Sayfa yolu
Kuzey Kıbrıs'ta direniş devam ediyor: 'Mesele sadece yasa tasarısı değil, hükümetin yolsuzlukları'
Fotoğraf: Kıbrıs Postası
Yayın Tarihi: 10.04.2026 , 11:32
Kuzey Kıbrıs'ta Ünal Üstel başbakanlığındaki UBP, DP ve YDP koalisyon hükümetinin, çalışanların "hayat pahalılığı ödeneği"ni kanun hükmünde kararname ile dondurması üzerine halk sokağa döküldü. Günlerdir sendikaların öncülüğünde toplanan binlerce kişi, yeni yapılan Meclis binasına kuşattı, genel grevler ilan edildi, halkın önüne serilen bariyer aşılarak eylemlere devam edildi.
Birlik, mücadele, dayanışma ve hükümet istifa sloganlarıyla bir araya gelen halk, Meclis girişinde itfaiye araçlarıyla oluşturulan engelleri ve gerek demirden gerek betondan kurulan bariyerlerle aştı.
'Hayat Pahalılığı Ödeneği' nedir?
Kuzey Kıbrıs'ta hayat pahalılığı ödeneği, sürekli artan enflasyon karşısında ücretli çalışanların ve emeklilerin alım gücünü korumayı amaçlayan kritik bir yasal düzenleme olarak uygulanıyor.
Ülkede periyodik olarak açıklanan enflasyon oranlarının, kamu kurumu çalışanlarının maaşlarına birebir yansıtılmasını zorunlu kılan bu sistem, asgari ücretli özel sektör emekçileri için ise doğrudan yasal bir güvence sunmuyor.
Kamuya yansıyan zam oranı, asgari ücret tespit komisyonu toplantılarında bir referans noktası olarak kullanılsa da, özel sektör çalışanlarına genellikle açıklanan hayat pahalılığı oranının çok daha altında bir artış yapılıyor.
Dolayısıyla hükümetin bu ödeneği bir kararnameyle dondurma girişimi, yalnızca kamu emekçilerinin değil, zaten açlık sınırında yaşayan asgari ücretlilerin ve tüm emekçi halkın gelirlerinin enflasyon karşısında doğrudan erimesi ve yoksulluğun daha da derinleşmesi anlamına geliyor.
Kıbrıs'ta neler oluyor?
Sürecin fitili, "hayat pahalılığı ödeneği"nin bir kereye mahsus olarak 2026 yılının ilk üç ayı için verilmesi, geri kalan dokuz ayın ise 2027 ocak ayında verilmesinin gündeme gelmesiyle ateşlendi.
Ancak halk bu karara büyük tepki gösterdi. Yasa tasarısı hükümet tarafından Meclis komitesine getirildiğinde halk sokakta direnişe geçti ve süreç kilitlendi. Hükümet geri adım atarak tasarıyı tekrar düşüneceklerini ve müzakere edeceklerini duyurdu. Sendikalar da bu gelişme üzerine genel grev ve eylemleri askıya aldıklarını açıkladı. Fakat bu arada hükümet, sabaha karşı "Yasa Gücünde Kararname" çıkararak kararı Kıbrıs Resmi Gazete'sinde duyurdu. Bu durumun yaşanmasıyla birlikte her şey birbirine girdi ve günlerce sürecek olan eylemler yeniden başladı.
Kararnamenin yayımlanmasıyla birlikte çok daha büyük kalabalıklar Meclis önüne yığıldı. Sadece kamuyu değil, asgari ücreti de yakından ilgilendiren toplam on bir yasa tasarısına karşı öfke sokaklara taştı. Aralarında belediye ve elektrik kurumu emekçilerinin de bulunduğu kalabalıklar, iş makineleriyle polisin kurduğu tüm demir ve beton bariyerleri üç gün boyunca yıkarak Meclis'e girmeyi başardı.
Eylemcilerin Meclis'e kadar girmesi üzerine hükümet yasa gücünde kararnameyi geri çektiğini ancak yasa tasarılarını Meclis'ten geçireceğini açıkladı. Sendikalar ise kararnamenin ve tüm tasarıların geri çekilmesini talep etti.
Muhalefet kürsüyü işgal etti
Sokaktaki direniş, Meclis Genel Kurulu'na da yansıdı.
Muhalefet partileri ile sendikalar arasında kurulan işbirliği kapsamında, on sekiz muhalefet vekili yasaların geçmesini engellemek için iç tüzükten doğan konuşma haklarını kullanmaya başladı. Her bir yasa tasarısı için sahip oldukları kırk beş dakikalık konuşma hakkını kullanan vekiller, kürsüyü ele geçirerek yasanın geçmesine izin vermedi.
Sabaha karşı dörde kadar süren eylemin ardından yorulan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, oturuma Pazartesi gününe kadar ara verdiğini duyurdu.
Hükümet üyelerinin Kıbrıs dışındaki bir toplantı için yurtdışına gitmesinin ardından sendikalar ve eylemciler de direnen kitlelere nefes aldırmak ve direnç toplamak amacıyla eylemlerini Pazartesi'ye kadar askıya aldıklarını bildirdi.
Emekçilerin sermayeye ve yoksullaştırma politikalarına karşı direnişini sansürsüz takip etmek için soL'a abone olun. Emeğin ve gerçeğin sesini daha gür duyurabilmemiz için bağımsız gazeteciliğe destek verin.
'Bizzat Ankara tarafından atanmış hükümet, sermaye ile araları çok iyi'
Süreci yakından takip eden Özgür Gazete Kıbrıs'tan gazeteci Pınar Barut, yaşananların yalnızca basit bir hayat pahalılığı ödeneği meselesi olmadığını, aslında hükümete karşı birikmiş bir öfke olduğunu soL'a anlattı:
Bu hükümete olan bu tepki sendikal bir tepki değil. Sadece bu hükümet UBP, DP, YDP koalisyon hükümeti Ankara'nın baskısıyla oluşturulmuş, başbakanı bile seçilmemiş, bizzat atanmış Ankara tarafından bir hükümet. Ve bu hükümetin, başbakanın en yakın bürokratları son bir senedir yolsuzluk ve rüşvetten mali polis tarafından tutuklandılar.
Kamusal sağlığa, kamusal eğitime, kamusal ulaşıma hiçbir yatırım yapılmadı. Ancak bir grup hükümet mensubu, başbakan olmak üzere sürekli zenginleşti ve sermaye ile araları çok iyi.
Zaten son iki üç yıldır ülkede ciddi bir eylemlilik süreci olduğunu söyleyen Pınar Barut, halkın büyük bir güven bunalımında olduğunu, hükümetin gitmesi için Kıbrıslıların uzun süredir sokağa çıktığını belirtti.
'Enerjimiz Aksa'ya, elektrik altyapısı Türk Telekom'a peşkeş çekilmek isteniyor'
"Bu son damla oldu. Yani mesele bu yasa tasarısı değil. Mesele bu hükümetin yolsuzlukları, rüşveti. Arazi peşkeşleri, orman arazilerinin peşkeşleri, kamu binalarının peşkeşleri. Bunlar genelde yerli sermaye de var içinde ama Ankara'dan buraya gelen Türkiye sermayesine peşkeş çekiliyor" diyen Barut, şöyle devam etti:
Enerjimiz Aksa'ya peşkeş çekiliyor, ulaşım tamamıyla Emrullah Turanlı'ya peşkeş çekilmiş durumda. Ercan Havalimanı, elektrik altyapısı Türk Telekom'a peşkeş çekilmek isteniyor. Yani bu sadece bir damlaydı, o damla çok büyük bir patlamaya sebep oldu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.