önünü almayı hedefleyebileceğini söyledi:
“Aydın’daki kazanın ölümle sonuçlanmasının ardından kolektif olarak harekete geçmenin önündeki baskıların bir hükmü kalmadı öğrenciler için. Doğrudan tepki göstermeye yönelik bir refleks oluştu, zira ‘biz de olabilirdik’ duygusu ve bunun getirdiği bir tepki gösterme sorumluluğu ağır bastı. Fakat eylemler sırasında veya sonrasında bazı yurtlarda belirli öğrencilerin idare tarafından hedef olarak belirlendiğini görüyoruz. Eylemlerin toplumsal meşruiyetinin yüksek olduğu ilk dönemde bu öğrencilere daha çok yazılı uyarı cezası veya gözdağı veriliyor. Bazı yurtlarda ise da bu eylemle ilişkilendirmeden başka ithamlarla cezalandırılıyor ve yurttan atılıyorlar. Öte yandan eylemler ve eylemlere neden olan barınma koşulları hızlı değişen gündemin biraz gölgesinde kalınca cezaların da dozu artmış ve odağı netleşmiş görünüyor. Yurt koşullarını değiştirme konusunda bir irade gösterilmediği düşünülürse, bu cezaların gelecekte benzer şekilde gelişebilecek bir eylemliliğin önünü almayı hedeflediğini düşünebiliriz.”
İlyas, yurttan atılmanın sadece barınma hakkını değil bununla birlikte öğrencilerin öğrenim ve gelecekleri üzerinde karar verme haklarını da ellerinden aldığını kaydetti:
“Yurttan atılma korkusu, üniversiteyi zamanında bitirememe korkusu ile beraber, öğrencilerin en temel kaygılarından biri. Özellikle kadın öğrenciler ‘yurda geç kalırsam ceza alırım, sonra belki yurttan atılırım’ korkusunu gündelik düzeyde yaşıyor. Zira öğrenciler kira ve gıda fiyatlarında rekor seviyelerdeki enflasyondan en çok etkilenen gruplar arasında. Hatta KYK yurdunda kalan pek çok öğrencinin dahi bir işte çalışmadan geçinemediğini aktarıyorlar. Yurttan çıkarılan öğrenciler ya okulu bırakıp aile yanına dönebiliyor ya da bir işe girip ‘dersleri geçebilecek miyim’ stresiyle öğrenimlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Yani yurttan atılmak sadece barınma haklarını değil; öğrenim haklarını, gelecekleri üzerinde karar verme haklarını da ellerinden almış oluyor. Dolayısıyla yurttan atılmak onlar için ‘hayat memat’ meselesi halini alabiliyor ve psikolojik sağlıkları açısından da ciddi risk barındırıyor. Artan öğrenci yoksulluğuna ve ‘dersi geçemezsem’ stresine öğrenci intiharları sonrasında dikkat çekilmişti. Dolayısıyla bu tür cezalandırma yöntemlerine başvururken yurt idarelerinin nasıl bir sorumluluk altına girdiklerini de düşünmeleri gerekiyor.”
Yurtlarda inşa edilmeye çalışılan muhafazakâr kültür
KYK yurtlarında inşa edilmeye çalışılan muhafazakâr kültüre de değinen İlyas, öğrencilerin, yaratılmak istenen kültürün siyaseten caydırıcı bir amacı olduğu kanısında olduğunu söyledi. İlyas, Aydın’da yaşanan facianın ardından eylem yapan öğrencilere “Dua okuyun” denildiğini hatırlattı:
“Öğrenciler bu cezalandırıcı tedbirlerin yanı sıra, yurtlarda inşa edilmeye çalışılan muhafazakâr kültürün de siyaseten caydırıcı bir amacı olduğu kanısında. Psikologlarla benzer görevler yüklenen manevi danışmanlar ve dini içerikli etkinliklerin yoğunluk kazanması bahsettikleri dönüşümler arasında. Aktardıklarına göre yurttaki zor koşullarda biraz avantaj elde etmenin bir yolu bu tür etkinliklere katılmaktan geçebiliyor. Gündelik düzeyde bu şekilde inşa edilen rıza bazı yerlerde eylemlerin kısa sürede bastırılmasında rol oynamış olabilir. Aydın’daki kazadan sonra bir KYK yurdunda eyleme geçen bir grup öğrenciye ‘bu yaptığınız arkadaşınıza zarar veriyor, arkasından bir dua okumak daha iyi olur’ denilerek eylemin sonlandırıldığını biliyoruz.”
‘İbretlik cezalandırma yöntemleriyle öğrenciler arasında güçlü olarak ifade edilen ortaklık duygusunun da önüne geçmeye çalışıyorlar’
İlyas sözlerini KYK yurtlarının idarelerinin “ibretlik” cezalarla öğrenciler arasında oluşan ortaklık duygusunun da önüne geçmeye çalıştığını söyleyerek noktaladı:
“Özetle, KYK eylemlerine yurt idareleri ve kurumun verdiği tepkinin öğrencileri dinleyip ifade ettikleri sorunlara dair somut politika ve çözümler geliştirmeye değil; öğrencileri yerine göre teskin, telkin ve tehditlerle sindirmeye odaklandığını gözlemliyoruz. Öğrencileri resmi olarak dinlemeseler de öfkelerinin, kaygı ve korkularının devam ettiğini onlar da gözlemliyor olmalılar ki ‘ibretlik’ cezalandırma yöntemleriyle öğrenciler arasında güçlü olarak ifade edilen ortaklık duygusunun da önüne geçmeye çalışıyorlar.”
‘Yöneticiler ‘mevzuata uygun’ diyerek bütün sorunların üstünü kapatıyor’
TKP PM ve Üniversite Bürosu Üyesi Zekican Demirçelen konuyla ilgili sözlerine yurt idarelerinin bütün sorunlara karşı “mevzuata uygun” deyip sorunların üstünü kapattığını söyleyerek başladı:
“Bu olaya sadece bir disiplin soruşturması ve onun nihayetinde verilen karar olarak bakarsak hata yapmış oluruz. Barınma ve beslenme en temel hakkımız fakat böcekli yemekler, asansör kazaları ve zehirlenmeler… KYK yurtları denildiğinde artık akla ilk gelenler bunlar oluyor. Yöneticiler ise bütün bu sorunlara karşı ‘mevzuata uygun’ diyerek sorunların üstünü kapatıyor.”
‘Mücadelemizi arttırarak sürdüreceğiz’
Sorunların çözülmesi yerine öğrencilerden intikam alındığını söyleyen Demirçelen, mücadelelerini arttırarak sürdüreceklerini kaydetti:
“Tüm yetersizliğiyle öğrencilere reva görülen yurtlarda, koşulları iyileştirmenin yerine aciz biçimde intikam almaya çalışılıyor. Ancak bir takım kötü yöneticilerin intikam duygusu değil kastımız. En temel hakların bile talep edilmesinin, örgütlü herhangi bir mücadelenin önünü kesmeye yönelik bir sindirme hamlesi olarak görüyoruz bu tür soruşturmaları. KYK yurtlarındaki sorunlar için haklarını arayan öğrencileri tehdit ederek, barınma haklarını ellerinden alarak çözmeye çalışanlara karşı yurtlardaki mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.